• ABD’nin Suriye tecavüzü; bölgeyi istikrarsızlığa sürükleme çabası

Amerika Başkanı Donald Trump Amerika’nın saatine göre Cuma gecesi medya karşısına çıkarak Suriye’de bazı hedeflere saldırı emri verdiğini açıkladı.

Amerika Başkanı Trump bu saldırıyı Britanya ve Fransa ile birlikte gerçekleştirdiklerini belirtti.

Bilindiği üzere Amerika, Britanya ve Fransa yetkilileri son günlerde Suriye yönetimini Doğu Guta bölgesinde yer alan Duma kentinde kimyasal saldırı düzenleme iddiasıyla suçlayarak Suriye’ye muhtemel bir saldırıya gerekçe üretmeye çalışmıştı.

 

 

Yine bilindiği üzere Duma kentinde bulunan teröristler geçen Cumartesi günü bu kentte kimyasal zehirli madde kullanarak suçu Şam yönetiminin üzerine yıkmaya çalıştı. Şam yönetimi bu suçlamayı kesinlikle reddetti.

Amerika ve müttefiklerinin Suriye’ye saldırısı ise Duma kentinde kimyasal saldırı iddiasına dayanarak gerçekleşti.

 

 

 

Suriye yönetimi 2014 yılında varılan bir anlaşma gereği tüm kimyasal silahlarının BM ve kimyasal silahları yasaklayan örgüt KSYÖ temsilcilerinin gözetiminde yok etti ve bu bağlamda ne varsa söz konusu temsilcilere teslim etti. Ancak Amerika ve müttefiklerinin Duma kentinde düzenlendiği iddia edilen kimyasal saldırı  hakkında hiç bir delil ve kanıt ortada yokken Suriye topraklarına saldırması bu zümrenin savaştan beslendiklerini bir kez daha ortaya koydu. Gerçekte bu saldırı, Duma’da iddia edilen kimyasal saldırının da sadece teröristlerin yüzünü aklamak ve Suriye’ye yapılan dış müdahaleye gerekçe üretmek için ileri sürüldüğünü gösterdi.

 

 

 

Bundan başka Amerika ve müttefiklerinin Suriye’ye askeri müdahalesi BM güvenlik konseyinin izni olmadan gerçekleşti, ki bu da uluslararası hukuka ve BM bildirgesine tamamen aykırı olan bir uygulamadır.

BM raportörü bu bağlamda yaptığı açıklamada Amerika yönetiminin Suriye’ye kesinlikle askeri müdahalede bulunma hakkı olmadığını, Batı’nın yaptığı bu saldırı uluslararası yasaların açık ihlali olduğunu belirtti.

 

 

 

BM raportörlerinden Anders Zumah, İsviçre medyasının söz konusu askeri saldırının Suriye yönetiminin kimyasal silah kullandığı iddiasıyla düzenlenmesinin meşru olup olmadığı yönündeki bir sorusuna verdiği cevapta bu saldırının hiç bir koşul altında yasal ve meşru olmadığını, bu konuda Amerika için hiç bir nefsi müdafaa veya önleyici saldırı düzenleme hakkı bulunmadığını vurguladı.

 

 

Gerçekte Suriye’ye yapılan bu saldırı BM güvenlik konseyinin izni olmaksızın uluslararası yasalların açık ihlalidir. Bir çok uzman da Suriye yönetimini kimyasal silah kullanma iddiası ile suçlamanın aslında kamuoyunu gerçeklerden ve Suriye ordusunun teröristlere karşı zaferlerinden saptırmaya yönelik kirli bir oyun olduğunu belirtiyor. Aslında Amerika ve müttefikleri Suriye’de destekledikleri teröristlerin tam hezimete uğramasından endişe ediyor ve bu yüzden yeni maceralara atılarak Suriye’de dengeleri teröristlerin lehine değiştirmeye çalışıyor.

 

 

 

Amerika yönetimi geçen sene de Akdeniz’daki savaş gemilerinden Suriye topraklarında yer alan Şairat askeri hava üssünü onlarca füze ile vurdu. Nitekim Amerika bundan önce de benzer bir bahane ile Suriye topraklarına illegal bir şekilde tecavüz ettiğinden bu kez yine gözlemciler benzer bir saldırının kesin olduğu yönünde görüş bildirmişti.

Bu arada Suud rejiminin veliaht prensi Muhammed bin Salman başta Trump olmak üzere Batılı devlet adamları ile görüşmesi, Suud rejiminin beyaz saray elebaşıları ile Suriye’de savaşın bedelini karşılama konusunda mutabakata vardığı kanaatini oluşturmuştu.

 

 

Gerçekte bu yorumların yanı sıra ABD Başkanı Trump Suriye’de yeni kriz çıkarma çabalarının ta başından beri twiterde kabine üyelerini görevden alma, iç muhaliflere saldırma, Avrupa ve Çin ile ticari savaş, Kuzey Kore hakkında açıklama yapma gibi deneyimlerini Suriye konusunda tecrübe etmek ve Suriye’ye güdümlü ve kısıtlı bir saldırı düzenleyerek bir yandan gövde gösterisi yaparak Suriye ordusu ve müttefiklerinin nihai zaferini önlemek ve öbür yandan da Riyad ve Tel aviv’deki geleneksel müttefiklerini hoşnut etmek istiyordu.

 

 

 

Ancak burada akla gelen soru şu ki acaba Suriye’de ne değişti ki Amerika Başkanı Trump bundan bir kaç gün önce Suriye’den çekilmekten söz ederken birden Suriye’ye karşı askeri operasyon kararı aldı ve Suriye’ye yönelik askeri hareketliliğini arttırma ihtiyacı hissetti?

 

 

 

Bu konuda bir değerlendirmede bulunan İtalyan uzman Sebastiano Kapoto, Trump’ın Suriye konusunda da şaşkınlık içinde olduğunu belirtiyor. Sputnik haber ajansına konuşan Kapoto, Amerika’da silah lobisi Başkan Trump’a Suriye’de savaşın devam etmesi yönünde baskı uyguladığı için Trump bir nevi şaşkınlık geçirdiğini ve Suriye’ye yönelik askeri maceracılığını da bu çerçevede değerlendirmek gerektiğini kaydediyor.

 

 

Gerçekte Suriye’de kaç yıldır süren kriz teröristlerin bozguna uğratılması ile birlikte sadece bu ülkede değil, aynı zamanda Irak’ta da bölgesel ve küresel aktörlerin bağlamında yeni yeni dengeleri oluşturduğu gözleniyor. Nitekim son gelişmelerden önce de bazı hadiseler Amerika yönetimini derinden kaygılandırmaya başlamıştı. Bu gelişmelerden biri, teröristlerin Şam’ın yanı başındaki Doğu Guta bölgesinde geniş çapta bozguna uğraması, yine Rusya’nın Sochi kentinde Suriye’deki muhalif grupların Amerika’ya rağmen müzakere masasına oturması ve en son İran, Rusya ve Türkiye liderlerinin Ankara’da üçlü zirve gerçekleştirmesiydi. Tüm bu gelişmeler Amerika’nın başta Suriye olmak üzere bölge gelişmelerinde etkinliğini kaybettiğini ortaya koyuyordu.

 

 

 

Bu şartlarda Amerika propaganda savaşı ve yine askeri saflaşmaların çerçevesinde kendince bölgedeki dengeleri bir ölçüde kendi lehine değiştirmeye çalışıyor. Bu şartlarda Amerika’nın Suriye’ye yönelik tecavüzü Suriye krizine daha fazla müdahil olmaya ve bu ülkeden gelecekte daha fazla çıkar sağlama ve yine Amerika ve Arap Batı ittifakının Suriye ve Irak’ta desteklediği teröristlerin art arda bozguna uğramalarını örtbas etmeye ve onlara moral kazandırmaya yönelik olduğunu ve bunun yanında Şam yönetimine kendi üstünlüğünü dayatmaya çalıştığı ve İran ve Rusya’nın Suriye’de etkinliğini azaltmayı amaçladığı söylenebilir.

 

 

Ancak bundan önceki deneyimler, Amerika yönetimi çeşitli krizlere daha fazla müdahale etmesi bu krizleri daha da tehlikeli boyutlara ulaştırdığını, üstelik Amerika ve müttefikleri de daha çok kendi elleriyle yarattıkları krizlerin bataklıklarına saplandıklarını gösteriyor.

Trump yönetimi Suriye’de savaş çığırtkanlığını, bölgede başını çektiği sözde terör karşıtı ittifakın bölge halkına ve özellikle Suriye milletine ölüm ve yıkımdan başka bir şey getirmediği ve sadece teröristlerin işine yaradığı halde yürütüyor.

 

 

Her halükarda şimdi de Amerika’nın Suriye’ye kısıtlı düzeyde saldırması, Trump’ın kopardığı tüm yaygaralara rağmen, Suriye krizine karşı temkinli davrandığını ve Suriye direnişine ve müttefiklerine hesap vermekten korktuğunu gösteriyor. Kuşkusuz Trump’ın politikaları savaşı küreselleştirme temeline dayanıyor ve bu da uluslararası arenalara savaş atmosferinin hakim olmasına ve ülkelerin Amerika ile siyasi ve diplomatik sürtüşmelerinin şiddetlenmesine yol açtığı gözleniyor.

Bu şartlarda uluslararası camianın Amerika’dan daha fazla nefret ettiği de anlaşılıyor. Yine Suriye kamuoyu ve halkının ABD’nin saldırılarını kınaması, bu saldırının önceden hezimete uğramaya mahkum olan bir hareket olduğunu ortaya koydu.

 

 

 

Apr 16, 2018 13:06 Europe/Istanbul
Görüşler