• Terörle mücadele üçgenini yenme çabaları

İran, Rusya ve Türkiye terörle mücadelede sadece meydan savaşlarında değil, aynı zamanda askeri sahadaki gelişmelerden sonra da diplomatik arenada bölgenin geometrisini ve dengelerini değiştiren ve terör krizi ile ilgili sorunları en iyi biçimde yöneten bir üçgendir.

Gerçekte İran, Rusya ve Türkiye üçgeninin Suriye meselesini çözümlemekte ve bu ülkeyi saran terör krizine son vermekte başarılı olmaları ve bu yönde önemli rol ifa etmeleri, çıkarları Suriye krizinin devam etmesinde yatan ve bu üçgenin karşısında hezimete uğrayan bazı malum devletleri İran, Rusya ve Türkiye arasında ihtilaf yaratma çabalarına ivme kazandırmaya yöneltti.
İran, Rusya ve Türkiye’nin Astana süreci olarak ün yapan müzakereleri çok hızlı bir şekilde Cenevre ve Paris’te yürütülen ve sonuca ulaşamayan müzakerelerin yerini almayı başarması, bölgesel işbirliği yönünde bir simgeye dönüştü ve terör krizini sonlandırmak için başka ülkelere emsal teşkil edebileceğini ispat etti.
Ancak buna karşın Batı medyası işin ta başında bu başarılı üçgenin üç kenarı arasında ihtilafları ciddi göstermeye çalıştı ve en son da Ankara yönetimi İdlib eyaletini kurtarma operasyonu sırasında Tahran ve Moskova’nın ifa ettiği rollerine itiraz ettiğini ve hatta bu iki ortağın büyükelçilerini dışişleri bakanlığına çağırdığını telkin etmeye çalıştı. Gerçi bu haber hemen tekzip edildi. Bu tekzip karşı tarafın bu üç ülke arasında ihtilaf yaşandığı yönündeki bayatlamış senaryosunun sonuç vermediğini ortaya koydu.
Buna karşın söz konusu haber savaşı, İran, Rusya ve Türkiye devletlerinin Arap ve Batılı ülkelerin şeytanlıkları konusunda dikkatli olmaları gerektiğini ortaya koydu, zira Arap-Batı ittifakı, İran, Rusya ve Türkiye arasındaki ittifakı kırarak savaşzede Suriye’yi yeniden istikrarsızlığa sürüklemeye çalıştığı açıkça ortadadır.
Aslında İran, Rusya ve Türkiye’nin Suriye krizinde yapıcı rol ifa etmelerinden rahatsız olan ABD ve bölgede tekfirci IŞİD terör örgütüne sponsorluk eden bazı malum Arap emirlikleri, bölgedeki krizleri çözmek üzere her türlü bölgesel ittifakın faydasız olduğunu ve ancak Batı ve bölgedeki müttefikleri terörle mücadele bayraktarı olduğunu telkin etmeye çalışıyor. Belki de bu yüzden geçenlerde Afganistan’da siyasi şahsiyetlerden biri İngiliz medya organlarının işbirliği ile İran İslam Cumhuriyeti’ni Afganistan’da tekfirci IŞİD terör örgütüne yardım etmekle suçladı ve Tahran yönetiminin, doğu sınırlarında nüfuzunu arttırarak Suriye’de uyguladığı senaryoyu Afganistan’da uygulamaya çalıştığını iddia etti.
Ancak bu mesnetsiz ve Riyad yönetiminin bölgedeki kuklalarının İran’ın askeri sahada teröre galip gelen duruşundan hoşnutsuzluğunu yansıtan suçlama, bir kez daha bazı malum devletlerin IŞİD’in bölgede hezimete uğramış olmasından rahatsız olduklarını ve bu tür spekülasyonları yaymak, haber şantajı yapmak ve yanlış haberleri yayımlamakla uzmanların hesap gücünü etkilemeyi ve bölgenin şartlarını değiştirmek istediklerini gösteriyor.
İşte bu yüzden İran, Rusya ve Türkiye’den başka bölgedeki diğer devletler ve hatta Kürt, Afgan, Arap ve diğer etnik grupların uyanık olmaları ve bölge sınırlarının ötesinde, bölgeyi istikrarsızlaştırmaya çalışan yıkıcı dalgalara dikkat etmeleri ve bu zümrenin ihtilaf yaratan tuzaklarına düşmek yerine, bölgede terörü tümüyle kökünden yok etme üzerinde odaklanmaları gerekiyor./

 

Jan 13, 2018 06:23 Europe/Istanbul
Görüşler