Apr 16, 2019 06:49 Europe/Istanbul

Bu programlarda bu büyük İran şairinin eserleri ve düşüncelerini sizler ile paylaşacağız.

Mevcut dünyamızda, insanoğlu açık gizli birçok sorun ve kriz ile karşı karşıya olup çile çekmektedir. Günümüz insanı, maddi başarıları ve yeniliklerine karşın, kibir ve kendini unutmak gibi dertler ile uğraşıp durmaktadır. Çağdaş insanın gerçekçi olmayan davranışları ve çile ve zorluk yaratması da bu ihmal ve kendinden gafil olmasından dolayıdır.

Bu çilenin nedeni, insanoğlunun, onu ütopik dünyasına bağlayan halkaları kaybetmesidir. Hamasetler, mitler, maneviyat, ahlaki ve dini öğretiler bu halkalardır. İşte bu yüzdendir ki insanoğlu, şefkat, kutsiyet ile manevi ve edebi miraslarından uzaklaşmıştır.

Edebiyat, insanı gündelik hayatın monotonluğundan kurtarabilen, onun ruhunu maneviyat samanyolunda uçuşa götüren bir araçtır, yoldur. Çünkü edebiyat, özellikle de irfani edebiyat, insanın kendini tanımasına yönelik bilgiler ile doludur.

Edebiyat, dünyanın ve insanoğlunun derinliklerine nüfuz eden öğretmenlerin düşüncelerinin basiretinin göstergesidir. Bu seçkin insanlar insanoğlunun gerçek kimliğini bizlere sunarak insanoğlunun içindeki yaraları tedavi etmeye çalışmışlardır. Kuşkusuz İran kültürü, bugünkü insanoğlunun bunalımlarının en iyi tedavi kaynağıdır.

İslami İran'da 14 Nisan günü İranlı ünlü arif ve şair Feridüddin Attar Nişaburi'yi anma günü olarak adlandırılmıştır. Böyle bir günde bu ünlü İranlı'nın sevenleri, ülke çapında ve dünyanın dört bir yanında farklı konferanslar ve kültürel etkinlikler düzenleyerek bu büyük şair ve arifin düşüncelerini ve eserlerini incelemeye çalışıp onu anmaya çalışıyorlar.

Feridüddin Attar Nişaburi, 12'inci yüzyılın sonları ve 13'üncü yüzyılın başlarında yaşayan ünlü şair ve ariftir. Onun döneminden yüzyıllarca geçmesine rağmen, fikirleri hala yaşamakta olup yollarını kaybeden insanların kılavuzu ve yol göstericisidir.

Bu devrin insanı birçok kriz ile karşı karşıyadır. Bu krizlerin sebebi çoğunlukla absürdizm yani insanların çıkmaza girmesi, modern ırkçı bağnazlıklar, sermayenin asalet olarak tanımlanması ve aşırı ferdiyetçiliktir.

İşte Attar Nişaburi'nin tüm eserlerinde özellikle de Mantık-ut Tayr'daki düşünceleri bu krizlerden dolayı medyana gelen yararlar için merhem sayılır.

Feridüddin Attar Niaşburi'yi anma günü dolayısı ile değerli eseri Mantık-ut Tayr eserine dayanarak, Attar'ın bu kurtarıcı öğretilerinin bir kısmını çağdaş insan için açıklamaya çalışacağız.

Attar Nişaburi'nin şiirlerinin yeniden irdelenmesi, modern insanın krizleri ve sorunları için çözüm yolu sunabilir. Attar, insanın düşünce ufkunun, boş hayallere kapılmakla darlaştığını ve sınırlandırıldığını düşünüyor. Bu yüzdendir ki bu şair ve arif, çabaları ile  daha çok karamsarlık darlıklardan ve geçitlerden kurtulmaya ve açık ufuklar ve kısıtlamalardan kurtulmaya odaklanmıştır.

Attar, muhatabını hareketliliğe davet ederek, mutlak kemale ermek yönünde çaba göstermesini istiyor. Attar, çağdaş insanın sorunları ve zorluklarının çözümü için gerekli her şeyi eserlerinde sevenleri ile paylaşmıştır.

Attar ile ilgili araştırmalar alanında uzmanlaşan Almanyalı Hellmut Ritter, Attar'ın şiirlerinin özellikleri ile ilgili şöyle bir değerlendirmede bulunmaktadır:" Attar'ın ilgi odağı, insan, dünya ve Allah'tır. Onun tüm kaygısı bu üç öğe arasındaki ilişkiyi belirlemesi ve bu konularda aydınlatma yapmasına ayrılmıştır."

Belki de insanoğlu mevcut devirdeki olduğu gibi çevresindeki dünyaya  ve  kendi fıtratına ilgisiz ve ihmalkar olmamıştır. İnsanoğlu kendini ihmal ederek, maddi dünyayı tanınabilecek yegane araç olarak görmektedir. Çağdaş insan insaniyet cevheri ve ezeliyet cevherinden uzaklaşarak, kendi ile baş başa kalmak ve gerçek yüzü ile karşılaşmaktan korkmaktadır.

İnsanoğlunun gerçek yüzünden korkması, onu toplumculuğa ve yapmacık bir toplanmaya yönelmeye götürmüş, onu ruhsuz bırakmıştır. Böylece insan, başkalarının arasında vakit geçirmeye çalışarak hayatını boşa harcamaktadır.

Attar ise derin bakış açısı  sayesinde insan ruhunun derin ve katmerli özelliklerini kavrayarak, insanoğlunun eline koluna vurulan prangaları görmekte ve bu kısıtlamalardan nasıl kurtarılacağı yollarını da sunmaktadır.

Attar'ın şiirleri, hareket, dinamizm ve hayat sevgisi ile doludur. Attar'ın şiirlerini okuyan birisi ise değişim ve evrim, yani kendini tanıma ve neler yapabileceği düşüncesindedir.

Attar Nişaburi, sorumlu bir şekilde kendi gerçeğini tanımak peşindedir. Bu yüzden de insanın evrimini ve kemale ermesini, hareketli olmasında aramaktadır. Tam da bu nedenden dolayıdır ki Attar, insanoğlunu, kuşlar kisvesinde uzun bir yolculuğa götürüp, kılavuz bir çavuşkuşu gibi onun yanında yer alır. Böylece bu şair, bu irfani yola çıkan insanı, yolun tehlikelerinden ve sapmalarından haberdar etmek istiyor. Attar'ın eserleri olan Mantık-ut Tayr, Musibetname ve İlahiname adlı eserler ise insanı kendini tanımaya davet eden irfani seyahatnamelerdir.

Attar insanın en büyük sorununun kendini tanımaması olduğunu düşünüp insanın, dünyanın olağan adetlerinin ve günlük hayatın bilinen kısıtlamalarının ötesinde tanınması halinde, ruhsal ve içindeki yetenekler ve kapasitelerini daha iyi tanıyabileceğine ve keşfedeceğine inanmaktadır. İnsan, kendini keşfetmeli ve kendi ferdiyetini olduğu gibi hayata geçirilmelidir.

Attar'a göre hayata bakışımız, kendimizi keşfetme ve hatta yaratma çerçevesinde olmalıdır.

Dediğin, bildiğin hep sensin sen

Kendini tanı, yüzlerce katmerli olan sensin sen

Çağdaş insanın diğer musibetlerinden ve çilelerinden biri de maneviyata olan ilgisizliği ve ezeli hakikatin unutuluşudur. İnsan, kutsi alemden uzaklaşarak dünyanın erken biten rengarenk cazibelerine kapılıp onlara yakınlaşarak, ezeli sevgiliye olan takdirini unutmuştur. Bu yüzdendir ki insanoğlu, somurtkan bir şekilde kötümser, umutsuzluk ve kimi zamanlar da inatçılıkla, ruhunu, fikrini ve kendini bozmuştur.

Feridüddin Attar, eserindeki Mantık-ut Tayr'daki kuşlar ile gerçekte insan ruhlarını ele almak istemiştir. Attar, yeniden Allah'ı hatırlatmaya çalışıp yüce yaratıcının güzelliğini, lütfunu ve rahmetini yeniden anlatıp, ölmüş ve karanlıklarda gömülmüş canlara can vermek istemiştir.

Attar her şeyden ziyade aşka değer vermiştir. Çünkü ona göre aşk acısı çekmeyen bir yürek, uyanma isteğine de kapılmayacaktır.

Sevgiliye varmak isteği ve heyecanı, insana cesaret ve himmet verip onun imkansızları gerçekleştirmesine neden olur. Bir insan, aşk gözüne sahip olduğu zaman tüm dertleri tedavi olacaktır. Böyle kişiler için muhakemeye hacet kalmayacaktır. Önemli olan günümüz insanının maddecilik perdesi arkasında kalan batıni gözünün açılmasıdır.

Eğer bir insan, vücudunun önemli bir parçasının ruh olduğunu, Attar'ın tabiri ile "Dil" yani gönül olduğunu anlarsa, kendisi ve Allah'ı arasındaki perdeleri de aralayacaktır.

Yarın yüzünü seviyorsan

Gönüldür onu görmenin aynası bilesin

Padişahını gönlünde bul, onu orda göresin,

Aklı, en ufak parçacıklarda arasan,

Çölde bulunan her zerreye baksan

Güzel Simurgun gölgesine varacaksın

Evet arkadaşlar Attar'ın bakış açısından insanoğlunun tüm acı verici yalnızlıkları ve kötülüklerinin çaresi, insanın kendini ve Allah'ını tekrar tanımasıdır.

Görüşler