Mar 24, 2019 07:21 Europe/Istanbul
  • Filistin
    Filistin

Büyük Geri Dönüş Yürüyüşlerinin yıldönümüne bir hafta kadar bir süre kalırken, Korsan İsrail Rejiminin Gazze aleyhindeki cinayetlerinde de belli bir artış gözlemlenmektedir. Bu şiddet uluslararası kurumların bile tepkisine yol açmıştır.

Geri dönüş yürüyüşleri 30 Mart 2018’de başladı. Bu yürüyüşlerde, Filistin milleti Amerika’nın büyükelçiliğini Telaviv’den Kudüs’e taşıyarak pratikte Kudüs’ü işgalci rejimin başkenti olarak tanıyan Amerika Başkanı Donald Trump’ın kararlarına karşıtlık ve  Filistinli avarelerin ana yurtlarına dönmelerine vurgu yapıldı.

Bu protesto yürüyüşleri tamamen barışçıl bir şekilde başlatılıp Filistinli protestocular tarafından hiçbir şiddet eylemi gerçekleşmedi.

Siyonist Rejim ise Amerika hükümetinin destekleri ile protestoculara karşı şiddet dolu bir tavır sergiledi. Son bir yılda bu yürüyüşlerde 200 civarında Filistinli şehit düşerek on binlerce kişi de yaralandı.

Sözkonusu şiddet dolu tavırlar Geri Dönüş Yürüyüşlerinin yıldönümüne yaklaşırken daha da tırmanmıştır.

Siyonist İsrail askerinin Cuma günü Filistin halkına yönelik saldırısında iki Filistinli genç şehit düşerken 30 kişi de yaralandı. Siyonist Rejim Perşembe akşamı da Gazze Şeridine saldırı düzenleyerek 7 Filistinliyi yaraladı. Geçen Pazar günü ise Siyonist savaş uçakları Gazze Şeridi’ni defalarca bombalayarak birkaç kişiyi yaralamıştı.

Böyle bir ortamda Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi 23 olumlu, 8 olumsuz ve 15 çekimser oy ile onaynalan kararda Siyonist Rejimin Filistinlilere karşı yasa dışı ve şiddet dolu yöntemlerden yararlandığından dolayı kınayarak Gazze Şeridi’nde savaş suçu işleyenlerin mahkemelerde yargılanmasını istedi.

Önemli olan nokta ise İnsan Hakları Konseyinin Siyonist Rejim aleyhindeki bu kararı, Amerika ve Siyonist Rejim İsrail’in geçen yıl “ Bu konseyin İsrail’e karşı garazkarlığı” bahanesi ile bu konseyden ayrılmalarının ardından  alınmasıdır.

Başka bir nokta da İnsan Hakları Konseyi kararının, geçen Şubat ayı Birleşmiş Milletler Bağımsız Araştırma Komisyonu’nun Gazze ile ilgili yayımladığı rapora dayanarak onaylamasıdır. Başka bir deyiş ile İnsan Hakları Konseyi belli belgelere ve kanıtlara dayaranak bu kararı almasıdır.

Bu kararın önemini arttıran bir başka nokta da Siyonist İsrail Rejimi Dışişleri Bakanı Yesrael Katz’ın İnsan Hakları Konseyine üye 26 ülkenin dışişleri bakanına mektubunda onlardan Telaviv’i kınayan bu karara olumsuz oy kullanmalarını istemesidir.

Bu isteğe rağmen ancak 8 ülke bu karara olumsuz oy verdi. Böylece Siyonist Rejim bir başka yenilgi daha aldı. Bunun yanı sıra birçok ülkenin de zaten Siyonist İsrail rejiiminin Filistinliler aleyhindeki cinayetlerini savaş suçu olarak tanıdıklarını gösteriyor.

En son nokta ise Korsan İsrail’in bu rejimin cinayetlerini onaylayan uluslararası kurumların kararlarına aldırmamasıdır. Bunun örneği de Güvenlik Konseyi’nin Aralık 2016 kararıdır. Bu kararda Siyonistlerin yerleşim yerlerini inşa etmesi kınanmıştı. Ancak Siyonistler bu alandaki faaliyetlerini daha da arttırdı.

Batının özellikle de Amerika’nın insan haklarına yönelik çifte standartlı yaklaşımı ve Siyonist Rejimin cinayetlerini desteklemesi, Siyonistlerin Güvenlik Konseyi gibi uluslararası kurumların kararlarına ilgisizliği ve kayıtsızlığının asıl sebebi olmuştur.

 

 

Görüşler