• İranofobia senaryosunda hüsrana uğrayanlar için bazı dersler

Amerika yönetiminin BM güvenlik konseyini İran’da son günlerde yaşanan huzursuzlukların hakkında acil oturuma çağırmasının ardından uğradığı hüsran ve hezimet, ABD Başkanı Donald Trump’ın İranofobila ve İran’ı istikrarsızlaştırma stratejilerinde ne kadar münzevi olduğunu bir kez daha ortaya koydu.

Amerika yönetiminin BM daimi temsilcisi Nikki Haley, Yemen’in füzeleri üzerinden yürüttüğü senaryoda bozguna uğradıktan sonra bu kez İran’da insan hakları ihlali iddiaları ile İran meselesini bir kez daha BM güvenlik konseyine taşımaya ve böylece bu yoldan İran milletine baskı uygulama yolunu açmaya çalıştı, ancak bu çabasında da yine duvara tosladı ve BM güvenlik konseyinin İran’la ilgili oturumu ABD’nin istediği sonuca ulaşmadan sona erdi.

 

 

Aslında Amerika yönetimi İran İslam Cumhuriyeti nizamına Bercam nükleer anlaşması üzerinden baskı yapma çabalarında Avrupalı müttefiklerinin desteğini kazanamamasının ardından bu kez insan hakları ihlallerini bahane ederek yeşil kıtayı kendi yanına alabileceğini zannediyordu.

Kuşkusuz Amerika yönetiminin İran İslam Cumhuriyeti nizamına baskı uygulamak için bahane arama ve üretme çabaları eskisi gibi devam edecektir. Amerika’nın ürettiği bu bahaneler her gün o günde yaşanan gelişmelere göre üretiliyor. Gerçi Amerika’nın ürettiği ve İslam inkılabı karşıtlığı cinsinden olan bahanelerinin bu mahiyeti asla değişmeyeceği de kesindir.

 

 

Buna kaşın İran milleti arasında şiddetle menfur konumda bulunan ve kendisinin insan hakları ihlalleri konusunda dosyası oldukça kabarık olan ve son yıllarda bu ülkenin ürettiği ve teröristlere hibe ettiği silahlarla Ortadoğu bölgesinde yüz binlerce Müslüman katedildiği ve hatta Amerika içinde ırkçılık, cinsiyet ayrımcılığı ve gelir dağılımına yönelik her gün protesto eylemleri düzenlendiği bir sırada dünyada insan hakları iddiasında bulunabilecek son devlet Amerika devletidir, nitekim Amerika devleti İran karşısında da asla insan hakları iddiasında bulunamaz ve bu iddianın oluşturacağı muhtemel dalgaya binerek şom hedeflerine doğru ilerleyemez.

 

 

Gerçekte İran İslam Cumhuriyeti nizamının iktidarı, bölgede bir çok kukla rejimin aksine ecnebi güçlere bağımlılıktan kaynaklanan bir iktidar olmadığı, bu iktidarın tamamen içeriden ve milli düzeyde var olan gücün ürünü olduğu ve İran milletinin İslamî nizama destek vermeleri ile bir kez daha kendini ispat eden bir iktidardır. Bu şartlarda ne Batılı ne de Doğulu güçler İran’ın milli iktidarını sorgulayabilecek ve İslamî İran’da bazı hoşnutsuzlukları körükleyebilecek şansı vardır.

Bundan başka bölgede İran topraklarına terör çetelerini sızdırarak İran’da güvensizliği körüklemeye çalışan malum ülkeler de İran milletini sahnede görünce İslamî İran’ın ne Suriye ne de Irak olduğunu ve bu tür hareketlerle büyük İran devletinin güvenliğini bozmaya güçleri yetmeyeceğini ve şimdilik bölgede uğradıkları bozgunlara ve İslam dünyasında inzivaya itilmiş olmalarına bir çare düşünmeleri daha akıl kârı olduğunu anladı.

 

 

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei bundan yaklaşık bir yıl önce Cumhurbaşkanı ve bakanlar kurulu üyelerini kabulünde yaptığı konuşmada, ülkenin iktisadi sorunları ve düğümleri hükümetin birinci meselesi olması gerektiğini ve bu sorunların çözümlenmesi şart olduğunu ve çözmek için de direniş ekonomisi harfi harfine ve titizlikle uygulanması gerektiğini ifade etti.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei geçtiğimiz Eylül ayında ve hükümet haftası dolaysıyla Cumhurbaşkanı ve bakanlar kurulu üyelerini ve diğer üst düzey yetkilileri kabulünde de ekonomi ve halkın geçimi ülkenin en önemli meselesi olduğunu belirterek bazı verilere işaret etti. Ayetullah Hamanei ekonomi alanında sunulan bu verilerin bilimsel temellere dayanarak gündeme getirildiğini, fakat bu verilerin tam olarak ve her yerde ülkenin ve halkın gerçek durumunu yansıtmadığını, bu yüzden ortada bir sorun bulunduğunu, bu sorunu tespit ederek çözmek gerektiğini vurguladı. Ayetullah hamanei ayrıca, yayımlanan verilere göre enflasyon yüzde otuzlardan yüzde onun altına indiğini, fakat halkın alım gücü ve milli paranın değeri de aynı şekilde yükselip yükselmediğini sormak gerektiğini ifade etti.

 

 

Gerçekte bu tür sorunların üzerine gitmek kaçınılmaz bir zarurettir, nitekim Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin de geçen hafta itiraz eylemlerine gösterdiği tepkide belirttiği üzere hükümet hiç kuşkusuz bu tür sorunlarla ilgilenecek ve halkın tüm taleplerine ikna edici cevap verilecektir. Fakat halkın taleplerini esas yörüngesinden saptırmak ve İran milletinin yeminli düşmanları olan münafıklar terör örgütü gibi çevrelerin fitne çıkaranlara destek vermesi ve beyaz saray ve Trump tarafından sürekli bu fitnelere destek yönünde twit atılması, bazı malum odakların halkın protesto eylemlerinden nemalanmak ve İran İslam Cumhuriyeti nizamının temelini hedef almak istediğini ortaya koymaktadır.

 

 

Bu doğrultuda nizamın maslahatını belirleme kurumu sekreteri Muhsin Rızai, İran’da son günlerde çıkarılan fitnenin kaynağını, Kuzey Irak bölgesinin merkezi Erbil kentinde düzenlenen bir oturum şeklinde açıkladı.

Rızai geçen Cumartesi günü gazetecilere son huzursuzluklar hakkında yaptığı açıklamada şöyle dedi: bundan bir kaç ay önce Erbil’de Amerika’nın casusluk örgütü CIA’nin İran aleyhinde operasyon düzenleyen sorumlusu Michael De Andre, Irak’ın devrik lideri Saddam’ın oğlu Kasi’nin özel kalem müdürü, Saddam’ın eşinin kardeşi Hani Telfe ve münafıklar terör örgütü ve Suud rejiminin temsilcilerinin katılımı ile bir oturum düzenlendi. Bu oturumda İran’da operasyonun düğmesine basılma tarihi Aralık 2017’nin sonu olarak kararlaştırıldı. Erbil oturumuna katılan bu zümre İran aleyhinde operasyonu sanal ortamı kullanarak başlatmayı ve Ocak ve Şubat 2018’de İran’da isyan hareketlerini yaygınlaştırmayı ve İran’nın tüm kentlerinde durumun kontrolünü hükümetin elinden çıkarmayı kararlaştırdı.

 

 

İran aleyhinde yürütülmesi kararlaştırılan bu operasyona “sonuç veren dayanışma” projesi gibi bir ad da verildiğini kaydeden Nizamın maslahatını belirleme kurumu sekreteri Muhsin Rızai sözlerini şöyle sürdürdü:

Bu zümre isyan operasyonu iyice yayıldıktan sonra İran’a silah sokmayı ve bazı protestocuları öldürmeyi planlamıştı. Erbil oturumuna katılanlar ayrıca Amerika yönetimi İran’da huzursuzluklar iyice yayılınca BM güvenlik konseyinde insan hakları iddiasında bulunmasını ve ardından da münafıklar terör örgütü devreye girerek Avrupa’da İran’a yaptırım uygulamasını istemesini kararlaştırdı.

 

 

Nizamın maslahatını belirleme kurumu sekreteri Muhsin Rızai, “sonuç veren dayanışma” projesi İran milleti ve yetkililerin vahdeti sayesinde bozguna uğratıldığını belirterek, İran milleti işin içinde bir iş ve bir komplo cereyan ettiğini anlayınca hızlı bir şekilde yolunu isyancılardan ayırdığını ve böylece İslamî nizamın düşmanlarının yüzüne tokat vurduğunu kaydetti.

 

 

Her halükarda bu olaylar sırasında büyük İran milletinin duyarlı ve basiretli tutumuna de değinmek gerekir. Kuşkusuz İran milletinin vahdeti ve birlikteliği her türlü krizi ve sorunu aşmakta en güçlü dayanaktır. İran milleti şimdiye kadar bir çok kez siyasi basireti ve uyanıklılığı ile en hassas dönemlerde yarattığı hamasetlerle ve kendiliğinden gelişen milyonluk hareketleri ile gücünü tüm düşmanlara göstermeyi başarmıştır.

Ancak unutmamak gerekir düşman her an tetiktedir ve sürekli İran İslam Cumhuriyeti nizamını zayıflatmak için çabasını sürdürecektir. Düşmanlar İran milleti ve devletinin tüm alanlarda parlamasından öfke duyuyor ve kuduruyor. Gerçekte İran hiç bir küresel güce boyun eğmeksizin bölge ülkelerinin başında yer almaktadır ve büyük iktisadi kapasiteleri ile işsizlik, pahalılık, geçim sıkıntısı gibi her türlü iktisadi sorunun üstesinden gelebilecek bir devlettir. Üstelik İran ekonomisinin yönü de direniş ekonomisi doğrultusundadır.

 

 

 

 

 

 

Jan 09, 2018 10:57 Europe/Istanbul
Görüşler