• Trump
    Trump

Suudi Arabistan rejiminin cinayetlerinin devamında iç ve dış arenada insan hakları ihlallerinin had safhaya ulaşması nedeniyle ABD senato üyesi Bernie Sanders Donald Trump'ın Al-i Suud rejiminin insan haklarını ayaklar altına alması karşısındaki sessizliğini eleştirdi.

Sanders konuyla ilgili yaptığı açıklamasında şu vurguda bulundu: Trump çocukları ebeveynlerinin kollarından ayırma konusunda inatçıydı ancak Arabistan'da insan haklarının ihlali karşısında aynı tutumu sergilemedi.

Suudi Arabistan uzun zamandır yerli muhalifler ve sivil toplum aktivistleriyle mücadele ediyor.Bu yüzden sanatçılar, aydınlar ve siyasi ve sosyal aktivistlerin bu ülkede susturulup göz altına alma dalgaları tüm hızıyla sürüyor. Bu siyasetlerin uygulanması  uluslararası toplum ve bir çok ülkenin itiraz ve tepkilerini ardından getirdi öyle ki Kanada'nın insan hakları ihlallerini kınamadaki duruşu, iki ülke arasındaki ilişkilerin hayatını kararttı.Tüm yaşananlara rağmen Trump Arabistan'ın bu cinayetleri karşısında sessizliğini koruyor ve Suud rejimin insan hakları ihlalleri konusunu kınamıyor.

Ancak uluslararası camianın bu cinayetlere karşı tepkisi bazen dikkat çekici oluyor. Örneğin Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçlerinin Yemen'in kuzeyindeki Sade ilinde en az 50 çocuk ve öğretmenin ölümüne neden olan saldırısını kınadı. ABD'li demokrat senatör Chris Murphy de  Perşembe akşamı yaptığı Twitter paylaşımında, "ABD Yemen'e yönelik hava saldırıları ve bir okul servisine saldırıları desteklemekle birçok sivilin can kaybına neden olurken, Yemen'de teröristlere arka çıkmaktadır ki bu tutum derhal durdurulmalıdır."ifadesine yer verdi.

Geçen bir buçuk yıl zarfında Trump'ın  iş başına gelmesi ile Washington - Riyad ilişkileri her zamankinden daha da güçlenmiş bir vaziyette bulunuyor.Öyle ki bir çok uzmana göre Suud rejimi kendi çıkarları doğrultusunda ABD seçimlerinde  Trump'ın   kazanmasında etkili bir rol ifa etmiştir.  

ABD dış ilişkiler konseyi kıdemli üyesi Steven Cook yayımladığı bir yazısında Arabistan ve BAE'nin Amerika arasında bir bağlayıcı konumu olan  Georg Nader'in rolüne değinerek şöyle yazdı: Georg Nader'in girişimleri bu despot ülkelerin  ABD'nin ortadoğu müttefikleri  olarak bu ülkenin 2016 yılında başkanlık seçimlerinde ne kadar etkileyici olduğunu gösterdi.

Gerçekte  Arabistan Trump'ın ilk yurt dışı ziyaretinin hedef ülkesi olması ve bir kaç yüz milyar dolarlık anlaşmaların yapılması, ABD'nin Arabistan'ı desteklemekle bölgede ve dünyada siyasi ve ekonomik çıkarlarına varma peşinde olduğunu  gösterdi. Aslında, Riyad-Washington ilişkilerinin güçlendirilmesi, bir yandan Amerika için ekonomik, ticari ve politik yararlar sağlarken, diğer yandan da, Suudi Arabistan, Washington'un verdiği desteklere dayanarak ülke içi ve dışındaki tecavüzcü politikalarının şiddetini arttırdı.

Örneğin petrol alanında ,silah alma ve benzeri alanlarda Arabistan'ın  Trump'ın siyasetlerine uyması, ABD yetkililerinin gizli ve açık destekleri ve sessizlikleri sayesinde bölgede kendi cinayetlerini arttırmış ve  Muhammed bin Selman'ın ülke içi muhaliflerini bastırmasına hız katmıştır. Bu konuda bazı çevreler tarafından Arabistan ile Kanada arasındaki gerilimi Washington'un desteğinden yararlanarak gündeme geldiği belirtiliyor.

Siyasi analist ve araştırmacı Fuad İbrahim şöyle diyor: "Suudi Arabistan'ın Kanada ile gerginlik hedefi, Riyad'ın kamuoyunu siyasi, ekonomik ve askeri başarısızlıklardan uzaklaştırmak istemesidir. Aslında Arabistan bu girişimleri ile diğer ülkelere bir uyarıda bulunarak  Suud rejimi insan hakları konusundaki dosyasını bırakıp unutmalarını istiyor."

Suud rejiminin siyasetlerinin devamı ve Trump'ın bu cinayetler karşısındaki sessizliği bir kez daha şu gerçeği gösterdi ki küresel insan haklarının resmiyete tanınması ve insani değer gibi konular ABD yetkililerinin sadece bir sloganı haline gelmiştir. 

Aug 10, 2018 19:48 Europe/Istanbul
Görüşler