İran’ın ve dünyanın en eski kentlerinden biri olan Hemedan, 34 kentin arasından 2018 Asya kıtasının turizm başkenti seçildi. Bu çerçevede Hemedan bu yıl Asya ülkelerinin turizm bakanları ve dünya turizm örgütünün 500 üyesine  ev sahipliği yapıyor.

Biz de bu bahane ile sizleri tarihi Hemedan kenti ve turistik cazibeleri ile tanıştırmak istedik.

Hemedan kenti bir kaç bin yıllık medeniyet mazisi ile dünyanın en eski kentlerinden biri olarak biliniyor. İran’ın Elvend dağının eteğinde yer alan Hemedan kenti 1800 kadar tarihi eserleri ve turistik cazibeleri yüzünden İran’ın da tarih ve medeniyet başkenti olarak tanıtılıyor.

Hemedan Hegmetane tepesi, Gencname kitabeleri, İbni Sina’nın anıt kabri, Baba Tahir’in anıt kabri, Alevian kubbesi gibi değerli tarihi eserleri ve yine Ali Sadr mağarası gibi doğal ve turistik cazibeleri yüzünden İran’ın beşinci turistik kenti olarak biliniyor.

 

Gerçekte Hemedan kenti bu özellikleri ile kendini İran’da ve dünyada en güzel tarihi ve turistik ve gelişmiş kentlerden biri olarak tanınmıştır. Hemedan kenti bu özelliğini en çok kentin tarihi, coğrafi, kültürel ve eski medeni özelliklerine borçludur. Nitekim Hemedan kentinin tarihi, kültürü ve sanatı ve İran kültürü ve medeniyetindeki yeri ve en başta Asya ve ardından başka kıtaların turistleri için arzedebileceği önemi, bu kenti turistik bir kente dönüştüren bazı özellikleridir.

 

Hemedan kenti İran’ın batısında dağlık bir alanda yer alan kentidir. Ünlü Yunan tarihçi Heredot bu kentin millattan önce 8. yüzyılda  ve Madlar döneminde Diako tarafından inşa edildiğini belirtiyor. Madlar bu kenti Hegmetane olarak adlandırmıştı ve Hemedan, Hegmetane’nin yeni adıdır.

Hemedan kenti Tahran’ın 360 km güneybatısında ve deniz seviyesinden 1800 metre yükseklikte bir bölgede yer alıyor.

Hemedan eyaletinin uygun iklimi ve doğası bu eyaleti tarım ve besicilik için elverişli hale getirmiştir ve bu yüzden bu bölge tarih boyunca eski medeniyetlerin kurulduğu ve geliştiği bir bölgedir.

 

 

Hemedan eyaletinde ve özellikle Gian tepesinde bulunan tarih öncesi döneme ait tarihi eserler bu yörede yaşayan insanların bundan 6 bin yıl nöce kısmen gelişmiş bir kültüre ve medeniyete sahip olduklarını gösteriyor. Burada bulunan en eski taş kitabelere Aşurilerin döneminden kalan bir kitabeyi örnek vermek mümkün. Bu kitabede Hemedan kentinden Kasilerin kenti anlamına gelen Aksia adıyla söz ediliyor, ki bu da Hemedan’da medeniyetin mazisi milattan önce üçüncü milenyuma dayandığını ortaya koyuyor.

 

 

Hemedan kentinin temelini Madların ilk kralı attı ve bir araya gelenler anlamına gelen Hegmetane adını verdi. Yabancı arkeologlar Hemedan’ın taştan arslan heykelini Madlar dönemine ait olan bir eser şeklinde değerlendirirken, İranlı arkeologlar geçenlerde bu eserin Eşkaniler dönemine ait olduğunu açıkladı.

Gerçekte Aria soyuna mensup olan Mad kavimlerinin bundan yaklaşık 3500 yıl önce İran’ın batısına ve şimdiki Hemedan eyaletine göç etmeleri zamanla İran platosunda Hegmetane ya da şimdiki adı ile Hemedan merkezli ilk geniş kapsamlı bir devletin şekillenmesine vesile oldu.

 

 

Hemedan kentinde kurulan bu devlet milattan 650 yıl önce ve iktidarının doruk noktasında o dönemin en büyük siyasi ve askeri gücü olan Aşur devletini yenmekle beraber topraklarını doğudan orta Asya bölgesi ve batıdan da Anadolu topraklarına kadar genişletti. Yunan tarihçi Heredot’un belirttiğine göre Madların  ilk kralı olan Diako’nun talimatı üzerine Hegmetane’de iç içe yedi devasa hisar ve muazzam köşkler inşa edildi.

 

 

Milattan önce ikinci yüzylın Yunan tarihçisi Polibius ise Hegmetane kentini görmeden şöyle yazıyor: Elvend dağının eteğinde Hegmetane kenti acayip ve hayret uyandıran kaleleri ve güçlü hisarları ve son kalenin içinde kraliyet sarayı ile yer alıyor. Sarayda kullanılan ahşaplar altınlar ve mücevherler ve incilerle kaplıdır ve kapılar ve sütunlar ve revaklar da bin bir çeşit oyma sanatı ile desenler ve portrelerle süslenmiştir. Bu sarayda hatta bir tek bezenmemiş direk veya duvar bulamazsınız ve sarayın iç duvarlarını süsleyen fayanslar gümüş suyu ile kaplanmıştır.

 

 

Yunan tarihçi Heredot’un yazdıklarına göre halk yedi hisarın çevresinde evlerini inşa etmeye başladı. Nitekim bir çok tarihçi ve arkeolog da Hemedan’ın Hegmetanı tepesinde bulunan tarihi kalıntıların bu yapılardan geriye kalan kalıntılar olduğunu düşünüyor.

Madlar döneminde en önemli kervan yolları Hegmetane veya diğer adı ile Ekbatan’da kesişiyordu. Hegmetane veya Ekbatan Pazar yeri veya benzeri bir mekan anlamına geliyor.

 

 

Diako Hegmetane’yi başkent olarak seçti, zira bu kentin konumu başkent olmak için çok uygundu ve Babil ve Aşur’a uzanan karayolunun üzerinde yer alıyordu.

Bundan başka, İran’ın Melayer ve Kengaver kentlerinin yakınında Godin tepelerinde yapılan arkeolojik kazılar da Mad kavminin kültür ve medeniyetinin bazı köşelerini aydınlatmıştır. Burada bulunan tarihi eserlere ilk hatların şeklini içeren kitabeleri ve ilkel sikkeleri ve İranlı mimarinin ve dini kültürünün bazı simgelerini örnek vermek mümkün.

 

Image Caption

 

Hemedan kenti Madların 150 yıllık iktidarları boyunca bol nimetlerden ve imardan yararlandı. Gerçi bu kent Madlar devrildikten sonra başkent olarak merkez olma özelliğini kaybetti, ama yine de Hahameneşilerin üç başkentinden biri olarak özel ilgi görüyordu.

Bundan yaklaşık 2500 yıl önce Hahameneşiler eski dünyanın neredeyse yarısına hüküm sürüyordu ve Hegmetane de dünyanın incisi olan bu büyük imparatorluğun başkentlerinden biriydi.

 

 

Hahameneşilerin birinci Daryuş adlı kralı kutsal Elvend dağının kayaları üzerinde Bistun kitabesinden sonra ikinci kitabesini gelecek kuşaklara miras bıraktı. Birinci Daryuş’tan sonra oğlu kral Haşayar aynı kitabede biraz değişiklik yaparak bu kitabeyi kendi adına ebedileştirdi.

Bu kitabelerin her biri 20 satırlık üç sütunda ve eski Farsça, İlamice ve Yeni Babilce dillerinde yazıldı. Eski Pars dilinde yazılan metin her iki kitabede sol tarafta yer alıyor ve eni 115 santimetre kadar olduğu gözleniyor. İlami dilinde yazılan metin ise her iki kitabede ortada ve yeni Babilce yazılan metin de son sütunda yer alıyor.

 

 

Bu güzel tarihi eser Hemedan kentinin 5 km güneybatısında ve Abbasabad yöresinden Elvand dağına doğru uzanan karayolu üzerinde ve Gencname şelalesinin yanı başında yer alıyor.

Hahameneşiler döneminden Hemedan’ın Gencname bölgesinde bulunan kitabelerden başka önemli miktarda altın ve gümüş eşya ve taştan yapılan köşklerin kalıntıları Tahran’da İran milli müzesinde ve Hemedan’da Hegmetane tepesi müzesinde saklanıyor.

 

 

Milattan 330 yıl önce Makedonyalı İskender ilk kez Hemedan kentine ayak bastı ve kenti yerle bir etti. Ancak bir süre sonra kentin stratejik konumu yüzünden onu askeri kışlaya çevirdi.

İskender ikinci kez milattan 324 yıl önce Hindistan’dan dönüşü sırasında Hemedan kentine uğradı ve zaferleri dolaysıyla büyük bir kutlama düzenledi. Tarihçilerin belirttiği üzere bu kutlamanın sırasında İskender’in çocukluk yıllarının arkadaşı Hefstiun aniden öldü.

 

Image Caption

 

Bu olaydan önce İskender kentin çevresindeki hisarları yıktı ve yörede yaşayan insanları sevdiği dostu Hefstiun’a kurban peşkeş etme bahanesi ile katliam etti. Bazı araştırmacılara göre eskiden Hegmetane tepesinin yakınında bulunan ve İskender mezarı adı ile bilinen mekan aslında Hefstiun’un mezarıydı.

 

 

Sulukilerin iktidarının sonlarına doğru Hemedan kenti bu hanedan ile Eşkani iktidarı arasında bir çok çatışmaya sahne oldu, ta ki milattan 150 yıl önce birinci Mehrdad kenti fethederek kendi başkenti ilan etti. Gerçi tarihi muteber kaynaklarda bu kentin birinci Mehrdad’ın yazlık başkenti olduğu belirtiliyor.

 

 

Hemedan’ın Musalla tepesinin eteğinde Eşkaniler dönemine ait olduğu düşünülen taştan arslan heykeli yer alıyor. Eskiden bu heykelin simetrisinde bir başka arslan heykeli kentin giriş kapılarından birinin iki tarafında bulunduğu belirtiliyor.

 

 

Hemedan kenti Eşkanilerin Sasanilerin karşısında son direniş üslerinden biriydi ve miladi 226 yılına kadar Partlılara bağlı kaldı.

Birinci Erdeşir Hemedan kentini fethettikten sonra bu kent Sasanilerin yazlık sarayı olarak yıllarca kraliyet hanedanının uğrak yeri oldu, ayrıca Sasanilerin sikke darbettiği darphanelerinden biri olarak kullanıldı. Bu döneme ait olan çok sayıda sikkenin Hemedan’da bulunması, kentin Sasani döneminde çok önemli bir kent olduğunu gösteriyor.

 

 

Miladi 500 yılında ve birinci Kubat döneminde İranşehir ilçeleri adı ile Pehlevi dilinde yazılan bir kitapçıkta Hemedan’da birinci Yezdgerd döneminde gerçekleşen önemli imar çalışmalarından ve kentin Sasaniler döneminde imarlı bir kent olduğundan söz ediliyor.

 

 

 

 

 

 

Sep 05, 2018 11:33 Europe/Istanbul
Görüşler