• Dünya Yaşlılar Günü

21.yüzyılın hem sevindirici ve hem de toplumsal bir sorunu olan dikkat çekici meselelerinden biri de dünyadaki yaşlı insanın artmasıdır.

Dünyadaki yaşlıların sayısı 2015 yılında 900 milyondu. Öngörülere göre ise 2030 yılında 1 milyar 400 milyon ve 2050 yılında 2 milyar 100 milyon yaşlı olacaktır. Böyle olursa yaşlıların ve 15 yaş altındaki çocukların sayısı aşağı yukarı aynı olacaktır.

 

Bu yaşlı nüfusun artışı, toplumsal bir gelişme olarak bütün toplumlar için ciddi bir mesele haline gelmiş ve bu yüzden yaşlıların sorunlarına da daha fazla ilgi duyulmuştur. Bu konu uluslararası camia tarafından da ilgi görmektedir. Bu nedenle Birleşmiş Milletler Teşkilatı 1982 yılında Dünya Yaşlılar Koneyi’ni kurdu. Aynı yılda yaşlılar için özel bir günün belirlenmesi kararlaştırıldı. Yaşlılar Konseyi 1990 yılında 1 Ekim gününü yaşlılar günü olarak adlandırdı. Bu vesileyle biz de bu güne özel programımızı sizlere sunmak istiyoruz.

 

Yaşlılık dönemi insan hayatının son dönemi olarak bilinmektedir. Genelde 60 yaşın üzerinde olan insanlara yaşlı denmekte. Dünya Sağlık Örgütü ise bu kavramı incelemiş ve üç gruba ayırmıştır. İlk grupta 60 ila 74 yaşı olan genç yaşlılar, ikinci grupta 74 ila 90 yaşı arasında olan yaşlılar ve üçüncü grupta 90 yaş üstündeki ihtiyar yaşlılardır.

 

Yaşlılık dönemini yaşayan bir insan, fiziksel, düşünsel ve toplumsal yeteneklerinin zayıflamasıyla karşılaşmaktadır. Kimi fiziksel değişikliklerden dolayı bu dönemde insanlar çok daha rahat hastalanabilir ve tedavi süresi de daha genç yaşlarda olan insanlara kıyasen uzun sürebilir.Toplumsal bakımdan da yaşlıların hayatı ciddi bir değişiklik sergiler.

 

Emeklilik, çocukları tarafından huzur evlerine bırakılmak, eşlerinin ölmesi ve şiddete maruz kalmak gibi toplumsal olayların yaşanması, yaşlıların sağlığını ve bağımsızlığını tehlikeye atarak onların yalnızlığa sürüklenmesine ve kimi zamanlar da değersiz olma hissine kapılmalarına sebep oluyor.

 

Bulunduğumuz devirde sağlık koşullarının iyileşmesiyle yaşlılık fenomeni de dünyanın her tarafında süratle artmaktadır. Birleşmiş Milletlerin raporlarında esasen gelişmiş ülkelerin nüfusunun yaşlandığı ve halihazırda genç  bir nüfusa sahip olan ülkelerin de yakın gelecekte yaşlı bir nüfusa sahip olacakları yazılmaktadır.  Mevcutta dünya yaşlılarının yarısı Asya kıtasında yaşamaktadır. Avrupa’da 177 milyon, Kuzey Amerika’da 75 milyon, Karaib ve Güney Amerika’da 71 milyon, Afrika’da 64 milyon ve Okyanusya’da da 6 milyon yaşlı yaşamaktadır. Başka bir deyişle, nüfusun yaşlanması dünyadaki bütün ülkeleri kapsayan bir toplumsal olaydır.

 

Yaşlı insanlar farklı bir devirde ve koşullarda yetiştirilmiş ve o dönemin geleneklerine düşkündürler ve bu nedenle yeni neslin eski geleneklere duyarsızlığı onlar için kabul edilemezdir. Gençler de yeni ortamlarda yeni faktörlerden etkilenerek büyümüşler. Sonuç olarak, bazı aşırı yenilikçiliklere yönelen gençler, geleneklere karşı koymaktadırlar. Bir yandan yenilikçilik ve bir yandan gelenekselcilik, aile içinde ve toplumda, bazen yaşlıların kaybına yol açan bir krizin ortaya çıkması için elverişli bir ortam hazırlıyor.  

 

Yaşlı insanlar, belirli fiziksel ve zihinsel özellikleri nedeniyle haklarından ve özgürlüklerinden mahrum kalan, ayrıca hak ve özgürlük ihlallerine maruz kalan toplumun en savunmasız grupları arasındadır. Ancak, uluslararası insan hakları sisteminde resmen tanınan eşitlik ve ayrımcılık yapılmaması ilkesine uygun olarak yaşlı kişiler ve diğer insanlar arasında hak ve özgürlükler bakımından hiçbir fark olmamasına rağmen, uygulamada, yaşlıların sosyal statüsüne bakıldığında, birçok durumda haklarının göz ardı edildiği görülmektedir.

 

Bu bağlamda, birçok toplumda yaşlıların işlere, kredilere ve temel hizmetlere erişimi kısıtlanmış olması ve yaşlıların bir kenara bırakılması birçok  araştırmaya göre  toplumda büyük olumsuz etkiler doğurmaktadır. Bu olumsuz etkiler özellikle yaşlıların tacize ve suiistimale uğramasında daha da belirgin hale gelmektedir.

 

Dünya Sağlık Örgütü tarafından yapılan son araştırmaya göre, dünyadaki yaşlı nüfusun altıda birinin hayatlarında en az bir kez zorbalık ve tacize uğradığını göstermektedir. Bu raporun sonuçlarına göre, önümüzdeki yıllarda bu miktar daha da artacaktır. Dünya Sağlık Örgütü tarafından yapılan son çalışma, dünyadaki yaşlı nüfusun altıda birinin hayatlarında en az bir kez zorbalık ve tacize uğradığını göstermektedir. Bu raporun sonuçlarına göre, önümüzdeki yıllarda bu eğilimin miktarı eklenecektir.

Lancet Sağlık Vakfı’nın işbirliği ile yürütülen ve farklı bölgelerden olan 12 düşük ve orta gelirli ülke dahil olmak üzere 28 ülkede 52 araştırmaya dayanan araştırmada, dünyadaki 60 yaşın üzerindeki insanların yüzde 60'ının çeşitli istismar türlerine maruz kaldığını ve istismara uğradığı belirlenmektedir. Bunların% 11.6'sı psikolojik istismara,% 6.8'i ekonomik istismara,% 4,2'si ihmale,% 2.6'sı fiziksel istismara ve % 0,9'u cinsel tacize uğramıştır.

 

Dünya Sağlık Örgütü Kıdemli Sağlık Danışmanı Alanna Afiser, “Yaşlıların taciz edilmesi ve suiistimal edilmeleri artıyor. Bunun birçok kişisel ve sosyal maliyeti olabilir. Bizim işimiz, ülkelerin bu ihlallere giden yolu kapatmasına yardımcı olmaktır.”dedi.

 

Bu nedenle yaşlılara yönelik zulmün önlenmesi ve hak ve özgürlüklerinden yararlanmalarının garanti altına alınması için daha etkili yasal önlemlerin alınması gerekmektedir.

Bu görüş ışığında, Birleşmiş Milletler bu yılki Dünya Yaşlılar Günü’nün sloganını yaşlıların haklarını pekiştirmek ve yaşlıların haklarını destekleyenleri takdir etmek olarak seçmiştir. Böylece tüm ülkelerin yaşlıların haklarına daha fazla önem vermesi ve her zamankinden daha fazla saygı duyulması hedeflenmiştir. Geçmiş zamandan beri ilahi dinlerde vurgulanan konudur bu hedef. Örnek olarak, bu bağlamda İslam'ın öğretilerini gösterebiliriz.

 

Yaşlılara saygı duymak ve onlara en iyi şekilde davranmak, İslami öğretilerde defalarca vurgulanmıştır. Nur dolu Hidayet defteri Kuran-i Kerim’de Esra Suresinin 23’üncü ayetinde bu konuyla ilgili şöyle buyrulmaktadır:” Rabbin, kendisinden başkasına asla ibadet etmemenizi, anaya babaya iyi davranmanızı kesin olarak emretti. Eğer onlardan biri, ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, sakın onlara “öf!” bile deme; onları azarlama; onlara tatlı ve güzel söz söyle.”

İslam Peygamberi Hz. Muhammed-saa- de yaşlıların değeriyle ilgili şöyle bir tavsiyede bulunmuşlardır:” Benim ümmetimin yaşlılarına saygı göstermek, bana saygı duymak gibidir.”

 

İran İslam Cumhuriyeti de İslami öğretilere dayanarak ve Birleşmiş Milletler Teşkilatı’nın yaşlılarla ilgili kuralları doğrultusunda bu konuya özen göstermektedir. Örenğin İran İslam Cumhuriyeti anayasasının ilk maddesinin 6’ıncı fıkrası, insani değer ve şerefini konu edinmiş ve ayrıca 29’uncu maddede de emeklilik, işsizlik, yaşlılık, sahipsizlik, sağlık hizmetlerinin sağlanması gibi sosyal hizmetlerin temin edilmesi konusu açıklanmaktadır. Bu doğrultuda İran İslam Cumhuriyeti yıllardır özel girişimlerde bulunmuştur. Bunların arasında, Milli Yaşlılar Şurası sağlık bakanlığının bir alt bölümü olarak kurulmuştur. Bu şuranın amaçları arasında, yaşlıların toplumdaki varlığının korunması, ailedeki yaşlıların konumunun korunması, yaşlıların ihtiyaçlarının giderilmesi, yaşlıların saygınlığının korunması ve özel müesseselerin, derneklerin ve grupların katkılarının sağlanmasına değinebiliriz.

 

Günümüz dünyası, yaşlıların değerli tecrübelere sahip olan bir hazine olduğunu kabul etmelidir. Devletlerin doğru planlaması ve  yönetimi sayesinde bu hazineler kendi hallerine bırakılmayacaktır. Dünya ülkeleri yaşlılık konusunu ciddiye almalı ve yaşlıların kültürel kimliğini ve neşesini artırarak toplumsal zararları önlemelidir.  

 

 

Etiketler

Sep 30, 2018 18:08 Europe/Istanbul
Görüşler