“İslam inkılabı sanatı” İran milletinin inkılapçı itirazları ve protesto eylemlerinin tırmanmaya başlaması ile birlikte, halkın inkılapçı hareketi ile eşgüdümlü hareket eden bazı Müslüman sanatçılarca şekillenmeye başlayan bir sanat tarzıdır.

Bu sanat İran’da Şubat 1979 tarihinde İslam inkılabı zafere kavuştuktan sonra “inkılap sanatı” olarak adlandırıldı.

İran’da inkılap sanatının doğuş sürecini İran tarihinde sanat ve kültürün en parlak dönemlerinden biri nitelemek mümkün.

Bu dönemin sanatçıları İranlı – İslamî eski sanat temellerini ve ilkelerini ustaca okuyarak çağdaş sanatların ilkeleri ve temelleri ile uygun ve uyumlu hale getirdiler ve böylece İranlı sanatın unsurlarını kullanarak İslamî kültürle eşgüdümlü olan manevi atmosferin temelinde İslam inkılabı sanatının çerçevesinin temelini atmaya çalıştılar.

Peki ama, bu sanatın şekillenmesinin tarihi seyri nasıl gelişti, dersiniz?

İran toplumu despot Pehlevi rejiminin son yıllarına doğru hızla Batılılaşma noktasına doğru ilerliyordu. Gerçi o yıllarda bazı sanatçılar geçmiş gelenekleri ile var olan bağları koruma yönünde çaba sarf ediyordu, fakat şah rejimi ve hakim sınıf Batı kültürünü ve sanatını taklit etmekte ve İran milletinin yaşam tarzını bu yönde değiştirmek ve Batı sanatını yaygınlaştırmakta kararlı görünüyordu. Nitekim Pehlevi rejimi Batı dünyasında son gelişmelere paralel olarak İran sanatını modernite temelinde şekillendirmeye çalışıyor ve sanatçıları da sanat tarzlarını bu modele göre geliştirmeye teşvik ediyordu.

Aslında dünyanın her yerinde ve her zaman gerçekleştirilen devrimlerin ve inkılapların en önemli sonuçlarından biri, devrilen rejimle tüm bağları koparmak ve o rejimle her türlü bağlantıyı reddetmektir. İran İslam inkılabı da bu durumdan müstesna değildi ve Pehlevi rejiminde sanat alanında yaygınlaştırılmaya çalışılan modernite, inkılapçı sanatçıların asla benimsemediği bir durumdu. Geçmişten kopma elzemi, yeni bir toplum inşa etme ve bunun yanında sanatta da bir nevi idealist yaklaşımı hayata geçirme konusunda bir dönüm noktası oldu. Örneğin eğer Pehlevi döneminde sanat ve edebiyat eserlerinde bir nevi tarihi kudsiyet ve rivayet ilgi ile karşılandıysa, inkılabın ilk yıllarında anti tarihi rivayet eğilimi şekillenmeye başladı, ki bu eğilim İslam inkılabının nihai hedeflerini takviye etme yönünde idealizmin propagandasını yapıyordu. Böylece yavaş yavaş inkılabın “halkçı sanatı” Pehlevi rejiminin propagandasını yaptığı modern sanatın yerini almaya başladı.

Aslında bu sanat hareketinin teorik köklerini 1941 yılından sonra İranlı sanatçıların arasında yaygınlaşan ve itiraz sanatı şeklinde gelişen solcu düşüncede bulmak mümkün. İran’da bu akım 1953 yılında gerçekleştirilen darbenin ardından kara edebiyat ve sanat çerçevesinde şekillendi ve o yıllardan sonra dergilere çeşitli kalıplarda yansımaya başladı. Ta ki 1975 yılında bazı sanatçılar şah rejiminin halk karşıtı uygulamalarını ciddi bir şekilde eleştirmeye başladı. Bu hareket üniversitelerin genç mezunları ve öğrencileri tarafından başlatıldı ve rejimin resmi sanat akımını sorgulamaya başladı.

İslam inkılabının doruk noktasına ulaştığı günlerde bu eğilimi benimseyen bir çok sanatçı, ister dini eğilimi olsun ister olmasın, hep birlikte ve el ele vererek şahın despot rejimine karşı direnişe geçti ve kısa bir sürede bir çok esere imza attı. Bu sanatçılar nerede imkanlar el verecek olursa inkılapçı eserlerini sergilemeye başladı. Örneğin inkılap ilkelerinden etkilenen öğrencilerin görsel eserleri 1979 yılının Şubat ayının başında, o günlerde genç inkılapçı güçlerin ilgi odağında olan mekanlardan biri sayılan İrşad Hüseyniyesi’nde sergilendi. Sergi halk tarafından ve sanatseverlerce büyük ilgi gördü.

Sergide sergilenen eserlerin ana temaları dini ve ahlaki meseleler, yoksulluk ve sosyal adaletsizlik, inkılap şiarları ve emperyalizmle mücadele gibi temalardı ve halk bu eserleri izleyebilmek için uzun kuyruklar oluşturdu.

Öte yandan bu eserler ülkenin dört bir yanında açılan sergilerde halkın ilgisine sunuldu. Kum, İsfahan, Şiraz, Ahvaz, Kirmanşah ve Tebriz gibi büyük şehirlerde düzenlenen bu sergilerde eserlerini sergileyen sanatçılar sanatı sırf aydın kesime özel ve halkla bütünleşemeyen bir durumdan kurtarmak ve halk kitleleri ile irtibat kurmasını sağlamaya çalışıyordu.

Gerçi o günlerde inkılapçı yaklaşımlar adeta güçlü bir motor gibi çalışarak sanatın yönünü Pehlevi rejiminin belirlediği yönden saptırarak doğru yöne çevirmeye başladı, ama yine da o günlerden geriye kalan eserlere bakıldığında bu eserlerin geniş kapsamlı ve güdümlü bir politika ekseninde şekillendiği söylenemez. Bir başka ifade ile gerçi inkılap sanatı o dönemde genç kuşağın arasında başta olmak üzere sanatçı kitleleri arasında büyük bir şevk ve coşku ile şekillendi ve kök saldı, fakat bu sanat organize bir sanat olmaktan ziyade daha çok inkılapçı ruhun ürünü olan ve kendiliğinden şekillenen bir sanattı. Bu durum, dayatılan 8 yıllık savaşın son bulması ve ülkede nisbi huzurun sağlanmasından sonra sanatın bu dalı hayatını sürdürmesine katkı sağlayamadı.

Bu arada önemli bir noktayı hatırlatmakta yarar görüyoruz, o da şu ki sanatın halkçı olması ve bir başka ifade ile herkesin anlayabildiği bir sanat olması,inkılapçı değerlerin temelinde propaganda niteliğinin yanında, tarihin en büyük inkılaplarının ortak göstergesidir ve sadece İran İslam inkılabına özel bir durum değildir. Nitekim Meksika, Küba ve diğer devrimlerden doğan sanatta da bu özelliği açıkça görmek mümkün.

Ancak İran İslam inkılabı ile 20. Yüzyılda gerçekleşen diğer devrimlerin arasında temel bir farklılık söz konusudur, o da şu ki 20. Yüzyılda gerçekleşen diğer devrimlerin kendi tarihlerinde  kendi ütopyaları yoktu ve daha çok toplumsal inançları ve ülkülerine dayanıyordu. Oysa İran İslam inkılabı kendi geleceğini tanımlamak için geçmişinden ve İslamî kimliğinden yararlanıyordu ve ülkülerinin başında da dini gelenekleri yeniden yaşatmak yer almıştı.

Bu arada İslam inkılabı sanatı sanatsal üretme biçimlerinde muhteva farklılığına karşın, inkılapçı ve propaganda ülkülerine göre hemen hemen diğer devrimlere benzer bir inkılap olduğu ve İranlı sanatçılar da inkılabın ilk yıllarında dış görünüşü ve şekli diğer ülkelerin sanatçılarına benzer sanat eserleri ürettikleri belirtilmelidir.

Feb 13, 2018 20:20 Europe/Istanbul
Görüşler