• İran’dan İslam ülkelerinin işbirliğine vurgu

Bilim ve teknoloji dünyasına girebilmek için altyapıların, teamüllerin gelişmesi ve bilim ve teknoloji çıktılarına ahlaki ve insani değerler temelinde destek verilmesine bağlıdır, böylece bu durumun olumlu tesirlerini tüm alanlarda hissetmek mümkün.

Bilindiği üzere İslam işbirliği teşkilatı İİT liderleri geçen Pazar günü Kazakistan’ın başkenti Astana’da bilim ve teknolojiye vurgu yapılan ilk zirvede bir araya geldi.

 

İslam dünyası uluslararası camianın önemli bir bölümünü oluşturur. Bu yüzden İslam dünyasının güçlenmesi, gelişmesi ve istikrarlı hale gelmesi aynı zamanda dünyanın güçlenmesi, gelişmesi ve istikrarlı hale gelmesine katkısı olur. Kuşkusuz İslam dünyası zayıf, geri kalmış ve dağınık vaziyette kaldığı takdirde uluslararası kalıcı barış, çok yönlü kalkınma ve etkili dayanışma da imkansız hale gelir. Bu yüzden İslam dünyası üyelerinin kalkınmış bir dünyanın üyeleri olabilmeleri için işbirliği, gerçekte cahillik, yoksulluk, savaş ve şiddetten arınmış ortak bir dünya inşa etme yolunda sarf edilen çaba sayılır.

 

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani Astana’da düzenlenen liderler zirvesinde bu gerçeğe temas ederek, İslam dünyasında bilim, teknoloji ve yenilenme sloganı ile düzenlenen zirvede alınacak kararların diğer değerli çabaların yanında İslam ülkeleri arasında çeşitli alanlarda yapıcı işbirliğinin geliştirilmesine katkı sağlamasını temenni etti.

 

Gerçekte bilim ve teknoloji alanlarında işbirliği yapmak iki açıdan önem arz etmektedir. Bu işbirliğinin bir boyutu, çeşitli iktisadi alanlarda ilerlemeye katkı sağlamasıdır. Ancak bu meselenin ikinci boyutu, çeşitli toplumlarda umutları geliştirme ve istihdam alanlarını genişletme yönünde ilerlemenin üzerindeki müspet tesirleridir. Bu iki konunun önemi itibarı ile İİT liderlerinin şimdiki şartlarda bir araya gelmesi İslam ülkelerinin ilişkilerinde köklü değişikliklere vesile olabilir. ancak bunun için bazı sosyal ve kültürel altyapıların oluşması da şarttır.

 

Cumhurbaşkanı Ruhani Astana zirvesinde ise bu yönde şu vurguyu yaptı: dün İslam dünyası dünyanın bilimsel, kültürel ve medeni açılardan gelişmesinin merkeziydi. Peki acaba bugün yine İslam dünyası yenilikçiliğe, yaratıcılığa ve gelişmeye doğru ilerleyemez mi ve acaba akılcılık ve ahlak çerçevesinde şiddet ve radikalizmden arınmış bir dünya yaratamaz mı?

 

İran, parlak bir mazisi olan ve İslam öncesi ve İslam sonrası olmak üzere iki medeniyet döneminde beşeri tarihte bilim ve kültür bayraktarı olan bir devlet olmuştur. İran milleti bilimseverliği ve İslamî düşünce ve medeniyeti ile bir dönem tıp, eczacılık, nücum, matematik, fizik, kimya, coğrafya, felsefe, kelam, irfan, edebiyat ve sanat dallarında kendi çağının en parlayan yıldızı oldu ve bu bilimlerden bazılarında orta çağdan 16. Yüzyıla kadar Avrupa’nın beslendiği kaynak haline geldi. Ancak ne var ki bu gelişme ve ilerleme süreci devam etmedi ve İslam toplumu son bir kaç asırda hareket etmekten ve yaratıcı olmaktan uzaklaştı ve Batı kültürü ile bilim ve teknoloji alanlarında rekabette geride kaldı.

 

Aslında İslamî yeni medeniyetin ilerlemesini aksatan ve kah durduran sebep, Batılı devletlerin İslam dünyasını sultacı ve sömürücü saldırılarına ve siyasi ve kültürel sultalarına maruz bırakmalarıydı ve böylece İslam dünyasını tarihi bir geri kalmışlığa mahkum etti. Bu sömürücü sürecin sonucunda İslam medeniyeti durgunluğa sürüklendi ve bu kez içinde dini ve etnik bağnazlıklar ön plana çıkarıldı. Kuşkusuz bu durum bir yandan Müslüman hükümdarların zafiyeti ve öbür yandan seçkin kesimlerin kendilerini kaybetmişliği bu süreci daha da hızlandırdı.

 

Ancak şimdi İslam dünyası bir kez daha tarihi bir seçimle karşı karşıyadır. Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani Astana zirvesinde bu konuda şöyle dedi: bilim ve teknolojinin hızla gelişmesinden korkmak ve ondan kaçmak yerine Müslüman toplumların seçim ve uyum gücünü geliştirmeliyiz. Bizim için yeni bilim ve teknolojileri geliştirmenin en önemli zaruretleri bu bilim ve teknolojileri cezbetmek ve sindirmek için güvenli siyasi, sosyal, kültürel ve iktisadi şartları oluşturmaktır. Bizler bilim ve teknoloji ile yetinmemeli, aynı zamanda onlara ulaşma yollarını ve stratejilerini de geliştirmeliyiz.

 

 

Kuşkusuz bilim ve teknoloji alanlarında işbirliği, Ruhani’nin vurguladığı hedefe ulaşmanın tek yoludur. İran İslam Cumhuriyeti son on yılda bilim ve teknoloji alanlarında önemli kazanımları elde eden bir ülkedir. Son beş yılda İran bilimsel makale alanında 34. Sıradan 16. Sıraya yükseldi. Bugün İran’ın 1100 üniversitesinde akademik eğitimi olanların sayısı 2.4 milyondan 4.8 milyona yükselmiştir ve İran dünyada en çok mühendislik eğitimi gören nüfusa sahip olan ilk beş ülkenin arasında yer almaktadır.

 

 

Bugün İran İslam Cumhuriyeti’nin biyo teknoloji, nano teknoloji, yenilenebilir enerji kaynakları, hava uzay, mikro elektronik ve kök hücre gibi yeni bilim ve teknolojilerde payı önemli oranda yükselmiştir. İran bilim tabanlı firmalarının gelişmesi ve yeni teknolojik alanlarda faaliyetlerini arttırması ile beraber yeni ürünler üreterek dünya piyasalarına açılmıştır.

 

 

İran İslam Cumhuriyeti’nin politikası, zengin petrol ve doğalgaz kaynaklarına rağmen doğal kaynaklara dayalı ekonomiden, yenilikçi ve verimlilik temeline dayanan ekonomiye doğru ilerlemektir. Bu alanlardan biri ise barış amaçlı nükleer bilim ve teknolojiden yararlanmaktır. İran’da nükleer bilim ve teknoloji, Batılı zorba devletlerin tüm sabotajlarına ve komplolarına rağmen artık yerel hale gelmiştir ve şimdi de Bercam nükleer anlaşması yürürlüğe girdikten sonra nükleer faaliyetleri sürdürmektedir.

İran İslam Cumhuriyeti Kuantum alanında belirlediği hedeflere ulaşmak için İAEK bünyesinde fotonik ve kuantum teknolojileri araştırma merkezini açmıştır. Şimdi bu alanda faaliyet yürüten İranlı bilim adamları bu merkezde faaliyet yürütmektedir.

 

 

Bu kapasitelerden hareketle Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Astana’da düzenlenen İİT bilim ve teknoloji alanında işbirliği zirvesinde şu vurguyu yaptı: biz buraya yapabileceğimizi söylemeye geldik ve bilim ve teknoloji adına ve bilimsel diplomasiye dayanarak İslam dünyasında tamamlayıcı kapasiteleri oluşturmak ve ortak alanlarda güçlenmek gibi durumları takip etmeliyiz.

Gerçi bu alanda bölgesel ve küresel rekabetlerin yeni bir yola girdiği ve yeni teknolojilerin göz kamaştırıcı boyutlarla ilerlediği anlaşılıyor, ama yine de İslam dünyası değerlendirebileceği çok iyi fırsatları bulunuyor, gerçi bunun için bazı adımların atılması da zaruri gözüküyor.

 

 

Kazakistan’ın başkenti Astana’da düzenlenen zirve aslında İslam dünyasında bilimsel ve teknolojik işbirliği tarihinde bir dönüm noktası olabilecek kapasitededir. Ancak bunun için İslam ülkeleri ve bu ülkelerin seçkin bilimsel şahsiyetleri İslam düşmanlarının tefrikacı girişimlerinden ve zorba devletlerin İslam ülkelerini geride tutmak için komplolarından etkilenmeksizin bilim ve teknoloji alanlarında işbirliğini geliştirmeye çalışmaları ve ortak siyasi, iktisadi ve kültürel zeminleri genişletmeleri gerekir.

 

 

Aslında İslam ülkelerinin bilim ve teknoloji alanlarında geri kalmışlığının bir sebebi bu ülkelerin bilimsel geniş kapsamlı bir yol haritaları ve bu yönde belirlenmiş plan ve stratejilerinin bulunmamasıdır.

İslam dünyasında bilim ve teknoloji stratejilerini belirlemek için üç temel adımın atılması gerekir.

İlk adım İslam ülkelerinin önemli iktisadi ve sosyal meselelerinin çözümü yönünde atılmalıdır. İkinci adım ise İslam ülkelerinin hedeflerinin gerçekleşmesi için bilim ve teknoloji alanları önündeki sorunların çözümü yönünde atılmalıdır. Üçüncü adım da İslam dünyasında bilim ve teknoloji alanlarının önündeki sorunların çözümü için gereken stratejilerin hazırlanması yönünde atılmalıdır.

Bu üç temel adım atıldığı takdirde İslam dünyasının bilimsel gücünün gelişmesine olumlu bakılabilir. Bu bağlamda başta İran olmak üzere D – 8 grubuna üye ülkelerin önemli rol ifa edebilecekleri açıkça ortadadır.

 

Cumhurbaşkanı Ruhani’nin de belirttiği üzere İran, parlak bir mazisi olan ve İslam öncesi ve İslam sonrası olmak üzere iki medeniyet döneminde beşeri tarihte bilim ve kültür bayraktarı olan bir devlet olmuştur. Şimdi İran geçmişine bakarak Astana kentinde düzenlenen İslam dünyası bilim, teknoloji ve yenilenme zirvesinin sonuçları İslam ülkeleri arasında yapıcı işbirliğine katkı sağlamasını ummaktadır.

 

 

 

Sep 12, 2017 13:50 Europe/Istanbul
Görüşler