• ABD-İran
    ABD-İran

Amerika Başkanı Donald Trump defalarca Bercam Nükleer Anlaşmasını sert bir şekilde eleştirerek Tahran’a yaptırımlarla baskı uygulayarak bütün isteklerini dayatacağını bildirmiştir. Bu doğrultuda Trump hükümeti İran aleyhinde iki etaplı yaptırımların başladığını bildirdi. Bu yaptırımların ilk etabı Ağustos 2018’de başladı. Şimdi de bu yaptırımların ikinci etabının 5 Kasım 2018’de başlaması ile Washington’un İran’a karşı uygulamak istediği yaptırım yoluyla baskıları yeni bir boyut kazanmıştır.

 

Amerika’nın yeni yaptırımlarının en önemli boyutlarından biri de İran petrol sektörünün hedef alınmasıdır. Washington daha önce İran petrol ihracatını 5 Kasım tarihinden itibaren sıfıra ulaştıracağını iddia etmişti. Ancak bu yaptırımların başlamasına bir kaç gün kala İran petrolünün en büyük müşterileri arasında yer alan sekiz ülkenin bu yaptırımlardan muaf tutulduğunu bildirdi. Amerika hükümetinin bu açık geri çekilmesi bir çok tepki ile karşılaştı. kimi medya ve analistlere göre bu girişimin Trump hükümetinin tehditlerinin içi boş olduğunu gösteren bir gerçek olduğunu bildirdiler.

Bu açık ve net yenilgiye karşın Amerika üst düzey yetkilileri bu meseleyi izah etmek için bahaneler peşine  düşmüştür. Bu doğrultuda Trump Çarşamba günü bir basın toplantısında İran petrolünün 5 Kasım’dan itibaren yaptırımlara tabi tutulması ve 8 ülkenin bu yaptırımlardan muafiyeti konusu ile açıklamalar da bulundu.  Trump bu konuşmasında şöyle dedi:”Ben petrol fiyatının yükselmesini istemiyorum. Bu yüzden de muafiyet konusunu kabul ettik. Yaptırımlar her halükarda zamanaşırı daha da şiddetlenecektir.”

Trump’ın bu itirafı iki gerçeğin göstergesidir: İlk olanı, İran petrol sektörünü hedef alarak yaptırımları öneren ve uygulamaya geçiren Amerika üst düzey karar alıcıları ve yetkililerinin , bu yaptırımların sonucunda küresel piyasalar ve Amerika iç piyasasındaki petrol fiyatının artışı ve buna müteakiben Amerika’daki akar yakıt fiyatlarının artmasını düşünmemeleridir.  İşte bu gerçeği daha sonra anlayan Trump hükümeti büyük bir tahmin hatası yaptığını anladı. Bu da siyasetlerini ve girişimlerini bütün boyutları ile göz önünde bulundurmayan  Trump hükümeti için büyük bir rezalet sayılır.  

İkincisi ise Amerika’nın geri adım atarak 8 ülkeye petrol alma muafiyeti vermesi meselesinin Trump hükümetinin zorba ve başına buyruk kararlarına karşı küresel bir direnişin ortaya çıktığı gerçeğidir. Böyle bir direniş sergileyen ülkeler, Amerika’nın İran petrolüne koyduğu ambargoları kendi milli çıkarları ile çelişkili buluyorlar. Nitekim Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bu konu ile tutumunu şu şekilde açıklamıştır:”Ankara, Washington’un İran aleyhine yaptığı ambargolara uymayacaktır.”

Bugün Trump’ın, Amerika içerisinde Demokratların Temsilciler Meclisindeki hakimiyetinin ardından aldığı büyük yenilgiden sonra,  Trump 8 ülkeye verdiği İran’dan petrol alma muafiyetinin küresel piyasalardaki petrol fiyatının artışını önlemek yönünde olduğunu açıklamıştır. Trump bu bahaneye baş vurarak kendi siyasetlerini ve girişimlerini her gün daha fazla eleştiren Demokratların eline yeni bir koz vermemek peşindedir.

Gerçekte İran petrol sektörüne yönelik yaptırımlar ve piyasalardaki petrolün gelecekte az olması ihtimali, son aylarda petrol fiyatının artmasına ve bu artışın da devam etmesine neden olmuştur. Bunun sonucunda ise Amerika’da daha önce görülmemiş bir şekilde akar yakıt fiyatları da artmış ve bundan dolayı Trump hükümeti ve Cumhuriyetçilerin halk arasındaki görünümü olumsuz etkilenmiştir. Her halükarda Türkiye ve Çin gibi ülkeler İran petrolünü almaya devam etmekte kararlılar ve Amerika yaptırımlarının bu ülkeleri kararlılığından vaz geçiremeyeceği görünüyor.

 

 

Etiketler

Nov 09, 2018 08:14 Europe/Istanbul
Görüşler