• Türkiye'nin Suriye Siyasetleri Değişiyor

Türkiyenin stratejik hataları ve bu ülkenin desteklediği tekfiri terör örgütlerinin son dönemlerdeki yenilgileri, Türkiye'nin Suriye'yi kendi hegemonyası altına sokması rüyalarını bir anda yok etmiştir.

Türkiye Cumhurbaşkanı, Başbakanı ve Dışişleri bakanı gibi üst düzey yetkililerinin son dönemdeki ardı ardına açıklamaları ve geçmiş siyasetlerden vazgeçtiklerini dile getirmeleri Türkiye'nin Suriye'ye karşı şimdiye kadar izlediği düşmanca siyasetlerden vazgeçtiğini ve bölgesel sorunlar hakkında Suriye yönetimi ile de teamül içinde olabileceklerini göstermiştir.

Son beş buçuk yıl içinde Suudi rejimi ve Katar yönetimleriyle birlikte IŞİD ve en-Nusra gibi tekfiri terör örgütlerine her türlü destek ve yardımı ardına bırakmayan ve Suriye'de kesinlikle Beşar Esadsız bir çözüm istediklerini belirten Türkiye son günlerde dünya camiasıyla birlikte hareket ederek, artık Suriye krizinin ancak diplomatik teamüller ve görüşmeler yoluyla çözümlenebileceğini dillendirmeye başlamıştır.

Suriye kriziyle ilgili Ankara makamlarının tutum ve açıklamalarındaki bu değişim, IŞİD terör örgütünün Homs. Deyr'uz Zur, Rıkka eyaletlerindeki ardı ardına gelen yenilgileri ve daha önemlisi teröristlerin ana karargahı konumunda olan Halep'ın son dönemde Suriye ordusu tarafından tamamen muhasara altına alınması ardından gelmiş ve son günlerde artık Suriye'nin silinip yok olması tehlikesinden, bu durumun önüne geçilmekten sıkça söz eder olmuşlardır. Sanki Suriye'yi bugüne getirenler kendileri değillermiş gibi.

Halep Ankara için kırmızı çizgi olarak belirtilmekteydi ve bu bölgeyi bir tampon bölgesine çevirerek kendi Suriye politikalarını bu bölge üzerinden yürütmek istiyordu. Ancak bu bölge artık Suriye ordusunun kuşatımı altına geçmiş ve bölgenin önemli yerlerine ordu birlikleri konuşlanmışlardır. Bu ise ülke içinde de durumu pek de iyi olmayan Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı çok kötü bir duruma sürüklemiş ve hatta uzmanlardan bazıları Halep'in muhasarasının Erdoğan'ı Rusya'dan resmen özür dilemeye ittiğine inanmaktalar.

Suriye içinde yaşanan olaylar, tekfiri terör örgütlerinin artık kendi mevziilerini bir bir kaybetmesi Türkiye'nin kendi geçmiş siyasetlerini gözden geçirmesine yol açtığı belirtilse de özellikle son bir kaç ay içinde terör eylemlerinin Türkiye şehirlerinde çığ gibi artması ve bir Rus uçağını düşürmesinden ötürü Rusya'nın kendi ilişkilerini Türkiye ile kesmesi ve bunun maliyetinin Türkiye'ye çok ağır olması gibi durumlar da Ankara hükümetinin Suriye politikasını gözden geçirmesinde önemli etkenlerden sayılmakta.

Ankara öyle bir ortamda Suriye politikasında değişikliğe gidiyor ki son bir kaç yıl içinde bölgesel ortakları Riyad ve Doha ile birlikte Ortadoğu bölgesi ve Batı Afrika'da terörizmin ve radikal örgütlerin desteklenmesi yönünde çok ağır siyasi, güvenlik ve iktisadi yatırımlarda bulunmuş ve bedeller ödemiştir. Bununla birlikte Katar, AB ve hatta Amerika iki yıla yakın bir süredir bölge gerçeklerini az çok idrak ederek askeri çözüm yolunun özellikle Suriye'de bir getirisinin olamayacağını itirafla Suriye krizinde Türkiye ve Suudi rejimi ile kendi yollarını ayırmış bulunuyorlar.

Şimdi ise Türkiye gecikmeli de olsa Suriye krizinde kendi siyasetini gözden geçirme gerektiği sonucunu idrak etmiş veya mecbur kalmıştır. Oysa İran, Rusya, Çin ve Hindistan gibi ülkeler Suriye krizinin taa ilk başından itibaren Suriye krizinin askeri çözüm yolunun olmadığını ve bu krizin ancak siyasi teamüller ve diplomatik görüşmeler yoluyla çözümlenebileceği üzerinde ısrarcı olmuş ve öteki ülkeleri de buna teşvik etmeye çalışmışlardır., Ancak ne yazık ki şimdiye kadar söz konusu destekçi ülkeler Suriye krizinin Suriyeli siyasi gruplar arasında çözümlenmesi amacıyla düzenlenen toplantılarda kendi desteklediği gruplar vasıtasıyla engeller çıkarmış ve bu siyasi teamüllerden bir sonuç çıkmasına engel olmuşlardır. Şimdi ise bizzat Erdoğan'ın kendi tabiriyle Suriye krizinin dumanı en fazla da Türkiye'nin gözüne gitmekte.

Jul 11, 2016 10:38 Europe/Istanbul
Görüşler