• Arabistan ve yandaşlarının Afganistan ve bölgede kriz yaratma çabası

Son günlerde Afganistan’ın üst düzey siyasi yetkilileri ve siyasi parti liderleri İran İslam Cumhuriyeti ile ilgili açıklamalarında başta sınır ırmağı Hirmand başta olmak üzere çeşitli konularda üzerinde durulması gereken yanlış bir yolu izlemeye başladıkları anlaşılıyor.

Görünen o ki bu tür açıklamalar her şeyden ziyade Afganistan gelişmelerini, bölgesel ilişkilerini ve işbirliği alanlarını tahrip etmenin yanı sıra ufkunu da karartmayı amaçlayan radikal ve kriz temelli görüşlerin ürünüdür ve sonuçta Afganistan’ı radikalizm ve krizlerin devamından kaynaklanan bir nevi belirsizlik bağlamında yeni bir konuma sürüklemektedir.

 

 

Afganistan yetkililerinin bu tür açıklamaları, bu ülkede başta Golboddin Hikmetyar’ın İslamî partisi ve kendisi olmak üzere bazı siyasi çevrelerin  Arabistan’ı Afganistan’da barış sürecinde rol ifa etmesi konusunda ikna etmeye yönelik çabalarıyla ilgilidir.

Amerika’nın Wall Street Journal gazetesinin yazdığına göre, Arabistan rejimi Afganistan’da barış müzakerelerinin yeniden başlamasına yardımcı olmaya hazır olduğunu açıklamıştır.

 

 

Amerika dış ilişkiler konseyi düşünce merkezi de bu konuya temas ederek bu gelişmeyi Suud rejiminin İran ile rekabet çerçevesinde başta Afganistan meselesi olmak üzere bölgesel ve küresel meselelerde aktif bir varlık sergilemek istediğini belirtti. Bu konu özellikle Golboddin Hikmetyar ve Afganistan’ın diğer bazı siyasi yetkililerinin Arabistan’a gerçekleştirdikleri son ziyaretle ilgili olduğu anlaşılıyor.

 

 

Fransa’nın uluslararası stratejik etüt merkezi uzmanlarından Kerim Pakzad şöyle diyor: Hikmetyar Afganistan’a geri dönmeyi Arabistan’a borçludur ve bu yüzden açıkça İran karşıtı bir tutum izliyor ve Arabistan’ın Yemen’de işlediği cinayetlere destek veriyor. Hikmetyar’ın Kabil’de varlığı ve başta Afganistan cumhurbaşkanlığı olmak üzere devlet erkanları üzerinde nüfuzu bu ülkeyi Arabistan’ın nüfuzu altına sokmak için daha fazla huzursuzluk ve daha fazla krize sürükleme riski ile karşı karşıya getiriyor, ki bu da Afganistan’ın milli çıkarları ile ciddi bir şekilde çelişki arzediyor.

 

 

Oysa bugün Suud rejiminin İslam dünyasındaki gelişmelere yönelik icraatı ve tutumu, Yemen’de savaş çığırtkanlığı ve Irak ve Suriye’de başta IŞİD olmak üzere tekfirci terör örgütlerini desteklemesi herkesçe bilinen gerçeklerdir. Bu bağlamda Afganistan’ın siyaset meseleleri uzmanı Cavid Kuhistani şöyle diyor: Arabistan’ın IŞİD’in kuruluşunda rol ifa ettiğini ve başta Afganistan olmak üzere bölgede dini savaşlar çıkarmak istediğini ortaya koyan kesin kanıtlar bulunuyor.

 

 

Afganistan konusunda da Arabistan rejimi Taliban örgütünü bir terör örgütü olarak ilan ediyor ve pratikte Taliban ile Kabil yönetimi arasında her türlü arabuluculuk kapılarını kapatmaya çalıştığı gözleniyor.  Dolaysıyla eğer Arabistan gerçekten Afganistan’da barış sürecine yardımcı olmayı kabul ettiyse, bu konuda bir kaç noktaya açıklık getirmek gerekiyor.

 

 

İlkin, Afganistan camiasında Hikmetyar gibi kişiler pratikte siyasi hayatı son bulmuş kişilerdir ve bu yüzden Arabistan’ı Afganistan’da barış sürecine müdahil ederek bir yandan kendi konumlarını pekiştirmeye ve öbür yandan Suud hanedanının mali desteklerinden yararlanmaya çalışıyor.

 

 

Afganistan’da her türlü halk desteğinden yoksun olan ve sadece Cumhurbaşkanı Muhammed Eşref Gani’yi kendisinin tek siyasi hamisi olarak gören Hikmetyar, Suud rejiminin terörist dostu veliaht prensi Muhammed bin Salman’ı teşvik ederek kendisini de güvenilir biri gibi göstermeye ve Taliban ve tekfirci IŞİD terör örgütünü de Suud rejiminin hizmetine sunabileceğini ve Afganistan ile komşularının ortak sınırlarını Muhammed bin Salman’ın istediği doğrultuda tehlikeyi sokabileceğini telkin etmeye çalışıyor.

 

 

Oysa Suud rejiminin terörist dostu elebaşıları bile Hikmetyar’ın pratikte patronlarına sadık kalan bir uşak olmadığını ve sürekli siyasi numaralarla işini ilerletmeye çalışan biri olduğunu çok iyi biliyor.

Gerçekte Muhammed bin Salman’ın İran ile rekabet hayalleri Hikmetyar ve Afganistan yönetiminin diğer bazı siyasi yetkililerine göre onun ilgisini çekerek kendi konumlarını pekiştirmek için uygun bir fırsat yaratıyor. Bu yüzden söz konusu yetkililer son aylarda İran İslam Cumhuriyeti karşıtı beyanatta bulunuyor ve Hirmand suyunu kesme tehdidini savuruyor ve özellikle şia karşıtı söylemlerini şiddetlendiriyor.

 

 

Ancak ne var ki Arabistan İslam ülkelerinde sürekli yıkıcı ve kriz yaratıcı bir politika izlemiştir. Bu gün Afganistan halkı da her gün Suud elebaşılarının Yemen, Irak ve Suriye’de işledikleri cinayetlere şahit oluyor. Suud rejiminin Afganistan’a müdahaleleri de şimdiye kadar bu ülkede radikalizm ve terörün güçlenmesinden başka hiç bir getirisi olmamıştır ve bundan böyle de başka getirisi olamayacağı kesindir.

 

 

Siyaset meseleleri uzmanı Harun Emirzade bu konuda şöyle diyor: Golboddin Hikmetyar şimdiye kadar hatta bir defa olsun başta Kabil olmak üzere Afganistan’ın çeşitli bölgelerinde düzenlenen terör saldırılarını kınamadı. Hikmetyar ayrıca Afganistan yönetiminin İran’ın Çabahar liman kentini dış dünya ile ticaret bağlantısı olarak kullanmasına karşı çıkan kişidir.

 

 

Bu arada ilginçtir ki Arabistan ve sıkı güvenlik işbirliği yürüttüğü başka ülkelerden para koparmak isteyen Amerika Başkanı Donald Trump Arabistan’ın Afganistan’ın güvenlik bedellerini karşılamak kaydıyla bu ülkeye her türlü müdahalesini olumlu karşılıyor. Dolaysıyla Arabistan’ın Afganistan’ın güvenlik meselelerine yönelik her türlü müdahalesinden en başta, Afganistan’da her yıl milyarlarca dolar güvenlik alanında harcadığını iddia eden Amerika menfaat sağlayacağı kesindir.

 

 

Ancak buna karşın uzmanlar Suud rejiminin Afganistan’da barış süreci üzerinde etki yapabileceği konusunda pek sıcak bakmıyor. Uzmanlara göre gerçi Arabistan Afganistan’da bazı camilerin, milis güçlerin, dini merkezlerin ve din adamlarının üzerinde nüfuzu bulunuyor, fakat bu nüfuz Arabistan’ın Afganistan gelişmelerini etkileyebileceği anlamına gelmiyor ve Arabistan elebaşıları Afganistan gelişmeleri üzerinde derin bilgileri bulunmuyor, nitekim Afganistan’da El-Kaide çerçevesinde faaliyet yürüten ve Afgan Araplar olarak anılanlar da Arabistan elebaşılarının izlediği politikaların doğrudan etkisi altında bulunmadıkları ifade ediliyor.

 

 

Dolaysıyla Arabistan rejiminin Afganistan konusunda en önemli zafiyeti bu ülkenin gelişmelerini idrak etmekte acizliği ve olaya sadece Pakistan gözüyle bakmasıdır. Bu durum Arabistan’ın Afganistan gelişmelerinde tek başına etkili rol ifa edemeyeceği anlamına geliyor.

Siyaset meseleleri uzmanı Ahmet Saidi ise şöyle diyor: Arabistan Afganistan’da barış sürecinde rol ifa etme salahiyetinden yoksundur, zira Pakistan’ın etkisi altındadır ve ve Taliban üzerinde nüfuzu yoktur.

 

 

Her halükarda gerçi Arabistan Mekke ve Medine kentleri bu ülkede yer alması ve yüksek geliri sayesinde maddi ve manevi açılardan çeşitli gelişmeleri etkileyebiliyor, fakat hiç bir zaman Afganistan’da etkili bir rol ifa etmediği anlaşılıyor. Bu yüzden Arabistan ve Suud hanedanını Afganistan gelişmelerine müdahale etmeye davet edenler başka hedefler izlediği söylenebilir. Bu hedeflerin en önemlisi, Taliban örgütü ile irtibat kurmak ve bu örgütü Suud elebaşılarına doğru yönlendirmektir. Bu örgütün son zamanlarda Rusya ile de irtibat kurduğu söyleniyor. Oysa Arabistan Taliban’ı terör örgütü ilan ederek bu örgütle her türlü müzakere kapılarını kapattığı gözleniyor.

 

 

Arabistan’ın Afganistan’a nüfuz etmek istemesinin bir başka önemli hedefi, Katar’ı Afganistan gelişmeleri sürecinde münzevi etmektir. Zira Taliban Doha’da siyasi temsilciliği bulunuyor ki bu da Katar için büyük bir imtiyaz olduğu gibi Suud rejimini çileden çıkaran bir konudur.

Öte yandan Arabistan’ı sözde Afganistan’da barış sürecine yardımcı olmaya davet edenler bu ülkenin radikal, bağnaz ve şiddet yanlısı kesimlerinden olduğundan, şimdiden Arabistan’ın bu sürece katılması Afganistan’da daha fazla şiddet, daha fazla terör ve daha fazla radikalizmle birlikte sapkın vahabi tarikatının bu ülkede propagandasını amaçlayan bir hareket olacağı söylenebilir.

 

 

 

Apr 17, 2018 07:33 Europe/Istanbul
Görüşler