Aug 30, 2019 17:38 Europe/Istanbul
  • Terörizm ile Mücadele Günü-2

Sohbetimizin son bölümünde Amerika'nın terörizmi diğer ülkelere karşı bir araç olarak kullanmasını konu edineceğiz.

Son yıllarda bölgede yaşananlar başta Amerika olmak üzere sultacı güçlerin terörizmi ve radikalizmi kendi hedeflerine ulaşmak için bir araç olarak kullandıklarını gösteriyor. 

Terörizm ve radikalizm sadece İran İslam Cumhuriyeti, Türkiye,  Afganistan, Pakistan, Irak ve Suriye için değil tüm dünya barışı ve güvenliği için tehdittir. 

İran İslam Cumhuriyeti açısından terörizm ve güvensizlik sorununun çözümü farklı farklı etkenlere bağlıdır. Bu etkenlerin en önemlisi de yabancı güçlerin müdahaleleri ve nüfuzunun kesilmesi ve bölge ülkelerinin iş birliğinin arttırılmasıdır. 

İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei 2015 yılında Batılı gençlere hitaben insanlığın şiddet ve radikalizm bataklığına saplanması ve nedenleri ile ilgili bu alanda bakış açısının değiştirilmesi hususunda iki mektup yazdılar. 

İslam İnkılabı Rehberi bu mektuplarında Amerika ve Batı'nın terörizm ile  mücadeledeki çelişkili siyasetlerine, İslam alemine yapılan askeri saldırı ve de Filistin'deki kan dökme sürecine değinerek şiddet yanlısı düşünce ile mücadeleye vurgu yapmaktadırlar. 

Terörizm kavramı aynı şekilde tanımlanmasa da günümüzde birçok ülke hükümetlere ve yönetimlere her türlü karşı çıkmayı bir terör örneği olarak göstermektedir. Ancak verilen tanımlara göre terörizm kelimesi kavram olarak bir kişi veya grubu korkutmaya ve dehşet yaratmaya yönlendirmektir. Tüm bu tanımlarda sadece silahlar, korku yaratma aleti olarak belirlenmemektedir. Silahların yanı sıra korkuya yol açan her girişim de terör aracı sayılmaktadır. Ancak tüm bu tanımlara rağmen gerçek teröristin kim olduğu temel bir sorundur. 

Yıllar önce َABD yeni bir terörizm akımını başlatmış oldu. O günden itibaren küresel düzeyde sık sık görülen bu terörizm şekli ekonomik terörizmdi. Bu çerçevede İran İslam Cumhuriyeti her daim Amerikan ekonomik terörizminin asıl hedeflerinden biri haline gelmiştir. Bu terörizm son yıllarda daha şiddetli bir şekilde uygulanmaya başlanmıştır. 

Bu süreç içerisinde ise Amerika tek taraflı siyasetleri ve yasa dışı yaptırımları ile uluslararası toplumun toplumsal ve ekonomik gelişme gidişatını ciddi sorunlar ile karşı karşıya bırakmıştır.

İran İslam Cumhuriyeti dışişleri bakanı Muhammed Cevad Zarif, Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Konseyi oturumunda yaptığı konuşmada Amerika'nın ekonomik terörizmi ile ilgili şöyle bir açıklamada bulundu: "Amerika'nın İran halkı aleyhindeki yasa dışı yaptırımları, Birleşmiş Milletler Teşkilatı Güvenlik Konseyi'nin 2231 sayılı kararının ihlali sayılmasının yanı sıra İran ve birçok komşu ülkede sürdürülebilir kalkınma yolunda da ciddi tehditler oluşturmuştur. "

İran İslam Cumhuriyeti dışişleri bakanı Zarif kalkınma yolundaki engeller hususunda terörizmin bölge dışı hamileri tarafından oluşturulan güvensizlik ve tehdit dolu ortama da değindi. Muhammed Cevad Zarif, bu sürece karşı mücadelede, dünya ülkelerinin çok taraflı anlaşmalara bağlı kalmasını ve ekonomik gelişmenin ve sürdürülebilir kalkınmanın sağlanması için uygun zemin oluşturulması doğrultusunda iş birliği yapılmasını istedi. 

Rusya haber ajanslarından Sputnik Amerika'nın estirdiği ekonomik terörizme, analizinde yer vererek şöyle bir yazı paylaştı: " Amerikanlar bugün sınırları aşarak ekonomik terörizm aracından Çin, Hindistan, Rusya ve Venezuela aleyhinde yararlanmaktadırlar. Amerikalılar bugün yasalarını küresel ve BMT kurallarından daha üstün görmektedirler. Onlar uluslararası çevrelerin kararlarına aldırmadan diğer ülkeler aleyhinde yasalar çıkarıyorlar. Daha ilginci ise Birleşmiş Milletler Teşkilatı gibi küresel çevreler de Amerika'nın bu yaptırımlarına boyun eğiyorlar. "

Sputnik haber ajansı açısından terörizm ile mücadele etmek için daha ne kadar IŞİD ve El Kaide gibi terör örgütü oluşturulmalıdır? Daha ne kadar ülke Amerika'nın ekonomik terörizmi hedefi olmalıdır? Ne zaman bu ekonomik terörizme dur demek gerekiyor? 

Bu haber ajansı analizinin devamında şöyle yazıyor: "Hedef ekonomik terörizmin en iyi derecede devam etmesidir. Onlara göre böylece İran gibi ülkeleri karşılarında diz çöktürebileceklerini düşünüyorlar. Ancak İranlılar bu gibi baskılar ile boyun eğecek olsaydı zaten çoktan bu kırk yıl içerisinde teslim olurdu. "

İşte önemli olan nokta da İran gibi ülkelerin terörizm karşısında hiçbir şekilde boyun eğmemesidir. İran İslam Cumhuriyeti bölgede IŞİD ve El Kaide gibi ülkeleri yok ettiği gibi ekonomik terörizminin ayaklarını da kıracaktır. İran İslam Cumhuriyeti tüm büyük engellere rağmen kendi milli ilkeleri ve öncelikleri çerçevesinde Amerika'nın tüm ekonomik terör girişimleri karşısında direnmiştir. Ancak unutulmamalıdır ki dünya ülkeleri bugün Amerika'nın ekonomik terörizmi karşısında sessiz kalırlarsa yarın öbür gün de Amerikan ortakları bile bu terörizmden paylarını alıp zarar göreceklerdir. 

Gerçekte terörizm farklı şekilleri ile Amerika ve ortaklarının kimi bölgesel saldırgan ve şirret rejimleri iş birliği ile oluşturuldu. Amrika'nın yeni terörizmi ise 11 Eylül 2001 olayından sonra Afganistan'dan başladı. Daha sonra ise Irak'ın işgali ve NATO'nun müdahaleleri ile ciddi şekilde izlenen bir strateji haline geldi. 

İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Seyyid Ali Hamanei fıkıh dışı beyanatlarında bu hususta şöyle buyurmaktadırlar: "IŞİD'i oluşturarak bunu Suriye ve Irak halkına zulüm ve cinayet yapma aracına dönüştüren eller, bugün de bu bölgelerde yenilgiye uğrayarak IŞİD'i Afganistan'a taşımak istiyorlar. Orada yaşanan katliamlar da aslında bu planın başlangıcıdır. " 

Avrasya Araştırmalar Merkezi Müdürü Manuel Oxen-reiter, Suudi Arabistan'ı Batı Asya ve hatta Batı ülkelerinde aktif teröristlerin  " en zor" ve "en tehlikeli"  hamisi olarak tanımlamaktadır. 

Bu Alman analist Batılı ülkeler ve Suudi Arabistan arsındaki iyi düzeydeki ilişkileri hatırlatarak şöyle bir değerlendirmede bulundu: "Suudi Arabistan Batı Asya ve Batı ülkelerinde aktif terör örgütlerinin en önemli hamisidir. Halbuki Batılılar bu ülkeyi terörizm ile savaşlarında önemli bir ortak olarak görmektedir. "

El Kaide ve Taliban gibi örgütler, Saddam'ın Baas Rejimi ve radikal grupları desteklemede tanınan ülkeler olan Amerika'nın bölgesel ortakları son yıllarda da aynı tip terör örgütlerini desteklemeye çalışarak İran'ı güvensizleştirmek istemişlerdir. İran İslam Cumhuriyeti gerçekte son kırk yılda terörizm ve radikalizmin en önemli kurbanlarından olurken bu şom olgu ile mücadele etmek için ağır maddi ve manevi masraflar ödemiştir. İran İslam Cumhuriyeti 17 bin terör kurbanı ile her ülkeden daha çok terörizm ile mücadele etmek ve terör örgütlerinin köklerini kazımak istiyor. 

Amerika ise her daim dünyada ve bölgedeki denklemlerde yıkıcı ve kriz yaratıcı bir aktör olarak görülmektedir. Amerika El Kaide ve daha sonra da IŞİD gibi terör örgütlerini destekleyip palazlandırarak Batı Asya'yı dünyanın kriz ve savaş alanına dönüştürerek yaklaşık on yıldır Suriye ve Irak'ı savaş ve terörizm ile uğraştırmaktadır.

 Amerika başkanı Donald Trump ise tehditlerinin ve temelsiz iddialarının devamında İran İslam Cumhuriyeti'ni terörizmin hamisi olarak tanıtmış ve komik bir girişimde bulunarak bölgede terörizm ile mücadele kahramanı olan İslam İnkılabı Muhafızlar Ordusunu terör örgütleri listesine aldı. 

Amerikan Boston Globe gazetesi Washington'un terörizm ile mücadeledeki çifte standartlı siyasetlerini eleştirerek şöyle bir yazı paylaştı: "İran'ın terörizmi desteklemekle suçlanmasının nedeni Amerika'nın sultacılığı ve müdahalelerine karşı çıkmasıdır. Bu İran'ın tek suçudur."

Son yıllarda dünyanın farklı noktalarında terörizm ile mücadele bahanesi ile yaşanan acı olaylar da kimi devletlerin terörizme karşı çifte standartlı siyasetlerinin sonucudur. Bu devletler terörizm ile mücadele bahanesi ile belli siyasi hedefler peşinde koşmaktadırlar. Bu sultacı güçler, teröristleri iyi ve kötü olmak üzere ikiye ayırıp onları araç olarak kullanıyorlar. Bu çifte standartlı yaklaşım o kadar gelişmiştir ki artık herkes Amerika ve Washington ortaklarının teröristlerin gerçek hamisi olduğunu anlamıştır. 

Görüşler