• aile
    aile

25 Zilhicce günü, Kur'an'ı Kerim’in İnsan suresi İslam Peygamberi’nin -s- mübarek kalbine nazil olan günün yıldönümüdür. Bu sure beşeriyet aleminin en üstün ve en kutsal ailesi olan Allah Resulü -s- hanedanının şanında nazil olduğundan İran İslam Cumhuriyeti takviminde bu özel gün, Aile Günü olarak adlandırılmıştır. Bu çerçevede sizler için kısa bir program hazırladık.

25 Zilhicce günü, Kur'an'ı Kerim’in İnsan suresi İslam Peygamberi’nin -s- mübarek kalbine nazil olan günün yıldönümüdür. Tüm şia alimler ve çoğu ehli sünnet alimleri, Hel Ati ve Dahr adları ile de ün yapan İnsan suresi ehli beyt -s- şanı ve ihlaslı infaklarının ardından nazil olduğu konusunda hemfikirdir.

Biraz önce de belirtildiği üzere, bu sure beşeriyet aleminin en üstün ve en kutsal ailesi olan Allah Resulü -s- hanedanının şanında nazil olduğundan İran İslam Cumhuriyeti takviminde bu özel gün, Aile Günü olarak adlandırılmıştır.

 

 

Evet, Hel Ati veya İnsan suresi Allah teala fertlerini her türlü kötülükten uzak tutan eşsiz bir ailenin şanına nazil oldu.  Dünyanın en değerli ve en saygın ailesi sade ama nur ve sevgi dolu bir evde yaşıyordu. Bu ev Allah’ı anarak aydınlanıyor ve Hak teala rızasını kazanmaktan başka hiç bir şey hane halkını uğraştırmıyordu. Bu ev, İslam Peygamberi’nin -s- tek kızı Hz. Fatıma -s- ve sevgili eşi Hz. Ali -s- ve cennet gençlerinin efendileri olan evlatlarının eviydi. Bu sade ev bütün alem için bereket kaynağı oldu ve varlık aleminin en güzel çiçekleri bu evde yetişti.

 

 

İmam Humeyni -ks- bu evi şöyle anlatıyor:

Asrı saadette dört beş kişilik olan basit bir ev vardı ve o da Hz. Fatıma’nın -s- eviydi. Şu bir kaç kişilik evin bereketleri tüm alemi nurani edecek kadar fazladır. Bu sade evde yaşayan insanlar manevi dereceler bakımından melekut sakinleri bile ulaşamayacakları kadar yüksekteydi. Bu evin talim ve terbiyesi, tüm İslam beldeleri ve özellikle bizim beldemizin bereketlerinin tümünü kapsayacak kadar fazladır.

 

 

Günlerden bir gün bu sade evin nadide çiçekleri Hasan -s- ve Hüseyin -s- hastalandı. Allah Resulü -s- iki sahabenin eşliğinde onları ziyaret etti. Resulullah -s- Hz. Ali’ye -s- şöyle buyurdu: Evlatlarının şifası için Allah yolunda bir adak adaman iyi olur. Hz. Ali -s- şöyle dedi: eğer evlatlarım iyileşirse, üç gün oruç tutacağım. O sırada Hz. Fatıma -s- da aynı adakta bulundu. Hasan -s- ve Hüseyin -s- ve evin hizmetçisi Fazza da aynı şeyi tekrarladı. Bir süre sonra iki nadide çiçek iyileşti. Ev halkı adağını yerine getirmek üzere oruç tuttu, fakat evde iftar yapmak üzere yiyecek bir şey bulunmuyordu.

 

 

Hz. Ali -s- yün ticareti ile uğraşan Yahudi bir komşusuna gitti ve şöyle dedi: Acaba Muhammed’in -s- kızı sana biraz yünü ip yapmasını ve sen de karşılığında biraz arpa vermeyi kabul eder misin?

İslam Peygamberi’nin -s- hanedanının sadeliği karşısında hayrete düşen Yahudi komşu öneriyi kabul etti ve Hz. Ali’ye -s- biraz yün verdi. Hz. Fatıma -s- yünlerden ip yaptı ve Hz. Ali -s- de aldığı ücretten un yaptı ve böylece iftar için beş ekmek hazırlandı.

Hz. Ali -s- akşam namazını Allah Resulü’ne -s- uyarak kıldıktan sonra eve döndü, sofrayı açtılar ve her beş oruçlu insan sofranın başına oturdu. İftar vakti bir dilenci kapıyı çaldı ve yiyecek istedi. Ev halkı her beş ekmeği dilenciye verdiler. Böylece ev halkı o geceyi aç uyudu ve sudan başka bir şey içmediler.

 

 

Ev halkı ertesi gün yine oruç tuttu ve yine akşam namazından sonra sofranın başına oturdu. Bu kez yetim bir çocuk kapıyı çaldı ve yiyecek istedi. Yine ev halkı yiyeceklerini yetim çocuğa verdiler ve yine o geceyi aç geçirdiler. Etresi gün yine aynı macera tekrarlandı ve bu kez müşriklerden bir esir kapıyı çalarak yiyecek istedi ve iki önceki gecenin macerası tekrarlandı.

 

 

Ertesi gün Allah Resulü -s- ehli beytini ziyarete gelince Hasan -s- ve Hüseyin’in -s- açlıktan tir tir titrediklerini ve kızı Fatıma -s- da gözlerinin altı açlıktan morarmış vaziyette ibadetle meşgul olduğunu farketti.

Allah Resulü -s- kızını kucakladı ve şöyle buyurdu: Rabbime sığınırım, siz üç gündür aç mısınız?

O sırada Hz. Cebrail -s- nazil oldu ve şöyle dedi: Ey Muhammed, Rabbin böyle bir ehli beytin olduğu için seni kutluyor ve onlar için tedarik gördüğü şeyi teslim almanı istiyor. Allah Resulü -s- nedir o? Diye sordu. Hz. Cebrail -s- o sırada İnsan suresinin ilk ayetlerini tilavet etti, ta ki “Bu sizin mükafatınız ve emekleriniz takdir edilmiştir” ayetine geldi.

 

 

Evet, sohbetimizin başında da belirtildiği üzere, 25 Zilhicce günü, Kur'an'ı Kerim’in İnsan suresi İslam Peygamberi’nin -s- mübarek kalbine nazil olan günün yıldönümüdür. Bu sure beşeriyet aleminin en üstün ve en kutsal ailesi olan Allah Resulü -s- hanedanının şanında nazil olduğundan İran İslam Cumhuriyeti takviminde bu özel gün, Aile Günü olarak adlandırılmıştır. İslam kültüründe aile çok kutsal bir kurum ve insanların yücelmesi ve gelişmesi ve toplumun temel taşı olma bakımından çok önemlidir. Sağlıklı aile evlatların yetiştirilmesinden başka eşlerin de birbirine yetişmeleri bakımından yardımcı olmalarını unutmamaktadır. Böyle bir aile hem eşler ve hem evlatlar için güvenli bir çerçevedir. Bu çerçeve genişleyen toplum için güvenli bir çerçeveye dönüşür.

 

Image Caption

 

 

Batı’nın yaşam tarzında aile kurumuna yönelik duyarsızlık ve bireyselliğe aşırı vurgu yüzünden bu kurumun bir çok önemli işlevi unutulmuştur. Buna göre Batılı toplumlarda ve Batılı yaşam tarzını benimsemeye çalışan ülkelerde aile temelleri sarsılmış ve bireylerin arasındaki ilişkiler de kırılgan hale gelmiştir.

Öte yandan Batı dünyasında kadın ve erkeğin evlilik ve aile dışı ilişkileri ve sorumlu ebeveynlerin gözetiminde yetişme nimetinden mahrum kalan evlatların dünyaya gelmesi, Batı’da sağlıklı evlatların yetişmesini olumsuz yönde etkilediği gibi eşler için de büyük sorunları doğurmaktadır. Bu şartlarda İslam’ın aile hakkındaki görüşünün yeniden gözden geçirilmesi hiç kuşkusuz bu kurumu kurtarmakta faydalı olacaktır.

 

 

 

İslam dininde kadın ve erkeğin kutsal ve ilahi bir anlaşma olan izdivaçla birleşerek aile ocağını kurmalarına vurgu yapılmıştır. Kur'an'ı Kerim ayetleri ve bir çok rivayet izdivaç fiilinin önemine vurgu yapmış ve insanları bekar yaşamaktan men etmiştir.

İslam Peygamberi -s- bir rivayette şöyle buyuruyor: Erkeğin mutluluğu, şayeste eşe sahip olmaktır.

Allah Resulü -s- bir başka rivayette de şöyle diyor: Kim Allah tealayı pak ve temiz bir halde ziyaret etmek istiyorsa, eşi ile birlikte Allah’ı ziyaret etmelidir.

 

 

İslam dininde aile ocağını korumak için çiftlere ve çocuklara önemli tavsiyeler ediliyor ve her biri için de bazı sorumluluklar ve hakları belirleniyor. İslamî kaynaklarda bazı rivayetler aile ocağının İslam dininde önemini ortaya koyuyor. Allah Resulü -s- şöyle buyuruyor:

Erkeğin eşi ve evlatlarının yanında oturması Allah katında camide itikafta bulunmasından daha makbul sayılır.

Allah Resulü -s- bir başka yerde de şöyle buyuruyor:

Kim ki ailesi için helal rızık kazanmak için çaba harcıyorsa, Allah yolunda cihat eden bir mücahit gibidir.

 

 

İslam kültüründe kadın ve erkeğin birbirine karşı belli görev ve hakları vardır ve hepsi titiz bir şekilde belirlenmiştir. Ancak daha da önemlisi, İslam dininin kadın ve erkeğe birbirine karşı saygı ve insaf ve hoşgörü çerçevesinde davranmalarını tavsiye etmesidir. Yüce Allah Kur'an'ı Kerim’de erkeklere eşlerine karşı insaflı ve iyi davranmalarını ve onlardan hoşlanmadıkları takdirde bunu dile getirmemelerini nitekim Allah teala onların hoş görmediği şeylerde bir hayır belirlemiş olabileceğini buyuruyor.

 

 

 

Allah teala kadınlara da eşinin malını ve onurunu korumaya ve sevgi ve hoşgörü ile davranmaya bol bol tavsiyede bulunuyor ve kadın ve erkenin huzur ve refah yönünde katlandıkları her türlü zahmetin uhrevi mükafatı olmakla beraber onları ruhi gelişmeleri ve saadete ermelerinde de etkili olacağını buyuruyor.

 

Image Caption

 

İslam dininde ideal ailede evlatlara saygı gösterilir ve ebeveynleri üzerinde hakları güvence altına alınmıştır. İslam Peygamberi -s- Müslümanlara çocuklarına saygı göstermelerini ve güzel davranmalarını buyuruyor. Bu kültürde evlatların da ebeveynlerine karşı saygı ile davranmaları gerekiyor.

Yüce Allah Kur'an'ı Kerim’de evlatların dikkatini ebeveynlerin onları yetiştirmek üzere katlandıkları zorluklara çekiyor ve onlara saygılı davranmalarını tavsiye ediyor.

 

 

Kur'an'ı Kerim Isra suresinin 23. ayetinde şöyle buyuruyor:

Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, ana-babanıza da iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, kendilerine "of!" bile deme; onları azarlama; ikisine de güzel söz söyle.

 

İslam’ın zengin kültüründe aile kurumuna bu bakış, toplumun en temel birimi olan aile ocağının en zorlu şartlarda ayakta kalabilmesine vesile oluyor.

Şimdi sohbetimizi İslam Peygamberi’nden -s- bir hadisle noktalamak istiyoruz. Allah Resulü -s- şöyle buyuruyor:

Ne zaman Allah herhangi bir aile için hayır isteyecek olursa onları dinde güçlü ve bilge yapar, küçükler büyüklere saygı gösterir, yaşamlarında ılımlı davranmalarını sağlar ve kusurları hakkında bilgilendirir ve bertaraf edilmelerini sağlar.

 

Sep 06, 2018 09:42 Europe/Istanbul
Görüşler