• Ruhani
    Ruhani

İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani dün yaptığı açıklamada, İran'ın füze-savunma gücünün müzakere edilemez olduğunu kaydetti.

Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani dün Semnan vilayetindeki ziyareti sırasında yaptığı açıklamada, "Avrupalılar İran'ın savunma gücü ile ilgili bir şey söylerlerse bu kabul edilemez çünkü savunma gücü ülkeyi savunmak içindir" açıklamasında bulundu.

İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif de aynı günde gazetecilere yaptığı açıklamada, hiçbir ülkenin İran gibi bağımsız ve büyük bir ülkeden kendi savunma aracını bırakmasını isteme hakkına sahip olmadığını belirtti.

Şu sıralarda Amerikan yetkilileri, İran ile Avrupa'nın nükleer anlaşmanın korunması için mali mekanizma kurmak için anlaşma yapma eşiğine gelirken yeni bir oyun başlatarak, bu işbirliği ve anlaşmayı etkilemeye çalışıyorlar.

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo'nun İran'ın füze denmesinin Güvenlik Konseyi'nin 2231 sayılı kararnamesine aykırı olduğuna dair iddiası da bu çerçevede değerlendirilebilir.

BM Güvenlik Konseyi'nin 2231 sayılı kararnamesinde İran'ın füze denemesi yasaklanmıyor, sadece İran'dan nükleer başlık taşıyan füzeler yapmaması isteniyor.

İran asla bu doğrultuda hareket etmiyor ve İran'ın füzeleri normal ve nokta vuruşu yapan füzelerden olup, İran'ın düşmanların tehditlerine karşı caydırıcılık gücünü takviye etmek amacıyla takip ediliyor.

Bu tür konuların gündeme getirilmesi, ABD'nin nükleer anlaşmaya karşı yükümlülükleri ve Güvenlik Konseyi'nin 2231 sayılı kararnamesini ihlal etmesi ve sorumluluklarını yerine getirmemesini etkileyemeyecek. 

ABD'nin Güvenlik Konseyi'ni İngiltere ve Fransa'nın işbirliğiyle İran'ın füze programını takip etmek  için istismar etmesi, Washington'un yükümlülüklerini yerine getirmeyi ihmal etmesini gizleyemez ve ABD'nin Güvenlik Konseyi'ne uymaması nedeniyle sorumluluğu ortadan kaldıramaz.

ABD merkezli Uluslararası Stratejik Araştırma Merkezi IISS yürüte direktörü Mark Fitzpatrick, ABD Dışişleri Bakanı iddialarına karşı yaptığı değerlendirmede, İran'ın füze denemesinin BM Güvenlik Konseyi'nin 2231 sayılı kararnamesinin ihlali sayılmadığını vurguladı.

Fitzpatrick, bu kararnamede tüm ülkelerden nükleer anlaşmanın uygulanmasını zayıflatacak girişimlerden uzak durmaları istenirken, ABD'nin onu ihlal ettiğini kaydetti.

İran'ın füze programını kısıtlamak her daim ABD'nin hedefi olmuştur ve Donald Trump yönetimi de, muhtelif senaryolarla bu hedefe ulaşmak için yoğun çaba sarfediyor.

ABD'nin nükleer anlaşmadan çekilmesi de aynı hedefle gerçekleşti ve bu çerçevede ABD'nin Avrupalı ülkeleri kandırma ve İranofobi yoluyla İran'a yaptırım uygulamaya çalışıyor. Bu doğrultuda da son günlerde ABD, Fransa ve İngiltere ile birlikte Güvenlik Konseyi'ni topladılar ancak ABD ve müttefiklerinin çabaları yine fiyasko verdi.

Bu durumda, Avrupalılar, Amerikalılar'ın oyununa dahil olmamalılar ve Avrupalılar'ın üzerinde tarihi sorumluluk, nükleer anlaşmayı şimdiki halinden kurtarmaktır.

Avrupalılar'ın ABD'nin yanında yer alması, onların çelişkili tavrını gösteriyor çünkü Güvenlik Konseyi'nin 2231 sayılı kararnamesi, İran için füze denemesini yasaklamıyor, aksine tüm ülkelerden nükleer yükümlülüklerini yerine getirmeleri istiyor.

İran'ın füze programı ile ilgili tavrı oldukça mantıklı ve ilkelidir. Senaryo uydurmakla, İran'ın caydırıcılık gücünün en önemli parçasını kısıtlamak isteyen o ülke, "Avrupalı nükleer anlaşma"yı tahrip etmek için kötü tavırlarda bulunmaktadır.

Endişe verici olan mesele ise, Batı Asya bölgesinde istikrarsızlıkların sürmesidir. Bu olaylarda İran'ın füzesinin hiçbir rolü yok çünkü hatta bir sıradan vatandaşı bile hedef almış değil.

Bazı Avrupalı ülkeler ve ABD'nin çifteli politikaları ile Batı Asya bölgesindeki istikrarsızlıklardan kaynaklanan endişelerle anlamlı alaka var çünkü İran'ın füze programına karşı suçlamalar yönetilirken bu bölgedeki bazı Arap rejimlerine silah göndermeye devam ediyorlar ve işte bu yaklaşım da, Batı Asya bölgesinde güvensizlik ve istikrarsızlığın sürmesine yol açmıştır.

Etiketler

Dec 06, 2018 18:09 Europe/Istanbul
Görüşler