Jan 10, 2019 21:34 Europe/Istanbul
  • Kum halkının 19 Dey kıyamı; İslam inkılabının zaferi için geri sayım

Evet, şimdi sizlerle birlikte İran’da despot şah rejiminin devrilmesi ve İmam Humeyni -ks- liderliğinde İslam inkılabının zafere ulaşmasında önemli etkisi olan siyasi bir olayı gözden geçirmek istiyoruz.

Bu olay veya daha doğrusu kıyam, İran’da şah rejimi devrilmeden yaklaşık bir yıl önce kutsal Kum kentinde yaşandı. Bu kıyam, o dönemde Ettelaat gazetesinde rejimin talimatı üzerine ve “İran ve kızıl ve kara sömürü” başlığı altında yayımlanan ve İran’ın Müslüman halkının büyük dini önderi ve İslam inkılabının lideri olan İmam Humeyni’ye -ks- saygısızlık içeren bir makaleye gösterilen tepki şeklinde gerçekleşti.

 

Gerçekte Kum halkının gerçekleştirdiği bu kıyam, o günlerde İran’ın çeşitli bölgelerinde başka kıyamları tetikleyen ve despot şah rejimine karşı büyük bir muhalefet dalgasına vesile olan bir kıyam olduğu için büyük önem arzediyor. Nitekim bir çok gözlemci Kum halkının kıyamından İslam inkılabının başlangıcı veya bu inkılabın zafere ulaşmasının dönüm noktası şeklinde söz etmiştir.

 

“İran ve kızıl ve kara sömürü” başlıklı makale o günlerde şahın casusluk örgütü Savak’ın talimatı üzerine ve yine o dönemde sürgünde bulunduğu Irak’ın Necef kentinde şah rejimi ile mücadele eden İmam Humeyni’nin -ks- dini ve siyasi kişiliğini tahrip etmek amacıyla Ettelaat gazetesinde yayımlandı. Bu makalede İmam Humeyni’den -ks- kara irtica sembolü, sömürü etkeni, İranlı olmayan biri gibi çok aşağılayıcı tabirlerle söz edilmişti. Bu makalenin gerçek yazarı, şah döneminin enformasyon ve turizm Bakanı Daryuş Humayun olduğu ve şahın casusluk örgütü Savak tarafından onaylandıktan sonra yayımlandığı belirtiliyordu.

 

Aslında bu çirkin makalenin yayımlanma amacını anlayabilmek için o dönemde İran’da yaşanan sosyal ve siyasi gelişmelere bakmak gerekir. Pehlevi kralı Muhammed Rıza 1977 yılının başından itibaren dünya kamuoyunun baskıları ve ayrıca Amerika’nın o günlerde yeni yeni beyaz saraya ayak basan dönem Başkanı Jimmy Carter’in insan hakları politikalarından etkilenerek ülke genelinde baskı ve muhalifleri ezme politikasını hafifletmiş ve böylece İran’da siyasi atmosfer bir nebze olsun açılmıştı. 

 

Bu şartlarda şah rejiminin ister sağcı ister solcu, ister laik ister dinci, tüm muhalif kesimleri biraz daha serbestlik kazanmıştı ve böylece camiler ve dini faaliyetlerin merkezleri pratikte şah rejiminin muhaliflerinin siyasi faaliyet merkezlerine dönüştü.

 

Öte yandan 1977 yılında bir kaç gelişme, muhaliflerin mücadelelerini derinleştirmelerine önemli katkısı oldu. Şah rejiminin muhalif aydınlarından Dr. Ali Şeriati’nin şaibeli ölümü, bazı siyasi muhalif liderlerin şah’a açık mektuplar yazmaları, din adamlarının rejimin icraatına muhalefet doğrultusunda bildiriler yayımlamaları, şahın Amerika ziyareti sırasında Amerika’da eğitim gören İranlı öğrencilerin protesto eylemi ve hepsinden daha önemlisi İmam Humeyni’nin -s- oğlu Ayetullah Seyyid Mustafa Humeyni’nin şaibeli rihleti, bu gelişmelerden bazılarıydı ve sonuçta İmam Humeyni -ks- halk arasında istenen lider oldu.

 

Bu gelişmelerin arasında İmam Humeyni’nin -ks- oğlunun şaibeli rihleti, İran halkının o sıralarda Irak’ta sürgün hayatını yaşayan İmam Humeyni’yi -ks- daha da yakından tanımalarına vesile oldu. İmamın vefat eden oğlu için başta Tahran ve Kum kentinde düzenlenen anma meclisleri resmen İmam Humeyni’yi ve mücadelesini takdir etme meclislerine ve şah rejimi ile aleni muhalefet merkezlerine dönüştü. Bu süreçte ilginç olan gelişme, anma meclisleri sadece din adamları tarafından değil, muhalif aydın güçlerce de düzenlenmesiydi.

 

Gerçekte bu meclisler ülke genelinde tüm muhalif güçlerin birlik olmalarına vesile oldu ve siyahi muhaliflere, rejim her türlü yasal ve barışçıl mücadele yolunu kapattığı ve kendisi de siyasi çıkmaza girdiği bir durumda ve özellikle silahlı mücadele de sonuç vermediği şartlarda, mücadele biçimini değiştirmeleri ve dini ve geleneksel odaklara dayanarak yeni mücadele biçimine yönelmeleri ve özetle halk kitlelerini seferber ederek genel kıyam başlatmaları gerektiğini gösterdi.

 

 

İmam Humeyni’nin -ks- oğlu için düzenlenen anma meclislerinden birinde ilk kez İran milleti için özel anlam taşıyan “İmam” tabiri, o meclisin hatibi ve şimdiki Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani tarafından Ayetullah Humeyni -ks- için kullanıldı ve bu ünvan kısa sürede Ayetullah Humeyni’nin -ks- siyasi liderliğinin en bariz göstergesi oldu ve o tarihten sonra muhaliflerin siyasi edebiyatında İmam Humeyni tabiri Ayetullah Humeyni’nin yerine geçti.

 

 

İhsan Naraki, Savak yetkililerinden birinden naklen, pehlevi kralı Muhammed Rıza bu gelişmelerin ardından ve İmam Humeyni’nin -ks- muhaliflerin arasında nüfuzu artmasından sonra söz konusu “İran ve kızıl ve kara sömürü” başlıklı makalenin yazılarak yayımlanması yönünde talimat verdiğini belirtiyor.

 

İmam Humeyni’ye -ks- hakaret içeren “İran ve kızıl ve kara sömürü” başlıklı makale Reşidi Mutlak takma adıyla ve İran’da hicabın yasaklandığı günün yıldönümü ve şahın sözde gerçekleştirdiği Beyaz devrimin yıldönümünün yaklaştığı bir sırada hş. 17 Dey 1356 tarihinde yayımlandı.

Söz konusu gazetenin Kum kentinde dağıtılmasının hemen ardından İmam Humeyni -ks- ve ulemaya hakaret haberi hızla dini ilimler merkezleri ve başka dini çevrelerde yayıldı. Ertesi sabah dini ilimler merkezinde dersler koordineli bir şekilde tatil edildi ve yaklaşık 200 kadar protestocu talebe büyük Ayetullahların evlerine doğru yürüyüş yapmaya başladı.

 

Kum kentinde bu tür protesto eylemleri ve yürüyüşler hş. 19 Dey günü de devam etti ve aynı günün akşam saatlerinde güvenlik güçlerinin müdahalesi sonucu şiddete dönüştü. Bu müdahalenin esnasında 7 protestocu şehit düştü ve 15 kişi de yaralandı. Bu hadisenin ardından protesto eylemleri ve çatışmaların haberi Necef kentine ulaştı. İmam Humeyni -ks- sürgün edildikten sonra yayımladığı en sert mesajında pehlevi rejimini uyardı ve şah rejimine açıkça meydan okudu.

 

İmam Humeyni’nin -ks- şah rejimine meydan okuması olaylar ve protestolar zincirinin başlangıç halkası oldu ve her eylemin şehitleri için düzenlenen Erbain merasimi İran’ın çeşitli kentlerinde düzenlendi. Söz konusu Erbain etkinlikleri İran’ın çeşitli kentlerinde domino etkisi yaptı ve İran milletinin şah rejimine karşı ayaklanmasında önemli etkisi oldu ve böylece pehlevi rejiminin devrilmesi ve İslam inkılabının zafere ulaşması için geri sayım başladı.

 

Kum halkının katledildiği günün kırkıncı gününde düzenlenen anma etkinliğinde, yani hş. 29 Behmen 1356 tarihinde ana çarşılar ve üniversiteler kapandı ve İran’ın bir çok kentinde Kum şehitleri için anma etkinliği düzenlendi. Bu arada 13 kentte anma etkinlikleri siyasi protesto eylemlerine dönüştü, fakat Tebriz kentinde düzenlenen protesto eylemleri rejimin güvenlik güçlerinin şiddet uygulaması ile kana bulandı. Tebriz’de bir polis subayı bir gencin üzerine ateş açarak şehit etti. Bu gelişme protesto eylemlerini şiddete dönüştürdü.

Tebriz’de yaşanan olayın hemen ardından binlerce kişi sokaklara döküldü ve şah rejimini kınayan sloganlar atarak İmam Humeyni’ye -ks- destek doğrultusunda bazı sinema salonlarını ve alkollü meşrubatın satıldığı mekanları tahrip ettiler. Bu olayların sırasında da çok sayıda vatandaş şehit düştü veya yaralandı.

Hş. 10 Ferverdin 1357 tarihinde Tebriz şehitlerinin kırkıncı günü dolaysıyla 15 kentte anma etkinlikleri düzenlendi ve yine Yezd gibi bazı kentlerde rejimin protesto eylemlerine müdahalesi sert oldu ve yine bazı vatandaşlar şehit düştü.

Bu kez hş. 20 Ordibeheşt 1357’de Yezd şehitlerinin şehadetinin kırkıncı gününde 24 kentte anma etkinlikleri düzenlendi ve yine şah rejimi bu itirazları kana buladı. Öte yandan düzenlenen protesto eylemleri şahın doğu Avrupa ülkelerine yapacağı ziyaretin iptaline neden oldu. Protesto eylemlerinin ortak sloganları kahrolsun şah, yaşasın İmam Humeyni, yaşasın Kum ve Tebriz şehitleri, sloganları oldu.

 

Aslında tüm bu itirazlar ve protesto eylemleri hiç bir yerli yabancı uzman bu olayların yıl sonuna kadar şah rejiminin devrilmesiyle sonuçlanacağını aklının ucundan bile geçirmediği halde şekillenerek zincirleme devam ediyordu. Zira o sıralarda ABD dönem Başkanı Carter’in İran ziyareti ve şah rejimine kesin desteğini ilan etmesi ve İran’dan çalkantılı Ortadoğu bölgesinde istikrar adası şeklinde söz etmesinin üzerinden henüz bir kaç ay bile geçmemişti. Hatta Amerikalı diplomatların ABD Dışişleri Bakanlığına gönderdikleri İran raporları pek kaygı uyandırıcı boyutta değildi.

Amerika’nın İran’da dönem büyükelçisi Salivan daha sonraları “İran’da görev” adlı kitabında şöyle yazdı: Şehitlerin Erbain merasimleri ve her kırk günde bir bu yüzden düzenlenen protesto eylemleri işin başında tamamen dinî temalıydı ve liberallerin, sosyalistlerin, demokratların veya komünistlerin bu eylemlerde rolü yoktu. Bu gruplardan bazıları, Savak’ın sıkı denetimi altındaydı ve bu yüzden aleni bir şekilde faaliyet etmeleri mümkün değildi. Bu yüzden ve rejim karşıtı itirazların dinî temalı olması yüzünden bir çok siyasi gözlemci bunu rejim için ciddi tehlike telakki etmiyordu ve genelde az sayıda gözlemci şah rejimini içten veya dıştan ciddi bir tehlike ile karşı karşıya görüyordu.

 

Ancak gözlemcilerin yaptıkları analizlerden ve yorumlardan farklı olarak halkın protesto eylemleri hş. 1357 yılında hızla büyüdü ve yavaş yavaş din adamları, aydınlar ve çarşı arasında rejime karşı resmi olmayan bir ittifak şekillendi ve inkılapçı faaliyetler kitlelerin temelinde ülkenin çeşitli kentlerinde başladı. Öte yandan itirazların çeşitli kentlere yayılması ile birlikte şah rejimine karşı yürütülen faaliyetler ve muhaliflerin sayısı da kat kat artmaya başladı.

 

İran’da zincirleme düzenlenen Erbain merasimleri hş. 1357 yılında halk kitlelerinin şah rejimine karşı mücadelelerinde yeni bir merhaleyi tetikledi. 1357 yılında mübarek Ramazan ayının başlaması ile birlikte çok sayıda talebe ülkenin kentleri ve köylerinin yolunu tuttu ve halkı rejimin zulmü ve cinayetleri hakkında ve İmam Humeyni’nin -ks- önderliği konusunda bilinçlendirmeye başladı. Yine Ramazan bayramı namazı da Tahran başta olmak üzere, bir çok kentte rejim karşıtı siyasi mitinglere dönüştü ve halk siyasi sloganlar atmaya başladı ve İmam Humeyni’nin -ks- adı telaffüz edilmeye başladı.

Öte yandan okulların ve üniversitelerin açılması ile beraber çok sayıda öğrenci de mücadele saflarına katıldılar ve şah rejimi karşıtı protesto eylemleri düzenlediler. Söz konusu eylemlerden bazıları hş. 13 Aban günü gibi bazı öğrencilerin şehit düşmesine yol açtı. Böylece İran’da sonbaharın başından 22 Behmen’de İslam inkılabı zafere kavuşuncaya dek bir çok olay yaşandı, öyle ki o sıralarda şah hş. 26 Dey 1357’de tedavi olmayı bahane ederek ülkeden ayrıldı.

Aslında pehlevi kralı Muhammed Rıza muhaliflerin baskıları yüzünden ve inkılapçı hareketleri yatıştırmak için çeşitli yollara başvurdu ve General Ezhari adında sert ve baskıcı bir Generalin komutasında sıkıyönetimi ilan etmekten milli cephe adlı siyasi muhalif gruptan birini Başbakan yapma noktasına kadar bir çok tedbiri uyguladı, fakat bu tedbirlerin hiç biri inkılapçı İran milletini engelleyemedi ve İmam Humeyni’nin -ks- ülkeye geri dönmesi ile birlikte pehlevi rejiminin dosyası ebediyen kapandı  ve İslam inkılabı hş. 19 Dey 1356’dan hş. 22 Behmen 1357’ye uzanan bir yıllık bir sürede zafere ulaştı.

 

 

 

Etiketler

Görüşler