• İran’da gösteri düzenleme özgürlüğü üzerine

İran İslam Cumhuriyeti anayasası 26. Maddesinde siyasi parti, cemiyet, siyasi veya mesleki dernek, İslamî veya anayasada tanınan diğer dini azınlıkların derneğinin kurulmasını tanımıştır.

Yine İran İslam Cumhuriyeti anayasasının 27. Maddesine göre da gösteri ve yürüyüşlerin düzenlenmesi silah taşımaksızın ve İslamî ilkelere aykırı olmamak kaydıyla serbesttir. Bu maddeye istinaden İran’da her yıl çeşitli mesleki, yabancı ve uluslararası konuların üzerine gösteri ve yürüyüş izni verilmektedir.

 

İran İslam Cumhuriyeti anayasasının 26. Maddesine istinaden iş yasasının 131. Maddesi mesleki derneklerin ve sendikaların ve birliklerin kurulma hakkını tanımıştır. Yine İran’ın beşinci beş yıllık kalkınma programının 73. Maddesinin beşinci bendinde de işçi ve işverenlerin sendikaları ve teşekküllerinin takviye edilmesi ve bu teşekküllerin itiraz etme yönünde yasal hakkına vurgu yapılmıştır. Bu çerçevede 2014 ve 2015 yıllarında çeşitli kesimlere yürüyüş düzenleme izni verildi.

 

 

İran İslam Cumhuriyeti anayasası açıkça gösteri yapma ve yürüyüş düzenleme hakkını tanımıştır, nitekim bu konu İran’da son günlerde yaşanan olaylarda ve düzenlenen protesto eylemlerinde göz önünde bulunduruldu. Gerçekte İran yönetiminin kendi halkının yasaların çerçevesinde itirazda bulunmalarına gösterdiği saygı ve özellikle güvenlik güçlerinin sadece itirazda bulunan halka karşı sağduyulu davranması ve kesinlikle şiddete baş vurmaması, İran’da fitne çıkarmak isteyen düşmanları büyük hüsrana uğrattı.

 

Gerçi İran’da son günlerde bazı kentlerde düzenlenen protesto eylemleri sakin bir ortamda başlayarak düzenlendi, ancak daha sonra bazı fitnecilerin bu durumdan nemalanmaya çalışması ile birlikte şiddete dönüştü ve hemen ardından Amerika ve müttefikleri İran’ın içişlerine müdahale ederek fitnecileri desteklediklerini ilan etti.

Amerika Başkanı Donald Trump itirazlar başlar başlamaz haddini aşan twitleri ile İran’ın içişlerine karışarak şiddet olaylarına sebebiyet veren marjinal kesimi desteklediğini belirtti. Gerçi Amerika Başkanı Trump’ın bu tutumu Amerika için hiç bir faydası olmadı ve İran’da çıkarılmaya çalışılan yeni fitne halkın, yetkililerin ve güvenlik güçlerinin sağduyulu ve akılcı tutumu ile sona erdi. Ancak bu konu bir kez daha Amerika’nın İran milletine karşı hasmane tutumundan el çekmediğini, öyle ki hatta düşman olduğu bu milleti desteklediğini göstermek için timsah gözyaşı bile dökebileceğini gösterdi.

 

 

Bundan başka İran’da çıkarılan son fitne onaylarından sonra ABD Başkanı Donald Trump’ın bu olayları bahane ederek İran aleyhinde uluslararası camiada konsensüs sağlama çabaları BM güvenlik konseyinde duvara tosladı. Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif BM güvenlik konseyinde Amerika’nın İran karşıtı talebinde hezimete uğramasının ardından attığı twitinde, bu oturumu ABD Başkanı Donald Trump için yeni bir fiyasko niteledi.

 

 

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei 9 Ocak Salı günü Kum halkından bir grubu kabulünde İran’da yaşanan son olayların hakkında Amerikalı devlet adamlarına üç önemli noktayı hazırlatarak şöyle buyurdu:

Evvela bu son olaylarda başını taşa çarptı ve eğer gelecekte yine bu tür fitneleri çıkaracak olursanız, başınız yine taşa çarpacaktır. İkincisi son bir kaç günde İran’a hasar verdiniz ve bu işinizin hesabını vereceksiniz. Üçüncüsü de şu ki bu tür çılgınlıklarınız cevapsız kalmayacağı kesindir.

 

Aslında Amerika yönetimi İran’a yönelik şom politikasını gütmek için Amerika halkı bizzat bir çok iktisadi sorun ve geçim sıkıntısı ile uğraştıkları ve başta Wall Street hareketi olmak üzere bir çok protesto eylemleri bastırıldığı halde BM güvenlik konseyinden İran’ı kınamasını istedi.

Amerika’da aç insanlara yardım için kurulan kurumun resmi verilerine göre bu ülkede her sekiz vatandaştan biri açtır. Buna göre Amerika’da 42 milyon vatandaş açlık sınırı altında yaşıyor, ki bunlardan 13 milyonu çocuklar ve 5 milyonu aşkını da yaşlı insanlardan oluşuyor.

 

Hal böyleyken Amerika yönetimi bu ülkede halkın haklı itirazları en ağır biçimde bastırıldığı halde, İran’da çıkarılan son fitne onaylarını ele almak üzere BM güvenlik konseyini oturuma çağırması bu önemli uluslararası kurumun itibar kaybına uğramasına yol açtı.

İslami Şura Meclisi milletvekillerinden Fatıma Zülkadr, BM güvenlik konseyinin İran’daki son olayları ele almak üzere oturum düzenlemesini değerlendirdiği açıklamasında, bu tür hareketlerin uluslararası kurumları itibar kaybına uğrattığı gibi başka ülkelerin de içişlerine karışma niteliği taşıdığını ve dünya kamuoyu ve uluslararası örf ve adetlerde ve yine uluslararası yasalarda kınanan bir durum olduğunu belirtti.

Gerçekte ABD Başkanı Trump’ın İran’da şiddet ve fitne hareketlerini açıkça desteklemesi, Washington’un İran milletine yönelik İslam inkılabından sonra başlayan düşmanlığının hala sürdüğünü de ortaya koydu.

 

 

İran’da siyasi parti ve gösteri yapma özgürlüğü ilkelerinden başka, bilgilere özgürce ulaşma ve bilgileri aynı şekilde yayınlama hakkı da nizam tarafından önemli gözetilen bir haktır. Nitekim bu hak İran İslam cumhuriyetinde tüm vatandaşlar için tanınmış bir haktır. Bu çerçevede yasama, yürütme ve yargı kurumlarının temsilcilerinden oluşan bilgileri yayımlama ve özgürce ulaşma komisyonu adı altında bir komisyon kurulmuştur. Bu komisyon her yıl gerekli raporları hazırlayarak Cumhurbaşkanı, İslami Şura Meclisi Başkanı ve Yargı Başkanı’na sunmaktadır.

 

 

İran İslam Cumhuriyeti anayasasının 24, 168 ve 175. Maddelerine göre İslam ilkelerine veya kamu ahlakına aykırı olmamak kaydıyla basın ve yayın özgürlüğü, düşünce ve ifade özgürlüğü, siyasi ve basın suçlarının aleni bir şekilde ve jüri heyetinin huzurunda düzenlenen duruşmalarla ele alınması, İran devlet radyo televizyon kurumunda İslamî ilkelere uygun ve İran maslahatı çerçevesinde düşünce ve ifade özgürlüğü tüm İran milleti için güvence altına alınmıştır.

 

 

İran’da bilgilere özgürce ulaşma ve göster yapma özgürlüklerinden başka, halkın siyasi katılımı da İran İslam Cumhuriyeti nizamında hayati önem arz eden bir durumdur. Nitekim İran İslam Cumhuriyeti’nde seçimler, halkın dini demokrasiden yararlanmalarının simgesi olarak başka ülkelerin ilgi odağında yer alan durumdur. İran’da İslam inkılabı zafere kavuştuktan sonraki yaklaşık 40 yılda her yıl ortalama bir seçim düzenlenmiş ve İran milleti doğrudan siyasi büyük kararlara katılım sağlamıştır. İran İslam Cumhuriyeti nizamında devletin en önemli kurumlarının başında halkın doğrudan veya dolaylı oyları ile seçilen yetkililer yer almaktadır.

 

 

İslam İnkılabı Lideri, İran İslam Cumhuriyeti nizamının en üst düzey yetkilisi olarak halkın doğrudan oyları ile seçilen bilgeler meclisi üyeleri tarafından seçiliyor. İslamî nizamın diğer yetkilileri de Cumhurbaşkanı ve İslami Şura Meclisi milletvekilleri gibi  doğrudan halkın oyları ile seçiliyor. İran İslam Cumhuriyeti nizamının siyasi hayatı demokratik örneklerle doludur ve halkın siyasi alanlarda seçimlere katılmaktan itiraz mahiyetinde görüşlerine beyan etmeye kadar tüm faaliyetleri İran İslam Cumhuriyeti nizamının siyasi pişkinliğini yansıtan durumlardır. İran İslam Cumhuriyeti nizamında ifade özgürlüğü veya gösteri yapma özgürlüğü İran’da gerçek demokrasinin hakim olduğunun işaretleri sayılır. Bu durum ecnebilerin her türlü müdahalesine fırsat vermeyen bir durumdur, nitekim İran’da yaşanan son olaylarda da basiretli İran milleti saflarını isyancılardan ve fitnecilerden ayırarak İslamî nizamın düşmanlarına, İran İslam Cumhuriyeti nizamında fitneye ve komploya geçit yoktur, bağlamında önemli bir mesaj vermiştir.

 

 

 

 

Jan 11, 2018 17:37 Europe/Istanbul
Görüşler