Geçen bölümlerde belirtildiği üzere, Suud rejimi Amerika ve BAE’nin destekleri ve Yemen’in istifa eden kaçak Cumhurbaşkanı Mansur Hadi’yi yeniden iktidarın başına getirme bahanesi ile Mart 2015’te Yemen topraklarına saldırdı ve bu ülkeyi karadan, havadan ve denizden kuşatma altına aldı.

Şimdi ise bu savaş Yemen’in Güney bölgelerinde ve özellikle önemli bir kent olan Aden kentinde Arabistan ve BAE’nin himayesi altında bulunan güçlerin arasında şiddetli çatışmalara dönüşerek devam ediyor.

Ensarullah hareketinin amaçları ve araçları sosyal, siyasi, coğrafi ve iktisadi olmak üzere çeşitli kategorilere ayrılabilir. Tüm bu kategorilerde Ensarullah hareketi, kendisinin ve sosyal tabanının kesin hakkı olarak tanımladığı hakları gerçekleştirmeyi amaçlıyor. Örneğin coğrafi açıdan Ensarullah hareketi kontrolü altında bulunan toprakları Kızıldeniz’e bağlamak istiyor. Yine bu harekete göre Yemen’de her türlü ciddi çözüm yolunda Ensarullah hareketinin siyasi yönetimde siyasi hakları gözetilmesi gerekiyor. Bu çerçevede hali hazırda askeri imkanlar, Ensarullah hareketinin en önemli imkanı sayılıyor.

İran’ın stratejik etüt merkezi dış politika etüt masası uzmanlarından Dr. Ahmedian bu süreçleri şöyle değerlendiriyor:

Yemen savaşı, Ensarullah hareketi Yemen gelişmelerinde etkili ve eksen konumda bir aktör olduğunu ve olmaya da devam edeceğini ortaya koydu. Bu bağlamda Yemen için, içinde Ensarullah hareketi temel rolü ifa etmediği hiç bir siyasi gelecek düşünülemez. Tarihi açıdan bakıldığında da Zeydiye her zaman Yemen’de iktidarın bir parçası olmuştur. Ensarullah hareketi ise hali hazırda Zeydiye’nin temel gücü sayılıyor. Bir başka ifade ile Ensarullah hareketi Yemen gelişmelerini, içinde bu hareketin yer almadığı Yemen için hiç bir geleceğin düşünülemeyeceği yöne çevirmiş bulunuyor.

Aslında bugün Ensarullah hareketi oldukça gergin ve sorunlu bir siyasi ve operasyon ortamın ortasında yer alıyor, gerçi bunun anlamı, Yemen’de sadece Ensarullah hareketi sorun yaşadığı değildir. Nitekim Ensarullah hareketinin rakipleri ve düşmanlarının sorunları en azından bazı alanlarda daha geniş ve daha ağır olduğu söylenebilir.

Siyaset çevreleri Suud rejiminin Yemen bataklığından daha az bedel ödeyerek kurtuluş yolu aradığını belirtiyor. Bu arada Suud hanedanı Amerika devletinin bu meselede değişken bir tutum izlediğini ve belli bir stratejiyi izlemediğini ve hatta Yemen’de insani facia yüzünden Suud rejiminin Yemen’e yönelik askeri operasyonlarını fazla eleştirdiğini ve bu yüzden İngiliz diplomasisi bu hanedanın işine daha fazla geleceğini düşündüğü belirtilmelidir.

Gerçekte Suud rejimi Yemen ordusu ve Yemen halk güçleri karşısında art arda hezimete uğraması ve ağır kayıplar vermesi ve dördüncü yılına girdiği halde Yemen saldırısında istediği hedeflere ulaşamaması yüzünden şimdi Yemen bataklığından kurtulmak için her türlü çözüm yolunu bulanlara taviz vermeye hazırdır ve bu doğrultuda şimdi İngiltere’ye sarıldığı anlaşılıyor.

Londra’da yayımlanan Ray El Yom gazetesi bu haberi yayımlayarak, Suud rejimi doğrudan İngiltere yönetiminden yardım talep ettiğini belirtti. Gazete, Suud rejimi Londra yönetiminden Yemen’de içine düştüğü karmaşık durumdan bir kurtuluş yolu bulmasını ve bu rejimi kurtarmasını istediğini kaydetti. Bazı güvenilir kaynaklar da Ray El Yom gazetesine verdikleri demeçlerinde İngiliz yönetimi de Yemen krizini sonlandırmak için bir plan üzerinde çalışmaya başladığını belirtti.

Nitekim Arabistan Dışişleri Bakanı Adil Cubeyr’in son İngiltere ziyareti de bu dosya ile ilgili olduğu belirtiliyor.

Öte yandan BAE de Suud rejiminin Yemen savaşında hedeflerine ulaşamadığını görünce Amerika’nın yeşil ışık yakmasının ardından stratejik Aden limanı ve Yemen’e ait adaları ve Babul Mendeb boğazını ele geçirmeye çalışıyor. Aslında BAE ta ilk günden Yemen’de kendine bağlı milis güçleri toplamak ve onları eğitmek ve silahlandırmak ve mali açıdan desteklemekle Aden eyaletinde ve özellikle Aden limanında nüfuzunu arttırmayı amaçladı. BAE bu güçlere Aden çevresinde güvenlik çemberi adını verdi. Bu güçlere İdrus Zübeydi adında bir şahıs komutanlık ediyor.

Yemenli bazı güvenilir kaynaklar, BAE’nin kendine özel bir plan çerçevesinde hareket ettiğini ve planı nihai amacı BAE’nin Yemen limanlarını ve adalarını ele geçirmek olduğunu belirtiyor.

Görünen o ki Amerika yönetimi de Yemen’in güneyindeki stratejik adaları ve limanları ve Babul Mendeb’in kontrolünü BAE’ine havale etmiş bulunuyor. nitekim BAE de Amerikalılardan aldıkları bu izin çerçevesinde Eritre’de Kızıldeniz kıyısında Asab limanını 99 yıllığına kiralayarak burada askeri bir üs inşa etti.

Yemenli kaynaklar aynı zamanda BAE’nin Somali’de de bir iskele inşa etmekte oldğunu ve stratejik Sakatri adası ile Yemen’in Babul Mendeb’deki Miyon adasına ve yine Aden limanına musallat olduğunu, ki bu da Amerika’nın Babul Mendeb üzerinde sulta çabasının tamamlayan bir hareket olduğunu belirtiyor.

Gerçekte Babul Mendeb üzerinde sulta kurulması, gelecekte Hürmüz boğazına olan bağımlılığı ortadan kaldıracağı belirtiliyor. Amerika, Arabistan ve BAE Yemen’e musallat olduktan sonra Arabistan’dan Yemen toprakları üzerinden Babul Mendeb’e uzanan petrol boru hatları inşa etmek ve böylece İran’ın Hürmüz boğazı üzerindeki nüfuzunun etkisini yok etmek istiyor.

Ve son söz olarak geleceğe dönük bakışta üç önemli nokta dikkat çekiyor.

İlkin, Yemen’in 2011 yılına kadar devam eden birlikteliğinin yeniden sağlanması çok zor ve hatta imkansız gibi gözüküyor, nitekim güneydekilerin böyle bir senaryolu asla kabul etmeyecekleri ve bu duruma karşı tüm siyasi ve askeri güçlerini kullanacakları anlaşılıyor.

İkinci nokta, Ensarullah hareketinin geleceği hakkında yazılacak her türlü senaryoda, Yemen’de her türlü gelişmenin Arabistan ile yürütülen savaşın sonuçları ile doğrudan bağlantılı olduğunu unutmamak gerekiyor. Bir başka ifade ile, bu savaşın sonuçları Ensarullah hareketi ve Yemen’de diğer dinamik güçlerin konumunu ve rolünü etkileyeceği kesindir.

Üçüncü nokta da şu ki, bölgesel ve uluslararası aktörler Yemen gelişmelerinin sonuçlarında ve Ensarullah hareketinin konumu ve rolü üzerinde etkili olacaktır. Buna göre bölgede her türlü saflaşma ve gelişme de bu hareketin geleceğini etkileyeceği açıkça ortadadır.

Her halükarda Yemen’e hakim olan gelişmelere bakıldığında, Ensarullah hareketi bu ülkenin siyasi yapısında konumunu ve gücünü pekiştirdiği ve karşı tarafa bazı puanlar vermeye karşın Mansur Hadi ile siyasi bir çözüm üzerinde anlaşmaya varmaya hazır olduğu ve özellikle iç ve dış arenalarda meşruiyetini pekiştirmek istediği söylenebilir.

Ensarullah hareketi bu isteklerini elde ettiği takdirde askeri gücünü siyasi güce dönüştürecek, fakat aynı zamanda Yemen’de askeri ve güvenlik kurumları ve genelde iktidar yapısında etkili varlık sergileyecek ve böylece orta ve uzun vadeli çıkarlarını temin edecektir.

Ensarullah hareketi en yeni açıklamasında da bu ülkede tüm siyasi grupların temsil edildiği cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerini desteklediğini ilan etti.

Gerçekte bugün Ensarullah hareketinin siyasi ve askeri konumu yavaş yavaş bölgesel ve küresel aktörlerce de tanındığı anlaşılıyor. Bu gerçeği BM ve bazı Batılı devletlerin yetkilileri ve bazı Arap rejimlerin Ensarullah hareketi ile müzakerelere ev sahipliği yapmalarında görmek mümkün. Bir başka ifade ile Ensarulllah hareketinin siyasi ve askeri gücünün gelişmesi uluslararası düzeyde makbuliyetini de olumlu yönde etkilediği ve bu süreç gelişen bir şekilde ilerlediği söylenebilir. Gerçi Arabistan ve müttefikleri bu gelişmeyi engellemeye çalışacağı da kesindir.

Mar 06, 2018 20:49 Europe/Istanbul
Görüşler