• Erdoğan'dan Afrin kuşatmasına vurgu

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, önümüzdeki günlerde çok daha hızlı şekilde Afrin şehir merkezinin kuşatılacağını bildirdi. Erdoğan'ın bu açıklaması ardından dün akşam ve gece boyunca Afrin çevresinin Türikye silahlı kuvvetler ve bağlı güçlerce ağır şekilde bombalandığı açıklanmakta.

Erdoğan, Türkiye ordusunun 34. gününe giren Zeytin Dalı Harekatı'nda 1715 teröristin etkisiz hale getirildiğini hatırlatarak, '' Sahada belirli hazırlıkların da yapılması zaman alıyor. Önümüzdeki günlerde Afrin şehir merkezinin kuşatmasına geçilecektir. Böylece hem şehre ve bölgeye dışarıdan gelen yardımların önü kesilecek.'' dedi. 

TSK'nın sınır güvenliğinin PKK/PYD güçlerince Türkiye sınırlarının güvensizleştirildiği bahanesiyle 20 Ocak 2018 tarihinde Suriye toprakları içinde Afrin kentine yönelik Zeytin Dalı Harekatını başlatması 34 gün geçmesine rağmen şu ana kadar gözle görünür önemli bir başarı elde edememiştir. Bu ara Suriye devleti ise yayınladığı çeşitli resmi açıklamalarla Ankara yönetiminin bu tutumunu kınayarak Zeytin Dalı Harekatı ile gerçekte Suriye toprak bütünlüğü ve hakimiyyet hakkını ihlal ettiğini bildirmiş ve derhal güçlerini geri çekmesini istemiştir.

Bu arada Zeytin Dalı Harekatına ve Türkiye'nin Suriye topraklarına girmesi ülke içinde de bir takım muhalefetlere neden olmuş ve halen de olmaktadır. Özellikle ana muhalefet partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu başka bir ülkenin topraklarına girerek askeri harekat yapılmasının doğru olmadığını  ve Türk askerlerinin canının Afrin'de tehlikeye düşürüldüğünü bildirmiştir. Ancak tüm bunlara rağmen AK Parti iktidarı Afrin operasyonunda ısrar etmektedir. Öyle ki Türkiye'nin Zeytin Dalı Harekatına bahane edindiği PYD'nin bölgenin kontrolünü Şam yönetimine vererek bölgeden çekilmeyi kabul etmesine ve hatta Suriye sivil savunma güçlerinin Afrin'e girerek şehrin kontrolünü ele alması bile Türkiye'ye rahatsız etmiş ve Suriye yönetimini niçin Afrin'e girmekle sorgulamıştır. Öyle ki bu durum sonrası Erdoğan Afrin'in abluka altına alınacağını ve bölgeye her türlü giriş ve çıkışların engelleneceğini bildirmesi Ankara yönetiminin Afrin'deki durumunun ne boyutta olduğunu gösteriyor.

Öte yandan Türkiye'nin Zeytin Dalı Harekatına yönelik bölge ve dünya çapında var olan muhalefetler türkiye hükümetini sürekli  çelişkili açıklamalara zorlamakta. Örneğin türkiye dışişleri bakanı Mevlüt çavuşoğlu bundan iki hafta önce PYD/YPG güçlerinin Afrinden çıkması durumunda TSK güçlerinin de bölgeyi terk edeceklerini açıklamıştı. Ancak buna rağmen şimdi Erdoğan'ın Türk güçlerinin bölgeden çıkmayacakları gibi operasyonu daha da genişleterek Afrin'e abluka altına alacaklarından söz etmektedir.

Türkiye gelişmelerini yakından takip eden uzmanlar, mevcut şartlarda diyalog ve görüşmelerin bölgedeki krizin sonlandırılması ve anlaşmanın sağlanması için en kolay ve en az masraflı yol olduğunu belirtmekteler. Diğer yandan İran ve Rusya yetkililerinin diplomatik faaliyetlerine rağmen Türkiye hükümetinin halen Kürt grupların barış görüşmelerine katılmasına karşı çıkmaktadır. Halbuki Kürt gruplar halı hazırda Suriye topraklarının %30'unun kontrolünü kendi ellerinde bulundurmaktalar.

Hollanda'nın Türkiye'deki eski diplomatlarından Nicolas Vandem Türkiye'nin Suriyeli Kürt grupların barış görüşmelerine karşı çıkmasıyla ilgili bir değerlendirmesinde şöyle diyor:

"...Ankara, gerek Soçu sürecinde olsun ve gerekse Cenevre sürecinde Suriyeli Kürtlerin bu görüşmelere katılmasına şiddetle karşı çıkmaktadır. halbuki bu mesele, Suriye Kürtleri ile yakın ilişki içinde olan Türkiyeli Kürtleri de olumsuz etkileyebilir.

Ankara ODTÜ öğretim üyesi Prof. Hüseyin bağcı Çin Şin Hua haber ajansına yaptığı açıklamada Ankara'nın Suriyeli Kürtlerin barış görüşmelerine katılmasına şiddetle karşı çıkması konusunda şunları belirtiyor:

"...Türkiye'nin sert muhalefeti nedeniyle Suriyeli Kürtlerin bu toplantılara katılması mümkün olamamıştır. Türkiye bu hususta İran'ı da kendi yanına alacak olursa Rusya'nın da Kürt gruplara destekten geri adım atmasını sağlayabilir..."

Elbette şunu belirtmek gerekir ki Türkiye'nin Suriyeli Kürtleri sürekli dışlaması ve barış görüşmelerine katılmasına karşı çıkması sadece Amerika'nın çıkarları doğrultusunda olup, mevcut sürecin dışında kalan bir Kürt kitlesinin Amerika'nın taleplerine teslim olması ve ABD'nin çıkarları doğrultusunda yapılanması çok daha kolay olmaktadır. Nitekim Amerika'nın bölgede, sürekli olarak dışlanmış Kürt grupları bir araya toplayarak 30 bin kişilik bir ordu kurmak istemesi de bunun en açık örneğidir.

Feb 22, 2018 10:00 Europe/Istanbul
Görüşler