• İmam Rıza’nın -s- kutlu veladet yıldönümü

11 Zilkade günü, Müslümanların sekizinci imamı ve İslam Peygamberi’nin -s- sevgili torunlarından İmam Rıza’nın -s- veladet yıldönümü.

İran’ın kutsal Meşhed kentinde yer alan kutsal Rezevi külliyede İmam Rıza -s- türbesi İran’ın ve dünyanın dört bir yanından gelen milyonlarca ziyaretçinin akınına uğradığı gözleniyor.

Bu insanlar hali hazırda hayatta olmayan ancak manevi hayatı onların gönlüne taht kurmayı başaran ve gönüllerini huzur, aşk ve sevgi ile dolduran ve her ziyaretçisine gönlüne göre veren bir imamı ziyaret etmeye geliyor.

 

 

Tayland’dan gelmiş. Külliyenin Bab-ul Rıza kapısının önünde durunca biraz çevresine bakınıyor. Şimdi yavaşça ağlıyor. Sanki bu mekanın her köşesi onun için bir işaret taşıyor. Sanki daha önce de buraya gelmiş gibi bir hisse kapılıyor. Gördüğü rüyadan kafasında muğlak bir görüntü vardı, fakat şimdi bu görüntü yavaş yavaş durulanıyor ve canlanmaya başlıyor.

Tesnim Bua bu mekanı aynı görünüşü ile bir kaç ay önce rüyasında görmüştü. İmam Rıza -s- rüyasında ona: beni ziyarete gelmeden önce anneni ziyarete git, demişti. Tesnim’in annesi bir budisttir. Annesi kızının Müslüman bir erkekle evlenmesini yanlış bir hareket biliyordu ve bu yüzden da kızı ile ilişkisini kesmiş ve ona küsmüştü. Ancak İmam Rıza -s- için Tesnim’in annesi Müslüman olması veya gayri müslim olması hiç bir şeyi değiştirmez. Sevgi imamı Hz. Rıza -s- izleyenlerine şöyle buyurmuştur: anne ve babaya ihsan her evlat için vaciptir, velev ki her ikisi müşrik olsun.

 

 

Taylandlı yeni Müslüman kadın Tesnim Bua’nın annesi Tayland’ın kuzeyinde bir kentte yaşıyor. Bu kent Tesnim’in yaşadığı kentten çok uzaktır. Buna karşın Tesnim ve eşi sevgi imamı Hz. Rıza’nın -s- isteğini yerine getirmeye karar vererek Tesnim’in annesini ziyaret eder.

Öte yandan İmam Rıza -s- Tesnim’in yaşam nurunu daha da arttırarak onu melekuti külliyesini ziyaret etmeye de davet etti. Evet, Tesnim karanlıktan nura doğru hareket etti ve şirkten tevhide ve şekten yakin’e ulaştı.

 

 

Şimdi ise yeni Müslüman Tesnim’in gözyaşları, sevgi imamını ziyaret etme aşkı yüzündendi. Şimdi Tesnim İmam’ın  altın kubbesine doğru bakarak selam veriyor ve büyük bir şevkle o hazretin ziyaretnamesini okuyor:

Selam olsun sana ey Allah’ın veliyi, selam olsun sana ey yerin karanlıklarında Allah’ın nuru, selam olsun sana ey dinin sütunu, selam olsan sana ey sıddik şehit. Senin namazı ikame ettiğine ve zekat verdiğine, emri maruf ve nehyi münker yaptığına ve ölüm anına kadar Allah’a taptığına şahadet ediyorum. Ey yüce Rabbim, o hazretin muhabbeti ve velayeti aracılığı ile sana yaklaşıyor ve başkasından beraat ediyorum.

 

 

Şekil Ahmet, Pakistan’dan gelen bir başka ziyaretçidir. Şekil külliyede yer alan kutsal mekanları ziyaret ettikten sonra şöyle diyor:

Gerçek şu ki, hiç bir zaman ilk kez İmam Rıza’nın -s- kutsal türbesini gördüğüm anda olduğu gibi yaşadığım duyguyu yaşamamıştım. Aslında o anda neler hissettiğimi anlatamam. Bu manevi ziyaretin anılarını halâ kendim için korumuş bulunuyorum. Meşhed ziyareti imanımı takviye etti ve daha fazla şianın hakkaniyeti ve azameti ve İmam Rıza’nın -s- şahsiyetini idrak etmeme yardımcı oldu.

 

 

Süheyl Esed güzel bir tebessümle İmam Rıza -s- ile olan manevi irtibatını şöyle anlatıyor: Bu mekanda imamın seni anlaması için Arapça konuşmana gerek yoktur. İmam Rıza -s- ile iyi muaşeretin özelliği şu ki insan o hazret kendi ülkesinden başka bir diyara göç ettiğinden, gurbette olan insanların halini daha iyi hissettiğini düşünüyorsun. Ben de İran’a geldiğimde, Müslümanların taze ve güzel duygusunun hissettiğim ilk yer, İmam Rıza -s- türbesi oldu. Gerçi İran halkı ile Farsça iyi konuşamıyordum, ama o hazretle çok iyi dertleşiyordum. Bu yüzden İmam Rıza’nın -s- hayatım boyunca beni en çok etkileyen en önemli şahsiyet olduğunu söyleyebilirim. Bir garip ülkede bu aşina olma duygusu insanı çok mutlu ediyor ve neşelenmenize vesile oluyor.

 

İslam Peygamberi’nin -s- pak ehli beytinin -s- fertleri, her biri kutsiyet, paklık, ilim ve bilim, hikmet ve marifet abidesidir. Allah Resulü -s- onların varlığını semavi Kur'an'ı Kerim kitabı ile birlikte saadet ve kurtuluş vesilesi ilan etmiş ve ikisini kalıcı ve ebedi mirası olarak adlandırmıştır.

İmam toplumun hidayet öncüsüdür. İmam Rıza -s- bu konuda şöyle buyurur: İmam parlayan bir güneş gibidir, öyle ki kendisi ufukta ve ulaşmaktan uzak bir noktada dururken, nuru varlık alemini aydınlatır. İmam bilinen mehtap, parlayan ışık, nurani yıldızdır ve gecelerin karanlığında kentlerde, çöllerde ve dalgalı denizlerde yol göstericidir.

 

 

 

İmam Rıza -s- Hz. Musa bin Cafer’in -s- evlatlarının en büyüğü olan ve hepsinden daha bilge, daha şerefli, daha mukaddes ve daha muttaki olanıdır. İmam Rıza -s- babasından sonra müslümanların imametini ve velayetini üstlendi. İmam Rıza -s- yirmi yıllık imametinin on yedi yılını Medine kentinde ve ehli beytinin yanında geçirdi ve oradan İslam ümmetine önderlik ve imamet etti.

İmam Rıza -s- babasının talebelerini bir araya getirdi ve dedesi İmam Sadık’ın -s- dini ilimler merkezini tamamlamaya başladı ve bu yolda önemli adımlar attı.

 

 

İmam Rıza’nın -s- Medine kentinde konumu Hicaz topraklarında bulunan tüm alimlerin ve sosyal ve siyasi şahsiyetlerin konumunu etkilemişti. İmam tüm maddi manevi durumlarda halkın sağlam sığınağı ve mercii sayılırdı. Halife Mamun veliahtlik mevkiini görecede o hazrete vermek istediğinde, İmam -s- şöyle buyurdu: eğer ben burada veliaht olduysam, bence konumuma hiç bir şey eklenmemiştir, zira ben Medine’de öyle bir konumdaydım ki mektubum İslamî toprakların doğusu ve batısına ulaşıyordu. Orada hiç kimse benden daha saygın değildi ve kimin bir haceti varsa benden talep eder ve ben de gücüm yettiği kadar muhtaçların ihtiyacını karşılıyordum.

 

 

 

İmam Rıza -s- inkılapçı ve inkılap yaptıran bir şahsiyet olarak bir dönüm noktası olarak biliniyordu ve ilahi maarif temelinde toplumu inşa etmek uğruna insanları dayanışmaya ve gönül birlikteliğine ve zulümden uzak kalmaya ve iyilikte bulunmaya davet ediyordu. İmam Rıza -s- yücelmeyi ve gelişmeyi iman ve iyi ahlaka bağlı biliyor ve şöyle buyuruyordu: insanları malı ile hoşnut edemeyenler, en azından onları hoş yüz ve iyi ahlakla hoşnut etmeye çalışsınlar.

 

 

İmam Rıza’nın -s- aile ocağına istikrar kazandırmak ve toplumu yüceltmek için inkılapçı hareketi söz konusuydu ve bu yolda kadının aile ocağında konumunun önemine vurgu yaparak şöyle buyuruyordu: sizlerden kıyamet gününde bana makam bakımından en yakın olanınız, ailelerine iyi davrananlardır.

Yine o hazret bir başka rivayette şöyle buyurmakta: İman bakımından en iyi insanlar, ailelerine daha iyi davrananlardır.

Aileye karşı iyi davranmak, aile fertlerini gereksiz yere sıkıştırmamak, çocukları iyi terbiye etmek, helal yiyecek temin etmek ve mümkün mertebe refahta yaşamalarını sağlamak, İmam Rıza’nın -s- bakışında aileye iyilik mısdaklarıdır.

 

 

İmam Rıza’nın -s- saygıdeğer eşi Sebike, çağının en faziletli kadınlarından biriydi. Sebike İmam Rıza -s- ile birlikte o hazretin verdiği mücadelelerine eşlik ediyor ve kadınların arasında ve halk kitlelerinde Rezevi kültürün yaygınlaşmasında önemli rol ifa ediyordu. Sebike İmam Rıza’ya -s- eşlik ederek kadınların da ortak yaşamda, inkılapçı hareketlerde ve mücadelelerde önemli rol ifa edebileceklerini  göstermiştir.

 

 

İmam Rıza -s- da diğer seçkin ilahi önderler gibi kendini Allah’ın kulu olarak biliyor ve bu konuda büyük bir tevazu örneğini sergiliyordu. İmam Rıza -s- sürekli Allah tealaya ibadetle meşguldü ve Allah aşkı tüm kalbini sarmıştı. O hazret düşünmeyi ve akıl ve düşünceden yararlanmayı en temel ibadet olarak biliyordu, zira akıl ve düşünce sayesinde insan yegane yaratanı tanıyor ve karşısında huzu ve huşu içinde olmasını sağlıyor. İmam Rıza -s- ibadetlerin arasında namaz ibadetini de çok önemsiyordu ve bu ibadetin kulu Allah tealaya daha da yaklaştırdığını buyuruyordu.

İmam Rıza’ya -s- göre içinde gece vakti namaz kılınan ve namazda Kur'an'ı Kerim tilavet edilen evler, göklere nur saçıyor ve sakinlerini aydınlatıyordu.

 

 

 

Jul 24, 2018 11:13 Europe/Istanbul
Görüşler