• AB ve Bercam’ın korunması - 1

Amerika Başkanı Trump’ın 8 Mayıs 2018’de İran ve 5+1 grubu arasında imzalanan ve Bercam adı ile anılan nükleer anlaşmadan çekildiğini ilan etmesi ve yaptırımları yeniden uygulamaya başlaması  önemli bir gelişme sayılır. Üstelik Amerika Dışişleri Bakanı Mike Pompeo İran’a dayatılan yeni yaptırımların tarih boyunca uygulanan en şiddetli yaptırımlar olduğunu belirtiyor.

Kuşkusuz bundan böyle Bercam nükleer anlaşması hakkında yaşanacak her türlü gelişme, Ortadoğu ve dünyanın istikrarı ve güvenliği üzerinde önemli ve köklü etkileri olacaktır.

ABD Başkanı Trump bundan önce Bercam nükleer anlaşmasını sakat ve ABD tarihinin en berbat anlaşması nitelemişti. Trump bu bahane ile Bercam anlaşmasının ıslah edilmesini ve Amerika’nın İran’ın füze programı ve bölgesel politikaları ile ilgili taleplerinin bu anlaşmaya eklenmesini istedi.

 

 

Şimdi Bercam nükleer anlaşmasının geleceği hakkında temel önem arzeden konu, AB troykası yani Almanya, Britanya ve Fransa’nın ve daha genel bir çerçevede AB’nin bu anlaşmaya nasıl yaklaşacağı ve anlaşmayı nasıl koruyacağıdır. Avrupa Birliği Dış Politika Sorumlusu Federica Mogherini şimdiye kadar bir çok kez Bercam nükleer anlaşmasının korunmasına ve başka alternatifi bulunmadığına vurgu yaptı. ABD Başkanı Trump’ın bu anlaşmaya yönelik çekilme kararını sert bir dille eleştiren Mogherini, İran’dan bu anlaşmaya bağlı kalmasını istedi. Mogherini, nükleer anlaşma İran ile 12 yıl diplomasinin sonucu olduğunu ve tüm uluslararası camiaya ait olduğunu, anlaşma sonuç verdiğini ve İran’ın nükleer programının barışçıl olmasını güvence altına almak olan hedefi de gerçekleştiğini belirtti.

 

 

AB troykası, yani Almanya, Fransa ve Britanya da ortak bildiriler yayımlayarak Amerika’nın Bercam nükleer anlaşmasından çekilmesine karşı çıkarak bu anlaşmanın korunması gerektiği zaruretine vurgu yaptı. Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Mas, Bercam nükleer anlaşması dünyayı güvenli hale getirdiğini ve bu anlaşma olmadığı takdirde dünya da güvenli olmayacağını açıkladı. Alman Bakan Has Bercam’ın başarısız olması sonuçları hakkında da şöyle dedi: Bercam’ın başarısızlığı krize yol açması ve 2013 yılına geri dönülmesinden endişeliyiz ve bu da hiç kimsenin istemediği bir konudur.

 

 

Avrupa komisyonu Başkanı Jean Claud Junker de son açıklamasında AB’nin Bercam nükleer anlaşmasını savunan tutumunu destekledi. Junker, Amerika’nın Bercam nükleer anlaşmasından çekilmesi küresel barışın yararına olmadığını ve AB nükleer anlaşmanın mimarı olarak bu anlaşmanın aslını savunması gerektiğini belirtti.

 

 

Bercam nükleer anlaşması 2015 yılında yaptırımların hafifletilmesine karşılık elde edilen bir anlaşmadır, diyen Junker, bu anlaşmanın Amerika’nın iç siyaset arenasından elde edilecek çıkarın kurbanı olmaması gerektiğini vurguladı.

Junker Avrupa ülkeleri Amerika’nın onları ikili anlaşmaya varma vesvese etmesine karşı direnmeleri gerektiğini, zira bu durum Avrupa’yı zayıflatacağını ifade etti.

 

 

Avrupa şimdi kader belirleyici bir yol ayrımında bulunuyor. AB yetkilileri son günlerde ve aylarda Bercam nükleer anlaşmasını korumak için geniş çapta çaba harcadılar ve bu doğrultuda AB troykası liderleri ve üst düzey yetkilileri Amerika’ya ziyaret ederek Başkan Trump ve Amerikalı üst düzey yetkililerle görüştüler. Ancak buna karşın bu emekler sonuç vermedi ve Trump korsan İsrail’in İran’ın nükleer programına ayak uydurarak Bercam anlaşmasını faydasız ilan etti ve anlaşmadan çekildiğini açıkladı. İngiltere’nin eski dışişleri bakanlarından Jack Straw ABD Başkanı Trump’ın Bercam’dan çekilmesini tehlikeli ve haksız niteledi.

 

 

Şimdi bir tek AB troykası değil, 5+1 grubunun diğer üyeleri de ilk ve son kez Amerika devleti ve Başkanı Trump’ın tek yanlı ve zorba tutumu ve uygulamalarına karşı tavrını belli etmeli.

Aslında Bercam nükleer anlaşması İran ve 5+1 grubu arasındaki nükleer meseleyi çözümlemek için etkili bir anlaşma olduğunu ispat etmiş ve UAEK’nun defalarca vurguladığı üzere İran anlaşma çerçevesinde tüm yükümlülüklerini yerine getirmiş ve Amerika dışında 5+1 grubunun diğer tüm üyeleri de bunu itiraf etmiştir.

 

 

 

Bu arada bazı Amerikalı yetkililerin de açıklamalarında İran’ın Bercam nükleer anlaşmasına bağlı kaldığını itiraf ettikleri belirtilmelidir. Ancak buna karşın Trump’ın talepleri sadece Bercam nükleer anlaşmasına aykırılık arzetmiyor ve onun Bercam dışındaki istekleri olan İran’ın füze programı ve bölgesel gücü  tamamen İsrail ve Arabistan gibi Arap müttefiklerinin istekleri doğrultusunda olan isteklerdir.

 

 

ABD’nin eski  dışişleri Bakanı uluslararası güvenlikten sorumlu yardımcısı Frank Wisner, ABD Başkanı Trump’ın Bercam nükleer anlaşmasından çekilmesini stratejik bir hata niteleyerek şöyle dedi: bu hareket büyük talihsizliktir, ama umarım AB, Çin ve Rusya anlaşmada kalır ve getirilerini savunur. İran’ın Trump Bercam’dan çekildikten sonra tutumu İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin de belirttiği üzere bundan sonra bu anlaşmanın İran ve beş ülke arasında bir anlaşma olması ve 5+1 grubunun diğer üyelerinin nasıl hareket edeceğine bağlıdır.

 

 

 

Hali hazırda AB ve ABD, ticaret, iklim anlaşması, NATO üyeliği ve katılım şartları, Avrupalı ülkelerin savunma bütçesi ve yine Amerika ile Almanya beyaz sarayın Rusya’ya dayattığı tek yanlı yaptırımları üzerinde ciddi anlaşmazlıkları bulunuyor. Ancak şimdiki şartlarda Atlas okyanusunun iki kıyısı arasında en büyük anlaşmazlık nedeni Bercam nükleer anlaşması olduğu anlaşılıyor. Şimdi Bercam tarihi bir dönüm noktası eşiğinde bulunuyor ve AB kendi çıkarları ve uluslararası güven ve istikrar çerçevesinde yolunu Trump ve siyonist ortaklarının savaş çığırtkanlığı yapan yolundan ayırabilir.

 

 

 

Buna göre AB Bercam nükleer anlaşmasını korumak üzere İran ile ilişkilerini geliştirebilir ve bunun yanında Amerika’nın İran’a dayatacağı haksız yaptırımlara karşı koyması gerekir.

Gerçekte Bercam nükleer anlaşması AB için bir çok açıdan önem arzediyor. Bu anlaşma en başta Avrupa ülkeleri için uluslararası siyaset ve diplomasi arenasında soğuk savaş döneminden sonra elde ettiği en büyük başarıdır.

 

 

 

Bundan başka AB Bercam nükleer anlaşmasında İran’ın nükleer programına getirilen kısıtlamalarla bu programın askeri hedeflere sapmasına engel olduğunu ve ayrıca Kuzey Kore ile yaşanan nükleer anlaşmazlık için örnek oluşturduğunu düşünüyor. Bu arada Bercam anlaşması İran ve AB ülkeleri arasında ticari ve iktisadi ilişkilerin yeniden başlamasına zemin oluşturdu ve bu yüzden AB ülkeleri Ortadoğu bölgesinin en önemli ülkelerinden biri olan İran’de elde ettikleri iktisadi fırsatları kolay kolay kaybetmek istemiyor.

 

 

Gerçekte AB ülkeleri Bercam nükleer anlaşması hayata geçtikten sonra bir çok kazanım elde etti ve İran ile altyapı, enerji gibi çeşitli alanlarda imzaladıkları anlaşmalardan uçak satışına kadar bir çok maddi kazanç da sağladı. Nitekim Amerika Bercam anlaşmasından iktisadi kazanç sağlamazken, Avrupa bu anlaşmadan bu yönde azami derecede faydalandı. Şimdi ise Amerika’nın İran’a yönelik yaptırımları geri getirmesi ve yeni yaptırımları da uygulaması, Avrupa’nın İran ile iktisadi ve ticari çıkarlarını şiddetle tehlikeye attığı anlaşılıyor.

 

 

 

Bu arada İran için şimdiki şartlarda büyük önem arzeden konu, Bercam nükleer anlaşmasında kaldığı takdirde anlaşmada belirlenen çıkarlarından yararlanabilmesi ve bu konunun Bercam’ın Avrupalı taraflarca güvence altına alınmasıdır. Ancak AB yetkilileri defalarca Amerika’nın İran’a yeniden yaptırım uygulamasının doğuracağı olumsuz sonuçların tümü ile mücadele edemeyeceklerini ve özellikle Total ve Zeimens gibi Avrupalı büyük firmaların İran’ı terketmelerine engel olamayacaklarını itiraf etmiş bulunuyor.

 

 

 

Buna rağmen AB liderleri en son Sofya’da düzenledikleri zirvede İran ve Avrupa arasındaki ticari ve iktisadi ilişkileri korumak ve ABD’nin yaptırımlarının etkisini önlemek için bazı kararlar almaya başladı. Bu kararlardan biri engelleme kanununu yeniden yürürlüğe koymaktı. Bu kanun bundan önce 1996 yılında ABD’nin yaptırımları ile mücadele çerçevesinde çıkarılmıştı.

 

 

Belçika ihracat ajansı Başkanı Paskal Delkomint, İran’da yatırım yapmayı zorlaştıran sadece yaptırımlar olmadığını belirterek şöyle diyor: bazı yaptırımların uygulanmasından duyulan korku, büyük yatırımcıların İran’a doğru hareket etmelerini engelleyen etkendir.

Uluslararası hukuk uzmanı Yusuf Mevlai de AB’nin engelleme yasasından İran ile iktisadi işbirliğini sürdürme yolunda yararlanıp yararlanamayacağı hakkında şöyle diyor: bu konu kesinlikle onların yetki alanındadır, nitekim bundan önce de Fransızlar bunu yapacaklarını açıkladı. Ancak bu mesele o kanunla ilgili değildir. Her ülke kendi milli egemenliği çerçevesinde bunu yapabilir.

 

 

 

Her halükarda engelleme yasası büyük oranda Avrupa’da küçük ve orta işletmelerin İran ile ticaretine zemin oluşturabilir. Ancak büyük firmalar Amerika’daki mal varlığı yüzünden Washington’un yaptırımlarına karşı pek fazla yapabilecekleri bir şey yoktur. Buna göre bu yasa Amerika’nın İran’a dayattığı yaptırımların tüm etkilerini yok edemeyeceği açıkça ortadadır.

 

 

 

 

 

 

Jun 09, 2018 10:30 Europe/Istanbul
Görüşler