Apr 16, 2019 06:56 Europe/Istanbul

Gerçi İran’da son haftalarda birçok eyaleti etkileyen sel felaketi ağır maddi hasara yol açtı, ancak İran milleti ve yetkililer bir kez daha birlik ve beraberliğini sergileyerek bu doğal afetle baş etmeyi başardı.

Son onyıllarda dünya çapında doğal afetler birçok can ve mal kaybına yol açması uzmanların bu konuya geleceğe dönük bakışla yaklaşmalarına vesile oldu. Doğal afetler her ülkenin iktisadi ve sosyal kalkınması ve imarı yolunda ciddi bir engel olarak duruyor, nitekim her ne kadar bu doğal afetler şiddetli olursa, milli kalkınma programlarını da bir o kadar daha fazla zorladığı anlaşılıyor.

Bilindiği üzere dünya genelinde birçok medeniyet ve beşeri toplum doğal afetlerin yüzünden yok olup gitmiştir. Uluslararası verilere göre 1970 yılından bu yana iklim değişikliği yüzünden doğal afetlerin yol açtığı musibetlerin sayısı dört kata çıktı ve dünya çapında 240 milyar dolar mali hasara sebebiyet verdi. Bu veriler dünya genelinde doğal afetlerin sayısının arttığını da açıkça ortaya koyuyor.

İran İslam Cumhuriyeti de coğrafi konumu itibarı ile dünyanın en çok doğal afetlerle karşı karşıya kalan ilk on ülkesi arasında yer alıyor. Bu doğal afetlere sel, deprem, kuraklık, fırtına ve benzeri doğal afetleri örnek vermek mümkün. Her doğal afet baş gösterdiği zaman da önemli can ve mal kaybına neden oluyor.

İran topraklarının yaklaşık yüzde 86 kadarı deprem kuşağı üzerinde bulunuyor. Hal böyleyken ülkenin gayri safi milli hasılasının önemli bir bölümü doğal afetleri telafi etme uğruna harcanıyor. Bu yüzden doğal afetlerin etkilerini azaltmak için uygun plan yapmak özel önem arzediyor.

Hş. 1398 yılına girerken yüce Allah’ın ilahi rahmet yağmuru diğer ilahi nimetler gibi İslami İran topraklarına yağarak ülkeye yeni bir hava ve safa kazandırdı. İran halkı böylece neşeli ve mutlu bir şekilde bayram tatili için yollara koyuldu ve sonuçta ilkbaharın güzel doğasında yararlanarak bir kaç gün dinlenmek istedi. Ancak yağan yağmur ülkenin birçok bölgesinde şiddetlenerek Fars, Gülistan, Mazandaran, İlam, Lorestan, Huzistan ve diğer birçok eyalette sel felaketine yol açtı.

Kuşkusuz sel felaketi birçok hasara yol açtı ve insanları üzdü. Bu arada ülke genelinde bastıran sel felaketi yüzünden birçok vatandaş evsiz barksız kaldı, bazı vatandaşlar yakınlarını kaybetti. Sel felaketi ülke genelinde ağır maddi ve manevi hasarlara yol açtı.

Doğal afetlerin sebepleri üzerinde araştırma yapan bilim ve teknoloji uzmanları en çok insanoğlunun doğaya uygunsuz müdahalelerini gerekçe gösteriyor. Uzmanlara göre eskiden insanların doğaya müdahalesi oldukça düşük düzeyde oluyordu ve sonuçta sel felaketi gibi doğal afetleri önlemek de mümkün olmuyordu. Ancak günümüzde bilim ve teknolojilerin ilerlemesi ile birlikte doğal afetlerle mücadele edildiği ve bu afetlerin acıları hafifletilmeye başladığı gözleniyor.

Aslında günümüzde doğal afetlerin doğurduğu faciaların büyük bir bölümü insanların doğaya yersiz ve yanlış müdahalelerinin sonucudur. Bir başka ifade ile, sel gibi doğal afetlerin yaşanması ve sayısız hasarı, doğanın öfkesinden ziyade, yanlış insani faaliyetlerin ürüdür. Ormanlarda ağaçların orantısız kesimi, meraları tarım arazilerine dönüştürme çabaları, ırmakların önünün beton duvarlarla kesilmesi, bilimsel olmayan imar çalışmaları, sürekli kuraklıkların yüzünden toprak erozyonu gibi durumlar sel felaketine yol açan bazı etkenlerdir.

Öte yandan ilahiyat uzmanları ve din adamları da bu konuda ilahi sınav meselesini gündeme getiriyor ve insanların doğal afetlerle sınanması ilahi sünnet olduğunu belirtiyor. Nitekim Kur'an'ı Kerim’in Bakara suresinin 155. ayetinde şöyle buyuruyor:

Andolsun ki sizi biraz korku ve açlık; mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz azaltma (fakirlik) ile deneriz. (Ey Peygamber! ) Sabredenleri müjdele!

Deprem, sel, orman yangınları ve benzere doğal afetlerin geniş çapta hasara yol açtığı, bilinen bir gerçektir. Ancak bu tür üzücü ve acı verici hadiselerin neden ve nasıl vuku bulduğu bir yana, doğal afetlerin telafisi mümkün olmayan zararların yanında başka mahluklara ne gibi faydaları olabileceğini ve insanlarda dayanışma ve vahdet duygusunu tetiklemekte etkili olduğunu da düşünmek gerekir. 

İnsanlar sel felaketinin ardından oluşan su birikimlerinden kültür balık faaliyetinde yararlanabilir veya kuraklık döneminde ana kaynaklarından uzak kalmak zorunda kalan balıkların ırmaklara ve göletlere taşınmalarına ve orada yeniden üreme ve çoğalma imkanı bulmalarına vesile olabilir.

Hatta fırtınalar ve kasırgalar yeryüzünde ısı enerjisinin dağılmasına ve sıcak yörelerde hava sıcaklığının aşırı derecede yükselmesine ve insanları olumsuz etkilemesine engel olur. Özetle yeryüzünde hatta toplu ölümlere yol açan en yıkıcı doğal afetlerin bazı faydaları olabilir.

Doğal afetlerin belki de en önemli faydalarından biri, insanların gönlünden gaflet tozunu silmesi ve yeniden uyanmalarını sağlamasıdır. İnsanlar zorluklar ve sıkıntılarla karşılaştıklarında ve özellikle doğal afetlerin ve musibetlerin durumunda tüm maddi imkanlarını kaybeder ve hadiselerin fırtınası arasında sığınacak bir yer bulmaz ve bu durumda kendini çok zayıf ve güçsüz hissederek tüm güçlerin üstünde olan yüce Allah’a sığınır ve O’nun huzurunda acizliğini itiraf ederek Allah tealadan sınırsız gücünü harekete geçirmesini ve onları içine düştükleri tehlikeli durumdan kurtarmasını niyaz eder.

İnsanlarda yardımlaşma ve dayanışma duygusunu yeniden yaşatmak, doğal afetlerin daha da önemli faydasıdır. Kuşkusuz bu durum insanları insaniyet yolunda sınamanın yollarından biri sayılır. Bu sınavda herkes gerçek kimliğini ortaya koyar, şöyle ki bazı insanlarda yardımlaşma ve dayanışma ruhu yeniden uyanır ve insanlar birbirine yardım ederek ahireti için hayır amel biriktirmeye başlar.

Doğal afetlerin durumunda milletler ve hükümetler de birbirine destek olur ve devletler ve milletler birbirine yakınlaşır ve bu tür hadiseler onca zarara karşın manevi açıdan büyük faydaları beraberinde getirir.

Milli vahdet ve dayanışma, İran milletinin en büyük nimetlerinden biridir. İran’da sel alarmı verildikten sonra ve bazı bölgeleri sel bastığı haberi yayımlanır yayımlanmaz, ülke genelinde hükümet erkanları, yardım örgütleri, arama kurtarma kurumu, klasik ordu birlikleri, İslam İnkılabı Muhafızlar Ordusu’na bağlı tüm kuvvetler hep birlikte ve gönül birlikteliğinin en güzel örneğini sergileyerek afetzede vatandaşların yardımına koştular ve hep birlikte sel felaketinden etkilenen vatandaşların acılarını hafifletmek üzere harekete geçtiler.

Sel felaketinin ilk anlarından itibaren görev ve sorumlulukların doğru biçimde paylaşılması ve afetzede vatandaşların can ve mal güvenliğinin temin edilmesi, bu doğal afeti yönetmekte en önemli adımlar olarak belirlendi. 20 vatandaşımızın hayatını kaybettiği ve 100 kişinin etkilendiği Şiraz kentinde yaşanan sel felaketi sırasında İran milletinin dayanışması ve insanseverliği en doruk noktada kendini gösterdi. Şiraz halkı olaydan etkilenenlerin acılarını hafifletmek ve musibetin ağırlığını azaltmak için ellerinden geleni yapmaya başladı. Şiraz halkı ellerinde evlerinin kapıları açık olduğunu belirten dövizler taşıyarak kente Nevruz bayramı tatili için gelen ve sel felaketinden etkilenen vatandaşları evlerinde ağırlamaya başladı. Şiraz halkının bu onurlu tepkisi, ilahi sınavı başarı ile geride bıraktıklarının işaretiydi.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei bu konuda şu açıklamayı yaptı:

Gerçekte tüm bu doğal afetler ilahi sınavdır ve doğru ve sağlam Müslüman bu hadiselerle karşılaştığı zaman, tüm gücü ve imkanları ile hadisenin zararlarını telafi eden insandır. Sınav, yüce Allah’ın bizi tanıması için bir test değildir, ya da bizim kendi kendimizi tanımamız için değildir. Hayır, bunların hiç biri değildir. Sınav, aslında bir merhaleyi aşmak ve daha ağır bir durumla karşılaşmaktır. Sınav bir dönemeci geride bırakma işidir. Siz ya bu dönemeci geride bırakır, ya da gerisinde kalırsınız, bu iki durumun dışında başka bir durum yoktur. Dünyevi musibetler omuzlarımıza yüklenen ağır yük misalidir. Allah teala insanları ve milletleri bu yükü kaldırmaları için bu sınava tabi tutar; bu dönemeçleri geride bırakmaları içindir ve böylece yüce mertebelere ulaşmalarına ve uygun ve şayeste konuma yerleşmelerine imkan sunar.

Gerçekte ilahi sınav, elverişli tohumları tarıma hazır toprağa serpen deneyimli bir bahçıvanın işi gibidir. Serpilen tohumlar doğal muhibetlerden yararlanarak yeşermeye başlar; zamanla sorunlarla mücadele eder ve sıkıntılarla savaşır; sert ve öldürücü soğuklara ve yakıcı sıcaklara karşı direnir ve zamanla güzel bir çiçeğe veya güçlü gövdesi olan bir ağaca dönüşerek bekasını sürdürür.

İran milleti bu ilahi sınavda gönül birlikteliğini ve dayanışmasını emsalsiz bir biçimde sergileyerek sel felaketinden etkilenen bölgelerde krizi giderdiler ve bu bölgelerde huzuru yeniden sağladılar. Hatta geçen sene deprem felaketini yaşayan Kirmanşah halkı onca sıkıntıya rağmen Gülistan eyaletinde sel felaketinden etkilenen vatandaşlara çadır ve diğer yardım malzemelerini gönderdiler. Kuşkusuz sel felaketinden etkilenen vatandaşlar, deprem sırasında yalnız bırakmadıkları bu insanların sevgi ve dayanışmasını asla unutmayacaktır.

Tüm bunlar yaşanırken, dünya liderliği ve insan hakları iddiasında bulunan Amerika devleti yurt dışında afetzede vatandaşlara insani yardım gönderilmesini engelledi. Amerika devleti bir yardım kurumu olan İran Kızılay Cemiyeti’nin banka hesaplarını kapatarak, uluslararası yardımların afetzede vatandaşlara ulaşmasına mani oldu. Ancak İran milletinin dayanışma seli bir kez daha Amerika’nın insanlık dışı uygulamasını silip süpürdü ve bütün dünyayı bu milleti takdir etmeye zorladı.012

Görüşler