• 9 Dey hamaseti ve İran milletinin gizli komplolara karşı uyanış günü

İran milleti İslam inkılabı zafere kavuştuğu günden beri şimdiye kadar bir çok kez düşmanların fitneleri ve komplolarına karşı inkılapçı azim ve kararlılığı ile dimdik durdu ve düşmanların iktidarını ve sarsılmayacağını ispat etti.

İran milletinin kendiliğinden 30 Aralık 2009 tarihinde milyonluk bir yürüyüşe katılması, İran İslam inkılabı tarihinde kader belirleyici günlerden biridir. Bu önemli günde İran’da unutulmaz bir hamasete dönüşen önemli ve tarihi bir olay yaşandı. İran milleti bu tarihi günde gerçekleştirdikleri milyonluk yürüyüşü ile toplumda normlara karşı hareket edenlerden beraat ettiğini ilan ederek İran’da 10. Dönem cumhurbaşkanlığı seçimlerine hile karıştığını bahane ederek yanlış yola sapan fitnecilere güçlü bir cevap verdi.

Aslında 2009 yılında yaşanan fitne olayları İran İslam Cumhuriyeti nizamını devirme senaryosu çerçevesinde başlatıldı. Buna göre de 10. Dönem cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra başlatılan sokak isyanları sıradan bir olay değil, Batılıların kadife devrim adıyla ün yapan yumuşak devrim modellerine göre tasarlanan şom bir plandı.

 

 

İran’da 10. Dönem cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra yaşanan kargaşa ve isyan olaylarını irdelerken iki nokta dikkat çekiyor.

İlk nokta, İran milletinin gerçekleştirdiği inkılabın en önemli getirisi olan İran İslam Cumhuriyeti nizamının haysiyetini ve itibarını korumaktı. Bu getiri fitnecilerin saldırısına uğramıştı.

İkinci nokta, halkın seçimlerin asaletini ve doğruluğunu bozan akıma gösterdiği tepkiydi. Cumhurbaşkanlığı seçimlerine halkın %85’lik katılımını karalamak kolay kolay gözardı edilecek ve umursanmayacak bir konu değildi. Kuşkusuz bu seçimlerde bazı adayların seçim münazaraları sırasında sergiledikleri yanlış tutum seçimleri tehlikeli bir şekilde gölgelemişti, öyle ki bazı unsurların seçimleri kaybeden bazı adaylara destek bahanesi ile Muharrem ayının yas merasimleri sırasında Aşura simgilerine ve değerlerine hakaret ederek meseleyi din karşıtı bir harekete dönüştürdü. Bu yüzden 9 Dey hamaseti olarak anılan 30 Aralık tarihinde yaşanan büyük hamaseti irdelerken, bu olayı etkileyen tüm konuları ve bileşenleri gözetlemek ve böylece nasıl ve neden kendiliğinden oluşan bu hareketin nizamın büyük bir komploya karşı yumuşak gücünü sergileyen bir harekete dönüştüğünü aydınlatmak gerekir.

 

 

9 Dey yürüyüşünün en önemli özelliği, İran milletinin kendiliğinden bu hareketi gerçekleştirmesi ve sapkın akımlarla mücadelede belirleyici rol ifa etmesidir. Bu muazzam yürüyüş gerçekte İran’da 10. Dönem cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra yaşanan kargaşa, isyan ve çıkarılan fitneden beraat ilanıydı. Bu yüzden bu hamaset boyutunda katılım derin ve kalıcı bir etki bıraktı. İran milletinin Amerika bu milleti nizamdan soğutmak ve nizamı inzivaya itmek gibi şom hedefleri uğrunda çaba harcarken sergilediği bu akılcı hareket, beyaz sarayın tüm hesaplarını altüst etti. Eldeki belgelere ve delillere göre ecnebi unsurlar çeşitli düzeylerde nüfuz ederek 2009 yılında alevlendirilen fitnenin perde arkasındaki aktörleriydi ve onları engelleyebilen tek etken, İran milletinin milyonluk yürüyüşü oldu. Gerçekte İran milletinin bu tarihi günde sahneye çıkması oldukça derin ve kalıcı etkileri oldu. Bu yüzden 9 Dey hamasetini bu açılardan irdelemek gerekir.

 

 

İran milleti vahdet ve velayet ekseninde şekillenen muazzam 9 Dey yürüyüşüne bilinçli ve basiretli bir şekilde katılımı, bu milletin sapkın akımları tespit etmek ve düşmanları tanımakta ne denli uyanık olduğunu ortaya koydu. Gerçekte İran milletinin 9 Dey yürüyüşüne bir bütün olarak katılması, bu milletin inkılabı ve nizamın değerlerini ve rehberini savunmak için tam uyanık olduğunu ve sahneyi boş bırakmadığını gösterdi. Bu yüzden bu tarihi hareket İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’nin tabiri ile İslam inkılabı tarihinde İran milletinin basireti, durum tespiti, iman ve iradesinin tecelli ettiği unutulmaz hareketlerinden biri olarak tarihte kayda geçti. Bu açıdan 9 Dey hamasetini İslamî nizamın temel yapısının bir parçası olan yumuşak gücünün simgelerinden biri olarak değerlendirilmelidir.

 

 

İran milleti bu inkılapçı hareketi ile aslında İran İslam Cumhuriyeti nizamının düşmanların açık gizli, her türlü fitnesini bastırma gücünü ve iç kapasitesini ortaya koydu. Amerika devleti İslam inkılabı zafere kavuştuğu günden beri sürekli İran İslam Cumhuriyeti nizamını zayıflatmak ve İran milletinin vahdetini bozmakla uğraştı. Amerika bu doğrultuda İran İslam Cumhuriyeti nizamını içten siyasi ihtilaflara ve sosyal dağılma sürecine doğru sürüklemeye çalıştı. Ancak bu milletin İran’da 10. Dönem cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra 2009 yılında başlatılan fitne hareketine karşı dik duruşu, halkın İslam inkılabı ve İslam Cumhuriyeti nizamının temel direği ve güç unsuru olarak düşmana asla bu milletin içine nüfuz etmesine izin vermeyeceğini ortaya koydu.

 

 

İran’da 2009 yılında 10. Dönem cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra başlatılan fitne hareketiyle ilgili ele geçirilen belgeler ve kanıtlar, bazı unsurların dışarıdan ve özellikle Amerika ve bazı Avrupa ülkelerinden bu komployu yönettiğini gösterdi. Bu zümrenin ilk varsayımı, ilkin bir itiraz hareketini başlatmak ve seçim sonuçlarına itiraz etmek ve halkın oyları sayılmadığını ileri sürmekle ortalığı karıştırmak ve ikinci varsayımı da halkı nizamla karşı karşıya getirmek ve toplumu ikiye bölmek ve sonuçta nizamı devirme projesini hayata geçirmekti.

 

 

İranlı uluslararası meseleler uzmanı Sadullah Zarei, 2009 yılında İran’da başlatılan fitnenin bölgesel ve uluslararası sonuçları hakkında yaptığı açıklamada, fitnecilerin dış politikaya yönelik stratejileri velayeti fakihi İran’ın siyaset arenasından silmek olduğunu belirtti. Zarei, 2009 fitnesinde Batılı medya organları ve siyasilerin bu fitneyi yönettikleri açıkça ortada olduğunu vurguladı. Örneğin İran’da herkes vatan hainliği ve cinayetleri konusunda hemfikir olan münafıklar terör örgütü nasıl ki 8 yıllık dayatılan savaşta düşmanla işbirliği yaparak Irak’ın baas ordusunun birliğine dönüştüyse, 2009 fitnesinde de harekete geçerek bu fitneyi körüklemeye başladı.

 

 

Uluslararası meseleler uzmanı Sadullah Zarei açıklamasının devamından 2009 fitnesinin bir sonucu da tekfirci IŞİD terör örgütünün türemesi olduğunu belirterek şöyle devam etti: eğer bölge direnişi 2009 depremi ile sarsılmasaydı, bu coğrafyada IŞİD gibi büyük bir fitne başlatılamazdı. Amerikalılar kendi kendilerine eğer direnişin başkenti, yani İran ve Tahran’da deprem yapabiliyorsak, bunu Şam’da, Bağdat’ta ve Beyrut’ta da yapabileceklerini ve şiddeti ve bedeli daha da az olacağını söylemeye başladı. Bu yüzden bence eğer 2009 fitnesi çıkarılmamış olsaydı, Irak ve Suriye’de IŞİD gibi bir fitne de türetilemezdi, hatta Suud rejimi Yemen’e saldırmaya cesaret edemezdi.

 

 

Her halükarda 2009 fitnesi, İran İslam Cumhuriyeti nizamını devirmeye yönelik Batı tarafından yönetilen bir fitneydi, fakat hezimete uğradı. Bu fitnenin hezimete uğraması ayrıca iki önemli sonucu da beraberinde getirdi. İlk sonuç, İran milletinin fitneye karşı iktidarının sergilenmesiydi. İkinci sonuç ise İran milletinin nizamı devirmek üzere bazı iç sapkın akımların devreye sokulması ile gerçekleştirilen komploya karşı uyanışı ve basiretinin artmasıydı.

Gerçekte 9 Dey hamasetinin şekillenmesi İran milletinin Aşura değerleri ve dini inançları tanımasından kaynaklanan sapkın akımlara karşı basiretinin aynasıydı..

 

 

Dec 30, 2017 12:20 Europe/Istanbul
Görüşler