• Ruhani-Erdoğan Görüşmesi; İsrail Terörizminin Kınanması

İslami İran cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, terör rejimi İsrail tarafından mazlum Filistin halkının katledilmesinin büyük bir facia ve esef verici olduğunu belirterek, ''BM ve İslam İşbirliği Teşkilatı, bu hassas süreçte, Filistin halkını desteklemek için üzerine düşen görevi yerine getirmelidir' dedi.

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, dün Çarsşamba günü Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan telefonda görüşmesinde, Amerika ve siyonist rejim İsrail'in, bölgede kışkırtıcı girişimler ve insanları öldürmeye dayalı girişimlerden dolayı hesap vermeleri gerektiğini belirterek; Amerikan devletinin Tel Aviv'deki büyükelçiliği Kudüs'e intikali kanunsuzdur ve Filistin halkını ve diğer müslümanları kışkırtmak ve rahatsız etmek içindir' dedi.

İslami İran cumhurbaşkanı, Türkiye cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, İstanbul'daki yapılacak İslam İşbirliği Teşkilatı liderlerinin olağanüstü oturumuna da katılacağını bildirirken, İran ve Türkiye ilişkilerinin gelişmesinin iki ülke halkının çıkarları ve bölgenin güvenlik, barış ve sebatının güçlendirilmesine vesile olacağını söyledi.

Türkiye cumhurbaşkanı Erdoğan da sözkonusu telefon görüşmesinde, terör rejimi İsrail'in Filistinlilere yönelik son cinayetlerinin esef verici olduğunu belirterek, ''bu cinayet Amerikan yönetiminin düşüncesiz girişiminin bir sonucudur  zira Amerika, siyonist İsrail'i cinayetlerde teşvik etmiştir' dedi.

Türkiye, İslam İşbirliği Teşkilatı İİT'nin dönem başkanı olarak teşkilatın üyelerini yarın Cuma günü Filistin ve Kudüs meselesini görüşmek için İstanbul'da düzenlenecek olağanüstü toplantıya davet etmiştir.. İran'da İslam İnkılabının zaferinden sonra her zaman Filistin davasının himayesinde öncü ülke konumunda bir ülke olarak, her zaman Filistin'de olup biten gelişmeleri yakından takip ederek, Filistin halkının meşru müdafaasına her zaman destek vermiş, bölge ve uluslararası alanlarda siyonistlerin cinayetlerinin ifşa edilmesinde ön ayak olmuştur. Ancak bugün siyonist İsrail rejiminin Nekbe günü Gazze sınırında Filistin halkına karşı giriştiği katliam ve Kudüs'in gayrı meşru olarak Amerika tarafından bu rejimin başkenti olarak tanınması, İslam ülkelerinin Filistin davasına daha desteğini ve siyonist rejimin karşısında direnişi gerektirmektedir. Bu hususta üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirmemeleri ise gelecekte onlar hakkında hiç de iyi şeylerin söylenmemesini beraberinde getirecek..

Siyonist İsrail rejimi elçilerinin muhtelif ülkelerden ve özellikle de İslam ülkelerinden sınır dışı edilmesi, işgal rejimi İsrail'in mazlum Filistin halkına karşı yürüttüğü katliama verilecek en uygun acil tepki sayılmakta.

ABD'nin Filistinlilerin yüz binlercesinin yurdunu terk etmek zorunda kalması nedeniyle "Büyük Felaket" (Nekbe) olarak andığı İsrail'in kuruluşunun 70. yılında büyükelçiliğini Kudüs'e taşımasına yönelik protestolarda 62 kişi siyonistlerce tüm dünyanın gözleri önünde katliamdan geçirildi. 3 bini aşkın Filistinliyi de yaraladı.

İşgal rejimi İsrail'in 14 Mayıs tarihinde gerçekleştirdiği bu katliam aynı zamanda savunmasız Filistin halkının mazlumluğunu bir kez daha gözler önüne serdiği gibi ABD başkanı Trump'ın yaktığı yeşi ışık sayesinde siyonist İsrail bir kez daha kendi menfur, yırtıcı ve insanlık dışı yüzünü göstermiştir.

Filistin halkının katliam edildiği bir sırada Amerika'nın Kudüs'de ve hem de Nekbe (Büyük felaket) gününde elçliği açma töreni düzenlemesi, ABD için, BM için ve bazı satılmış arap rejimleri için bir utanç vesilesi ve yüz karası olarak tarihe geçecek.

Filistin halkının Gazze şeridinde barışçı gösterileri, dünya kamu oyunun dikkatini Filistin meselesi ve Gazze'nin ablukasına bir kez daha çekmiştir, bu gösterilerin sindirilmesi ise Filistin davasının hakkaniyetini ve dünya kamu oyu nezdinde Kudüs işgalcisi İsrail rejiminin mahkumiyetini göstermiştir.

Filistin İslami Direniş Hareketi HAMAS siyasi büro Gazze sorumlusu Yahya es-Sinvar, Büyük Dönüş Yürüyüşü'nün, başta Gazze ablukası olmak üzere bir çok konuda hedefine ulaştığını, pek çok ülke ve uluslararası kurumda şu an bu meselenin tartışıldığını dile getirerek, yürüyüşün aynı zamanda dünyanın gözü önünde ABD büyükelçiliğinin Kudüs'e taşınmasının ölüm belgesini yazdığını, Filistin halkının bu kararı ve uygulamayı reddettiğini ispatladığını söyledi.

Mart ayının başından beri dünyanın birçok yerinde Gazze'deki insani kriz ve ablukayla ilgili çok sayıda toplantı düzenlendiğine işaret eden Sinvar, Filistin davasını çevreleyen stratejik şartların, ABD yönetiminin özellikle İsrail'in tutumunu tamamıyla benimsemesi ve Filistin halkının direnişine "terör" olarak bakmasıyla birlikte çok karmaşık bir hal aldığını vurguladı.

Siyonist İsrail rejimi Trump yönetimi ve bazı gerici Arap rejimlerinin yakın işbirliği ile sözde "Asrın anlaşması" adı altında Filistin davasının tamamen yok etmek için çalışmalara başlamış, ancak Filistin halkının büyük dönüş hareketini başlatmakta onların bu planlarını kursaklarında bırakmıştır. 30 Mart 2018 tarihinde başlayan büyük dönüş gösterileri, Filistin halkının kendi öz ana baba yurtları ve kendi evlerine geri dönmeleri ilkesinin hayata geçme zaruretini bir kez daha göstermiştir. Böyle bir ortamda Amerikan elçiliğinin Telaviv'den Kudüs'e kanlı aktarılışı, tarihi ve mukaddes Kudüs kentinin Filistinlilerden alınması  ve siyonist İsrail rejiminin terörist tutumuna meşruluk kazandırılması yönündedir.

Etiketler

Mayıs 17, 2018 08:31 Europe/Istanbul
Görüşler