• ABD’nin nükleer durum inceleme belgesinin tehlikeli sonuçları

Değerli dinleyiciler Amerika devleti bu ülkenin 2018 nükleer durum inceleme belgesini yayımladı. Belgede Amerika devletinin nükleer alanda genel güvenlik tutumu ifade ediliyor.

Amerika’nın yayımladığı 2018 nükleer durum inceleme belgesi aynı zamanda bu ülkenin nükleer silahlarının yenilenmesinin zaruretine vurgu yapıyor. Belge ayrıca nükleer silahları kullanma veya nükleer savaşa girme şartlarını da yeniden gözden geçiriyor. Belgede Amerika devleti yeni uluslararası şartlara göre daha yeni ve daha kullanışlı nükleer silahların yapımına doğru hareket etmesi gerektiği vurgulanıyor.

 

 

Amerika’nın 2018 nükleer durum inceleme belgesi, son aylarda yayımlanan milli güvenlik stratejisi ve milli savunma stratejisi belgelerinde olduğu gibi Rusya, Çin, Kuzey Kore ve İran’ı tehdit gibi gösteriyor ve içinde Amerika’nın nükleer kapasitesinden bu ülkelerle mücadelede nasıl yararlanılması gerektiği yönünde önerileri içeriyor.

Peki ama, Amerika’nın 2018 nükleer durum inceleme belgesinde hangi maddelerin yüzünden bu belgeden cehenneme açılan kapı şeklinde söz ediliyor?

 

 

Amerika’nın 2018 nükleer durum inceleme belgesinde en önemli değişikliklerden biri, caydırıcılık kavramı ve nükleer önleyici saldırıya başvurma tanımında yapılan değişikliktir. Bundan önce Amerika’nın devasa nükleer silah depoları başka ülkelerin Amerika veya müttefiklerine önleyici saldırıda bulunması yolunda caydırıcı bir engel olarak rol ifa ettiği belirtiliyordu. Bir başka ifade ile Amerika’nın nükleer intikam alma korkusu başka ülkeleri Amerika’ya önleyici saldırıda bulunma konusunda kuşkuya düşürecekti.

Belgede ABD'nin nükleer kapasitesinin nükleer ve nükleer olmayan saldırılara karşı caydırıcılık, müttefik ve ortaklara güvence vermek, caydırıcılığın çökmesi durumunda ABD hedeflerine ulaşmak ve belirsiz geleceği garanti altına almak üzere modernize edilmesi gerektiği ifade ediliyor.

 

 

Amerikalı yetkililer bu durum istinat etmek ve bu ülkenin nükleer silahları son 70 yılda nükleer savaşın vuku bulmasını engellediğini ileri sürerek ellerindeki nükleer silahları dünya barışı ve güvenliğinin güvencesi olduğunu ileri sürüyordu. Ancak şimdi ve Amerika’nın 2018 nükleer durum inceleme belgesi ile birlikte nükleer olmayan tehditlere karşı bile nükleer caydırıcılığa başvurma yolu açılmış oluyor. Belgede herhangi bir ülke Amerika veya müttefiklerine nükleer olmayan yıkıcı saldırılarda bulunursa veya siber saldırılarla bu ülkelere ağır darbeler indirirse, Amerika’nın o ülkeye karşı nükleer silah kullanma hakkı saklı olduğu ifade ediliyor.

 

 

Amerika’nın 2018 nükleer durum inceleme belgesinde ayrıca terör saldırılarına nükleer silahla karşılık vermek de öngörülüyor. Amerikalı yetkililer tehditlere nükleer silahla karşılık verme tehdidinin geçerli olması düşmanların yıkıcı nükleer olmayan saldırılarına veya uluslararası terör örgütlerinin terör saldırılarına engel olacağını iddia ediyor. Amerikalı yetkililer bu ülkenin nükleer kapasitesi son yetmiş yılda sovyetler birliği ve bu birliğin mirasçısı Rusya federasyonunun nükleer saldırısına engel olduğu gibi nükleer karşılık tehdidi de bir çok ülkenin Amerika’ya askeri veya siber saldırısına mani olacağını ileri sürüyor.

 

 

Öte yandan 11 Eylül 2001 terör saldırılarından sonra defalarca Amerika’nın dönem siyasi ve askeri yetkililerince telaffüz edilen önleyici saldırı, Amerika’nın 2018 nükleer durum inceleme belgesinde onaylanıyor. Oysa soğuk savaş döneminin doktrinlerine göre iki nükleer süper güç bir dizi silah anlaşması imzalayarak ilk darbe tezini bir kenara bırakmış ve sırf ilk darbeye karşılık vermenin veya bir başka ifade ile misilleme operasyonu yapmanın üzerinde odaklanmıştı.

 

 

Ancak önleyici saldırı tezinde ülkeler herhangi bir saldırı değil de, herhangi bir tehditle karşılaştıkları takdirde silaha sarılma ve savaş başlatma yetkisini elde etmiş oluyor. Bu tezin odak merkezi ise rakibin niyetini okumaya ve düşman saldırısının yakın ve kesin olduğunu gösterecek yeterli bilgiye ulaşmaya dayanıyor. Amerika’nın dönem yönetimi bu düşünceden hareketle Irak’ın baas rejimini tehlikeli ve tehdit içerikli bir rejim ilan ederek 2003 yılında bu ülkeye önleyici saldırı düzenledi ve siyasi rejimini devirdi.

 

 

Ancak bu saldırıdan bir yıl sonra Amerika ve müttefiklerinin istihbarat ve casusluk servisleri Irak’ta kitle imha silahları bulunduğu yönündeki belgelerin mesnetsiz olduğunu ve baas rejimi en azından 2008 yılına kadar Amerika ve müttefiklerinin çıkarlarına yönelik herhangi bir tehdit oluşturmadığını ilan etti. Ancak bu hata veya daha doğrusu sahtekarlık Irak’ta bir milyonu aşkın insanın canına, Ortadoğu bölgesinde büyük bir alanın yıkımına, IŞİD gibi çok sayıda tekfirci selefi terör örgütünün türemesine ve ayrıca trilyonlarca dolarlık maddi zarara mal oldu. Bu yüzden şimdiden Amerika gibi bir devletin nükleer önleyici saldırısı ne ölçüde beşeri medeniyeti ve yerküreyi tehdit ettiğini tahmin etmek mümkündür.

 

 

Amerika’nın 2018 nükleer durum inceleme belgesinde yer alan nükleer önleyici saldırı konusundan başka, dünya camiasını en çok kaygılandıran bir başka konu Amerika’nın minyatür nükleer bomba tabir ettiği küçük çapta nükleer bombaları üretme kararıdır. Bu bombalar askeri çatışmalarda kullanıldığı takdirde şimdiki bombalarda kat kat daha tehlikelidir. Gerçi şimdiki nükleer bombalar ve nükleer başlıklar geniş çapta tahrip gücüne sahiptir ve her birinin infilak etmesi bir kaç milyon nüfusu olan bir kente yerle bir ederek atıldığı ülkenin atmosferini de radyoaktif maddelerden oluşan toz bulutu ile kaplayabilir.

 

 

Dünyada ilk kez 1945 yılında Japonya’nın Hiroşima kenti üzerinde kullanılan ilk nükleer bomba 16 kiloton TNT kadar tahrip gücüne sahipti ve saniyeler içinde bu kentte 100 bin kadar insanı yok etti. İkinci nükleer bomba ise 20 kiloton TNT kadar tahrip gücüne sahipti ve Nakazaki kentine atıldı. Bugün ve bu iki büyük facianın üzerinden yaklaşık 70 yıl geçtiği bir sırada Amerika ve Rusya gibi ülkelerin nükleer silah depolarında her biri Hiroşima ve Nakazaki’ye atılan bombaların üç bin katı kadar tahrip gücü olan nükleer bombalar bulunuyor.

 

 

Belgelere göre sovyetler birliği Ekim 1961 tarihinde insanoğlunun şimdiye kadar kullandığı en büyük nükleer bombayı denedi. Bu bombanın infilak gücü 50 ila 58 megaton olarak ifade edildi. Bu bomba infilak ettiğinde, patlama noktasından 900 km uzaklıkta bulunan evlerin camları kırıldı. Yine bu patlamanın yarattığı ışık patlama noktasından bin km uzaklıktan görüldü. Kuşkusuz bu tür bombalardan bir kaçının infilak etmesi dünyayı yok etmeye yetecektir. Bu yüzden dünyanın dört bir yanında ikinci dünya savaşından sonra çıkan onca savaşa karşın nükleer silahlar hiç bir zaman kullanılmadı.

 

 

Ancak şimdi Amerikalılar küçük ölçekte savaşlarda ve özel amaçların uğruna kullanabilecekleri küçük nükleer bombaları üretmek istiyor. Bu tür bombaların tahrip gücü daha düşük ve çevre üzerinde daha az etkisi olacak ve çatışma alanlarında infilak etmeleri kontrol dışı etkisi olmayacak, deniliyor. Bu arada Amerika yönetimi geçenlerde ilk kez Afganistan’da nükleer olmayan bombaların anası tabir ettiği on ton ağırlığında bir bombayı kullandı. Bu bombanın tahrip gücü neredeyse küçük bir nükleer bomba kadardı. Ancak buna rağmen bu tür bombalar nükleer bomba kategorisinde yer almıyor ve Amerika gibi bir ülkenin fiilen var olan nükleer kapasitelerini potansiyel kapasiteye dönüştürmüyor.

 

 

Aslında Amerika’nın 2018 nükleer durum inceleme belgesi şöyle bir gözden geçirildiğinde bu ülkenin nükleer eğiliminin yönünü değiştirmesi ve yeni nükleer silahların üretilmesine yönelmesi her şeyden ziyade Rusya’yı hedef aldığı anlaşılıyor. Rusya dünyanın en büyük nükleer silah deposuna sahip ülkedir ve Amerikalı yetkililere göre son yıllarda gücünü yeniden ihya etmek için bazı adımlar atmıştır. Amerikalı yetkililer Rusya’nın nükleer silahlarını yenilemesi Washington ve müttefiklerinin Doğu Avrupa, Kafkasya, orta Asya ve Ortadoğu gibi bölgelerde tehlikeye atacağını düşünüyor.

 

 

Ancak buna karşın Rusya Amerika’nın tek nükleer kaygısı sayılmıyor. Son zamanlarda Çin’in askeri açıdan büyük ilerleme kaydetmesi ve yine Kuzey Kore yönetiminin art arda balistik füze ve nükleer denemeleri yapması da Amerika’nın askeri ve güvenlik stratejilerinin değişmesinde etkili olduğu anlaşılıyor.

Amerikalı yetkililere göre nükleer önleyici saldırı tehdidi, Rusların Kırım yarımadasını ilhak etmesi veya Çin devletinin Güney Çin denizinde gövde gösterisi yapması gibi durumları önleyebilecek ve Amerika ve müttefiklerinin güvenliğini güvence altına alacaktır.

 

 

Ancak ne var ki Rusya ve Çin’in de nükleer önleyici saldırı tehdidini örnek alacaklarına kesin gözüyle bakılıyor, ki bu da doğal olarak dünya genelinde güvenlik tehditleri seviyesini kaygı verici boyutta yükseltecektir.

Bir başka ifade ile nasıl ki Amerika nükleer silahlara dayanarak başkalarını nükleer önleyici saldırı ile tehdit ediyorsa, Rusya ve Çin de aynı eğilimi Amerika ve müttefiklerine karşı sergileyebilir. Üstelik bu çerçevede Ruslar ve Çinlilerin de Amerika gibi minyatür nükleer bomba üretmeye başlayacağına da kesin gözüyle bakmak gerekiyor. Buna göre 21. Yüzyıl dünyanın nükleer güçleri arasında minyatür nükleer bomba üretme yarışının tetiklendiği yüzyıl olacaktır.

 

 

Amerika’nın 2018 nükleer durum inceleme belgesinde yer alan maddeler hayata geçirildiği takdirde dünya şimdiki durumundan çok daha korkunç olacağı kesindir.  Silah denetleme derneği adlı araştırma kurumunun Başkanı Tom Z. Collina bu konuda şöyle diyor:

Yeni nükleer silahları ve bu silahları kullanma yollarını Amerika’nın şimdiki Başkanı Donald Trump’a sunmak, bir bıçağı sarhoş bir zencinin eline vermek gibi olur ve sonu asla iyi olmaz. Trump Amerika’nın nükleer silahlarının yıkım gücünü başkalarının yüzüne vurmak için hemen twitter hesabına sarılır ve şöyle yazar: ABD Başkanı masası üzerinde duran nükleer anahtar Kuzey Kore liderininkinden daha büyüktür!

Nitekim Trump BM genel kurul zirvesinde ve dünya liderlerinin şaşkın bakışları önünde Kuzey Kore’yi dünyanın şimdiye kadar görmediği ateş ve öfke ile tehdit etmekten bile çekinmeyen bir liderdir.

 

 

 

Etiketler

Feb 05, 2018 07:34 Europe/Istanbul
Görüşler