• Fars edebiyatının hazinesi; Nizami Gencevi

Bugün İranlı büyük şair, Nizami Gencevi’yi anma yıldönümüdür. Bu çerçevede sizin için kısa bir program hazırladık.

Nizami Gencevi olarak ün yapan Hekim Ebu Muhammed İlyas, kameri  6. yüzyılın ünlü şairlerinden biridir. Tarihçiler şairden geri kalan şiirlere ve eserlere bakarak veladetini kameri 530 ila 540 yılları arasında bir yıl şeklinde tahmin ediyor.

Nizami o dönemde İran topraklarının bir parçası olan Gence kentinde dünyaya geldi ve burada büyüdü. O dönemde Gence İran’ın kuzeyinde Gence çayın iki kıyısında yer alıyordu. Genci Fars şiiri ve edebiyatının önemli merkezlerinden biriydi ve şiir ve şairlik Hakani, Feleki Şervani ve Ebulala Gencevi gibi büyük şairlerin sayesinde çok yaygındı ve Mehesti ve Nizami gibi büyük şairler şiirleri ve eserleri ile bu kenti Fars şiirinin önemli merkezlerinden biri yapmıştı.

 

 

 

İranlı büyük şair Nizami Gencevi yaklaşık yetmiş yıl bu kentte yaşadı ve kameri 599 yılında aynı kentte vefat etti. Daha sonraları Nizami Gencevi’nin mezarı üzerine parmaklık yaptılar ve böylece mezarı sevenlerinin uğrak yeri oldu.

Öte yandan yeni Gence’yi eski Gence’nin yanında inşa ettiklerinde, Nizami’nin mezarı yeni kentin dışında kaldı. Şimdi ise burada İran mimarisinin şaheserlerinden biri sayılan yeni bir bina inşa edildi.

 

Nizami Gencevi, zengin ve ticaretle uğraşan bir ailede dünyaya geldi ve rahat bir ortamda okudu ve çağının önemli ilimleri ve bilimleri ile tanıştı.

Nizami’nin gençliğinin önemli bir bölümü o dönemin büyük üstatları nezdinde çeşitli ilimleri ve bilimleri öğrenmekle geçti.

 

 

Nizami’nin şiir divanından bazı şiirlerin geri kalmasından başka, şairin tüm ünü beş ünlü mesnevisinden kaynaklanır. Bu eserin adı Penc Genç veya Nizami Hamsasıdır. Bu beş mesnevi ise Mahzenul Esrar, Hüsrev ile Şirin, Leyla ile Mecnun, Heft Peyker ve İskendername adlı eserlerden oluşuyor. İskendername ise İkbalname ve Şerefname adlı eserlerden oluşuyor.

 

Nizami akıcı kelamı ve şairlik tarzı yüzünden Fars şiirinin temel direklerinden biridir. bu yüzden Nizami sürekli kendisinden gelen şairlerin, tezkere yazarlarının ve araştırmacıların takdirini toplamıştır.

Nizami’nin şairlik tarzı da kendisinden sonra gelen Fars şiirinin önde gelen büyük şairlerice de gözetildiği ve hatta bir çokları onun gibi mesnevileri yazmaya çalıştığı bilinmektedir. Bu şairlere Cami, Emir Hüsrev Dehlevi, Hacu Kirmani, Vahşi Bafegi ve Örfi Şirazi’yi örnek vermek mümkün.

 

 

Eski İran’ın talim ve terbiye sisteminde hikmet ilmi, kelam ve felsefe ilimlerini içeriyordu ve Nizami her iki ilimden yeteri kadar yararlanmıştı. Nitekim Nizami’den geriye kalan tüm eserleri ve özellikle Mahzenul Esrar, İkbalname ve mesnevilerinin tüm önsözleri, hikmet ilmini çok iyi bildiğini gösteriyor.

Nizami eserleri üzerine araştırma yapan uzmanlara göre şairin şiirlerini sadece şiir ve öykü anlatım sanatı açılarından ele almamak gerekir, zira Nizami öykü kalıbında çok has bir dili kullanarak hikmet alanında yer alan çeşitli tezlerini ve görüşlerini beyan etmiş ve gerçekte bu görüşlerini beyan ederek toplumun tüm kesimlerine düşüncelerini talim etmiştir.

 

 

Nizami’den geriye kalan ve beş mesnevi ve kaside divanı ve gazellerinden oluşan eserleri kelam, ahlak ve irfan alanlarında üzerinde durulması gereken ciddi eserlerdir. Bu eserlerde göze çarpan hikmet ise Firdevsi hareketi veya İşrak hikmetinin devamı sayılan İranlı hikmettir. Nizami, mesnevileri ve kısa ve uzun öykülerinin yardımı ile iyi ahlak ve yüce yaşam tarzını öğretiyor. Aslında Nizami’nin şiirlerine bakıldığında, şairin çeşitli masalları şiir kalıbına dökerek insanların başka insanlara nasıl davranacaklarını talim etmeye çalışmıştır.

 

 

Nizami Gencevi’yi kameri altıncı yüzyılın edebi akımının öncülerinden biri saymak mümkün. Şairin Fars dilinde yazılan şiirlerin yapısında yarattığı değişim tüm uzmanlar ve araştırmacılarla onaylanan bir gerçektir. Nizami’nin şiirlerinde her şeyden ziyade dikkat çeken ve önem arzeden ve şiirlerini zenginleştiren nokta, şairin sözcükleri seçmekte ve bileşik sözcükleri üretmekte fevkalade gücüdür.  Nizami şiirlerinde sözcükler gayet güdümlü ve şairin yeteneğine göre seçilmiştir. Öte yandan Nizami’nin kelamının halk arasında yaygın hale gelmesine sebep olan nokta da kelamının sadeliği ve akıcı olmasıdır. Nizami şiir ve şairlik alanında muhteva üretmek ve yeni tabirler sunmaya özel önem veriyor ki bu da şairin çevresindeki dünya üzerinde daha derin ve titiz bir şekilde düşünmesini gerektiriyor.

 

 

Nizami Gencevi’nin anlatımları gayet doğal, akıcı ve etkileyicidir. Şair genellikle çeşitli konuları büyük bir titizlik ve ince bakışı ile görüntülüyor. Nizami’nin olayları anlatım tarzi genellikle insani şaşırtır ve hayrete boğar. Şairin varlık alemindeki nesnelere ve ruhsuz eşyaya kişilik kazandırması, dili ve sanatının gücünü yansıtır ve şiirde anlatmak istedikleri tabloyu güçlendirerek dikkatini arttırır. Nizami zengin hayal gücünü kullanarak şiir kalıbında ruhsuz nesnelere hayat kazandırmayı başarmıştır. Gerçekte Nizami’yi bu alanda en üstün şair nitelemek mümkün. Araştırmacılara göre Firdevsi nasıl hamaset öykülerini yazmakta usta bir şair ise, Nizami de zengin şiir alanında Fars dili ve edebiyatı tarihinin en üstün temsilcisidir.

 

 

Nizami ile çağdaş olan veya ondan sonra gelen ve eserlerini ve özellikle mesnevilerini taklit eden şairlerin dışında, son bir iki asırda da Nizami hakkında dünya genelinde ve Avrupa ülkelerinde bir çok araştırma yapıldığı ve bazıları şairin eserlerini başka dillere çevirdiği veya eleştirdiği belirtilmelidir.

 

 

İngiltere’den William Jones,  İtalya,  Rusya ve Almanya’dan bazı araştırmacılar ve mütercimler İran dışında Nizami'nin eserlerini çeviren veya eleştiren uzmanlardır. Nizami’nin mesnevileri muhteva bakımından farklı olmakla beraber birbiriyle bağlantılı olan ve uygun bir şekilde yan yana getirilen parçalardan oluşuyor. Her mesnevi Allah tealaya ve peygamberine hamd ile başlıyor ve ardından neden bu şiirlerin yazıldığı beyan ediliyor ve daha sonra esas konuya geçilerek her biri öteki mesneviden farklı olan nihai amaç üzerinde odaklanıyor.

 

 

Mahzenul Esrar mesnevisi, tamamen ahlak üzerine yazılan ve nasihat veren insan eksenli bir kitaptır. Bu mesnevi talim ve irfan rengindedir ve Nizami bu eserinde çok karmaşık ve muğlak bir şekilde konuşmuştur. Ancak Nizami’nin tarzı Mahzenul Esrar’dan sonra değişti. Nitekim Hüsrev ile Şirin, Layla ile Mecnun, Heft Peyker ve İskendername mesnevilerine baktığımızda şairin dili ve tarzı tamamen değiştiğini ve dolaylı talimi doğrudan talime tercih ettiğini anlarız.

 

 

 

Nizami tüm ömrünü ütopyasını sabırla aramakla geçirdi ve böylece daha iyi bir dünya görüntüsünü şiirlerinde okurlarına aktarmayı başardı.  Şair tüm şiir mecmualarında adaletsizlikten ve perişanlıklardan arınmış bir dünyayı ve gerçekte fazilet ve vicdan diyarını aramaya ve bulmaya çalıştı. Nizami şiir mecmualarından her birini yazarken ütopyasına bir adım daha yaklaştı. Şair yoluna istidlal ve akıl temeline dayanan Mahzenul Esrar masalları ile başladı ve aşkla devam etti ve bunun sonucu Leyla ile Mecnun ve Hüsrev ile Şirin oldu.

 

 

Nizami bu iki mesneviden sonra hedefine ulaşmak için rüya alemine ayak basıyor ve bir süre Heft peyker mesnevisinde umut ve arzularını beyan etmeye devam ediyor. Nizami’nin Heft Peyker’de anlattığı dünya, insan içinde faaliyet ve hareket eden canlı bir dünyadır. Ancak aynı aktif insan kemale ermek için hiç bir yol haritası yoktur. Nizami kemalin ayak izini sürmek ve insani erdeme ulaşmak için bu kez İskender’in alemine yöneliyor ve İskendername’yi kaleme alarak insanı kemal ve ütopyasına ulaştırmaya çalışıyor.

 

 

İskendername aslında Makedonyalı İskender’in Doğulu bir şairin bakışından yaşam öyküsüdür. Nizami’nin anlattığı İskender, Yunanlıların bakışından anlatılan İskender’den çok farklıdır. Nizami’nin İskender’i cihangir olma ve fetihler yapma ve savaşma peşinde değil, tam tersine alimler ve hikmet ehli olanlarla tartışan bir düşünürdür. Bu İskender dini bilir ve Hac merasimini yerine getirir ve tüm dünyayı dolaşarak içinde ne varsa hepsinden dersler alır ve en son abu hayatı bulma umuduyla aramaya başlar ve Nizami’nin tabiri ile fazilet diyarına varır.

 

 

Bu diyar, ki aynı zamanda Nizami’nin ütopyası ve ideal dünyasıdır, her türlü savaştan, komplodan, yalan ve hileden ve iki yüzlülükten uzaktır ve güç de diğer tüm doğal zenginlikler gibi tüm insanlara aittir ve bu kentte yaşayan tüm vatandaşlar huzur içinde yaşamına devam etmektedir.

Evet, bir kez daha Nizami’yi saygı ile anıyor ve sözü burada noktalıyoruz.

 

 

 

Mar 12, 2018 14:27 Europe/Istanbul
Görüşler