• Amerika ve Arap NATO'su Projesi; Rüya mı Gerçek mi?

Arap NATO'su fikri, Donald Trump'ın Mayıs 2017'de Suudi Arabistan'a gittiğinde Riyad oturumunda ileriye sürüldü. Trump yaptığı bu ziyarette daha önce görülmemiş bir miktarda silahı Suudi Rejimine sattığının yanı sıra bölge için yeni bir güvenlik sisteminin tasarlanması ve temelinin atılması için kısa adıyla MESA denen Ortadoğu Stratejik İttifakı veya diğer adıyla Arap NATO@su meselesinin gerçekleştirilmesi peşindeydi.

Bu doğrultuda Donald Trump, Riyad'daki görüşmelerde İran İslam Cumhuriyeti'nin ve sözde terörizmin bölgedeki nüfuzunun önlenmesi için yeni bir bölgesel güvenlik sistemiyle ilgili konuştu. Görünen o ki Suudi Arabistan bu projede kilit rol oynayacaktır. Aslında bu projenin ilk düşüncesi Donald Trump'ın Ocak 2017'den itibaren işbaşına gelmesinden sonraya ait. Suudiler Trump'ın güvenlik timiyle yaptıkları toplantılarda Amerika ve Suudi Arabistan ilişkilerinin daha kapsamlı ve daha yakın olmasını istediler. Bunun için de güvenlik ve ekonomi alanında birçok projeyi Amerika'lılar önerdiler.

 

Bu doğrultuda, Trump'ın danışmanları da Suudi Arabistan'dan bölgedeki radikalizme karşı ve özellikle de IŞİD'e karşı şiddetli  bir mücadele göstermesini ve böylece bölge güvenliğinin korunmasındaki sorumluluklarını yerine getirmesini istediler. Trump'ın, Amerika'nın farklı devlet kurumlarını Arap NATO'su gibi Amerika'nın bölgedeki yeni siyasetlerini belirlemek için seferber ettiği bir sırada Amerika Dışişleri Bakanı Mike Pompeo'nun bu projeleri uygulamaktaki kilit rolü yeni yeni anlaşılmaktadır. Bunlardan güdülen asıl hedef, Arap ülkelerinden oluşan bir ittifakın temel ilkelerini ve çerçevesini oluşturarak NATO'ya benzer resmi bir güvenlik sisteminin oluşturulmasıdır.

 

Trump'ın Suudi Arabistan ziyareti ve Amerika Ulusal Güvenlik Stratejisi planı çerçevesinde ortaya konulan planlardan anlaşılacağı üzere Washington'un asıl amacı Amerika'nın elebaşlığında bölgesel güvenlik ittifakı oluşturmaktır. Bu ittifakın hedefi ise İran'ın bölgesel nüfuzunu önlemek ve İran taraftarı olan siyasi gruplar ve hareketleri özellikle de Yemen, Suriye ve Yemen'de kontrol etmek ve yok etmektir.

 

Amerikalı stratejistler ise bu doğrultuda 6 Fars Körfezi ülkesi, Mısır ve Ürdün'den oluşan güvenlik ve askeri bir ittifakın kurulmasını önermişlerdir. Beyaz Saray ise bu ülkeler arasındaki füze savunması, askeri eğitimler, terörizme karşı mücadele ve bölgesel ekonomik ve diplomatik ilişkiler gibi diğer alanlarda işbirliklerinin artması yönünde çaba göstermektedir. Bu ittifakın oluşturulmasındaki en büyük rolleri Trump ile İran'a karşı çok sıkı bir ilişki yürüten Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri üstlenecekti.

 

Gerçekte Amerika ve bölgesel müttefikleri Ortadoğu'daki güvenlik meselelerini bahane göstererek bölgedeki gerginliği daha da artırmak için sistematik çalışmalarını ciddi bir şekilde sürdürmektedir.

Arap Analist Abdulbari Atwan'ın dediğine göre " Bu ittifak, yeni coğrafi, etnik ve mezhepsel çatlakların oluşturulması için kurulacaktır."atwan

Atwan

 

Arap NATO'sunun oluşturulmasındaki ilk adımlardan biri de Fars Körfezi İşbirliği Konseyi+2 olarak bilinen 8 Arap ülken ve Amerika dışişleri bakanlarının ortak toplantısıydı. Amerika Dışişleri Bakanlığının bildirdiğine göre Amerika dışişleri bakanı Mike Pompeo bu toplantıda 8 Arap ülkesinden gelen mevkidaşlarıyla Arap Natosu meselesini ele almışlardır. New York'ta yapılan bu toplantıya Bahreyn, Mısır, Ürdün, Kuveyt, Umman, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri dışişleri bakanları katılmışlardı.

 

 Amerika Dışişleri Bakanlığının bildirdiğine göre adı geçen ülkelerin dışişleri bakanları, İran'ın bölgeye ve Amerika'ya karşı sözde tehdit oluşturması yönünde mutabakat sağlanması neticesinde Ortadoğu Stratejik İttifakı adı altında bir Arap NATO'sunun oluşturulması konusu görüşüldü. Pompeo bu önemli toplantıda IŞİD ve diğer terör örgütlerinin yenilgisi, Suriye'de ve Yemen'de güvenliğin sağlanması, Irak'ın mamur ve daha güvenli olması ve İran'ın bölgedeki faaliyetlerinin durdurulması gibi konularla ilgili konuşma yaptı.

 

Amerika Dışişleri Bakanlığı Sözcüsünün iddiasına göre" Bütün katılımcılar İran'ın bölgeye ve Amerika'ya karşı bir tehdit oluşturduğu konusunda aynı fikri paylaşıyorlardı. Bu yüzden bölgedeki güvenliği ve istikrarı sağlamak için Fars Körfezi İşbirliği Konseyi tarafından kurulacak Ortadoğu Stratejik İttifakı'nın oluşması doğrultusunda da  görüşmeler yapıldı."

 

Amerika ve ortakları tarafından önerilen bu güvenlik ve askeri ittifak oluşması kaç aydır tartışılmaktadır. Ama Fars Körfezi Arap ülkeleri arasındaki derin anlaşmazlıklar yüzünden şimdiye kadar hiçbir sonuç doğurmamıştır. Amerika Dışişleri Bakanı Fars Körfezi Arap Ülkeleri Danışmanı Tim Lenderking'in iddiasına göre Beyaz Saray 2018 Aralık ayına kadar Ortadoğu Stratejik İttifakı'nın oluşmasını istemiştir.

 

 Linderking üç hafta önceden bu projede ortak olan ülkelere ziyaret gerçekleştirerek Amerika'nın ev sahipliğini yapacağı Ocak 2019 toplantısı için zemin hazırlamaktadır. Bu toplantıda Ortadoğu Stratejik İttifakı ya da diğer adıyla Arap NATO'su projesinin başlaması konuşulacaktır. Linderking şöyle bir açıklama da yapmıştır:" Ortadoğu Stratejik İttifakı'nın oluşturulmasından güdülen hedef Fars Körfezi tehditlerine karşı dayanıklı bir kalkan yapmaktır. İran, siber tehditler, Suriye ve Yemen altyapılarının vurulması ve bu ülkelerdeki iç savaşın yönetilmesi gibi meseleler oluşturulan bu ittifakın çalışma planını oluşturmaktadır. İran ise bu ittifakın en büyük tehdidi olarak belirlenmiştir.

 

Washington'un Arap NATO'sunu oluşturması yönündeki çabalarının yanı sıra Trump da Amerika'nın bölgesel Arap ülkeleri ile olan geleneksel ilişkilerin yeniden gözden geçirilmesi taraftarıdır. Donald Trump iş başına geldiğinden beri Amerika ve bölgesel ortakları arasındaki ilişkilerin yeniden gözden geçirilmesi siyasetinin peşini bırakmamıştır. Ortadoğu gibi gergin bir bölge ise Trump'ın her zaman ilgi odağı olmuştur. Hatta Trump'ın ilk yabancı ülke ziyareti Mayıs 2017 yılında Suudi Arabistan'a gerçekleşmiştir. Bu ziyarette 110 milyar dolarlık bir silah anlaşmasının yapılmasına rağmen Donald Trump sürekli Amerika ve Suudi Arabistan arasındaki ilişkilerin şeklinin değiştirilmesi gerektiğini savunmuştur.

 

Trump 2016 seçim kampanyalarında açıkça Suudi Arabistan'ı sütü kesildikten sonra kesilen sağmal inek olarak niteledi. Trump bir başka yerde de şöyle demiştir:" Suudi Arabistan, Amerika'nın iç ve dış meselelerdeki askeri yardımlarından dolayı servetinin dörtte üçünü Amerika'ya vermelidir. "

Donald Trump Beyaz Saray'a gelir gelmez Amerika'nın bölgedeki varlığından kaynaklanan masrafların Arap ülkeleri tarafından ödenmesini istedi. Trump Mayıs 2018'de şöyle dedi: " Ortadoğu'da 7 trilyon dolar para harcadık ve hiçbir şey de elde edemedik. Orada zengin ülkeler vardır. Onlar bu masrafları karşılayacaklardır.

 

Trump'ın başkanlık seçimini kazanmasından sonra, Arap ülkeleri ve özellikle de Suudi Arabistan, Trump'ın konuşmalarından ve bu konuşmaları uygulamaya geçirmesinden kaygı duymaya başladılar. Trump defalarca Arap ülkelerini ve özellikle de Fars Körfezi İşbirliği ülkelerini Amerika'nın bölge siyasetleri doğrultusunda hareket etmemesi durumunda cezalandırmakla tehdit etmişti.

 

 Petrol ve bölgesel başka meseleler, Trump'ın Arap ülkelerine daha fazla baskı uygulaması zeminini hazırladı. Trump, Suudi Arabistan kralı Selman'la yaptığı telefon konuşmasına değinerek Suudi Arabistan'ın güvenliğinin Amerika olmadan fazla devam edemeyeceğini söyledi. Trump'ın iddiasına göre Suudi uçakları Yemen'de Amerika desteğiyle güvendedirler.

 

Trump, Bin Selman ile yaptığı son telefon görüşmesinde petrol konusunu da konuşarak Suudi Arabistan'ın petrol üretimini arttırmasını istedi. Amerikalıların bu konuda Suudilere baskı yapmalarının en önemli sebebi 4 Kasım 2018'den başlayacak İran petrolünün ambargoya tabi tutulmasıdır. Bu ambargolar Amerika'nın bölgedeki ortakları ve özellikle de Suudi Arabistan işbirliği olmadan hiçbir sonuca varamaz. Bütün bunlara rağmen Suudi Arabistan Rejimi Trump'ın bu doğrultudaki isteklerine olumsuz yanıt vermiştir.

 

Suudiler hem petrol üretiminin arttırılmasındaki teknik sorunlardan dolayı ve hem de İran'ın bu olası arttırma karşısındaki muhtemel tepkilerinin bulunduğumuz zaman diliminde göz ardı edilmeyecek bir gerçek olduğunu bilerek bu konuda çok daha dikkatli davranmaktalar. Aynı zamanda, Trump da bölgesel ittifak oluşturmakla Amerika-Siyonist Rejim İsrail ve Suudi Arabistan üçlü ittifakını perçinlemek istiyor. Arap siyasi analist Emced Cebrail bu konuyla ilgili şöyle düşünüyor: Trump İran kartını oynayarak silahlarını bölge ülkelerine pazarlayıp kendi ekonomisine çeki düzen vermek istiyor. "

 

Ortadoğu Stratejik İttifak ya da diğer adıyla sözde Arap NATO'sunun oluşturulması yolunda birçok engel vardır. Bunların en önemlisi bu ittifaka üye ülkeler arasındaki derin anlaşmazlıklardır. Bunun en açık örneği de Fars Körfezi İşbirliği Konseyin'de defalarca gün yüzüne çıkan sorunlardır.

 

 Arap ülkelerinin kendi aralarındaki gerginlikleri ve sorunları bile yönetecek bir durumda olmaması ve Fars Körfezi İşbirliği Konseyi'nde çıkmaza saplanması, ittifakın kurulmasında büyük soru işaretleri akla getirmektedir. Her zaman bölgedeki nüfuzunu ve sultasını arttırmak isteyen Amerika ise bu projenin kesin sonuca ulaşmasını istiyor.

 

Bu projede yer alan Mısır ise Arap dünyasındaki kırılgan konumundan dolayı her ne kadar iddialı olsa da başka hiçbir ülkeye yardım edecek durumda değildir. Diğer taraftan ise Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri bölgesel düzeyde ortak hedefler peşinde olmalarına rağmen gizli bir rekabet içerisinde olup bundan kaynaklanan sorunlarla uğraşmaktadırlar.

Ayrıca süregelen Riyad ve Kahire arasındaki Arap dünyasının liderliğini elde etme rekabeti gerçeği sözde Arap NATO'suna üye ülkeler arasındaki en büyük sorunlardan biri sayılır.

 

 Suudi Arabistan ve Katar arasındaki gerginlikler ise Fars Körfezi İşbirliği Konseyi'ni fiilen çalışamaz hale getirmiştir. Bütün saydıklarımıza dayanarak sözde Arap NATO'su olacak proje ya hiç gerçekleşmeyecek ya da gerçekleşse bile başka Arap askeri ittifakları gibi sadece bir anlaşma düzeyinde kalacağı ve yapmacık bir ittifak olacağı söylenebilir. Bu da Arap NATO'sunun sadece propaganda aracı olarak kullanılması ve fiilen bölgedeki askeri ve stratejik dengeleri etkileyecek güçte olmayacağı anlamına gelir .

 Her halükarda Amerika bütün bu engellere rağmen bu ittifakı oluşturarak kendi bölgesel çıkarlarını elde etmek isteyecektir. Kesinlikle Washington çıkarları doğrultusunda oluşturulacak sözde Arap NATO'su bölgedeki gerginliğin artmasından başka bir şey getirmeyecektir.

 

 

 

Etiketler

Oct 05, 2018 15:44 Europe/Istanbul
Görüşler