Sep 09, 2019 22:02 Europe/Istanbul
  • Britanya’da Brexit savaşı- 2

Son günlerde Britanya’da Brexit, gündemin en sıcak maddesi olarak yerini koruyor.

Britanya’nın Avrupa Birliği AB’den çekilme projesine verilen ad olan Brexit gerçi işin başında Britanya’da Haziran 2016’da düzenlenen referandum ve Britanya halkının bu referandumda evet oyu kullanmasından sonra basit ve kolaylıkla uygulanabilecek bir mesele şeklinde telakki edildi, ancak şimdi o günün üzerinden yaklaşık üç yıl geçtiği bir sırada muazzam zorlukları ve tehditleri daha da belirgin hale geldi.

 

Britanya’da Boris Johnson’un yeni Başbakan olarak işe başlaması ise Brexit etrafındaki gelişmelerde önemli bir dönemeç sayılıyor. Johnson’un Brexit’i 31 Ekim 2019’da AB ile ister anlaşmalı ister anlaşmasız uygulamak istemesi Britanya’nın iç siyaset arenasında ister muhalefet partileri ister halk kesimleri arasında olsun ciddi tepkilere yol açmakla beraber, AB liderleri ve özellikle ağır topları yani Almanya ve Fransa’da da ciddi kaygılara yol açtığı anlaşılıyor.

 

Britanya’da Johnson’un başbakanlık döneminin en belirgin özelliğini muhafazakar hükümetle Avam kamarası arasında Brexit üzerinde amansız sürtüşme şeklinde tanımlamak mümkün. Bu sürtüşme son günlerde yaşanan gelişmelere bakıldığında görecede parlamento lehine cereyan ettiği anlaşılıyor.

Gerçekte Britanya’da Brexit krizinin boyutları her geçen gün daha da genişliyor ve bu meselenin Britanya’nın geleceği üzerindeki tesiri yüzünden anlaşmasız Brexit üzerinde ısrarla duran Boris Johnson’la AB’den anlaşmalı çekilmek isteyen muhalifleri arasındaki sürtüşme gittikçe şiddet kazanıyor.

Britanya’nın en büyük partisi sayılan işçi parti lideri Jeremy Korbin 2 Eylül Pazartesi günü yaptığı açıklamada, hükümetin dikta yöntemine karşı direneceklerini açıkladı. Korbin şöyle dedi:

Britanya Başbakanı Boris Johnson’un eğilimine karşı çıkan protestocuların arasında Brexit’e evet diyen birçok insan var, ama hepsi anlaşmasız çekilmeye karşı çıkıyor, zira bunu büyük bir hüsran ve ABD lehine biliyorlar.

Korbin bir kez daha anlaşmasız Brexit’in Amerika’nın ideal seçeneği olduğunu vurguladı. Oysa buna karşın Johnsan Britanya’yı 31 Ekim 2019’da anlaşmalı veya anlaşmasız AB’den çıkaracağını söylüyor. Johnson 30 Ağustos Cuma günü de Brexit’i durdurma yönünde her türlü girişim ve çaba hakkında muhaliflerini uyardı.

Britanya Başbakanı Johnson’un 31 Ekim’de her ne pahasına olursa olsun ve hatta anlaşmasız olsa bile Britanya’yı AB’den çıkarma üzerinde ısrarı, başta işçi parti olmak üzere muhalefet partileri ve hatta muhafazakar parti içinde anlaşmasız Brexit’e karşı olan arkadaşlarının her türlü engellemelerine mani olmak için İngiltere kraliçesi Elizabet’in onayılı alarak Avam kamarasını beş hafta yani 14 Ekim’e kadar tatil etmeye yöneltti ve böylece kendince muhaliflerin Brexit’i engelleme şansını ellerinden aldı. Johnson hatta parti içindeki muhaliflerini partiden ihraç etmekle tehdit etti. Ancak buna rağmen daha sonraki gelişmeler, Johnson’un ister parti içindeki muhalifleri ister muhalefet partileri olsun mevcut fırsatları değerlendirerek Brexit’in geleceğini şekillendirmekte daha üstün durumda olduklarını gösterdi.

 

Britanya Başbakanı Boris Johnson hiç bir şekilde Brexit’i uygulamayı erteletmeyeceğini ve Brexit’i anlaşmasız olsa bile belirlenen tarihte uygulayacağını vurgulamasına rağmen, parlamentoda muhalefet partilerinin kurduğu bir ittifak, muhafazakar partiden 21 muhalif milletvekillerinin desteği ile 3 Eylül Salı günü acil bir yasa tasarısını onaylayarak, AB’den çekilme meselesinin nasıl olması gerektiği konusunda inisiyatifi 301 olumsuz oya karşı 328 olumlu oyla ele geçirdi. Bu yasa tasarısı Britanya’nın AB’den çekilme zamanını üç ay uzatacak bir yasanın çıkarılmasına zemin oluşturuyor. Böylece Başbakan Johnson’un anlaşmasız Brexit için parlamentoyu tatil etme planı pratikte başarısızlıkla sonuçlandı.

 

France Press’in Londra muhabiri bu konuda geçtiği haberinde, bu gün, Boris Johnson için kara bir gün olduğunu ve Başbakan olarak parlamentodaki ilk oylamayı kaybettiğini belirtti. Aslında Johnson parlamentoda 27 oya kaybetti.

Britanya Başbakanı Johnson’un aşırı hareketi ve anlaşmasız Brexit üzerinde ısrar etmesi, sadece Brexit konusunda başarısızlıkla karşılaşmasına yol açmadı, aynı zamanda iktidardan çekilme ihtimalini de güçlendirdi.

 

Başbakan Johnson muhaliflerin çabalarını Britanya’yı AB’ye teslim etme meselesi şeklinde yorumladı. Johnson Amam kamarasında yapılan oylamadan önce yaptığı açıklamada, Brexit’i uygulama konusunda asla beyhude gecikme tabir ettiği gecikmeyi kabul etmeyeceğini belirtti. Ancak Avam kamarası milletvekilleri Salı günü onayladıkları yasa tasarısı ile hükümeti ve anlaşmasız çekilmeyi durdurmaya çalıştılar.

İşçi parti lideri Jeremy Korbin bu konuda şöyle dedi: Siz erken seçime gitmek mi istiyorsunuz. Biz hazırız, fakat daha önce AB’den anlaşmasız çekilme seçeneğini masadan kaldırın.

 

Aslında Britanya hükümetinin AB’den her ne pahasına olursa olsun çekilme eğiliminin taraftarları ile muhalifleri arasındaki mücadele sadece parlamento içindeki çekişme ile sınırlı kalmadı, aynı zamanda vatandaşların arasında da öfkeye yol açtı. Binlerce öfkeli vatandaş hükümet yetkililerinin yarattığı siyasi ve iktisadi belirsizliğinden duydukları öfke ile son günlerde Londra’nın merkezi caddelerinde ve özellikle başbakanlık ve parlamento binaları önünde eylem yaptılar. Brexit taraftarları anlaşmalı bir şekilde uygulanmasını ve ülkenin siyasi ve iktisadi şartlarını iyileştirmesini isterken, muhalifler de yeni bir referandum yaparak Brexit’in iptal edilmesini istiyor.

 

Boris Johnson Avam kamarasının anlaşmasız Brexit’i yasaklayan ve Brexit süresinin uzatılmasını isteyen tasarıya gösterdiği tepkide 14 Ekim’de erken seçime gitmeyi gündeme getirdi. Johnson bu kararı, Avam kamarası anlaşmasız Brexit’in uygulanmasını önlemek üzere harekete geçmeleri ve parlamentoda aşağılayıcı bir bir yenilgiyi kendisine dayatmalarının ardından aldı. Johnson bu konuda şöyle dedi: Ben erken seçimi gündeme getirmek istemiyorum. Ancak eğer milletvekilleri 4 Eylül Çarşamba günü müzakerelerin durdurulması yönünde oy kullanırsa ve Brexit’e faydası olmayacak ve yıllarca sürecek her türlü yeni tartışmayı başlatırsa, o zaman seçimlere gitmek bu sorunun tek çözüm yolu olacaktır.

Aslında şimdi zayıf konuma düşen Johnson hatta erken seçimle bile sonuca ulaşabileceğinden emin değil, zira bu konuda da parlamento son sözü söylemesi gerekiyor. Nitekim daha sonraki gelişmeler pratikte  bu meseleyi ispat etti.

 

Britanya Avam kamarası milletvekilleri 4 Eylül Çarşamba günü Boris Johnson’un talebi üzerine erken seçime gidilmesini oyladılar, fakat Johnson’un önerisi yeterli oyu kazanamadı. Erken seçim önerisi onaylanmak için Avam kamarası milletvekillerinin tümünün üçte ikisinin olumlu oyuna ihtiyacı vardı, fakat 298 milletvekili olumlu oy ve 56 milletvekili olumsuz oy kullandı ve 650 milletvekilli oylamaya bile katılmadı.

Britanya Başbakanı Johnson erken seçim konusunu milletvekilleri AB’den anlaşmasız çekilmeyi yasaklayan tasarını onayladıktan sonra parlamentoya sundu.  Ana muhalefet parti konusunda olan işçi parti erken seçime anlaşmasız Brexit’i yasaklayan kanun onaylanıncaya kadar karşı çıkacaklarını açıklamıştı. Öte yandan Avam kamarası milletvekilleri Çarşamba günü akşam saatlerinde ikinci turda 299 oya karşı 327 oyla anlaşmasız Brexit’i yasaklayan kanun tasarısını onayladı. Tasarı nihai onay için Lordlar kamarasına gönderildi. Tasarı Lordlar kamarasında onaylandığı takdirde Başbakan Johnson, AB ile anlaşmaya varmadığı takdirde AB’den çekilme süresinde üç aylık uzatma talebini Brüksel yetkililerine iletmek zorunda kalacak.

 

Ancak bu sürenin uzatılması AB’nin diğer 27 üyesinin liderlerinin onayını gerektiriyor. Britanya Başbakanı Johnson bundan önce bu durumu onur kırıcı ve AB karşısında teslim olma şeklinde yorumlamış ve elini AB’den taviz koparma konusunda bağlayacağını belirtmişti.

İngiltere’de Avam kamarasının onayladığı yasa tasarılarının yasalaşması için Lordlar kamarasının onayı ve Britanya kraliçesinin imzasını gerektiriyor.

 

Öte yandan Başbakan Johnson’un uygulamaları, gerçek niyetleri hakkında kuşkuların artmasına yol açtığı gözleniyor. İşçi parti lideri Jeremy Korbin Başbakan Johnson’u zamanı boşa harcamak ve böylece anlaşmasız Brexit’i kaçınılmaz hale getirmeye çalışmakla suçladı.

Aslında Johnson siyasi açıdan da istikrarlı bir konumu bulunuyor, nitekim muhafazakar partiden çok sayıda arkadaşının da muhalefet cephesine katıldığı gözleniyor. Muhafazakar milletvekillerinden bazılarının oylamada Johnson’a karşı oy kullanmalarından başka muhafazakar milletvekillerinden birinin hükümete yüz çevirmesi ve muhalefet kanadına katılması ile beraber muhafazakar parti parlamentodaki çoğunluğunu da kaybetti. Bu arada İskoçya’da bir mahkemenin Johnson’un parlamentoyu tatil etme kararına müdahale etmeyi reddetmesi Başbakanın konumunu biraz takviye etti. İskoçya mahkemesinin yargıcı bir açıklama yaparak bu konuda kararın yargı kurumlarını değil, milletvekillerini ilgilendirdiğini belirtti.

 

Her halükarda şimdi Brexit sürtüşmesi oldukça hassas ve kritik bir dönemece girdiği gözleniyor. Nitekim bu sürtüşmede Başbakan veya Avam kamarasının zafer kazanması, Britanya için farklı bir geleceğe vesile olacağını kesindir. Ancak işaretler Johnson’un parlamento karşısında geri adım atmak zorunda kaldığını gösteriyor. Kuşkusuz Lordlar kamarası Avam kamarasının onayladığı tasarıyı onayladığı takdirde Başbakan Johnson çok zor durumda kalacak, zira tamamen karşı olduğu bir kararı uygulamak zorunda kalacak.

 

Öte yandan AB de Kasım 2018’de Londra ile Brüksel arasında varılan anlaşmayı değiştirmeme konusunda kararlı görünüyor ve Britanya’nın 31 Ekim’de anlaşmasız AB’den çekilmesine de hazırlıklı olduğu anlaşılıyor. Bu doğrultuda AB bütçe komiseri Britanya’nın AB’den çekilmesi birliğin bütçesinde milyarlık çatlak oluşturacağını belirterek Avrupa komisyonu muhtemel anlaşmasız Brexit senaryosuna hazırlıklı olduğunu açıkladı.

 

 

Etiketler

Görüşler