• 20 Ferverdin Nükleer Teknoloji Milli Günü

İran’da 9 Nisan 2006 tarihine denk gelen hş. 20 Ferverdin 1385 tarihinde İran İslam Cumhuriyeti’nin uranyum zenginleştirme teknolojisine ve Natanz nükleer tesislerinde zenginleştirme sikrülasyonunu tam olarak başlatma başarısına kavuştuğu açıklandı.

Bu haberin yayımlanmasının ardından, İranlı genç nükleer bilim adamlarının çabalarını takdir etmek amacıyla 20 Ferverdin günü kültürel inkılap yüksek konseyinin kararı ile İran’ın resmi takviminde Nükleer Teknoloji Milli Günü ilan edildi.

 

 

Bu başarının ardından İran İslam Cumhuriyeti uranyum zenginleştirme teknolojisine sahip olan ülkelerin arasında yer aldı. Nükleer bilim ve teknolojiye kavuşmak NPT anlaşmasına göre bu anlaşmaya katılan ve anlaşmaya bağlı olan tüm üye ülkelerin en doğal hakkıdır.

 

 

Günümüzde sürdürülebilir kalkınmanın hedeflerine ulaşmak için nükleer enerjiden yararlanmak kaçınılmaz bir zaruret haline gelmiştir. Nükleer teknoloji, doğada var olan uranyumu atomları delerek büyük enerji biriktiren zenginleştirilmiş uranyuma dönüştürmektir. Günümüzde dünyada sadece on ülke bu teknolojiye sahiptir ve İran İslam Cumhuriyeti de bu ülkelerden biridir.

 

 

Nükleer enerjinin bir çok kullanım alanı vardır. Ancak genel bir sınıflandırmada nükleer enerjinin kullanım alanlarını askeri ve sivil olmak üzere iki genel başlıkta özetlemek mümkün.

Öte yandan nükleer teknolojide ilerlemek, bu teknolojiye bağlı olan diğer bilimlerde de ilerlemeye vesile olmaktadır. Dolaysıyla nükleer alanda ilerlemek başka bilimsel alanlarda ilerlemek demektir.

 

 

Nükleer bilim ve teknolojinin en önemli kullanım alanlarından biri nükleer santrallerde elektrik üretimidir. İran İslam Cumhuriyeti de fosil yakıt kaynakların yenilenebilir kaynaklar olmadığından ve özellikle ülkenin sosyal ve iktisadi kalkınmasının enerji kaynaklarına ihtiyaç duyduğundan nükleer enerjiden elektrik enerjisi üretmeyi gerekli ve zaruri bir durum olarak değerlendiriyor ve buna göre nükleer santrallerin inşa edilmesine önem veriyor.

 

 

Nükleer bilim ve teknoloji tıp bilimi ile de kopmaz bağları söz konusudur. Gelişmiş ülkelerde bu teknolojiden tıp biliminde yararlanılıyor. Hali hazırda nükleer enerji röntgen ve kanser gibi tedavisi hemen hemen imkansız olan hastalıkların tedavisinde yararlanılıyor.

 

 

Nükleer bilim ve teknoloji yeraltı su kaynaklarının tespiti, yüzeysel ve yeraltı su kaynaklarının değerlendirilmesi, barajların sızma tehlikesinin tespit edilmesi ve hatta tuzlu suyu içme suyuna dönüştürme sürecinde kullanılmaktadır.

 

 

Nükleer bilim ve teknoloji ayrıca tarım ve gıda sanayilerinde de büyük ölçüde kullanılır. Bu sektörde nükleer teknolojiden gıda maddelerinin bozulmasının önlenmesi, afetlerin kontrol altına alınarak yok edilmesi, ürünlerin yetişmesinin ertelenmesi, ürünleri koruma süresinin arttırılması ve besicilikte de hayvanların hastalıklarının teşhisi ve tedavisi, hayvanların üremesi, beslenmesi, genlerinin geliştirilmesi, sağlığı ve yemlerinin sağlığı ve güvenliği gibi alanlarda yararlanılır.

 

 

 

İran İslam Cumhuriyeti bir çok ülke gibi sırf bilim ve teknoloji ithal eden bir ülke değildir ve daha çok kendi iç imkanlarına dayanmaktadır. Zira İran’da bilim ve teknolojilerin yerel hale getirilmesi için büyük potansiyeller söz konusudur.

 

 

Aslında nükleer bilim ve teknolojiye kavuşmak bir çok ülke için her zaman büyük bir arzu olmuştur. Bugün İran İslam Cumhuriyeti’nin adı nükleer bilim ve teknolojiye sahip olan ülkelerin arasında yer almaktadır. İran hatta uluslararası düzeyde gündemde olan barışçıl büyük nükleer projelerde bu alanda gelişmiş ülkelerle işbirliği yapmaktadır.

 

 

Gerçekte İran İslam Cumhuriyeti bu büyük başarıyı İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’nin nükleer silahları haram ilan etmesi ve nükleer bilim ve teknolojiden kitle imha silahlarının yapımında yararlanmanın yasak olduğu yönünde fetva vermesi sayesinde gerçekleştirdi. Bu tarihi fetva ayrıca düşmanların şom planlarını boşa çıkardı ve uluslararası arenada yeni ufukların açılmasına vesile oldu.

 

 

 

Günümüzde İran İslam Cumhuriyeti nükleer bilim ve teknoloji sahibi olan ülkelerle işbirliği yapıyor. İran İslam Cumhuriyeti Ortadoğu bölgesinde bu bilim ve teknolojiden tam olarak yararlanan ilk ülkedir. Nitekim bu alanda sarf edilen çabaların sayesinde bugün İran Hindistan, Pakistan, Mısır ve Lübnan gibi ülkelere nükleer teknolojiden yararlanarak ürettiği ilaçları ihraç etmektedir.

 

 

 

Bugün İran İslam Cumhuriyeti nano teknoloji, yenilenebilir enerjiler, hava uzay, mikro elektronik ve kök hücre gibi bir çok yeni bilim ve teknoloji alanlarında büyük ilerleme kaydeden bir ülkedir. Öte yandan İran’da bilim temelli yeni firmaların yeni teknolojik alanlarda faaliyete başlamasının ardından İran’ın orta ve yüksek teknoloji gerektiren ürünlerin ihracatında da büyük bir sıçrama gerçekleştirmiştir.

 

 

 

İran İslam Cumhuriyeti dünyanın en büyük petrol ve doğalgaz kaynaklarına sahip olan bir ülke olmasına karşın doğal kaynaklara dayanan ekonomisini yenilikçilik ve yeni teknolojik ürünlere dayalı bir ekonomiye dönüştürmeye çalışmaktadır. İran bu hedeflerine ulaşmak için nükleer enerji araştırma merkezini açtı ve şimdi bu alanda faaliyet yürüten nükleer bilimciler rahatlıkla araştırma yapabilmektedir.

 

 

 

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani geçen sene Kazakistan’ın başkenti Astana’da düzenlenen İslam ülkeleri bilimsel işbirliği zirvesinde yaptığı konuşmada şu ifadeye kullandı: bir buraya biz yapabiliriz, demeye geldik. Bilim ve teknoloji adına ve ilmi diplomasiye dayanarak İslam dünyasında ortak işbirliği zeminini geliştirmeli ve birbirimizi tamamlayıcı kapasiteleri oluşturmalıyız.

 

 

 

İran’ın yeni yılda en temel önceliklerinden biri nükleer santral kapasitesini geliştirmek ve nükleer teknolojiden tıp alanında yararlanmayı genişletmektir. İAEK sözcüsü Behruz Kemalvendi, kurumun nükleer santrallerinin geliştirme çabalarına işaretle elektrik enerjisi üretmek ve içme suyu tesislerini geliştirmenin yanı sıra küçük nükleer santrallerin inşa edilmesi de kurumun öncelikleri arasında yer aldığını belirtiyor.

 

 

 

İAEK sözcüsü Kemalvendi’nin belirttiğine göre İAEK günümüzde İran’da üretilen ağır sudan başka ürünleri üretmekte yararlanmayı planlıyor ve bu çalışmanın bir bölümü nükleer teknoloji milli gününde görücüye çıkacağı anlaşılıyor.

Sözcü Kemalvendi ayrıca İran’ın Alborz eyaletinde yeni yılda çok gelişmiş bir nükleer hastane projesini de başlatacaklarını müjdeledi.

 

 

 

İAEK Başkanı Ali Ekber Salihi de söz konusu nükleer hastane hakkında yaptığı açıklamada, bu hastane Ortadoğu bölgesinde eşsiz bir hastane olacağını ve dört yıl içinde tedavisi zor olan hastalıkların tedavisi yönünde hizmete gireceğini vurguladı.

Dr. Salihi ayrıca 9 Nisan günü İAEK’nun bir çok yeni kazanımı ilk kez görücüye çıkacağını belirterek, kurumun kuraklıkla mücadele için de bir planı bulunduğunu, kurum uzmanları havanın nemini içme suyuna çeviren bir cihaz geliştirdiklerini kaydetti.

 

 

 

NPT anlaşmasında üç anahtar konu yer alıyor ve UAEK’nun görevleri çerçevesinde gözetilmesi gerekiyor. Bunlardan biri dünyada tüm nükleer silahların yok edilmesi ve bir başka ifade ile nükleer silahsızlanmadır. İkinci konu nükleer silahların yayılmasının men edilmesi ve bu maddenin uygulanmasının gözetlenmesidir. Maalesef UAEK bu iki konuda asla başarılı olamadı. Zira hali hazırda nükleer silahlar yok edilmediği gibi Amerika ve nükleer silahı bulunan diğer bazı ülkeler nükleer silahlarını geliştirmeye başladı.

 

 

NPT anlaşmasında gözetilmesi gereken üçüncü madde ise UAEK’nun barışçıl nükleer teknolojiden yararlanmaya yardımcı olmasıdır. Gerçi bu konuda da UAEK hep siyasi telkinlerin etkisi altında kalarak hareket ettiği anlaşılıyor. Maalesef NPT anlaşmasını hazırlayan ve üzerinde mutabakata varan devletler nükleer silahların yayılmasını önlemek bir yana bizzat en yeni ve en modern nükleer silahları üretmeye devam ediyor.

 

 

Nükleer bilim ve teknolojinin bir çok barışçıl alanda kullanılması ve bunun meziyetleri yüzünden UAEK’una üye olan ülkeler bu kurumdan nükleer enerjiden barışçıl bir şekilde yararlanmaları için yardım etmesini istiyor.

İran’da İslam inkılabı zafere kavuştuktan sonra nükleer ve nükleer alanla ilgili olmayan yaptırımları sürekli dayatıldı, fakat İranlı bilim adamları yaptırımlara rağmen büyük bilimsel başarılara imza atabileceklerini gösterdi. Barışçıl nükleer teknolojiye kavuşmak bu başarılardan biridir.

 

 

 

Apr 08, 2018 08:05 Europe/Istanbul
Görüşler