Sep 01, 2019 18:56 Europe/Istanbul

Ey Muharrem, sen Hüseyin -s- aşıklarının kalbi ile neler yaparsın? Sen mazlumiyet, Hak yolunda direniş, şehadet, esaret ve aşk dolusun.

 

Evet, Muharrem ayı bir kez daha geldi ve İmam Hüseyin’in -s- mazlumane şehadeti bir kez daha dünyanın şialarının yüreğini yasa boğdu. Şimdi dünyanın dört bir yanında yas tutan insanlar Muharrem ayına özel yas merasimlerini düzenlemeye hazırlanıyor.

Bu günlerde siyah kumaşlar ve yas tutmak üzere yazılan plakartlar camilerin ve tekyelerin ve hüseyniyelerin kapılarını duvarlarını örtüyor ve yakılan ağıtlar özellikle Muharrem ayının ilk on gününde İmam Hüseyin’e -s- olan sevgi ve saygıyı gösteriyor.

İmam Hüseyin -s- için yas merasimi düzenleyenler o hazret için yas tutanlara çay ve soğuk su ikram ediyor ve Kerbela şehitlerinin susamış dudaklarını, İmam Hüseyin’in -s- altı aylık bebeği Ali Asger’in kurumuş dudaklarını, o hazretin hanedanının çocukları ve kadınlarının susuz kalan dudaklarını anıyor... Hz. Ebulfaz Abbas’ın şecaatini anıyor, susamış çocuklara su getirmek için düşman ordusunun içine dalan, fakat ırmağın başında düşman tarafından namertçe şehit edilen o büyük insanı anıyor.

Bu yüzden kim bir yudum su içecek olursa İmam Hüseyin’e -s- selam veriyor, zira o hazret susuzluktan çatlamış dudakları ile hak ve hakikati ihya etme uğruna şehit düşmüştü.

Muharrem-ul Haram, kameri takviminde yılın ilk ayıdır. Bu ayın bu şekilde adlandırılmasının sebebi, bu ayda savaşmanın haram ilan edildiği şeklinde açıklanmıştır.

İmam Hüseyin -s- kameri 61 yılının Muharrem ayında şehit düştükten sonra bu ay şia Müslümanlar için yas ayına dönüştü. Gerçi bu ayda savaşmak ve kan akıtmak haramdı, ancak yüreği kara Yezid’in ordusu bu ayda İmam Hüseyin -s- ve arkadaşlarının yolunu keserek Aşura faciasına yol açtı. Bu acı olay şimdi her yıl İmam Hüseyin -s- aşıklarını bir araya getiriyor ve kendisi için yas tutmalarına vesile oluyor. Her yıl dünyanın dört bir yanında şialar bu ayda yas tutuyor, ağıt yakıyor.

Mirza Cevad Meleki Tebrizi, El Murakibat adlı kitabında Muharrem ayının amelleri hakkında şöyle yazıyor:

İslam Peygamberi’nin -s- pak hanedanının sevenleri için şayeste olan amel, Muharrem ayının ilk ongününde kalplerinde ve yüzlerinde hüzün ve keder izlerinin belirlenmesidir ve bazı helal lezzetleri özellikle bu ayın 9, 10 ve 11. gününde terketmeleri gerekir, azizleri için yas tutan insanlar gibi. Ve bu ayın ilk ongününde  her gün imamlarını Aşura ziyaretnamesi ile yad etmeleri gerekir.

İmam Hüseyin -s- şehit düştükten sonra Resulullah’ın -s- pak soyundan gelen masum imamlar, Muharrem ayının özellikle ilk ongününde yas merasimlerini düzenlemeye özen gösterir ve şiaları da bu amele teşvik ederlerdi, böylece İmam Hüseyin -s- ve yüce hedefini, yani o mazlum imamın sapkınlık, fesat ve zulme karşı direnişini tarih boyunca ebediyen yaşatmaya çalıştılar.

İmam Rıza -s- sevgili babası İmam Musa Kazım -s- hakkında şöyle buyuruyor: Muharrem ayı geldiğinde hiç kimse babamı gülerken görmezdi ve hüzün ve gam sürekli ona galip gelirdi, ta Aşura gününe kadar ve o gün, musibet, hüzün ve gözyaşı günüydü ve şöyle buyuruyordu: Bugün Hüseyin’in -s- şehit düştüğü gündür.

Kerbela hadisesinden sonra İslam tarihine bakıldığında, İmam Hüseyin -s- için düzenlenen yas meclisleri ve Aşura kıyamının mesajları ne denli Allah yolunda asilere ve tağutlara karşı kıyam eden mücahitlere emsal teşkil ettiği daha iyi anlaşılır.

İran milletinin Muharrem ve Sefer aylarında özellikle Tasua ve Aşura günlerinde tağut rejiminin temellerini sarsan ve tir tir titremelerine yol açan şanlı İslam inkılabı hareketine kendiliğinden ve milyonluk katılımı, masum imamların -s- neden İmam Hüseyin -s- yas merasimleri eksen alınması gerektiği zaruretine vurgu yapmalarının sırrına açıklık getiriyor.

Aslında sadece İran İslam İnkılabında İran milleti İmam Hüseyin -s- yas merasimlerinden yararlanmadı ve bu meclislerin yarattığı coşku ile zalim şah rejimine gereken ezici cevabı vermedi. Bundan başka benzer bir durum Irak ve Pakistan ve diğer bazı ülkelerin milletleri de aynı durumdan yararlandı.

Hindistan’ın bağımsızlık lideri Mahatma Gandi’den ünlü bir kelamında şöyle okuyoruz: Ben İslam’ın o büyük şehidi İmam Hüseyin’in yaşamını dikkatle okudum ve Kerbela sayfaları üzerinde yeteri kadar odaklandım ve şimdi bana, eğer Hindistan muzaffer bir ülke olmak istiyorsa, İmam Hüseyin’i -s- örnek alalrak izlemesi gerektiği malum oldu.

Siyasi uyanış, İmam Hüseyin -s- ve arkadaşları için düzenlenen yas merasimlerinin emsalsiz tesirlerinden biridir. Müslümanlar ehli beyt -s- fertlerinin masumiyeti için düzenlenen yas merasimlerinde toplanmakla zalimlere ve dünyaperestlere karşı direnişi canlandırıyor. Bu yüzden tarih boyunca İmam Hüseyin -s- yas merasimleri dünyanın dört biryanında mazlum insanlar için iyi bir sağınak olmuş ve Hüseyin -s- batıla karşı hak ekseni olarak tanınmıştır.

Hristiyan araştırmacı Antuvan Bara, İmam Hüseyin -s- sadece şialara veya Müslümanlara ait olmadığını, o hazret bütün aleme ve hür insanlara ait olduğunu belirterek şöyle diyor: Hüseyin -s- dinleri ebedi gevheridir.

Antuvan Bara genç çağında uzun yıllar İmam Hüseyin -s- yaşamı e kıyamı üzerinde araştırma yapan o hazretin Hristiyan aşıklarından biridir. Bara “Hristiyanlık düşüncesinde Hüseyin -s-” adlı eserin yazarıdır. Bu kitap dünyanın 17 diline çevrilmiştir.

Hristiyan araştırmacı Bara İmam Hüseyin’in -s- kişiliği hakkında şöyle diyor: Benim Hüseyin’le -s- ilgili tanımım o hazretin hakkında kitabımda belirttiğim kısa ve belli tanımdır. Ben İmam Hüseyin’i -s- dinlerin ebedi gevheri olarak tanımladı. Hüseyin -s- ilkin işe Muaviye ve Yezid’le diyalogla başladı, ancak diyalog yöntemi, düşmanları hidayete erdirmekte işe yaramadı. Hüseyin -s- gerçi katledileceğini biliyordu, ama buna rağmen kendisini inancı uğruna tehlikeyeattı ve 70 kişilik orodusu ile tarihte belirtildiği üzere Ubeydullah bin Ziyad’ın 70 bin kişilik ordusuna karşı durdu ve böylece toplumda bir hareket yaratmak istedi. Hüseyin -s- hamaset sadece şii ve sünni ve Müslümana özel değil, Hüseyin -s- yoluna inanan her hür insana ait bir hamesettir. Bu yüzden dünya halkı ve düşünürler Hüseyin’in -s- siyeri ile tanışınca ona hayran oluyor.

Hristiyan araştırmacı Bara İmam Hüseyin’in -s- muhteşem kıyamı hakkında da şöyle diyor: Hüseyin -s- yaşadığı çağın hiç bir vesvesesine kapılmadı ve hiçe saydı. Yezid iktidarı döneminde Hüseyin -s- Yezid’in önerdiği mal ve mevkiyi kabul ederek, başına gelen her şeyden korunabilirdi, ancak Resulullah’ın torununun risaletvari kişiliği o günlerde baş gösteren sapmanın ve sapkınlığın zamanla ve gelecekte daha da yayılacağını ve sonuçta gelecek kuşaklar ve İslam evlatları bu hakikati tahrif edilmiş şekilde alacaklarını farketti. Bu durum kuşkusuz asrı saadette ve Allah Resulü -s- döneminde sahabenin tüm fedakarlıkları da boşa çıkaracaktı. Bu yüzden İmam Hüseyin -s- Yezid döneminde kıyam etmeye karar verdi, zira tüm tarihi kaynaklar Yezid’i cahil ve dinden sapan sapkın biri olarak tanıtmıştır. Hüseyin -s- Yezid’e karşı durdu ve başlattığı hareket adeta bir volkan gibi İslam ümmetinin yüreğini ağır bir şekilde sarstı. İmam Hüseyin bu ruhi  sarsıntı ile günaha batan vicdanları uyandırmak ve günah bataklığından kurtarmak istedi.

Hak ve adaleti talep etmek ve zulme boyun eğmemek, İmam Hüseyin -s- kıyamının en önemli mesajlarından biridir ve her yıl Muharrem ayında bu mesaj tazelenir. Kerbela ise tüm iyiliklerin odağıdır ve hüzünlü yaprakları arasında büyük dersler yatmaktadır. Fedakarlık, hoşgörü, sabır, takva, güçlü iman, can pahasına direniş, en ağır acılara ve elemlere karşı dayanmak, hepsi birer yüce ve değerli sıfatlar olarak dünya genelinde tüm haktalep insanlar için en iyi örneklerdir ve tüm bunları İmam Hüseyin -s- Kerbela’da insanlara birer ders olarak sundu. Bu dersler tüm zamanlarda tüm ümmetlere yol gösterebilir.

Hüseyin bin Ali -s- seyrek sayıda ama güçlü imanı ve ihtişamı ve büyük izzeti olan arkadaşları ile birlikte Yezid gibi zalim ve dinsiz birinin acımasız ordusuna karşı kıyam etti ve Kerbela çölünü ebedi ilahi aşk, hürriyet ve özgürlük meydanı yaptı.

Gerçi Aşura kıyamı bir günde gerçekleşti, fakat etki alanı asırlara yayılarak ebedileşti ve kanın kılıca galip gelişinin simgesi oldu. Bu büyük hadise öylesine kalpleri ve vicdanları etkiledi ki her yıl Muharrem ayının ilk ongünü ve özellikle Aşura günü İmam Hüseyin’in -s- kıyamı ve cihadı ve şehadetine yönelik aşk ve ihlasın doruğa çıktığı günler oldu. Bu günlerde hatta gayri müslimler bile İmam Hüseyin -s- ve vefakar arkadaşlarının azametinin ruhu karşısında saygı duruşunda bulunuyor.

Evet, Muharrem bir kez daha geldi ki bize direniş ve izzet dersimizi hatırlayalım.

Ey Muharrem, sen Hüseyin aşıklarının kalbi ile neler yaparsın? Sen mazlumiyet, Hak yolunda direniş, şehadet, esaret ve aşk dolusun.

Ey Muharrem, gel de bir kez daha kalplerimizi Kerbela’ya götür, varsın pas tutan yüreklerimizin pası, Hüseyin -s- için akan gözyaşlarımızla silinsin ve kalbimiz cilalansın ve marifet kapıları kalbimize doğru açılsın.

 

 

Görüşler