• Filistin'de çocuk olmak

Çocuklar bir gün büyüyecek ve o gün kendilerinden soracak: Neden bizim çocukluk rüyalarımız acı, kan, avarelik içinde geçti?


Şarl ve ekibi kameralarını aldı ve özel anları kayda almak üzere Filistin topraklarına geldi. Ancak Şarh sanatı ile dünya kamuoyu üzerinde bu denli büyük bir etki yapabileceğini asla düşünmemişti.

Paris’ten Filistin’e yol uzaktı. Akdeniz’i uçakla katettiler ve sonunda Tel aviv havaalanına indikten sonra otele geçtiler. Ekip ertesi gün Gazze’ye yerleşti. O gün sabah saatlerinde Filistinlilerle siyonistlerin arasında çatışma olduğunu ortaya koyan silah sesleri duyuluyordu. Çatışmanın kanlı geçtiği belliydi. Şarl, ekibi ile birlikte bir köşeye saklanarak kayda geçti. Tam o sırada birden caddenin karşısına geçmeye çalışan bir baba oğulu fark ettiler. Onlar silahlı değildi, ama burada ne işleri vardı!? Şarl hemen kamerayı baba oğul üzerine odakladı. O sırada bir silah ateş etti. Baba oğlunu kucağına aldı. Onlar korkmuştu, sığınacak bir yer arıyordu. Baba bi varili farketti. Başlarını eğerek oraya saklanmaya çalıştılar, ancak gözü dönmüş siyonist askerler baba oğuldan el çekecek gibi değildi. Silahlar tam 45 dakika susmadan baba oğul üzerine kurşun yağdırdı. Oysa baba oğulun silahsız oldukları belliydi. Birden bir kurşun oğulun göğüsüne isabet etti ve orada babanın kucağında can verdi. Fransa televizyonu ikinci kanalı muhabiri bu anların tümünü kaydetmişti. Olayın üzerinden iki gün geçmeden bu görüntüler tüm dünyada yayımlandı.

 

Bu görüntüler her şeyden ziyade siyonistlerin bebek katilliği huyunu gözler önüne serdi. Fransız muhabir olaydan sonra bu cinayetin detayını araştırmak istedi, ancak siyonist rejim bu talebe şiddetle karşı çıktı. Fransız muhabir Şarl Anderlen bu konuda şöyle diyor: benim için o anlarda orada bulunmak ve bu görüntüleri kaydetmek büyük bir onurdu. O sırada yaklaşık 30 kadar İsrailli asker ve subay da vardı. Orada bulunan tüm askerlerle görüşemediğim için çok üzgünüm, o askerlerin arasında seçkin nişancılar da vardı. Bize İsrailli askerlerle ropörtaj yapma izni verilmemişti. Ben olayın ertesi günü İsrail ordusunda askerleri ile ropörtaj yapmak üzere izin istedim ve kurşunların yağdığı açıdan da görüntü almak istedim, fakat bu mümkün olmadı. Ben yüzde yüz eminim bu ölümcül kurşun, İsraillilerin tarafından gelmişti.

 

Cemal ve oğlu Muhammed 30 Eylül 2000 tarihinde Gazze’nin merkezinde Berici mülteci kampındaki evlerinden çıkarak Gazze’de otomobil pazarının yolunu tuttular. Baba oğul bir araba satın almak istiyordu. O sıralarda Gazze şeridi, İsrail ordusunun kontrol noktaları ile dolmuştu. İsrail ordusuna ait askeri üsler sıkı bir şekilde korunuyor ve gözlem kuleleri 21 siyonist yerleşkeyi korumak için aralıksız gözlem yapıyordu.

Şarl’ın çektiği ve çocuk Muhammed’in şehadetini yansıtan görüntüler siyonist rejime karşı ağır baskı oluşturdu ve o gün Filistinli çocuklara destek günü olarak adlandırıldı.

 

Filistinli şehit çocuk Muhammed Eddora’nın babası Cemal şöyle diyor: oğlumun kanı dünya halkını İsraillilerin cinayetleri hakkında bilinçlendirdiği için mutluyum. Eğer oğlum yaşıyor olsaydı, şimdi mükemmel bir genç olmuştu ve belki de evlenmişti ve Filistin’e hizmet ediyordu. Şimdiye kadar benim oğlum gibi yüzlerce Filistinli çocuk katledildi. İsrail bize soykırım uygulamak istiyor.

 

O tarihi günün üzerinden 15 yıl geçiyor. O günden sonra ne zaman bir muhabir işgal altındaki Filistin topraklarına gelirse, mutlaka Filistinli çocuklardan da bir rapor hazırlıyor. Bu çocuklar sırf insan oldukları için her gün acı çekiyor. Bu acı ve elem halen devam ediyor.

Şimdi sonbahar yaklaştı ve dünyada bir çok çocuk yeni eğitim yılına başlamaya hazırlık yaparken, Filistin’de farklı bir durum yaşanıyor. Siyonistler bir kaç okulu kapatmış ve 60 Filistinli öğrencinin eğitimini engelliyor.

 

Filistin hürriyet merkezi yetkililerinden Hilmi Arac şöyle diyor:

Filistin topraklarında Batı şeria ve Doğu Kudüs’te yeni eğitim yılı başlamış bulunuyor. ancak İsrail ordusu 60 Filistinli çocuğun okula gitmelerine engel oluyor. İşgalci siyonistlerin Filistinli çocukların eğitimini engellemesi, daha büyük bir politikanın bir parçasıdır. Siyonist rejim bu kararı ile uluslararası yasaları, insan haklarını ve Cenevre’nin 4. Konvansiyonunu ihlal ediyor. Bu karar aynı zamanda çocuk haklarına hakim olan uluslararası konvansiyonların da ihlali sayılır. Bu anlaşmalar ve konvansiyonlar çocukların eğitim hakkını güvence altına alıyor. Çocukları bu haktan mahrum bırakmak, cinayettir.

 

Siyonistler çocuklara karşı yetişkinler gibi davranıyor. Aslında siyonistler Filistinli yeni kuşakta direniş düşüncesi bundan 60 yıl önceki yıllarda olduğu gibi hala canlı ve aktif olduğunu çok iyi biliyor. Filistinli erkek ve kız çocukları büyüdüklerinde kendilerinden neden bizim topraklarımız siyonistlerin işgalinde, diye soracaktır. Neden biz kendi ülkemizde yaşama hakkından mahrum bırakılıyoruz, diye soracaktır. Dolaysıyla siyonistler Filistinli çocuklardan da korkuyor ve kendi geleceklerinden endişe ediyor.

 

Filistin milli konseyi üyelerinden Vasil Ebu Yusuf ise şöyle diyor:

İsrail’in Filistinlilere karşı cinayetleri özellikle Kudüs’te devam ediyor. 60 kadar Filistinli öğrenci ya gözaltına alınmış ya da ev hapsinde tutulmaktadır. Bu durum, İsrail’in Kudüs’ü Yahudileştirmek ve Filistinli çocukların diğer çocuklar gibi eğitimini engellemek istediğini gösteriyor. Siyonist rejim ordusu bir tek 2014 yılında Batı şeria ve Beytulmukaddes’te 1200 Filistinli çocuğu gözaltına aldı. Gözaltı vakalarının çoğu yılın ikinci yarısında gerçekleşmiştir. Son üç yılda ise gözaltına alınan Filistinli çocukların sayısı %87 artmıştır. Siyonistler bizim çocuklarımızdan bile korkuyor.

 

 

Bundan yaklaşık üç yıl önceydi. İsrail mazlum Filistin milletine karşı yeni bir saldırı başlatıyor. Siyonistlerin bombaları Filistin milletinin başına yağıyor. Amaç, direniş güçlerini ebediyen yok etmektir. Operasyon önceden yapılan hesaplara göre başlıyor ve İsrail tüm gücünü ortaya koyuyor. Savaşın ilk günlerinde yüzlerce Filistinli aile mülteci durumuna düşüyor. Gazze halkı bir kaç yıldır en ilkel yaşam imkanlarından mahrum olarak yaşıyor, ama büyük bir sabırla direnişe devam ediyor.

 

 

51 gün süren savaşın her anı siyonistlerin bir cinayetiydi. Muhammed Eddora’nın şehadet anını yansıtan görüntüleri gören bir çok insan hakları aktivisti yardıma geliyor. Sınır tanımayan hekimlerden tutun ta öğretmenlere ve sanatçılara kadar Filistinli çocukların yüzüne bir anlığına bile olsun bir tebessüm kondurmaya çalışıyor.

Mades Gilbert adındaki Norveçli hekim Gazze’de Şifa hastanesine geldi ve ilk kez ömründe hiç görmediği inanılmaz manzaralarla karşılaştı.

 

 

Norveçli hekim Gilbert şöyle anlatıyor:

Acaba bu çocuklar gerçekten terörist mi? ben ömrümde bu kadar kan görmemiştim. Çocuklar katledilen Filistinlilerin dörtte birini ve yaralıların üçte birini oluşturuyor. İsrail ordusu Gazze şeridine saldırısında hastaneleri ve sağlık merkezlerini ve ambulansları ve camileri ve sivillerin sığındığı okulları hedef aldı. Gazze’de yaşanan bu durumdan İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu kadar BM, ABD Başkanı Barack Obama ve AB ülkeleri sorumludur.

 

 

Küçücük bir hücre, karanlık ve nemli. Burada bir çocuk yatıyor. Hiç kimse ondan haber alamıyor, görüşmesine izin verilmiyor. Bu çocuğun tek suçu ise, Filistinli olmak. Bu çocuk her gün işkence ediliyor. Neden mi? çünkü bu topraklar artık onun toprakları olmadığını unutmasın diye.

Filistin’de bir kaç STK bunun gibi çocukların kaderini takip ediyor. Bu çocuklar evden çıktılar ve bir daha geri dönmediler ve ebeveynleri hala onların dönüşünü bekliyor.

 

 

Filistinli esirler işleri komisyonu son raporunda Filistinli tutukluların hakkında şöyle yazıyor:

İşgalci siyonist rejim elebaşıları ve bu rejimin zindanlar idaresi hala 200 kadar küçük yaştaki Filistinli çocuğu hapiste tutuyor ve onları işkence etmeye devam ediyor. Haşarun zindanında 39, Mecdu zindanında 63 ve Ufer zindanında 100 kadar Filistinli çocuk bulunuyor. küçük yaştaki Filistinli çocukların %99’una her türlü cismi ve ruhi işkence uygulanıyor ve yetişkinler gibi mahkemelerde yargılanıyor. Gardiyanlar ve sorgulama görevlileri Filistinli esir çocuklara en kötü biçimde davranıyor. Filistinli esir çocuklara aileleri ile görüşme izni verilmiyor. Bu çocuklar ayrıca eğitim ve tedavi hakkından da mahrum bırakılıyor. İşgal altındaki Kudüs’te Filistinli esir çocuk sayısı en yüksek düzeydedir, öyle ki kentte her gün bir kaç Filistinli çocuk gözaltına alınıyor. Bu alanda El Halil ikinci sırada yer alıyor.

 

 

Batı şeriada da gerçi silah sesi duyulmuyor, ama durum pek farklı sayılmıyor. Burada da ayrımcılıklar ve imkanların yetersizliği Filistinlilere acı çektiriyor. Bu kentte refah imkanları ya eskimiş ya da yok olmak üzere. Bu kentte Filistinli çocuklara düşen pey, küçük bir lunaparktı, ki o da yıkılmak üzere.

 

Sky News kanalı muhabiri Nazal Kenane şöyle anlatıyor:

İşgal altındaki Kudüs belediyesi illegal inşaat bahanesi ile Filistinli çocukların Doğu Kudüs’teki tek lunaparkını yıkmak istiyor ve bunun yerine başka bir lunapark inşa etmek istemiyor. Oysa Filistinli çocuklar Batı Kudüs’teki lunaparklara girmeleri yasaktır. Gerçi bir lunaparkı inşa etmek için izin alma süreci çok kolaydır, fakat Doğu Kudüs’te yaşayan Filistinliler için bu konu imkansızdır, zira onlara verilecek izin için en az on yıl gerekmektedir. Filistinli bir çocuk bana şöyle dedi: eğer bu lunapark yıkılırsa, bizim oynayacak başka hiç bir yerimiz olmayacak ve eğer yahudilerin lunaparkına gitmeye kalkışırsak bizi taciz ediyor veya gözaltına alıyorlar, yerleşkeciler de bize taş atıyor. Bu yüzden bizim oynayabilecek yerimiz yoktur.

 

Geçenlerde Filistinli çocuklara yönelik siyonistlerin yeni bir cinayeti yaşandı. Siyonistler bir evi ateşe verdi, hem de ev halkı içerideyken. Bu cinayet sırasında evde bulunan iki yaşındaki Filistinli bebek Ali Saad direnişin yeni simgesi olarak şehit oldu.

 

Almanya haber ajansı muhabiri ise bu olayı şöyle geçti: siyonist yerleşkeciler Cuma sabahı bir Filistinli evi ateşe verdi. Bu olayda bir bebek şehit düştü ve bebeğin ebeveyni de aralarında bulunan üç kişi yaralandı. Bu olay Nablus yakınlarında Duma köyünde bir evde yaşandı. Siyonist yerleşkeciler evi kundakladıktan sonra Arapların aleyhinde ırkçı ve hakaret içeren sloganlar yazdı.  Bu yangında Ali Saad adında iki yaşındaki bebek hayatını kaybetti ve ailenin diğer fertleri de üçüncü dereceden yanıklarla yaralandı.

 

 

Filistinli çocuklar dünyada en çok acı çeken çocuklardır. Ancak Batılıların yönetiminde ve demokrasi hibe etme bahanesi ile Ortadoğu bölgesine getirilen kriz başka ülkelere de sıçradı. Bugün Irak, Afganistan, Yemen ve Suriye’de de çocukların durumu Filistinli yaşıtlarından pek farklı değildir. Bugün Suud rejiminin Batı’dan aldığı füzeleri Yemen halkının evini başına yıkıyor. Bu saldırılar Yemen topraklarını insani facia ile karşı karşıya getirdi. Bu süreçte ise Yemenli çocukların durumu daha da vahim sayılır.

 

 

Russia El-yom muhabiri Abdulaziz Hiyacem şöyle diyor:

Yemen’de çocuklar güvende değildir. UNICEF Yemenli çocuklar tehdit altında, başlıklı bir rapor yayımladı. Rapor son dört ayda bini aşkın Yemenli çocuğun öldüğünü veya yaralandığını ve on milyonu aşkın çocuğun da acilen yardıma ihtiyaç duyduğunu ve 5 yaşın altındaki  1.8 milyon çocuğun da kötü beslenme tehlikesi ile karşı karşıya bulunduğunu ve cismi ve zihni açıdan ve hatta ölüm bakımından tehdit altında bulunduğunu ortaya koydu. Gerçi bize göre Yemen’de ölen veya yaralanan çocuk sayısı bu rakamların çok üstündedir.

 

 

Geçen hafta AB liderleri ülkelerine doğru akın eden on binlerce göçmene karşı nasıl bir tutum sergilemeleri gerektiğini görüşmek üzere Brüksel’de bir araya geldi. AB liderleri bu insanlardan yararlı insan gücü olarak faydalanmayı ve fabrikalarının çarkını çevirmeyi düşünüyor. Ancak bu sonuçsuz tartışmalar devam ederken, Suriye’de çocuklar da can vermeye devam ediyordu.

 

 

Euronews muhabiri ise İtalya’dan şöyle anlatıyor:

İtalya çocukları kurtarma ajansının raporuna göre Ocak ayından beri 10 bin 300 göçmen çocuk İtalya’ya geldi ki bunlardan 7400 kadarı tek başına gelmiş bulunuyor. İtalya’nın yardım ekipleri Akdeniz’i çok tehlikeli şartlar altında ve ebeveynleri olmaksızın İtalya’ya gelen çocukların sayısının artmasından endişe ettiklerini belirtiyor. Doğal olarak bu çocuklar diğer göçmenlerden ayrı olarak özel merkezlerde koruma altına alınıyor.

 

 

Evet, bugün Batı ve bölgede bazı malum rejimlerin desteklediği teröristler Suriye ve Irak topraklarında cirit atarken, binlerce Iraklı ve Suriyeli aile perişan bir hayat yaşıyor. bugün okullar açılırken binlerce Iraklı çocuğun hiç bir imkanı bulunmuyor. Bu çocuklara bakınca insan IŞİD’le siyonistlerin arasındaki fark nedir acaba, diye düşünmeden edemiyor. Çünkü her iki zümre bebekleri katletmeyi bir onur olarak görüyor.

 

El Cezire’nin muhabiri Muhammed Camcum Irak’tan şöyle bildiriyor:

Derslerin üzerinde konsantre olmanın hemen hemen imkansız olduğu bir ortamda ve aşırı sıcağın altında Iraklı çocuklar ders okumaya çalışıyor. Bu arada Irak’ta mülteci durumuna düşen öğrenci sayısı 850 bini buluyor. Bu sayıdan en az 650 bin kadarı yeni eğitim yılında okula devam edemiyor ve bu yüzden hatta bu şartlardaki okullar bile önem kazanıyor. Havalar çok sıcak ve elektrikler sürekli kesiliyor ve bazı günlerde elektrik hiç olmuyor ve çadırın dışında bir sonraki sınıfın öğrencileri yakıcı güneşin altında sırasını bekliyor ve çocukların zaten yıpranan yırtık pırtık kitapları daha da yıpranıyor. Bu çocukların anneleri onların karnını doyurabilmek için ekmek yapmakla uğraşırken, çocukların bilim öğrenme merakı devam ediyor.

 

Afganistan’da da durum pek farklı değil. Bu ülkede Amerika’nın bombaları ile param parça olan topraklarda çocuklar kötü beslenmeden acı çekiyor. Ülkenin geleceği ise muğlaklığını sürdürüyor.

 

El Cezire muhabiri Afganistan’dan hazırladığı raporunda şöyle diyor:

Kötü beslenme şartları son yıllarda Afganistan’da iyice tırmanmış bulunuyor. Afganistan’da beş yaşın altındaki çocukların %40 kadarı kötü beslenme yüzünden ciddi cismi sıkıntılar yaşıyor. oysa uluslararası camia Afganistan’a milyarlarca dolar yardım yaptı. Uzmanlar Afganistan için soya ekimini çözüm olarak öneriyor. Hali hazırda Afganistan’da 12 bin hektarlık bir alan soya ekimine ayrılmış bulunuyor. ancak buna karşın Afganistan’da haşhaş ekimi devam ediyor.

 

Evet, Ortadoğu insanı hakikatin ne olduğunu çok iyi biliyor. Amerika’nın bu çocuklar için inşa ettiği gelecek karanlıktır. Aylar ve yıllar geçecektir ve bu çocuklar bir gün büyüyecek ve o gün kendilerinden soracak: Neden bizim çocukluk rüyalarımız acı, kan, avarelik içinde geçti?

 

 

 

 

Sep 11, 2017 08:22 Europe/Istanbul
Görüşler