• AIDS’le mücadele devam ediyor

Günümüzde beşeri toplumların karşı karşıya bulundukları sorunlardan biri AIDS hastalığıdır.

Bu hastalığın yayılması ve toplumların üzerinde yıkıcı tesirleri yüzünden günümüzde insan yaşamı ve hatta haysiyeti alanında en korkunç sorunlardan ve acil durumlardan birine dönüştüğü gözleniyor. Bu hastalık şimdiye kadar milyonlarca insanın canını aldı ve halâ her yıl milyonlarca insan dünya genelinde bu hastalığa yakalanıyor.

 

AIDS hastalığı toplumun bireylerinden ailelerine ve sosyal düzeyden milli düzeye kadar tüm boyutlarını etkiliyor. Bu hastalığın hızlı bir şekilde yayılması ve vahim getirileri yüzünden BM genel kurulu 1988 yılında 1 Aralık gününü dünya AIDS günü ilan etti, böylece bu günde insanların bu korkunç hastalık hakkında bilgilendirilmelerini ve onlara bu hastalığın halâ yok olmadığı ve yapılacak çok işin bulunduğunun hatırlatılmasını hedefledi.

 

AIDS hastalığı, HIV virüsü yüzünden ve insan vücudunun savunma sisteminin aksamasıyla beraber ortaya çıkan bir hastalıktır. Bu virüs kan, sperm ve anne sütü gibi yollardan insan vücuduna girer ve kanın akyuvarlarını tahrip ederek, vücudun savunma sistemini zayıflatır.

Aslında bir çok durumda bu hastalığın ilk belirtileri uzun yıllar hissedilemiyor ve bu hastalığa yakalanan insan bu evrede hiç bir belirti hissetmiyor ve sağlıklı gibi gözüküyor. Ancak bu evrede HIV virüsü vücudun savunma sistemini tahrip etmeye devam ediyor ve en son aşamada insanın AIDS hastalığına yakalandığı ortaya çıkıyor. Üstelik vücudun savunma sistemi zayıfladığı için hasta, başka hastalıklara yakalanmaya müsait hale geliyor.

 

Tüberküloz veya verem hastalığı, AIDS hastalarının ölümünün önemli sebeplerinden biridir. AIDS hastalığına yakalanan insanların yüzde 25 kadar verem hastalığı yüzünden hayatını kaybeder. AIDS hastalığı ayrıca bu hastalığa yakalanan insanlarda çeşitli kanserlere yakalanma riskini arttırır.

 

 

AIDS hastalığı ilk kez 1981 yılında Amerika’da tespit edildi. AIDS hastalığı ilk kez uyuşturucu maddeleri enjeksiyonla alan bağımlıların ve erkek eşcinsellerin arasında görüldü. Bu insanların vücutlarının savunma sistemi bilinmeyen bir nedenden ötürü zayıflamıştı.

Araştırmacılar ise bu hastalığın çıkış noktasını Afrika kıtası olarak ilan ettiler ve AIDS hastalığı 19 ve 20. Yüzyıllarda merkezi Afrika’nın batısında başladığını belirttiler.

Son kırk yılda Afrika kıtası AIDS hastalığına en çok kurban veren bölge oldu. Verilere göre dünyada HIV virüsü taşıyan 40 milyon insandan 26 milyonu Afrikalıdır ve şimdiye kadar da bu kıtada 25 milyon insan AIDS hastalığı yüzünden hayatını kaybetmiştir.

 

Afrika Sahrasının güneyinde yer alan ülkeler AIDS hastalığından en çok etkilenen ülkelerdir. Tahminlere göre HIV virüsüne yakalanan insanların yüzde 68’i yani 22.9 milyon insan bu bölgede yaşıyor ve yine bu hastalığın yüzünden ölümlerin yüzde 66 kadarı da yine bu bölgede gerçekleşiyor.

Güney Afrika ülkesi ise 5.9 milyon AIDS hastası ile birlikte dünyada HIV virüsüne yakalanan hasta sayısı bakımından başı çekiyor. Maalesef yapılan araştırmalar Afrika kıtasında HIV virüsünü en çok kadınların taşıdığını da gösteriyor. Gerçekte zorla evlendirmeler ve cinsel şiddet bu bölgede kadınların daha çok AIDS hastalığına yakalanmasında etkili olmuştur.

 

Güney ve Güneydoğu Asya bölgeleri AIDS hastalığından en çok etkilenen Afrika’dan sonra ikinci bölgedir. Bu bölgede de tahminlere göre 4 milyon AIDS hastası, yani HIV virüsüne yakalananların yüzde 12 kadarı yaşıyor. Bu virüs bu bölgede 250 bin insanın ölümüne neden oldu. Hindistan’da yaklaşık 2.4 milyon erkek bu hastalığa yakalanmış bulunuyor.

Bu arada Batı ve Merkezi Avrupa bölgelerinde bu hastalığın oranı yüzde 0.2 ve doğu Asya bölgesinde de yüzde 0.1 kadardır. Ancak bu hastalığın oranı doğu Avrupa ve merkezi Asya bölgelerinde alarm seviyesine kadar ulaşmıştır. Gözlemler, bu hastalığın dindar toplumlarda yayılma oranı dindar olmayan toplumlara nazaran çok daha düşük olduğunu gösteriyor.

 

AIDS hastalığının yayılma hızı ve son yıllarda bu hastalığın yüzünden ölüm oranlarının artması uluslararası camiayı bu hastalığın kökünü kurutmak üzere acilen hareket etmeye yöneltti. BM raporlarına göre AIDS hastalığı yüzünden ölüm oranları 2005 yılından sonra sürekli azalma kaydetti ve neredeyse yarı yarıya indi. BM bir raporunda da 1980 yılından beri şimdiye kadar 35 milyon insanın canını alan bu hastalığın hakkında yeni bir açıklama yaparak 2016 yılında 1.8 milyon kişi HIV virüsüne bulaştıklarını, bu rakam 2015 yılına göre 300 bin kadar bir azalma gösterdiğini belirtti. Böylece 2016 yılında dünya genelinde AIDS hastası sayısı 36.7 milyona geriledi. Ancak buna karşın 2016 yılında AIDS hastalığı yüzünden ölenlerin sayısı yaklaşık 1 milyon oldu, ki bu da bir önceki yıla oranla 100 bin kadar daha az olmuştur.

 

 

BM’nin yayımladığı raporlara göre, 2016 yılında dünyada 36.7 milyon AIDS hastasından 19.5 milyon tam tedavi altına alındı. Yine dünya genelinde AIDS kurban sayısı 2005 yılında 1.9 milyondan 2016 yılında 1 milyona geriledi. Bu süreç aynı şekilde devam ettiği takdirde bu hastalığın tedavisi için belirlenen uluslararası hedeflere ulaşılabileceği ifade ediliyor.

BM AIDS hastalığı ile mücadele programı icra Başkanı Michael Sidib şöyle diyor: Dünyanın bu soruna tepkisi inanılmazdı. Dünya bu alanda milyonlarca dolar yatırım yaptı ve bugün bu alana yatırılan her bir dolar sermaye için 17 dolar sermaye dönüşü gerçekleşmiştir.

 

 

BM yetkilileri insanları bilgilendirmek, ölümcül AIDS hastalığı ve HIV virüsü ile en etkili mücadele biçimi olduğunu belirtiyor. Ancak raporlarda dünya genelinde AIDS hastalığı ile mücadele ve bu hastalığın kökünün kurutulması eşit düzeyde ilerlemediğini gösteriyor.

Ortadoğu ve kuzey Afrika bölgeleriyle ilgili veriler ve yine doğu Avrupa ve güneydoğu Asya bölgelerinden gelen raporlar bu hastalığın bu bölgelerde artış kaydettiğini gösteriyor. Ortadoğu ve kuzey Afrika bölgelerinde AIDS hastalığı yüzünden ölüm oranı 2010 yılında yüzde 38 düzeyindeyken bu oran 2016 yılında yüzde on artış kaydederek yüzde 48’e ulaştığı gözleniyor. Bundan başka uzakdoğu ve doğu Avrupa bölgelerinde AIDS yüzünden ölüm oranında da yüzde 10 artış gözlendiği belirtiliyor.

 

Yapılan son araştırmalar, HIV virüsüne yakalanan hastaların yaşam umudu 1996 yılından bu yan yaklaşık 10 yıl artış kaydettiğini gösteriyor. Bu süreçte “üçlü ilaçlar” adı ile anılan özel tedavi yönteminin çok etkili olduğu ifade ediliyor. Yine BM de HIV virüsü ile mücadelede yeni ilaçların üretilmesi ve bu ilaçların yan etkilerinin az olması yüzünden tedavi süreçleri geliştiğini ve hastalar daha az ilaç tüketmelerine vesile olduğunu, bu da virüsün tedavi sürecine karşı direncinin azalmasına katkı sağladığını belirtiyor.

 

Gerçi bu süreç AIDS hastalığı ile mücadele alanında umutların artmasına vesile oluyor, fakat pratikte dünyanın yoksul ülkelerinde  sadece 1.6 milyon hasta AIDS hastalığını kontrol altına alabilen ilaçlara ulaştığı gözleniyor. Gerçekte bu ilaçların pahalı olması yüzünden bir çok AIDS hastası bu bedeli karşılayarak tedavi sürecine başlayamıyor. Mali yoksulluk yüzünden AIDS hastalığından hayatını kaybeden insanların büyük bir bölümü ise Afrika kıtasında ve Sahranın güneyinde yaşıyor ve maalesef çoğu da kadınlardan oluşuyor. Bu kadınlar öldükten sonra çocukları da kimsesiz kalıyor.

AIDS hastalığı ile mücadelede ve bu hastalığın kökünün kurutulmasında etkili olan bir başka konu, bazı insanların bu hastalığa yakalandıklarını fark edememeleridir. Hali hazırda dünyada yaklaşık 37 milyon insan HIV virüsü ile yaşıyor, fakat bu insanların yüzde 40 kadarı HIV virüsü taşıdıklarını bilmiyor. Bir çok hasta ancak hastalığın belirtileri ortaya çıktıktan sonra hastalıklarını farkediyor, ki bu da hastalığın tedavi edilmesine geç başlanmasına sebebiyet veriyor ve sonuçta hastaya bir çok zarar veriyor.

 

Bu yüzden dünyanın sağlık kurumları tüm ülkelerden insanlara HIV testi yapmalarına yardımcı olmalarını ve böylece hasta olup olmadıklarından haberdar edilmelerine katkı sağlamalarını istiyor.

Bu yıl yine AIDS hastalığı ile mücadelenin önemi yüzünden “insanları kendi durumlarından haberdar olmaya teşvik etme” (encourage everyone to know their HIV status) sloganı seçildi ve böylece HIV test programlarının yaygınlaştırılması ve bu ölümcül hastalıkla daha etkili bir şekilde mücadele edilmesi amaçlandı.

 

Ancak AIDS hastalığı ile mücadele etmek ve bu hastalığı tamamen yok etmek için tüm toplumların siyasi irade sergilemeleri ve gerekli yatırımları yapmaları gerekiyor. BM raporlarına göre 2020 yılına kadar AIDS hastalığı ile mücadele için 31.9 milyar dolar ve 2030 yılına kadar da 29.3 milyar dolar yatırıma ihtiyaç bulunuyor ve ancak bu şekilde bu hastalığın kökünü tüm dünyadan koparmanın ve gelecek kuşağa AIDS’siz bir dünya miras bırakmanın mümkün olduğu belirtiliyor. Bu ise ancak gelişmiş ülkelerin geçici çıkarlarından bağımsız bir şekilde yoksul ülkeleri bu sorunla mücadelede yardım etmeleriyle gerçekleşebilir.

 

 

 

 

 

 

Nov 30, 2018 13:20 Europe/Istanbul
Görüşler