• İran’ın Bercam’a tam bağlılığı ve ABD’nin sözünü tutmaması

Amerika Başkanı Donald Trump’ın 8 Mayıs 2018’de İran ve 5+1 grubu arasında imzalanan ve Bercam adı ile anılan nükleer anlaşmadan çekildiğini ilan etmesi, özelde bu anlaşma hakkında ve yine genelde Ortadoğu ve dünyanın istikrarı ve güvenliği bakımından kader belirleyici bir hareket olarak yorumlanıyor.

Bu gelişmede önemli olan nokta, Amerika Başkanı Trump’ın Bercam nükleer anlaşmasından çekilmeye bu anlaşmanın ABD’nin çıkarlarını temin etmediğini gerekçe göstermesidir. Ancak Trump konuşmasında İran’ın Bercam nükleer anlaşmasında yükümlülüklerini yerine getirmediği veya bu anlaşmayı ihlal ettiği yönünde hiç bir gerekçe gösteremedi. Bu mesele, Amerika yönetimi Tahran’ın bu anlaşmaya tam olarak bağlı kaldığını bildiğini ve bu yüzden bu yönde bir bahane üretemediğini ortaya koydu.

 

 

Carnegey düşünce kurumu uzmanı Richard Sokolsky, ABD Başkanı Trump’ın Bercam nükleer anlaşmasından çekildiğini ve İran ile bölgede mücadele edeceğini açıklarken aslında hiç bir gerçekçi hedef ve stratejisi olmadığını belirtiyor. Oysa Bercam nükleer anlaşması Ocak 2016’dan itibaren yürürlüğe girdiği günden beri Amerika bu anlaşmanın uygulanması yolunda bir sürü engel çıkardığı gibi bu ülkenin üstlendiği bir çok yükümlülüğü de yerine getirmedi ve pratikte sürekli anlaşmayı ihlal etti ve şimdi de Bercam’dan çekildiğini ilan ederek eskiden İran’a haksız yere dayattığı tüm birinci ve ikinci dereceden yaptırımları yeniden dayatmak istiyor.

 

 

Amerika’nın eski Başkanı Barack Obama ise Donald Trump’ın kararına gösterdiği tepkide, kararı saptırıcı ve ciddi yanlış niteledi.

UAEK de Bercam nükleer anlaşmasının başarısızlığı veya sonuca ulaşmamasını uluslararası arenada çoğulculuk anlayışı açısından büyük ziyan niteledi.

Bu arada Bercam nükleer anlaşmasının uygulanma sürecine bakıldığında, İran’ın bu anlaşmadaki tüm yükümlülüklerini yerine getirdiği ve Amerika’nın sürekli anlaşmayı ihlal ettiği açıkça anlaşılır.

 

 

Bercam nükleer anlaşması uzun bir müzakere maratonu sonucunda Temmez 2015’te Viyana’da İran ve 5+1 grubuna üye ülkelerin arasında imzalandı ve Ocak 2016’da yürürlüğe girdi. Anlaşmanın uygulanmasını gözetlemekle yükümlü hale getirilen UAEK ise şimdiye kadar defalarca İran’ın bu anlaşmaya tam olarak uyduğunu ilan etti.

UAEK 2017’de ve yine 2018’in başlarında dört raporda ve toplam 10 kez İran’ın bu anlaşmaya tam olarak bağlı kaldığını onayladı. UAEK genel müdürü Yokio Amano da defalarca Bercam’ı nükleer doğruluğu sınamak için büyük bir muhibet nitelediği ve ajans istediği şekilde nükleer tesisleri denetlediğini açıkladı.

 

 

İran’ın nükleer yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğini gözetlemekle görevli olan UAEK’nun çok sayıda açıklaması ve raporu Amerika yönetiminin İran’a baskı uygulamak için nükleer bahane bulmakta sıkıntıya düşmesine sebebiyet verdi ve bu yüzden Amerika bu kez Bercam’la ilgisi olmayan İran’ın füze programı veya bölgesel faaliyetleri gibi konuları bahane etmeye başladı. Oysa bu arada hatta bir çok Amerikalı yetkili İran’ın nükleer yükümlülüklerini yerine getirdiğini itiraf etti.

 

 

Amerika’nın dışişleri eski Bakanı John Kerry UAEK’nun raporlarına istinaden, İran’ın nükleer anlaşmaya tam bağlı kaldığı ve anlaşmayı uyguladığından emin olduklarını belirtti.

UAEK da BM güvenlik konseyinin 2231 sayılı kararnamesi gereği son bir yılda ajans yönetimi kurulu ve BM güvenlik konseyine İran’ın bu anlaşmaya bağlı kaldığını onaylayan 4 rapor sundu. UAEK en son 9 Mayıs günü yani Amerika bu anlaşmadan çekildikten hemen bir gün sonra İran Bercam nükleer anlaşmasına bağlı kaldığını onayladı.

 

 

Bu doğrultuda UAEK genel müdürü Yokio Amano bir bildiri yayımlayarak İran dünyanın en muteber nükleer doğruluk sınamasına tabi tutulduğunu belirtti. Amerika 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşma bu bağlamda önemli ilerleme sağladığını ajans İran’ın nükleer faaliyetlerini en ince detaylarına kadar gözetlediğini belirtti.

 

 

Amerika yönetimi İran’ın nükleer faaliyetlerini gözetlemek için Bercam nükleer anlaşmasını yetersiz bulurken, UAEK raporlarında ajans denetçileri şimdiye kadar toplam 3 bin gün İran’ın nükleer faaliyetlerini denetlediklerini belirtti. UAEK ayrıca İran’ın nükleer tesislerindeki kararlaştırılan bir çok teçhizat 2 bin açılmaz mühürle mühürlendiğini ve her gün İran’ın nükleer tesislerinden yüz binlerce görüntü alarak İran’ın faaliyetlerini denetlediklerini belirtti.

 

 

UAEK raporunda İran’ın nükleer tesislerinden 2013 yılından sonra alınan görüntülerin sayısı iki kat arttığını da belirtti. İran ayrıca Bercam nükleer anlaşması çerçevesinde santrifüj sayısını azaltmak, Arak ağır su tesislerinin yapısını değiştirmek ve zenginleştirdiği uranyumun önemli bir oranını yurt dışına göndermek gibi tüm yükümlülüklerini yerine getirdi.

 

 

 

Oysa Amerika 5+1’in bir üyesi olarak Bercam anlaşması yürürlüğe girdiği günden bu yana bir çok yükümlülüğünü yerine getirmedi, üstelik anlaşmanın uygulanması yolunda sürekli engel çıkardı.

Anlaşmanın yürürlüğe girdiği günün üzerinden iki yıl ve bir kaç ay geçtiği bir ırada Amerika bir çok kez anlaşmayı ihlal etti. Tüm bu durumlar Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif tarafından yazılı olarak tarafların kurduğu ortak komisyonun koordinatörü ve AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini’ye bildirildi ve ortak komisyonda kayda alındı.

 

 

Amerika’nın Bercam nükleer anlaşmasını ihlal durumları çeşitli alanları kapsıyor. ABD kongresi İran yaptırımları kanunu adlı kanunun süresini uzatması, İran vatandaşlarına vize kısıtlaması uygulanmasından başka Amerika’nın vize kısıtlaması uyguladığı ülkelerin vatandaşlarından kim İran’a seyahat etmişse vize yasağı kapsamına alınması, 5+1 üyelerinin BM güvenlik konseyinin İran ile teamüllerinde köklü değişiklik sözlerine karşın BM güvenlik konseyinde İran aleyhine olumsuz atmosfer oluşturma çabaları, nükleer yaptırımları kasıtlı biçimde askıya almayı ertelemesi ve bazı durumlarda süreci yavaşlatması, Amerika’nın bu anlaşmaya yönelik ihlal örnekleridir.

 

 

 

Başka ülkelerin İran ile ticaretinin normalleşmesini engelleme çabası ve İran’ın Bercam’ın iktisadi çıkarlarından yararlanmasına mani olmak için İran ile ticari ve iktisadi işbirliğinin geleceği hakkında kuşku yaratmak, Amerika hazine bakanlığının İran’a yolcu uçağı satışı için gerekli izinleri kasıtlı ve haksız yere geciktirmek, İran merkez bankasının kendi mali kaynaklarına kolayca ulaşması yolunda engel çıkarmak, ABD kongresinde İran İslam Cumhuriyeti’ne yaptırım yasa tasarılarını ele almak ve böylece İran ile ticaretin normalleşmesini etkilemek, hazine bakanlığının yaptırımların kaldırılması yönünde bir dizi haksız şartlar ileri sürmesi ve böylece Batılı bankaların İran ile işbirliği konusunda gözünü korkutmak, Amerika’nın Bercam anlaşmasını ihlal ettiği diğer bazı örneklerdir.

 

 

Amerika’nın Bercam nükleer anlaşmasına karşı olumsuz tutumu başka boyutları da vardır. Bunlardan biri Amerika’nın yeni yönetiminin Bercam’ı gözden geçirmek gibi illegal bir politikanın etrafında sürekli propaganda yapması ve sürekli Amerika’nın İran’a dayattığı haksız yaptırımların askıya alınma süresinin uzatılamayacağı yönünde propaganda yapması ve böylece küresel ekonomi camiasında İran ile iktisadi ilişkilerin geleceği hakkında kuşku ve kaygı uyandırmasıdır. ABD hazine bakanlığının İran ile işbirliği yapan ve Amerikalı olmayan firmalara Bercam’ın 29. Maddesine aykırı olarak bir dizi kısıtlama getirmesi, Amerika’nın Bercam nükleer anlaşmasının başarılı bir şekilde uygulanmasını etkilemek için bazı girişimleridir.

 

 

Her halükarda tüm bu ihlal ve sabotaj durumlarına rağmen en son Amerika’nın Bercam nükleer anlaşmasından çekildiğini ilan etmesi, Avrupalı taraflara göre İran’ın nükleer meselesinin çözümü için en mantıklı ve en uygun çözüm yolu olarak telakki edildiği halde, şimdi ciddi bir tehlike ile karşı karşıya gelmesine neden oldu.

 

 

 

AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini ABD Başkanı Trump’ın Bercam nükleer anlaşmasından çekildiğini ilan etmesinden sonra yaptığı açıklamada, bu anlaşma ikili bir anlaşma olmadığını ve hiç bir ülke de bu anlaşmayı tek yanlı olarak feshedemeyeceğini belirtti. Mogherini bu anlaşma BM güvenlik konseyi tarafından onaylandığını ve nükleer silahsızlanma yönünde anahtar bir bileşen sayıldığını ve bölgenin, Avrupa’nın ve dünyanın güvenliği için hayati bir anlaşma olduğunu vurguladı.

 

 

Öte yandan Amerika’nın Bercam nükleer anlaşmasından çekilmesi, anlaşmanı Rusya, Çin, AB troykası ve İran bir tarafta ve ABD öbür tarafta yer almasına yol açtı. Amerika’nın Avrupalı ortakları Bercam anlaşmasını İran’ın nükleer programının kontrol altına alınması yönünde bir anlaşma olduğunu savunuyor. Ancak Trump bu anlaşma sadece İran’ın nükleer programını değil, füze programını ve bölgesel faaliyetlerinin kısıtlanmasını da kapsaması gerektiğini belirtiyor.

 

 

 

Gerçekte Avrupa Bercam anlaşmasından sonra Tahran’ın askeri nükleer hedeflere yönelme kaygısı bertaraf oldu ve şimdi İran ile iktisadi ve ticari ilişkilerini geliştirmek istiyor. Nitekim Avrupa ülkeleri anlaşma yürürlüğe girdikten sonra hemen İran ile iktisadi ilişkilerini takviye etmeye başladı ve bu yüzden şimdi iktisadi çıkarları bu anlaşmadan çekilmemelerini icap ediyor.

 

 

 

Bu arada gerçi AB troykası, yani Fransa, Almanya ve Britanya da Amerika’nın İran’ın füze programı ve bölgesel nüfuzu hakkındaki kaygılarını kabul ettiklerini, fakat bu konu Bercam’ın yok edilmesine sebebiyet vermemesi gerektiğini savunuyor.

Bu yüzden AB troykası Rusya ve Çin ile birlikte Trump’ın kararına karşı çıkarak Bercam anlaşmasının devam etmesini istiyor.

 

 

 

Etiketler

Mayıs 13, 2018 06:57 Europe/Istanbul
Görüşler