Apr 16, 2019 07:15 Europe/Istanbul

Amerika İran İslam İnkılabının zaferinin ardından İslam Cumhuriyetinin kurulmasından sonra İran'a karşı hep hasmane bir tutum sergilemiştir.

Amerika Başkanı Donald Trump ise Amerika'nın eski başkanları ve hükümetlerinin izinden giderek İran aleyhinde açık açık düşmanlığını gösterip, hem başkanlık seçimi kampanyalarında hem de Beyaz Saray'a geldikten sonra bu yönde hareket etmiştir.

Trump birçok defa, İran aleyhinde sözlü saldırılarda bulunarak özellikle de 8 Mayıs 2018'de Bercam Nükleer Anlaşmasından çekilerek, bu anlaşmayı Amerika için en kötü anlaşma olarak nitelemişti. Donald Trump açık bir şekilde İran İslam Cumhuriyeti düzenini zayıflatmaya ve devirmeye yönelik tutum izlemeye başladı. Trump, Amerika'yı Bercam Nükleer Anlaşmasından çekip İran aleyhindeki nükleer yaptırımları yeniden hayata geçirerek, İran'da kaos oluşturmak ve yoksulluğun arttırılması hedefi ile yeni bir ekonomik savaşa girdi.

İran aleyhindeki yaptırımlar iki etap halinde yani Ağustos ve Kasım 2018'de uygulanmaya başlandı. Bu yaptırımlar tek yanlı olup Güvenlik Konseyinin 2231 sayılı kararları gibi uluslararası hukukun açık bir ihlali sayılıyor.

Amerika'nın İran karşısındaki yaklaşımı sırf, tehdit, zorbalık ve zorlamaya dayalıdır. Görünen o ki Trump'ın İran ile ilgili kararları Beyaz Saray'ın güvenlik sınırlandırmaları halkası gereği alınmaktadır. Bu halkada Trump'ın yanı sıra, Başkan Yarımcısı Mike Pence, Milli Güvenlik Danışmanı John Bolton ve Amerika Dışişleri Bakanı Mike Pompeo da yer almaktadır. Savunma Bakanı James Mattis'in Trump ile ihtilaflarından dolayı istifa etmesinin ardından, şimdi Patrick Shanahan Amerika savunma bakanlığının geçici başkanıdır. Patrick Shanahan sadece cari konular ile uğraşıp alınan kararlarda rolü olmayan biridir. Böylece Amerika'nın güvenlik halkası, İran ile düşmanlıkta uzun bir geçmişe sahip olan aşırı Amerikan devlet  adamlarından oluşmaktadır.

Amerika Milli Güvenlik Danışmanı John Bolton son zamanlarda İran'da yaşanan sel felaketinin ardından paylaştığı son Tweet'inde şöyle bir vurgulamada bulundu:" Biz, Tahran'ın kabul edilemez davranışını değiştirene kadar azami baskı uygulamayı sürdüreceğiz. "

Trump hükümeti bölgesel boyutta da 2017 Milli Güvenlik Stratejik Belgesi çerçevesinde İran'ın dizginlenmesi ve Batı Asya'daki siyasetleri ve girişimlerini değiştirmek için bölgesel koalisyonlar oluşturmaya yönelik geniş çabalarda bulunmuştur.

Washington sözde İran'ın terörizmi desteklemesi ve bölgesel siyasetleri gibi  tehditleri ile mücadele etmek bahanesi ile, Batı Asya'daki askeri varlığını izah etmek ve Amerikan askerlerinin Suriye ve Irak'taki varlığının devam etmesine zemin hazırlamaktadır.

Trump hükümeti İran siyasetlerinin bölge çapında tehdit sayıldığını iddia ediyor.

 

John Bolton bir başka Tweet'inde ise şöyle bir mesaj paylaştı:" İran çatışmalar ve istikrarsızlığa neden oluyor. Böylece bölgedeki nüfuzunu arttırması peşinde olup en az maliyetli girişimleri ile komşularını tehdit etmektedir. "

Esasında Washington'un Tahran aleyhindeki yasa dışı yaptırımlarının sebeplerinden biri de İran'ın bölgesel siyasetlerini yürütmek için gereken mali kaynaklardan mahrum bırakılmasıdır.

Halbuki İran'ın jeopolitik ve bölgesel gücünün ehemmiyeti ve İran'daki halk kesimlerinin destekleri göz önünde bulundurulduğunda, Amerika'nın İran'ın bölgedeki nüfuzunu azaltması isteğinin mantık dışı ve imkansız olduğu söylenebilir.

Amerika propaganda savaşı ve eşi benzer geçmişte olmayan ekonomik baskılar ile İran'ı kendi istekleri karşısında teslim edebileceğini düşünüyor.

Amerika'nın İran aleyhindeki hasmane tutumuna göre Donald Trump da Ağustos 2017'de Kongre'de onaylanan Amerika Düşmanları ile Yaptırım Yolu İle Mücade Etme-CAATSA yasasını imzalamasının yanı sıra, 8 Nisan'da da Beyaz Saray tarafından yayımlanan bildiriyi imzaladı. Bu bildiride İran İslam İnkılabı Muhafızlar Ordusu Amerika tarafından terörist gruplar listesine alındı.

Trump bu bildiride şöyle dedi:" Bu karar, Amerika Dışişleri Bakanlığının tavsiyeleri ile İran'ı sadece terörizmin hamisi olmadığını bunun yanı sıra bu ülkedeki Devrim Muhafızları Ordusunun da gereken bütçenin sağlanmasında rolü olduğunu ve terörizmi yönetim aracı olarak kullanmasını tanımak hedefi ile alınmıştır. "

Bu bildiride Amerika Başkanı, İslam İnkılabı Muhafızlar Ordusunu, İran hükümetinin dünyada terör faaliyetlerini yönlendirmek ve kullanmak doğrultusundaki en öneli aracı olarak niteledi.

Bu, Amerika'nın başka bir ülkenin resmi askeri kuvvetini terör örgütleri listesine aldığı bir ilktir. Trump bu bildiride İslam İnkılabı Muhafızlar Ordusunun terör örgütü olarak sayılmasının İran'a yönelik baskıların artmasına yol açacağını ümit ettiğini bildirdi.

Beyaz Saray'ın Milli Güvenlik Danışmanı John Bolton bu bildiriye tepki olarak paylaştığı Twitter mesajında şöyle dedi:" İslam İnkılabı Muhafızlar Ordusunun terör örgütleri listesine alınması gibi doğru bir kararın ardından artık herkesin İslam İnkılabı Muahfızlar Ordusuna her türlü desteğinin de tehlikeli olacağını anlamış olması gerekiyor. İran hala terörizmden Amerika ve ortaklarını hedef almak için yaralanmaktadır. "

Amerika Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ise Pazartesi günü Trump'ın bildirisinin yayımlanmasının ardından bir basın toplantısında, İran kurumları aleyhindeki hasmane tutumlarının devamında İran İslam İnkılabı Muhafızları Ordusunu terör örgütü olarak adlandırdı. Amerika Dışişleri Bakanlığının söylediğine göre İran ve Muhafızlar Ordusu dünyada terör eylemleri gerçekleştirmektedir." Pompeo sözlerine şunları da ekledi:" İran Kudüs Güçleri Komutanı Kasım Süleymani şiddet içeren yöntemler ile İslam İnkılabı ihracatını gerçekleştirmek istiyor. "

Amerika Dışişleri Bakanı Mike Pompeo Trump'ın Bercam Nükleer Anlaşmasından yasa dışı bir şekilde çıkma kararına değinmeden şöyle bir açıklamada da bulundu:" Beyaz Saray'ın hedefi İran'ı müzakere masasına yeniden oturtmaktır."

Amerika Dışişleri Bakanlığındaki İran masası sorumlusu Brian Hook ise Pompeo'nun basın toplantısının ardından  Beyaz Saray'ın terörist gruplarını desteklemesine değinmeden şöyle bir açıklamada bulundu:" Bu girişim, Amerika'nın İran'ın mali kaynaklarının kesilmesi için maksimum baskının bir parçasıdır.

Yasalara göre Amerika kongresi bu konunun Beyaz Saray tarafından ilan edilmesinin ardından bu kararı ret veya teyit etmesi için bir hafta zamanı vardır. Kongre bu yasal süre içerisinde bu karara karşı çıkmazsa, bu bildiri resmi olarak Amerika Federal Tescil İdaresi Bürosu tarafından yayımlanarak uygulama aşamasına geçilecektir.

Bu kararın çıkarılmasının zamanlaması ise Trump hükümetinin "Devrim Muhafızlar" gününün bir gün öncesi ve Siyonist elebaşısı Binyamin Netanyahu'nun zor günler yaşadığı bir dönemde Siyonist Rejim İsrail'deki genel seçimlerine denk gelmesi düşündürücü bir noktadır.

Amerika medyası ise daha önce Amerika Savunma Bakanlığı-Pentagon ve CİA'in Amerika hükümetinin bu kararına karşı olduğunu ve İranlı güçlerin Amerika aleyhinde operasyonlar gerçekleştirebilecekleri konusunda uyarılarda bulunduğu haberini vermişti.

Üst düzey Amerikan makamları Donald Trump'ın her daim İslam İnkılabı Muhafızlar ordusunun terör örgütü olarak tanınmasıده istediğini söylemişlerdi.

Wall Street Journal gazetesinin raporuna göre Amerika Ordusu Genelkurmay Başkanı Joe Dunford gibi bazı Pentagon makamlarının, bu kararın Amerika askeri güçleri için kaygı verici olduğunu söylediğini yazdı. Bu askeri yetkililer, İslam İnkılabı Muhafızlar ordusunun terör grubu olarak tanınmasının Batı Asya'da Amerikan güçlerine karşı şiddetin artmasına neden olacağını ve aslında İran ekonomisine de etki etmeyeceği konusunda uyarılarda bulunmuşlardır.

Politico Dergisi ise Amerikan yetkililerinden naklen, Trump'ın İslam İnkılabı Muhafızlar Ordusu kararını ele aldığı raporda bu kararın Pentagon'un konumunun gözardı edilmesi ile alındığını yazdı. Bu dergi ayrıca Pentagon'daki bir kaynaktan naklen İran'a baskıların arttırılmasından yana olan Amerika Milli Güvenlik Konseyi ve Amerika savunma bakanlığının üst düzey yetkilileri arasında şiddetli gerilim dolu bir dönemin yaşandığını yazdı.  

Amerika hükümetinin bu kararını destekleyenlerin karşısında duranlar ise İslam İnkılabı Muhafızlar Ordusunun İran'ın ekonomisindeki payından dolayı bu kararın İran'ın Avrupa ile olan ticaretini de etkileyeceğini düşünüyorlar.

Amerika'nın dışında, Washington'un bölgesel ortaklarından Suudi Arabistan, Bahreyn ve en önde de Siyonist Rejim İsrail, Trump'ın Devrim Muhafızlarını terör grupları listesine almaktan memnuniyet duyuyorlar. Siyonist Rejim elebaşısı Binyamin Netanyahu bu karardan memnuniyet duyduğunu açıklayarak şöyle dedi:" Bu kararı bizim ve bölge ülkelerinin lehindedir."

Binyamin Netanyahu Twitter aracılığı ile paylaştığı İbranice mesajda şöyle yazdı:" Trump, önemli isteklerimin bir başkasını da yerine getirdi."

Netanyahu şöyle dedi:" Biz İsrail, Amerika ve küresel barışı tehdit eden İran aleyhindeki işbirliklerimize tüm alanlarda devam edeceğiz.

Bu açıklamalara karşı ise Suriye, Lübnan Hizbullahı ve Hamas Trump'ın söz konusu kararını kınadılar. Suriye Dışişleri Bakanlığının bildirisinde Trump'ın bu kararının İran İslam Cumhuriyetinin hakimiyetine açık bir tecavüz olduğu yazılmaktadır.

6 Nisan'dan beri Trump'ın İslam İnkılabı Muhafızlar Ordusunun terör grupları listesine alınacağı söylentilerinin yayılması ile İran siyasi ve askeri üs düzey yetkilileri de bu alanda gerekli tutumları sergilemişlerdir.

İslam İnkılabı Muhafızlar Ordusu Başkomutanı Tümgeneral Caferi  daha önce Muhafızlar Ordusunun adının terör örgütleri listesine alınması ihtimali ile ilgili, Amerika'nın böyle bir girişimde bulunması halinde Batı Asya'da artık bugünkü huzura sahip olmayacağına vurgu yapmıştı.

Tümgeneral Caferi şöyle bir açıklamada bulunmuştu:"Amerikalılar böyle bir aptalca girişimde bulunup bizim milli güvenliğimizi tehlikeye atarlarsa, İran İslam Cumhuriyeti siyasetleri gereği biz de misillemelerde bulunup bu yöndeki girişimlerimize odaklanacağız."

İşte bu yüzden Trump'ın bildirisinin yayımlanmasının hemen ardından İran da hızlı ve misilleme niteliği taşıyan bir tepki çerçevesinde bu hasmane girişime tepkisini koymuş oldu. İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'ye ve Yüksek Milli Güvenlik Konseyi başkanına yazdığı mektupta, İran Milli Güvenlik Yüksek Konseyi'nin Amerika'nın Batı Asya'daki askeri güçlerinin İran İslam Cumhuriyeti'nin terör grupları listesine alınmasını önerdi.

Muhammed Cevad Zarif, Hasan Ruhani’ye gönderdiği bu önerisinde, sözlerini insan hakları ihlalleri ile mücadele yasasına  ve Amerika’nın bölgedeki maceracı ve terör girişimlerine dayandırdı. İran Milli Güvenlik Yüksek Konseyi de Devrim Muhafızları Ordusunun yaptırıma tabi tutulmasına tepki olarak bir bildiri yayımlayıp “ Amerika rejimini terörizmin destekleyicisi ve CENTCOM adı ile de bilinen Amerika Merkezi Komutanlığı ve ona bağlı tüm gruplarını, terör örgütü olarak tanıdığını bildirdi.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamenei de 9 Nisan Salı günü Devrim Muhafızları Ordusunun Amerika’nın sözde terör örgütleri listesine alınmasına tepki olarak Amerika’nın Devrim Muhafızları Ordusu ile düşmanlığının bu ordunun İran’ın savunma alanında ve Devrim sahasında öncülüğünden dolayı olduğunu söyledi.

Ayetullah Hamanei şöyle bir vurguda bulundular:” Amerikalılar Devrim Muhafızları Ordusu aleyhinde ve gerçekte İnkılap ve İran aleyhinde planlar yaptıklarını zannedip boş işler ile uğraşıyorlar. Tabi bu habasetler ve kötülükler bir yere varamayacaktır. “

İslam İnkılabı Lideri, Devrim Muhafızları Ordusunu “ Düşman ile mücadelede ön cephede yer alan belirgin bir düzen” olduğuna değinerek bu ordunun hem operasyonel alanda düşmanlar ile sınırlarda ve hatta binlerce kilometre uzaklıkta yer alan Hz. Zeynep sa’ın türbesinde bile ön saflarda yer aldığını ve hem de siyasi alanda düşman ile mücadelede aktif olduğunu söyledi.

İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ise Salı günü yaptığı açıklamada Amerika’nın Devrim Muhafızları Ordusunu terör örgütü listesine alarak, İran milleti karşısındaki yenilgisini ve kinini telafi etmek istediğini söyledi.

İran İslami Şura Meclisi Başkanı Ali Laricani ise milletvekilleri ile beraber, sembolik bir girişimde bulunarak 9 Nisan Salı günü Devrim Muhafızları Ordusu üniformaları ile meclis oturumuna katıldılar.

İran İslam Şura Meclisinde 200’ü aşkın milletvekili de acil bir karar ve tasarı ile Batı Asya’da faaliyet gösteren Amerika’nın tüm istihbarat ve güvenlik güçlerinin terörist olarak ilan edilmesini istediler. Bu konu ile başka bir tasarıda ise şöyle yazılmıştır:” İran İslam Cumhuriyeti, Amerika rejimini, terörizmin hamisi ve Amerika Merkezi Komutanlığı-CENTCOM’u ve bu merkeze bağlı tüm güçlerini de terör grubu olarak tanımakta olup böylece dünyadaki tüm silahlı kuvvetlere özellikle de özgürlükçü ve cihadi gruplar ve ordulara Batı Asya bölgesinde Amerika güvenlik ve askeri güçleri ile karşılaştıklarında askeri misillemede bulunabileceği hakkını veriyor. Onları yakaladıkları durumda ise yargılanmak üzere İran İslam Cumhuriyeti’ne teslim edebileceklerdir.”

Görüşler