• Srebrenitsa katliamının 23. yıldönümü; Batı insan hakları rezaletinin bir diğer örneği

Bosna Savaşı sırasında 8 binden fazla Boşnak sivilin Sırp askerler tarafından katledildiği Srebrenitsa Katliamı, üzerinden 23 yıl geçmesine rağmen hala yakın tarihin utanç tablolarından biri olarak tazeliğini koruyor.

11 Temmuz 1995'te başlayan ve en az 8 binden fazla Boşnak sivilin Ratko Mladic emrindeki Sırp askerler tarafından katledildiği Srebrenista "2. Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupa'daki en büyük katliam" olarak nitelendiriliyor. Halen yaklaşık iki bin katliam kurbanının kayıp olduğu bu büyük trajedi sadece Bosna Hersek'in değil tüm insanlığın adalet arayışının sembolü haline geldi.

Bosna-Hersek'te, Srebrenitsa soykırımında hayatını kaybeden ve kimlikleri bu yıl tespit edilen 35 soykırım kurbanı daha düzenlenen törenle torağa verildi.

Temmuz 1995'te sadece birkaç gün içerisinde 8 binden fazla çocuğun, yaşlının ve kadının katledilip toplu mezarlara gömüldüğünü anımsatan Boşnak lider, "normal bir insanın 20. yüzyılda Avrupa'nın orta yerinde böylesine korkunç bir suç işlenmesini zor anlayabileceğini" söyledi.

Hollandalı askerler, bir gece Bosna'da bulunan Birleşmiş Milletler Barış Gücü'ne bağlı Hollandalı komutandan aldıkları emir doğrultusunda şehri boşalttılar ve şehrin güvenliğinden sorumlu Hollandalı komutan Thom Karremans, sığınan 25 bin mülteciyi ve şehri Sırplara teslim etti. Bu olaydan sonra ortaya çıkan bir videoda, Sırp generalin kent boşaltan Hollandalı komutana bir hediye verdiği ifşa edildi.

Bir hafta süren katliam, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra, insanlığa yapılan en büyük suç olarak kayıtlara geçti. Müslüman nüfusun daha fazla olduğu ve Sırp zulmüne karşı yetersiz imkânlarla karşı koymaya çalışan Srebrenitsa'nın Tanjarz Kırsalı'nda, 10 bin kişi esir alındı.

İnsanları esir tutan asker grup, ardından Miladç'in emriyle tek tek esirleri öldürdü. Tam 5 gün süren katliamda 8300 kişi öldürüldü ve kalan 2700 kişi serbest bırakıldı. Katliamdan yaklaşık 13 yıl sonra Bosnalı Sırp komutan Ratko Mladiç kaçak olarak yaşadığı Sırbistan'ın Sermyan köyünde Radovan Karadizc ile beraber yakalanarak tutuklandı ve Mladiç'n cezası müebbet hapis olarak belirlendi.

Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi Başkanı Bakir İzetbegovic, Potoçari'deki eski akü fabrikasında düzenlenen anma töreninde yaptığı konuşmada, Srebrenitsa soykırımının her geçen gün daha fazla inkar edilmesine artık tepki gösterilmesi için uluslararası topluma çağrıda bulundu.

İzetbegovic, Srebrenitsa'yı güvenli bölge ilan eden Birleşmiş Milletler'in (BM) de toplu katliamları engelleyemediğini vurgulayarak, "Srebrenitsa, engellemeye gücü olan ancak bunu yapmayan herkesin yüzünde kara bir leke olarak ebediyen kalacaktır." dedi.

İran'dan 30 kişilik bir heyetin de katıldığı cenaze ve anma törenine, bölge ülkelerinden siyasiler, din adamları, diplomatlar, uluslararası kurumların temsilcileri ile yurt içi ve yurt dışından 10 binden fazla kişi katıldı. 

Heyetler, eski akümülatör fabrikasında yapılan anma töreninin ardından cenaze namazının kılınacağı Potoçari Anıt Mezarlığı'na gelerek soykırım anıtına çiçek bıraktı ve dua etti. 

Ülke genelinde kurulan yüzlerce toplama kampında esir tutulan Boşnaklar, işkencelere maruz kaldı, tecavüze uğradı ve katledildi. Avrupa'nın orta yerinde, uluslararası toplumun duyarsızlığında, 3,5 yıl süren ve çok sayıda katliam, soykırım, insanlık suçlarının işlendiği bir savaş yaşandı. Savaş, 1995 yılında imzalanan Dayton Barış Antlaşması ile sona erdi.

Srebrenitsa katliamının önemi şundandır ki bu cinayet tarih boyunca kendine özgü olup, hem de kendini uygarlığını nitelendiren ve insan hakları savunuculuğu yapan bir merkezde ve bizzat o yöre askerleri tarafından işlenmesidir. Olayın boyutu o kadar genişti ki BM eski genel sekreteri Kufi Annan sürekli olarak Srebrenitsa katliamının BM Teşkilatı vicdanının ızdırabı ve yarası ve bu katliamın, 2. Dünya savaşı sonrası en korkunç savaş cinayeti olarak nitelemiştir. BM genel Sekreterinin dönem özel temsilcisi Marc Brown da Srebrenitsa katliamının sürekli olarak BM tarihi için bir kara leke olarak baki kalacağını belirtmiştir. 

Şimdi soru şudur ki böyle korkunç bir cinayet hem de Avrupa'nın göbeğinde nasıl olmuş da AB'nin gözünden uzak olarak gerçekleşmiştir ki AB bu cinayete her hangi bir tepki göstermemiştir. Acaba Hollanda güçleri bu insanların hayatlarını kurtarmak ve böyle korkunç bir katliamı engellemek için her hangi bir sorumluluğa sahip değiller miydi?

Jul 12, 2018 09:26 Europe/Istanbul
Görüşler