Sep 07, 2019 13:00 Europe/Istanbul
  • Britanya’da Brexit savaşı-1

Son günlerde Britanya’da Brexit, gündemin en sıcak maddesi olarak yerini koruyor.

Britanya’nın Avrupa Birliği AB’den çekilme projesine verilen ad olan Brexit gerçi işin başında Britanya’da Haziran 2016’da düzenlenen referandum ve Britanya halkının bu referandumda evet oyu kullanmasından sonra basit ve kolaylıkla uygulanabilecek bir mesele şeklinde telakki edildi, ancak şimdi o günün üzerinden yaklaşık üç yıl geçtiği bir sırada muazzam zorlukları ve tehditleri daha belirgin hale geldi.

Gerçekte Brexit Britanya için son 70 yıllık mazisinde en önemli ve en hassas meselesine dönüşerek ülke genelinde büyük bir çatlağın oluşmasına yol açtığı gözleniyor.

Britanya içinde sadece hakimiyet ve büyük siyasi partilerin düzeyinde değil, aynı zamanda halk kitleleri arasında da AB’den çıkma veya çıkmama ve ayrıca anlaşmalı veya anlaşmasız çıkma meselesi üzerine ciddi bir kutuplaşma yaşanıyor. Bu durum Britanya içinde büyük bir sürtüşmeyi tetiklediği anlaşılıyor. Gerçi şu anda en büyük tartışma, Britanya’nın AB’den anlaşmalı veya anlaşmasız çıkması üzerinde odaklandığı görülüyor.

İngiltere’nin popülist Başbakanı Boris Johnson’un Britanya Avam kamarası ile yüzleşmesi ise artık Brexit’i aştığı ve demokrasi ile otoriter eğilim arasındaki yüzleşmeye dönüştüğü ifade ediliyor. Buna göre şimdi Brexit artık siyasi bir meseleden çok daha ötede bir boyut kazandığı ve Britanya’nın siyasi rejimi ve mahiyeti hakkında bir sınav haline geldiği kaydediliyor.

Gerçekte Brexit meselesi hali hazırda Britanya halkı ve ayrıca AB için en önemle meseleye dönüşmüş bulunuyor. Brexit referandumunun üzerinden üç yıl geçtiği bir sırada, Britanya ile AB arasında Brexit üzerinde yaşanan muğlak durum ve aralarındaki birçok ihtilafın çözümsüz kalması, bu durumun devam etmesi ve doğuracağı olumsuz sonuçların hakkında ciddi uyarılar yapılmasına yol açtığı anlaşılıyor.

Gerçi Kasım 2018’in sonlarına doğru Brexit hakkında Londra ile Brüksel arasında bir anlaşmaya varıldı, fakat Britanya’nın muhafazakar Başbakanı Teressa May anlaşmayı onaylatmak üzere parlamentoda üç kez çaba harcamasına rağmen anlaşmayı onaylatmakta büyük başarısızlıkla karşılaştı. Bu durum ve ayrıca iç arenadaki baskılar sonunda May’in Mayıs 2019’da istifa etmesine yol açtı. Daha sonra muhafazakar parti içinde yeni liderin seçimi konusunda sıkı bir rekabet başladı ve sonunda Brexit’in en sıkı taraftarlarından biri olan Boris Johnson’un iş başına geldi. Johnson o günden beri sürekli 31 Ekim 2019’da anlaşmalı veya anlaşmasız Britanya’yı AB’den çıkaracağı tehdidinde bulundu.

 

Şimdi ise Brexit ve doğuracağı sonuçların daha da komplike bir hal aldığı ve siyasi, iktisadi ve güvenlik tesirleri büyük kaygılara yol açtığı gözleniyor. İngiliz Sunday Times gazetesinin ele geçirdiği bazı gizli belgeler, AB’den anlaşmasız çekilmenin Britanya’yı yoksulluğa sürükleyeceğini ve aynı zamanda AB de Boris Johnson’un gözetlediği anlaşmasız çekilme sürecinin olumsuz tesirlerinden derin bir şekilde etkileneceğini ve yeşil kıta genelinde 1.7 milyon vatandaşın işsiz kalacağını gösteriyor.

Uzmanlar Britanya’nın AB’den anlaşmasız çekilmesi en başta Britanya’yı ağır bir ekonomik durgunluğa sürükleyebileceğinden söz ediyor. Nitekim Britanya devletinin gizli belgeleri bu durumun ülkeyi ağır iktisadi, siyasi ve güvenlik hasarına uğratacağını gösteriyor. Limanlarda kaos, yakıt ve gıda maddeleri ve ilaç kıtlığı, sosyal hizmetlerin bedelinin artışı, sınırlarda gerilim ve İrlanda ile ilgili güvenlik sıkıntıları, anlaşmasız Brexit durumunda Britanya devletinin karşılaşacağı sıkıntıların arasında yer alıyor. Ancak tüm bu uyarılara rağmen Britanya’nın muhafazakar Başbakanı Johnson 31 Ekim’de hatta anlaşmasız olsa bile AB’den çekileceğini belirtiyor.

 

Ancak Britanyalı parlamenterlere göre, Başbakan Johnson’un bu kararı sadece ülke ekonomisini ve güvenliğini tehlikeye atmıyor, aynı zamanda Britanya’yı ABD Başkanı Donald Trump ve Amerikalı firmaların nüfuzu altına sürüklüyor. Gerçi Amerika’da kongrenin üst düzey yetkilileri anlaşmasız Brexit durumunda Londra yönetimine Britanya ile serbest ticaret anlaşması gibi hiç bir ticari imtiyaz vermeyeceklerini vurguluyor.

ABD temsilciler meclisi Başkanı Nancy Pelosi geçenlerde yaptığı uyarıda, Britanya’nın AB’den çekilmesi Kuzey İrlanda’nın barış anlaşmasını tehlikeye attığı takdirde Amerika ile Britanya arasındaki ticari anlaşmayı engelleyeceklerini belirtti.

 

Ancak beyaz saray Pelosi’den farklı düşünüyor. ABD Başkanı Donald Trump İngiliz Başbakanı Johnson’un hamisi olarak onu bir an önce Brexit’i hayata geçirmeye teşvik etmekle kalmıyor, aynı zamanda Brexit yüzünden Brüksel’e mali tazminat ödememesini istiyor.

Bundan başka Amerika milli güvenlik danışmanı John Bolton da geçenlerde Britanya’ya yaptığı ziyareti sırasında Londra yönetimine AB’den çekildiği takdirde Britanya’ya yardım etme ve ikili serbest ticaret anlaşması imzalama sözü verdi.

 

Görünen o ki Donald Trump yönetimi Boris Johnson’a büyük vaatlerde bulunarak onu AB’den anlaşmasız çekilmeye teşvik ediyor. oysa Trump en çok verdiği sözleri tutmamakla ün yapan bir lider olarak biliniyor.

Şimdi ise Johnson’un muhalifleri ve özellikle ana muhalefet partisi lideri Korbin, anlaşmasız Brexit durumunda Britanya zayıf konuma gireceğini ve kaçınılmaz olarak Washington’un dayatacağı tüm şartları kabul ederek pratikte Donald Trump yönetiminin işgüzarına dönüşeceğini belirtiyor.

 

Britanya’nın AB’den çekilmesinin ciddi sonuçlarından biri, iki taraf arasındaki ticari teamüllerin bozulması ve Avrupa’dan ithal edilen ürünlere tarife uygulanması olacaktır. Borsa uzmanı Lookman Otonga ise şöyle diyor: Boris Johnson’un Başbakan olduğu günden 31 Ekim’e kadar piyasalar ciddi krize şahit olacaktır. Britanya’nın gayri safi milli hasılası endeksi de 2020 yılına kadar yüzde 2 gerileyecektir.

BM’ye bağlı kurumlardan UNCTAD da 3 Eylül’de bir rapor yayımlayarak şu uyarıda bulundu: AB’den ticari anlaşma olmadan çekilmek Britanya’nın AB’ye ihracatında en az 16 milyar dolar zarara uğramasına yol açar, ki bu rakam Britanya’nın AB’ye ihracatının yüzde 7 kadarına denk gelir.

UNCTAD uzmanlarına göre 16 milyar dolar rakamı tamamen muhafazakarca tahmin edilen bir rakamdır ve sadece AB’nin Britanya’dan ithal ürünlere uygulayacağı tarife artışını kapsıyor.

Buna karşın ekonomi uzmanlar anlaşmasız Brexit’in Britanya’nın ihracatını ve dış ticaretini çok daha ağır bir şekilde etkileyeceğini belirtiyor. Zira UNCTAD’ın raporunda tarife dışındaki sınır kontrolleri engelleri ve AB ile Britanya’nin ortak üretim şebekesi hesaba katılmamıştır.

Buna rağmen Başbakan Johnson Brexit’in Britanya’da ekonomik durgunluğa yol açacağı yönündeki uyarıları reddederek bu hesapları propaganda amaçlı hesaplar niteliyor. Johnson Brexit’in meziyetleri hakkında propagandalarını sıkı bir şekilde sürdürüyor ve eski Başbakanı May’in AB’den çekilmek üzere kabul ettiği anlaşmayı ve ayrıca AB ile müzakere biçimini sert bir dille eleştiriyor.

Aslında İngiliz Başbakan Boris Johnson’un Brexit’i uygulama sürecinde en büyük sıkıntısı Kuzey İrlanda’nın Güney İrlanda ile sınırlarıdır. Johnson iş başına geldikten sonra Avrupa konseyi Başkanı Donald Tusk’a bir mektup yazarak Brexit’le ilgili yeni önerilerini açıkladı. Johnson İrlanda ile AB sınırı hakkındaki maddenin Brexit uygulandıktan sonra AB ile ikili anlaşmasından kaldırılmasını istedi.

Johnson geçen gün Almanya Başbakanı Angela Merkel ile görüşmesinde de bu konuya vurgu yaptı.

 

Eski Başbakan May ile AB arasında varılan anlaşmada yer alan  ve İngiliz Başbakan Johson’un kaldırılmasını istediği bu madde aslında Britanya topraklarında yer alan İrlanda topraklarının bir bölümünde, yani Kuzey İrlanda ile AB üyesi olan Güney İrlanda arasında fiziki sınır oluşturmayı siyasi açıdan güvence altına alıyor. Ancak bu mesele Britanya Avam kamarasının May’le AB arasındaki anlaşmaya destek vermesinin yolunda en büyük engeli oluşturdu.

Öte yandan Başbakan Johnson’un iki İrlanda arasında sınır engelini oluşturan ve pratikte iki İrlanda’nın ayrılmasına yol açan bu maddeye karşı çıkması Güney İrlanda yetkililerinin tepkisini tetikledi. Güney İrlanda Dışişleri Bakanı Simon Kanoy 20 Ağustos tarihinde Johnson’la telefon görüşmesinde bu konu hakkındaki kaygılarını dile getirdi ve İrlanda yönetiminin Londra’nın planına karşı umudunu yitirdiğini belirtti

Eğer İngiliz Başbakan Johnson anlaşmasız Brexit’i gerçekleştirebilirse, bunun anlamı iki İrlanda arasında sınır engelleri oluşturulduğu ve insanların geçişleri ve ayrıca ticari ürünlerin geçişleri ciddi kısıtlamalarla karşılaşması olacaktır. Bu durum ise Kuzey İrlanda’da katolik cumhuriyetçilerle saltanat yanlısı protestanların arasında, 1998 yılında İyi Cuma anlaşması ile söndürülen ihtilaf ve iç çatışma ateşini alevlendirebilir ve Britanya’da post Brexit sorunlarına bir de Kuzey İrlanda’da ayrılıkçı hareketi gibi önemli bir güvenlik sorununu ekleyebilir.

 

 

Görüşler