• Trump'ın nükleer anlaşmayı kabul etmesi üzerine

Beklendiği gibi ABD Başkanı Donald Trump bir kez daha İran'a karşı nükleer yaptırımların bir kez daha askıya alınmasını uzattı.

ABD başta olmak üzere 5+1 grubunun İran ile yaptığı anlaşmaya göre, İran'ın nükleer faaliyetleri bahanesiyle alınan tüm yaptırım kararlarının Tahran'ın nükleer anlaşmaya bağlı kaldığı sürece, bu yaptırım kararlarını alan ülkeler ve kurumlar tarafından askıya alınması veya iptal edilmesi gerekiyor. Bu nedenle son iki yıldan beri, ABD'nin önceki ve şimdiki yönetimleri, Kongre tarafından İran'a karşı uygulanan nükleer yaptırımların askıya alınmasını uzatmıştır.  Ancak son aylarda, Amerikan yetkilileri ve bazı basın organları, yaptırımların yeniden askıya alınması ile ilgili yaptıkları açıklamalar ve iddialarla, bu bağlamda şüpheler uyandırmıştır. Buna rağmen bu kez de onca yaygara ve olumsuz açıklamalara rağmen, nükleer anlaşma uyarınca yaptırımları bir kez daha askıya aldı. ABD Başkanı bununla birlikte, son kez anlaşmayı devam ettirme kararı aldığını duyurdu. Trump, Avrupa'yı tehdit ederek, İran ile imzalanan nükleer anlaşmada değişiklik yapılmaması halinde, 120 gün sonra İran'a karşı yaptırımların askıya alınmasını uzatmayacağını ve ABD'nin resmen nükleer anlaşmadan çekileceğini bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın füze programının nükleer anlaşmaya alınmasını ve İran'ın nükleer programına karşı kısıtlamaların daimi hale getirilmesini, ABD'nin nükleer anlaşmada kalması için şart olarak ileri sürmüştür. Oysa nükleer anlaşmada sadece İran ile ABD arasında değil, İran ile ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, Rusya ve Çin arasında olan çok taraflı ve uluslararası bir anlaşmadır. Başka bir deyişle, Avrupa'nın Trump'ın aşırı taleplerine eşlik edeceği varsayılsa bile, nükleer anlaşmada değişiklik amacıyla yeniden müzakereleri İran, Rusya ve Çin'in kabul etmesi gerekiyor. Ancak her üç ülke defalarca, İran ile imzalanan nükleer anlaşma konusunda her türlü müzakereye karşı olduklarını deklare etmişlerdir. Avrupa Birliği de Trump'ın son kararının ardından yaptığı açıklamada; Kapsamlı Ortak Eylem Planı denen nükleer anlaşmayı tam ve etkin biçimde uygulamaya devam edeceğini taahhüt etti.

Bu yüzden gelecek 120 günde, ABD yönetiminin nükleer anlaşmanın maddelerinde bir değişiklik yapılacağı beklenmiyor. Bu durumda, ya ABD yönetimi kendi tutumundan vazgeçecek ya da Trump'ın nükleer anlaşmadan çekilme tehdidi uygulanacak.

İran İslam Cumhuriyeti yetkilileri defalarca, ABD'nin nükleer anlaşmadan çekilmesi veya iptal etmesinin, İran İslam Cumhuriyeti'nin nükleer anlaşma uyarınca kabul ettiği tüm yükümlülüklerin iptali anlamına geleceğini duyurmuştur.

İran'ın üst düzey yetkilileri, yaptırımların tekrar getirilmesi halinde, Tahran'ın nükleer faaliyetini anlaşma öncesi dönemine en kısa sürede geri götüreceğini ve barışçıl nükleer faaliyetlerini nitelik ve nicelik olarak hatta o dönemden daha hızlı yapabileceğini bildirmiştir. Bu uyarıların ardından Kongre veya Avrupa Birliği için onca rest çekip, gürültülü açıklamalar yapan Trump, ABD tarihinin en kötü anlaşması olarak nitelemesine ve anlaşmadan çekilme tehditlerine rağmen İran'a karşı nükleer yaptırımları bir kez daha askıya alma kararı aldı.

Ancak, nükleer ile ilgili olmayan yaptırım listesine ABD, yeni isimler ve firmaları alarak, İran'a karşı husumetini bir kez daha ortaya koydu.

Ambargoların askıya alınmasının uzatılması ile birlikte ABD Hazine Bakanlığı İranlı 14 kişi ve kurumu insan haklarının çiğnenmesi ve füze programı bahanesiyle ambargo listesine ilave etti.İran nükleer programını denetlemeye yetkin tek kurum olan Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (UAEK) bugüne kadar 9 kez İran’ın nükleer anlaşma çerçevesindeki taahhütlerine bağlı kaldığını onaylamıştır.

2015’te Kongre’de onaylanan kanun çerçevesinde, ABD başkanı her 90 günde bir kez Kongreye İran’ın nükleer anlaşma çerçevesindeki bağlılığı ile ilgili rapor sunup İran aleyhindeki  ambargoları askıya alma süresini uzatmak zorundadır.

 

Jan 13, 2018 13:23 Europe/Istanbul
Görüşler