İran’da İslam inkılabı zafere kavuştuğu günden bu yana, Amerika’da başkanlık seçim kampanyalarının en önemli gündem maddelerinden biri İran’a karşı nasıl bir tutum izlemek gerektiği olmuştur.

Bir yıl önce ve aylarca süren gürültülerin ardından sonunda Amerika’da başkanlık seçim sonuçları açıklandı ve tüm tahminlere ve anketlerin sonuçlarına rağmen Donald Trump beyaz sarayın vizesini kazandı. ancak bu gelişme, Amerika’nın İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik düşmanlıklarında yeni bir sayfanın açılmasına yol açtı.

Amerika Başkanı Donald Trump Amerika ile İran arasında son yıllarda en önemli tartışma konusu olan nükleer mesele hakkında yaptığı açıklamalarında defalarca İran ve 5+1 grubu arasında imzalanan ve Bercam adı ile anılan nükleer anlaşmayı Amerika için facia bir anlaşma niteledi. Trump Amerika yönetimi naçizane puanlara karşı İran İslam Cumhuriyeti’ne büyük tavizler verdiğini iddia etti.

Amerika Başkanı Trump defalarca İran ile imzalanan nükleer anlaşmaya açıkça karşı çıkarak bu anlaşmanın maddelerini Amerika’nın lehine değiştirmeye çalışacağını ve Amerika’nın İran İslam Cumhuriyeti’ne dayattığı şimdiki yaptırımları iki üç kat ağırlaştırarak İran’ı yeniden müzakere masasına oturmaya zorlayacağını vurguladı.

Amerika Başkanı Trump demokrat partinin nihai adayı Hillary Clinton ile çıktığı ilk TV münazarasında Bercam nükleer anlaşması korsan İsrail’in güvenliğini tehlikeye attığını iddia ederek bu anlaşma Hillary Clinton’un dış politikasının sonucu olduğunu belirtti. Trump’a göre İran nükleer anlaşmaya varıldığı anda Amerika’nın yaptırımları yüzünden en kötü şartlar altında bulunuyordu, fakat Bercam nükleer anlaşması İran’ı büyük bir güce dönüştürdü.

Trump ikinci TV münazarasında da çıktığı rakibi karşısında İran’ı terörün hamisi olmakla suçladı.

Amerika Başkanı Donald Trump seçim kampanyaları sırasında çıktığı son TV münazarasında da Amerika yönetiminin Ortadoğu bölgesine yönelik politikalarını eleştirerek, Obama ve Clinton’un izlediği politikalar İran’ın güçlendirdiğini ileri sürdü. Trump, bölge gelişmelerinin tek kazanan tarafı İran İslam Cumhuriyeti olduğunu ve İran hali hazırda bölgesel bir güce dönüştüğünü belirtti.

Böylece 2017 yılında tehdit ve yaptırım bir kez daha Amerika’nın İran’a karşı hasmane politikalarının anahtar sözcükleri oldu.

Amerika temsilciler meclisi dış ilişkiler komisyonu Başkanı Ross Letenin Mart 2017’de temsilciler meclisi dış ilişkiler komisyonunda, Amerika İran’ın balistik füze programını gözden geçirmesi için felç edici yaptırımları uygulayacağını belirtti.

Bu çerçevede Amerika hazine bakanlığı Donald Trump beyaz saraya girdikten bir kaç ay sonra ve 17 Mayıs tarihinde İranlı ve yabancı yedi gerçek kişiyi ve firmayı İran’ın füze programı ile bağlantılı oldukları bahanesi ile yaptırım listesine aldı. Amerika yönetimi aynı eğilim doğrultusunda 18 Temmuz tarihinde de yine 18 gerçek ve tüzel kişiyi İran’ın füze programı ve benzer bahanelerle yaptırım listesine ekledi.

Amerika temsilciler meclisi hasmane tutumunun devamında 25 Temmuz tarihinde İran’a karşı geniş kapsamlı yaptırım yasasını 419 olumlu oyla onayladı. Amerika senato meclisi de söz konusu yasaya 98 olumlu oy verdi. Öte yandan Amerika Başkanı Trump da Ekim 2017’de İran’a ve nükleer anlaşmaya karşı yeni stratejisini açıkladı. Trump açıklamasında Bercam nükleer anlaşması gerekli olduğunu, ama yeterli olmadığını ileri sürdü. Trump’a göre Bercam nükleer anlaşması bölgede İran’ın istikrarı bozan uygulamalarına ve müdahalelerine yol açan bir belgedir. Buna göre Trump İran’ı yeniden müzakere masasına oturtmak için Bercam üzerinden ve özellikle nükleer konu ile ilgili olmayan yaptırımlardan yararlanmaya ve Bercam için belirlenen gözetim kapasitelerinden de başka ülkeleri İran ile işbirliği yapmamak üzere baskı altında tutma yolunda yararlanmayı ciddi olarak gündemine aldı.

Amerika Başkanı Trump’ın bu yönde izlediği politikanın bir bölümünü İran’ı bölgede teröre destek vermekle suçlamak ve İran’ın bölgede direniş gruplarına mali desteklerinin kesilmesini talep etmek gibi başlıklar oluşturdu. İran’ın füze programı da Trump’ın İran’a karşı izlediği baskı politikasında yer alan bir başk ciddi başlıktı.

Trump yönetimi ayrıca Bercam nükleer anlaşmasının geleceğini muğlak ve belirsiz hale getirerek yabancı yatırımcıların İran ekonomisine girme cesaretini kırmaya çalıştı. Gerçekte Trump yabancı yatırımcıların İran’a gelmekten vaz geçmeleri sağlayarak pratikte İran’ı Bercam nükleer anlaşmasında belirlenen çıkarlarından mahrum etmeye ve böylece Tahran yönetimini Bercam’dan çekilmeye zorlamaya çalıştı.

Gerçekte Trump’ın Bercam nükleer anlaşmaya bakışı defalarca vurguladığı gibi bu anlaşmayı yeniden müzakereye açmaktır. Ancak Trump bu talebini gündeme getirince bu kez Bercam anlaşmasına taraf olan BM güvenlik konseyinin diğer daimi üyeleri ve Almanya’nın sert eleştirileri ve muhalefeti ile karşılaştı.  Trump’a karşı çıkan bu ülkeler Bercam nükleer anlaşması uluslararası bir anlaşma olduğunu ve ayrıca BM güvenlik konseyinin kararnamesi ile desteklendiğini ve bu yüzden kolay kolay yeniden müzakereye açılması veya muhtemelen feshedilmesinden söz edilemeyeceğini vurguladı.

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ise Amerika Başkanı Trump’ın konuşmasından sonra bir TV kanalında canlı yayına çıkarak Trump’ın sözlerinde küfür, hakaret ve İran milletine yönelik bir avuç mesnetsiz iddiadan başka bir şey bulamadığını söyledi. Cumhurbaşkanı Ruhani şöyle devam etti: bundan böyle sizden başka beklentimiz yoktur. Zira bu yalan iftiralarla İran milleti için geçmişe göre daha da sıkı bir şekilde birlik ve vahdet içinde olmamız gerektiği aşikar oldu. Ruhani, Amerika’ya güvenilemeyeceği meselesi şimdi daha da belirgin hale geldiğini vurguladı.

Amerika Başkanı Trump politikaya ticaret açısından bakıyor ve bu bakıştan hareketle İran ve Airbus firması yolcu uçağı alımı üzerine müzakerelere başladığı sıralarda Bercam nükleer anlaşmasına karşı çıkmaya başladı. Trump Amerika yönetimi İran’a 150 milyar dolar para verdiğini, fakat İran Boeing firmasının yerine Airbus firmasından uçak satın almak istediğini iddia etti.

Amerika Başkanı Trump’ın İran’la ilgili politikası 2017 yılında Amerika ile Çin, Rusya ve Avrupalı müttefikleri arasındaki ilişkilerde de gerginliklere yol açtı. Dünyanın büyük güçleri Trump’ın Bercam’ın düzeltilmesi veya yeniden müzakereye açılması talebini hemen reddetti. Avrupa troykası olan Almanya, İngiltere ve Fransa ortak bir bildiri yayımlayarak Trump’ın kararını tehlikeli niteledi ve İran ile imzaladıkları anlaşmaya bağlı olduklarını ilan etti. Avrupa troykası, bu anlaşmanın BM güvenlik konseyinde de oybirliği ile onaylandığını belirterek Trump yönetimi ve ABD kongresinden Bercam nükleer anlaşmasını zayıflatacak her türlü adımdan önce bu adımın Amerika ve müttefiklerinin güvenliğini nasıl etkileyeceğini bir kez daha düşünmelerini istedi.

UAEK genel müdürü Yokio Amano da Bercam nükleer anlaşmasının uygulanmasıyla ilgili 9 raporunda Trump’ın yaftalarını ortaya çıkardı ve İran bu anlaşmaya yüzde yüz bağlı kaldığını ilan etti.

Amerika yönetimi 2017 yılında Bercam nükleer anlaşması ile ilgili husumetinden başka bir çok alanda İran’a karşı hasmane tutumunu sürdürdü. El Monitor haber sitesinin raporuna göre 2017 yılında münafıklar terör örgütü Washington’da ve beyaz saraya yakın bir semtte büro açarak İran milleti aleyhinde yoğun lobi faaliyeti yürüttü. Bu doğrultuda Amerika’da İranlıların sözde milli konseyi Başkanı Terita Parsi, El Monitor’a yaptığı açıklamada, Trump’ın edebiyatı ve ilk yurt dışı ziyaretini Arabistan’a yapması, çatışmanın muhtemel olduğunu gösteren işaretler olduğunu belirtti.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei şehit aileleri ile görüşmesinde Amerika Başkanı Trump ve diğer Amerikalı yetkililerin hasmane ve tehdit içerikli sözlerine işaretle bu sözleri bir dizi yafta niteleyerek şöyle buyurdu: Amerika başkanının yaftaları yeni bir konu değildir, zira İran İslam Cumhuriyeti nizamı ta baştan türlü komplolarla karşı karşıya bulunmuştur, fakat İran milletinin düşmanları hiç bir halt edememiştir.

Gerçekte Amerika Başkanı İran milletinden duyduğu öfkeyi bir dizi muğlak ve mesnetsiz suçlamalar ve Bercam nükleer anlaşmasına muhalefet ederek göstermeye çalışıyor. Ancak İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’nin de defalarca vurguladığı üzere bu tür hesaplar, İran’ı amaçlarına ulaşma bahanesi yapmak isteyen bir nevi geri zekalılığın ürünü olabilir. gerçekte Trump bu tür ahmakça tutumları ve açıklamaları ile İran ve Amerika’nın mazisi ve şimdiki durumları hakkında gerçekçi bir idrake de sahip olmadığını ortaya koydu. İran hatta İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’nin tabiri ile Obama Amerika’nın demir yumruğunu kadife eldivenin içinde sakladığı ve değişimden dem vurduğu günlerde bile bu sözlerden sevince kapılmadı, nitekim şimdi de Trump gibi bir popülist ve fırsatçı başkanın tehditlerinden ve yaygaralarından korkmayacağı kesindir.

Jan 03, 2018 20:26 Europe/Istanbul
Görüşler