• Terörle Mücadele Günü

İran, İslam inkılabı zafere kavuştuktan sonra düşmanların ve şom hedeflerine ulaşmak için her türlü cinayeti mübah gören terör örgütlerinin namertçe saldırıları ve suikastlerine hedef oldu. Bu caniler hedefleri uğruna hatta sıradan vatandaşlara bile acımadı.

İslam inkılabından sonra İran’da düzenlenen hain terör saldırılarının büyük bir bölümü münafıklar terör örgütü tarafından düzenlendi.

 

 

 

Münafıklar terör örgütü 1979 ila 1981 yılları arasında kalan sürede İran İslam Cumhuriyeti nizamının önde gelen yetkilileri, inkılapçı güçler ve hatta sıradan vatandaşlara yönelik bir çok suikast düzenleyerek bu cinayetlerinin sorumluluğunu üstlendi.

 

Şehit Recai ve Bahüner

 

1981 yılının Haziran ayında Ayetullah Hamanei Tahran’ın Ebuzer camiinde konuşma yaptığı sırada teröristlerin suikastine uğradı. Bu hadiseden sonra 27 Haziran 1981 tarihinde İran İslam Cumhuriyeti tarihinin en korkunç terör saldırılarından biri yaşandı ve böylece terör eylemleri yeni bir aşamaya girdi. O gün Tahran’da İslam Cumhuriyeti partisinin toplantı salonunda güçlü bir bombanın infilak etmesi sonucunda dönemin yargıtay Başkanı Ayetullah Seyyid Muhammed Hüseyni Beheşti, aralarında 4 Bakan, 12 Bakan yardımcısı ve 30 kadar milletvekilinin de bulunduğu ülkenin önde gelen 72 üst düzey yetkilisi ile birlikte şehit düştü. Bombalı saldırıyı münafıklar terör örgütü yapmıştı.

 

 

Bu olaydan bir iki ay sonra, yani 29 Ağustos 1981 tarihinde yine bir terör saldırısında İran’ın dönem Cumhurbaşkanı Muhammed Ali Recai ve dönem Başbakanı Muhammed Cevad Bahüner şehadet mertebesine nail oldu.

Kuşkusuz münafıklar terör örgütünün işlediği bu cinayetler hiç bir zaman İran milletinin hafızlarından silinmeyecektir.

 

 

Münafıklar terör örgütünün eli kanlı üyeleri İran’da onca suikast ve terör eylemleri düzenleyerek nizamın önde gelen yetkilileri ve halkın kanını akıttıktan sonra ilkin Fransa’nın başkenti Paris’e kaçtılar ve ardından Irak’a yerleştiler.

1991 ve 1992 yıllarında Saddam rejimi münafıklar terör örgütünden Iraklı Kürtlerin hareketini bastırmakta yararlandı ve Iraklı Kürtlere soykırım planını uyguladı. Bu plan sonucunda bir kaç bin kadın ve çocuk katliam edildi.

 

 

Saddam rejimi Amerika tarafından devrildikten sonra ise beyaz saray münafıklar terör örgütünü koruma altına aldı. Münafıklar bir süre Irak’ın Liberti kampında kaldı ve ardından ABD ve İngiltere’nin lobi faaliyetleri sonucunda Doğu Avrupa’da yer alan Arnavutluk topraklarına yerleşerek burada faaliyetlerine devam etti.

Bu arada Amerika’da bazı politikacılar, beyaz saray İran nizamına karşı hareket edecek olursa münafıklar terör örgütü bu yolda önemli rol ifa edebileceğini belirtiyor.

 

Image Caption

 

Adalet Bakanı insan hakları ve uluslararası işlerden sorumlu yardımcısı ve hukuk hocası Mahmut Abbasi ise şöyle diyor: tarih boyunca ve özellikle son bir asırda terör küresel barış, istikrar ve güvenliği tehdit eden tehlikelerin temel kökü olmuştur.

Abbasi son otuz küsur yılda İran’da onu aşkın terör örgütü faaliyet yürüttüğünü belirterek, Haziran 1981 ve daha sonra Ağustos 1981 tarihlerinde İran İslam Cumhuriyeti nizamının üst düzey yetkililerine yönelik düzenlenen saldırılar ve Cumhurbaşkanı Recai ve Başbakan Bahüner’in inkılap karşıtı örgütlerce suikaste uğramasının esas amacı yeni yeni ayakta durmaya çalışan İran İslam Cumhuriyeti nizamını devirmek olduğunu belirterek bir ülkede yürütmenin bir ve iki numaralı adamlarının terör saldırısı ile şehit edilmesi görülmemiş düzeyde büyük bir cinayet olduğunu vurguladı.

 

 

Son yıllarda Amerika ve Batılı müttefiklerinin dış politikalarında teröre ağırlık verilmesinden sonra bu zümre İran İslam Cumhuriyeti nizamına karşı terörden önemli bir baskı aracı olarak yararlanmaya başladı. Bu iddianın en somut delili ise Batılı devletlerin münafıklar terör örgütüne destek vermeleridir. Amerikalı yetkililer son yirmi yılda münafıklar terör örgütüne her türlü mali, siyasi ve propaganda desteği vermekten çekinmedi. Amerika eli kanlı örgüte her türlü imkanı sundu ve İran milleti ve nizamın yetkililerine yönelik terör cinayetlerini destekledi. Mihrab şehitleri, 7 Tir şehitleri ve 8 Şehriver şehitleri, münafıklar terör örgütünün bazı önemli cinayetleri sayılıyor. Bu doğrultuda 8 Şehriver tarihinde mazlumane bir şekilde şehit düşen Recai ve Bahüner’in şehadet yıldönümü Terörle Mücadele Günü olarak adlandırıldı.

 

 

 

Terör, dünya barışı ve güvenliğinin en büyük afeti ve daha doğru bir ifade ile küresel barış ve güvenliğe yönelik tehdidin köküdür. İran İslam Cumhuriyeti ise teröre 17 bin şehit vererek dünyada bu zalimane cinayetin en büyük kurbanıdır ve bu da İran milletinin mazlumiyetini ortaya koymaktadır. Bu cinayetlerden ise en çok münafıklar terör örgütü 12 bin vatandaşı şehit ederek sorumludur. Bu arada bir çok kanıt münafıklar ve diğer terör örgütleri Amerika, İsrail ve Arabistan’ın her türlü mali ve askeri destekleri ile bölge ülkelerinde büyük cinayetleri işlediklerini ortaya koymaktadır.

 

 

Bir süre önce Amerika’nın Associated Press haber ajansı Amerika devletinin teröre verdiği desteği ifşa ettiği raporunda Amerikalı bazı senatörlerin münafıklar terör örgütü elebaşılarından rüşvet aldığını ortaya koydu. Associated Press raporunda ABD Başkanı Donald Trump kabinesinde de en ez bir yetkili münafıklardan aldığı para karşılığında örgütün oturumunda konuşma yaptığını belirtti. Söz konusu haber ajansı Trump’ın ulaştırma Bakanı Elin Çao’yu kastediyordu. Çao 2015 yılında münafıklar terör örgütüne hitaben beş dakika konuşma yapmak üzere 50 bin dolar para almıştı.

 

 

Bundan başka Associated Press, New York kentinin eski belediye Başkanı Rudi Juliani de bu örgüt için konuşma yapmak üzere bilinmeyen miktarda rüşvet aldığını belirtti. Bazı kaynaklar bu tür oturumlarda on dakikalık bir konuşma için ödenen paranın 20 ila 40 bin dolar civarında olduğunu belirtiyor. Bu skandal, ABD’nin önceki Başkanı Barack Obama bu sürece bir son vermek için hazine bakanlığına Amerikalı politikacıların bu tür konuşmalar için aldıkları paraların bir terör örgütü ile mali irtibat sayılıp sayılmayacağını araştırmasını emretti.

 

 

 

Aslında münafıklar terör örgütünün hikayesi, bir terör örgütünün Amerika ve bazı Avrupa ülkelerinin güçlü bir müttefikine dönüşme hikayesidir. Münafıklar terör örgütünün hamilerinden biri olan ve bu örgütün adı ABD’nin terör örgütleri listesinden çıkarılması için hatta örgüt hakkında kitap yazan Amerika milli güvenlik konseyi eski üyesi Reymond Tanter, münafıkların ABD’nin İran karşıtı planlarını ilerletmekte yaptırım ve savaştan çok daha iyi seçenek olduğunu belirtiyor.

 

 

Amerika Dışişleri Bakanlığı yıllar önce münafıklar terör örgütünün adını bu ülkenin terör örgütleri listesine yerleştirmişti. Ancak Amerika ne zaman bu örgütü bir malzeme olarak kullanmak istediğinde adını terör örgütleri listesinden çıkardı ve Amerika için hedefine ulaşmak için her şey mübah olduğunu ve burada kullandığı aracın bir terör örgütü olması bile hiç önem arzetmediğini ortaya koydu.

 

 

 

Amerak Dışişleri Bakanlığı münafıklar terör örgütünün adını 1997 yılında terör örgütleri listesine ekledi ve 2003 yılında da örgütün Washington temsilciliğini kapattı. Ancak Amerika 2003 yılında Irak topraklarına saldırdığında Irak’ta tutukladıkları münafıklara savaş esiri statüsü tanıdı. Oysa Amerika Afganistan’da terör zanlılarına bu statüyü tanımamıştı. Bu ikilem, Amerika için terörle savaş kavramının aslında Amerika’nın şom planlarına karşı bölgede her türlü direnişi yok etmekten başka bir anlam taşımadığını gösterdi.

 

 

Terörle mücadele ettiklerini iddia eden Amerika ve bazı AB ülkeleri için münafıklar terör örgütünün İran milletinden 12 bin masum insanı katlettikleri asla önem arzetmiyor. Amerika aynı anlayışla münafıkların Saddam rejimi ile birlikte binlerce Iraklı Kürt vatandaşı katliam etmesine de göz yumarak eli kanlı bu canileri koruma altına aldı. Amerika ve bazı Avrupa ülkeleri münafıkların eli binlerce İranlı vatandaşın kanına bulaştığını bildiği halde İran’dan kaçtıklarında onlara kucak açtılar.

 

 

 

Bu bağlamda münafıklar bir süre Fransa’da barındılar ve Saddam rejimi İran’a savaş dayatınca düşman saflarında yer almak üzere Irak’a geldiler. Münafıklar Saddam rejimi devrildikten sonra da Amerika ve Avrupa’nın desteği ile Arnavutluk topraklarına yerleşerek burada özgürce faaliyetlerini sürdürmeye başladılar. Kuşkusuz Amerika ve Avrupalı müttefiklerinin bu örgüte destek vermelerinin amacı, İran İslam Cumhuriyeti nizamı ve İran milletine darbe vurmaktır.

 

 

 

Amerika devleti terörü iyi ve kötü olmak üzere ikiye ayırmak sureti ile çıkarlarına hizmet eden terörü destekliyor ve terörle mücadele etmek yerine başkalarını teröre destek vermekle suçluyor.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’nin belirttiğine göre Amerika ve Batı’nın ikilemi, İran’da terör cinayetlerini işleyen canilerin Amerika ve Avrupa’da özgürcü dolaşmalarına ve bu ülkelerin yetkilileri ile görüşmelerine ve hatta onlar için konuşma düzenlemelerine zemin oluşturduğu anlaşılıyor.

 

 

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei bu durum Amerika ve Avrupa ülkeleri için büyük bir rezalet olduğunu belirterek şöyle diyor:

Bu terör örgütünün üyeleri, halkı savunma ve hatta İslam’ı savunma iddiaları ile İran milletinin mücadelesine katılan, fakat daha sonra bu millete ve yetkililere karşı korkunç cinayetleri işleyen ve daha sonra da Saddam gibi bir caninin yanında yer alan ve şimdi de Amerika tarafından koruma altına alınan kişilerdir.

 

 

 

 

 

 

Sep 02, 2018 08:01 Europe/Istanbul
Görüşler