• Arabistan, ABD ve İsrail üçgeninin Yemen savaşında hedefleri

Arabistan rejiminin mazlum Yemen milletine dayattığı haksız savaşın üzerinden üç yıl geçiyor. Bu bağlamda Arabistan, ABD ve korsan İsrail üçgeninin bu savaşta hangi hedefleri izlediklerini ve bu hedeflere ulaşmak için neler yaptıklarını gözden geçirmek istiyoruz.

Suud rejiminin Yemen’e dayattığı savaş Mart 2015’te başladı. Bu savaş, ABD dışişleri eski bakanlarından Colin Powel’in itiraf ettiğine göre çok kısa sürede sona ermesi gerekirken, savaşın üzerinden üç yıl geçtiği halde bu yönde hiç bir ciddi imare göze çarpmıyor.

Colin Powel Suud rejiminin vaatlerine asla inanmamak gerektiğini, kral Salman ve oğlu bize, yani Amerika’ya, Yemen savaşı on günden fazla sürmeyeceğini, Suud ordusu savaşın yedinci gününde Sana’ya gireceğini söylediklerini açıkladı. Powel, Amerika Suud rejimine Yemen saldırısı için yeşil ışık yakmakta hata ettiğini, Suud rejimi askeri gücünü abarttığını ve bu konuda Amerikalı yetkilileri kandırdıklarını vurguladı.

 

Kalin Powel’in bu sözleri, Suud rejimi Yemen savaşını resmen Amerika’nın izni başladığını ve bu savaşta Amerika tarafından doğrudan desteklendiğini ortaya koyuyor.

Burada akla gelen soru, bu savaşın neden başladığı ve neden Amerika yönetimi ve Ortadoğu bölgesindeki en önemli müttefiki korsan İsrail tarafından destek gördüğü sorusudur.

 

Kuşkusuz Suud rejiminin Yemen milletine bu savaşı dayatmasının en önemli sebebi, Suud hanedanının Yemen’de siyasi gidişatta duyduğu rahatsızlıktı. Asıf Bayat, Behcet Kerani, Grigory Gass ve Mehran Kamreva gibi bir çok uluslararası ilişkiler uzmanının tabiri ile Arap dünyasında anti inkılap hareketinin en önemli lideri olan Suud hanedanı Yemen milletinin 2011 yılında gerçekleştirdikleri inkılabı önlemek için büyük emek harcadı ve tek adaylı göstermelik bir seçimle Ali Abdullah Salih’in yardımcısı Mansur Hadi’yi iktidarın başına geçirdi ve bu hedefinde bir ölçüde başarılı da oldu.

 

 

Buna karşın Mansur Hadi’nin 30 aylık iktidarı döneminde başarısızlığı Yemen’de 2014’ün yaz aylarında inkılap ruhunu yeniden ayaklandırdı ve sonuçta Eylül 2014’te Mansur Hadi yönetimi ile Yemen Ensarullah hareketinin uzlaşmasına sebebiyet verdi. Ancak bu anlaşmanın ardından Arabistan’ın Yemen’in içişlerine müdahaleleri artmaya başladı ve Arabistan’ın dönem kralı Abdullah’ın ölümü ve şimdiki kral Salman bin Abdulaziz’in Ocak 2015’te iktidarın başına geçmesi ve oğlu Muhammed bin Salman’ı savunma Bakanı yapması Suud rejiminin Yemen’in içişlerine müdahalesine askeri boyut kazandırmaya başladı.

Arabistan’da babası işbaşına geldikten sonra bu ülkede tüm işleri kendi elinde tutan Muhammed bin Salman 22 Ocak tarihinde, yani kral Salman iktidarın başına geçmeden bir gün önce Mansur Hadi’nin istifasını destekledi.

 

 

Arabistan’da kraliyet tahtına oturma sevdasını yaşayan Muhammed bin Salman Yemen savaşından kendisini bir kahraman gibi göstermek için yararlandı. Muhammed bin Salman bu savaşı haklı göstermek için de Mansur Hadi’ye yeniden meşruiyet kazandırmak ve Ensarullah hareketinin güçlenmesini gayri meşru göstermek gibi bahaneleri ileri sürdü. Dolaysıyla Arabistan hem Yemen’de Ensarullah hareketinin güç kazanmasından hoşnut değildi, hem de Muhammed bin Salman deneyimsiz ve genç bir lider olarak kendini Arabistan ve dünya kamuoyuna ispat etmek istiyordu ve bu yüzden Yemen savaşını başlattı. Bu savaş Powel’in tabiri ile on günde bitmesi gereken bir savaştı.

Yemen’de siyasi süreçten hoşnutsuzluk Arabistan’dan başka Amerika ve korsan İsrail için de geçerli bir konuydu.

 

Gerçekte Arabistan’ın Yemen’e dayattığı bu savaş sadece Amerika’nın yeşil ışık yakması ve siyonist rejim İsrail’in hoşnutluğu ve memnuniyeti ile sınırlı kalmadı, Riyad aynı zamanda bu savaşta Washington ve Tel aviv’in de desteğini arkasına aldı. Bu doğrultuda El Cezire kanalının uzmanlarından Farah Najjar Kasım 2017’de El Cezire sitesinde yayımladığı “Neden ABD Yemen’i asla terk etmeyecek” başlıklı yazında şöyle dedi: Amerika yönetimi Arabistan ve müttefiklerine Yemen’e karşı başlattıkları savaşta askeri ve lojistik destek veriyor.

 

 

Amerikalı demokrat senatör Chris Murphy de Arabistan’ın Yemen’e dayattığı savaş devam edeceğini belirterek, Yemen’de elektrik şebekesinin bombardımanı ABD’nin desteği ile gerçekleştiğini itiraf etti. Amerika Suud rejiminin savaş uçakları ve bombardıman uçaklarına hedeflerin tespiti için gerekli bilgiyi aktarıyor, diyen Murphy, ABD askeri uçakları Yemen hava sanasında uçarak Suud bombardıman uçaklarına daha uzun süreli uçmaları ve daha fazla hedefleri vurmaları için gerekli yakıt ikmalini sağladığını vurguladı.

 

 

Aslında Amerika’nın Arabistan’a Yemen savaşında destek vermesi için bir çok nedeni bulunuyor. bu nedenlerden en önemli olanlarından biri, Amerika ve İsrail’in başta Yemen olmak üzere Ortadoğu gelişmelerine etnikçi yaklaşımlarıdır. Gerçekte Amerika ve korsan İsrail Suud rejimi gibi Yemen’in Ensarullah hareketinin dini açıdan Şii bir hareket olduğu için güçlenmesi, İran İslam Cumhuriyeti’nin nüfuzunun artmasına ve Batılıların tabiri ile Yemen’de ve bu kez Arabistan’ın sınırlarının yanı başında yeni bir Hizbullah’ın şekillenmesine yol açacağını düşünüyor. Bu yüzden bu üçlü Yemen’e savaş dayatarak Ensarullah hareketinin bu ülkede iktidara ortak olmasını önlemek istiyor.

 

 

Bu bağlamda Farah Neccar Amerika’nın Yemen savaşında Arabistan’a destek vermesinin sebebini, İran’ın müttefiki olan Husilere yönelik düşmanlığı şeklinde ifade ediyor.

Katar üniversitesi Fars körfezi uzmanlarından Luciano Zaccara ise Amerika’nın Yemen sevaşında Arabistan’a destek vermesini Amerika ile Arabistan arasında uzun vadeli stratejik ittifaka bağlıyor. Amerika aynı zamanda İran’ın bölgede nüfuzunu engellemek için Yemen savaşında Suud rejimini destekliyor.

 

 

Amerika’nın Yemen sevaşında Arabistan’a destek vermesinin bir başka sebebi, Yemen’in jeopolitik konumu ile ilgilidir. Yemen Arabistan’ın yanı başında bulunuyor ve Suud hanedanının arka bahçesi sayılıyor. Buna göre Yemen’de Arabistan ve ABD’nin müttefiki olan kesimlerin iktidarda yer almaması Sana’nın daha bağımsız bir şekilde özellikle dış politika alanında hareket etmesine sebebiyet veriyor ve bu mesele, tam da ABD, İsrail ve Arabistan üçgeninin karşı oldukları bir meseledir.

 

 

Öte yandan Yemen Babul Mendeb boğazının da yanı başında yer alıyor, ki bu da bu ülkenin bölge içi ve bölge dışı güçler için önemini kat kat arttırıyor. Zira günde 3.4 milyon varil ham petrol bu boğazdan geçerek dünya piyasalarına ulaşıyor. Gerçekte enerji meselesinin önemi, hem dünyanın en büyük petrol üreticisi olan Arabistan ve hem ABD ve korsan İsrail için  Ortadoğu bölgesinin en yoksul ülkesine tek yanlı bir savaş dayatmak ve bu stratejik boğazın onların güdümünde olmayan bir yönetim tarafından kontrol edilmesini önleyecek kadar fazladır. Dolayısıyla Suud rejiminin Yemen’e savaş dayatması ve Amerika ve İsrail’in de Suud rejimine destek vermesine genelde enerji ve özelde petrol faktörünü de eklemek gerekir.

 

 

Bu arada Amerika’nın Arabistan’ın Yemen’e dayattığı savaşa iktisadi açıdan da baktığını belirtmekte yarar var. Amerikan ekonomisinin en önemli gelir kaynaklarından biri başta Fars körfezindeki Arap emirlikleri olmak üzere dünya ülkelerini silah satışıdır. Buna göre Arabistan’ın Yemen’e karşı kullandığı silahların önemli bir bölümü de Amerikan patentli silahlardır.

 

 

Bu çerçevede Foriegn Policy dergisi Aralık 2015’te Yemen krizi ile ilgili yayımladığı raporunda açıkça Yemen’de sivillerin Suud rejimi tarafından katliam edilmesinde Amerika yönetiminin doğrudan sorumlu olduğunu yazdı. Amerikalı dergi raporunda şu ifadelere yer verdi: Yemen’in çeşitli bölgelerine her gün Suud ittifakına bağlı savaş uçaklarının düzenlediği hava akınları Amerika hava kuvvetleri ve özellikle yakıt tankerlerinin sürekli desteği ve Amerika’nın misket bombaları gibi yasak bombaları olmaksızın gerçekleşemezdi.

Gerçekte Yemen bugün ABD ve AB’nin silah fabrikalarının ürettiği yeni silahların denendiği laboratuvara dönüşmüş bulunuyor.

 

 

Her halükarda bugün Yemen savaşı üçüncü yılının sonuna yaklaşırken veriler on bin Yemenli vatandaşın hayatını kaybettiğini, 40 bin vatandaşın yaralandığını ve üç milyon vatandaşın da mülteci durumuna düştüğünü gösteriyor. Verilere göre Yemen’in altyapıları %80 yerle bir edildi, kolera hastalığı da bu savaşın sonucuydu ve şimdi difteri hastalığı ile birlikte Yemen milletinin başına bela oldu.

 

Şimdiye kadar dünyanın bir çok önde gelen şahsiyeti ve bir çok uluslararası kurum ve kuruluşun yetkilileri Yemen savaşını insani facia ve son yılların en kötü krizi ilan etti. Kanıtlar, Suud rejiminin yemende savaş suçu, beşeriyete karşı suç  ve barışa karşı suç işlediğini ve Amerika ve korsan İsrail de bu rejime destek vererek bu suçlara ortak olduklarını gösteriyor.

 

 

 

 

Feb 08, 2018 15:01 Europe/Istanbul
Görüşler