Musul kenti tekfirci IŞİD terör örgütünün işgalinden kurtarıldıktan sonra Irak yönetimi önemli önceliklerle karşı karşıya kalmıştır.

Bu çerçevede sizler için hazırladığımız sohbetimizde bundan önce IŞİD’in işgalinde bulunan bölgelerin yeniden imarlı hale getirilmesi ve bu yolda var olan engelleri Bağdat yönetiminin en önemli önceliği olarak irdelemeye çalışacağız.

Irak Başbakanı Haydar İbadi 9 Temmuz 2017’de Ninova eyaletinin merkezi Musul kenti tekfirci IŞİD terör örgütünün işgalinden tamamen kurtarıldığını ilan etti.

Aslında Musul’un kurtuluşu bir çok açıdan önem arz ediyor. Örneğin Musul biraz önce de belirtildiği üzere Ninova eyaletinin merkezi ve Irak’ın ikinci büyük kentidir. Musul, IŞİD elebaşı Ebu Bekir Bağdadi 2014 yılında sözde İslamî hilafetini ilan ettiği kenttir. Bu yüzden Musul’un kurtuluşu tekfirci IŞİD terör örgütünün Irak’taki şom varlığının sonu sayılır. Nitekim IŞİD teröristleri de Musul’un kurtuluşunun bu mesajını itiraf ederek kentin tarihi Nuri camiini havaya uçurdular ve böylece Musul’un kurtuluş kutlamalarının bu camide yapılmasını engellemek istediler.

Gerçekte Irak topraklarının yaklaşık %40 kadarlık bir alanının tam üç yıl boyunca tekfirci IŞİD terör örgütünün işgali altında bulunması doğal olarak bu ülke için bir takım vahim sonuçları beraberinde getirmiştir. Yüz binlerce Iraklı vatandaşın ölümü veya yaralanması ve yaklaşık 3 milyon Iraklı vatandaşın mülteci durumuna düşmesi ve ayrıca işgal altındaki bölgelerde altyapıların çökmesi, IŞİD işgalinin doğurduğu bazı vahim sonuçlardır.

Bu arada Musul’un durumu diğer bölgelere kıyasla daha da vahimdir. Musul kenti IŞİD işgaline uğramadan önce 1.8 milyon nüfusu bulunan bir kentti ve hali hazırda bu nüfusun yaklaşık yarısına denk gelen 875 bin kişi mülteci hayatı yaşıyor. Bugün Musullu yüz binlerce mülteci BM mülteciler yüksek komiserliği ve uluslararası göç örgütünün destekleri ile ayakta durmaya çalışıyor. BM mülteciler yüksek komiserliği 2 Haziran 2017 tarihinde yaptığı açıklamada ise Musul'lu mültecilere desteklerini sürdürmek için yıl sonuna kadar 126 milyon dolar yardıma ihtiyaç duyduklarını açıkladı.

Şimdi Irak’ta sadece Hevice ve Tel Afer kentleri tekfirci IŞİD teröristlerinin işgali altında bulunduğu bir sırada mültecilerin geri dönüşü ve bundan önce işgal altında olan Musul semtlerindeki yaşamlarını yeniden başlatmaları öncelik arz ediyor. Bu arada IŞİD’in işgali altında bulunan ve şimdi kurtarılan bölgelerin yeniden imarlı hale getirilmesi de Irak yönetiminin ciddi önceliğine dönüştüğü anlaşılıyor.

Ancak bu süreçte akla gelen önemli soru, Bağdat yönetiminin IŞİD’in işgali altında bulunan bölgeleri yeniden inşa etmek için ne gibi sorunlarla karşı karşıya bulunduğudur.

Irak yönetiminin karşı karşıya bulunduğu ilk sorun, iktisadi ve mali kaynak kıtlığıdır. Zira son üç yılda IŞİD’in Irak’taki varlığından kaynaklanan yıkım, eski Musul kadar büyük olan yepyeni bir Musul inşa edilecek kadar ciddi boyutlardadır. Bu bağlamda Ninova eyaleti vali danışmanı İmad Reşideddin şöyle diyor: Musul tamamen yerle bil oldu. Musul’un batısında yıkım, doğusundan çok daha fazladır, zira Musul’un batısının %99 tahrip edildi.

Yine Ninova eyaleti imar komisyonu başkanının açıkladığına göre, Musul caddelerinin dörtte üç kadarı, köprülerin hemen hemen tümü, elektrik şebekesinin %65 kadarı ve ayrıca su tesisleri ile ilgili altyapıları yıkılmış vaziyettedir.

Atlantic gazetesinde “Irak nasıl yeniden inşa edilebilir?” başlıklı bir yazıyı 11 Temmuz 2017’de yayımlayan Jack Vattling şu ifadelere yer verdi: Musul çökmeden önce 2014 yılında orta ve küçük sanayi merkezi, ilaç fabrikalarının merkezi  ve içinde çok sayıda zanaatkar deri, koltuk ve tekstil alanlarında çalışan bir kentti, ancak tüm bu sanayiler yol oldu. Örneğin Musul’un modern ilaç fabrikaları 2016 yılında IŞİD karşıtı kurulan uluslararası ittifak tarafından imha edildi.

BM’nin Irak’taki beşeri işler koordinatörü Liss Grand da Haziran 2017’de Musul’un su tesisleri, okullar ve hastanelerin yeniden hizmete girmesi ve elektrik şebekelerinin onarımı gibi temel altyapıların onarılması için yaklaşık bir milyar dolar gerekli olduğunu açıkladı.

Buna karşın Grand’ın açıkladığı rakam sadece bu kentte acil insani yardımlar için gerekli olan bedele ilgilidir ve örneğin Anbar eyaletinde yaşayan halkın ihtiyaç duyduğu insani yardımları kapsamıyor.

Buna karşın Irak’ın yeniden imarlı hale getirilmesi için sadece acil insani yardımların yetmeyeceği ortadadır. Tahminlere göre Irak’ın IŞİD’in işgalinden zarar gören bölgeleri yeniden inşa etmek için 60 milyar dolar gerekiyor. Bu arada Bağdat yönetiminin değerlendirmelerine göre IŞİD’in işgal ederek tahrip ettiği bölgelerin yeniden imarlı hale getirilmesi için 100 milyar dolar gerekiyor, fakat Bağdat yönetimi bu kadar büyük bir parayı karşılayamıyor ve bu yüzden uluslararası yardıma ihtiyacı bulunuyor.

İgor Kozov 10 Temmuz 2017’de Atlantic gazetesinde yayımladığı “Musul tamamen tahrip oldu” başlıklı yazısında şöyle diyor: Irak yönetiminin IŞİD’den etkilenen bölgeleri yeniden inşa etme stratejisi 100 milyar dolara mal olabilir, ki bunu da ikinci dünya savaşından sonra mareşal projesi ile karşılaştırıyorlar.

Irak’ın yeniden imarı yolunda var olan ikinci büyük soruna gelince, gerçi IŞİD Irak’ta çökertildi, ancak bu tekfirci terör örgütünden korku ve kaygılar hala devam ediyor.

Şinhova haber ajansı 10 Temmuz 2017’de “Musul zaferinden sonra, Irak yeniden imar ve barış sorunları ile karşılaşacak” başlığı altında yayımladığı raporunda bu konuya temas ederek şu ifadeye yer verdi: IŞİD bir terör tehdidi olarak Irak’ta vardır ve yeniden yapılanmaya gidebilir. IŞİD Irak’ta gerilla saldırılarını organize edebilir.

Jack Vattling de Atlantic gazetesindeki yazısında şöyle dedi: bugün Irak’ın ihtiyaç duyduğu küçük ve orta ölçekteki firmaların büyümesi yabancı yatırımların sayesinde mümkün olacaktır. Irak’ın yeniden imarlı hale gelmesi için yeni bir mareşal planına ihtiyaç vardır. Ancak bazı güvenlik kaygıları bu planın Irak’ta uygulanmasına mani oluyor.

Gerçekte mareşal planının ikinci dünya savaşından sonraki atmosferde başarılı olmasının sebeplerinden biri, Avrupa ülkelerinin güvenlik sorunu ile karşı karşıya olmamasıydı. Ancak şimdi hatta Irak için mareşal planı gibi bir plan öngörülürse, güvenlik sorunu böyle bir planın Avrupa ülkelerinde uygulandığı dönemde olduğu kadar etkili olmamasına sebebiyet vereceği anlaşılıyor.

Irak’ın IŞİD’in işgalinden kurtarılan bölgelerinin yeniden imarı yolunda var olan üçüncü büyük sorun şu ki, bu ülke iktisadi kaynakların yetersizliğinden başka önemli sorunlarla karşı karşıyadır ki en çok da bu ülkenin devlet kurumlarında kurumsal hale gelen fesatla ilgilidir. Bir başka ifade ile, eğer Irak’ta nakit sorunu uluslararası yardımların sayesinde çözümlenecek olsa bile, Musul’un IŞİD tarafından işgal edilmesinden önce Irak’taki deneyimler bu ülkenin ekonomisinde fesat sorunu kurumsallaştığını ve bu yüzden uluslararası yardımların ve yatırımları gerektiği gibi değerlendirilememesine sebebiyet verdiğini gösteriyor. Irak 2016 yılında mali fesat ve yolsuzluk bakımından 176 ülke arasında 166. Sırada yer aldı.

İgor Kozov 10 Temmuz 2017’de Atlantic gazetesinde yayımladığı “Musul tamamen tahrip oldu” başlıklı yazısında şöyle diyor: Irak’ın yeniden imarı özel baş müfettişinin 2013 yılında hazırladığı rapora göre 2003 ila 2013 yılları arasında bu ülkenin yeniden imarı için yaklaşık 60 milyar dolar harcandı, ancak yabancı ortakların yanlış seçimi, Irak’ta kurumsal fesat, yanlış öncelikler, yanlış planlanan projeler ve güvenlik meseleleri yüzünden çok az bir etkisi oldu. Bu süre içerisinde 138 milyar dolar harcayan Irak yönetiminin durumu da bundan daha iyi değildi.

Irak’ın petrol gelirlerinin aşırı derecede gerilemesi de bu ülkenin yeniden imar süreci önünde var olan bir başka önemli engeldir. Bu konuda Mateo Schuitzer “askeri bir zaferin ötesinde; IŞİD sonrası Irak’ın yeniden imarı” başlıklı yazısında şu ifadelere yer verdi:

Irak’ın ihracatının %99’u, hükümetin gelirlerinin %90’ı ve dış gelirlerinin %80’i petrol ihracatından ibarettir. Ancak petrol fiyatlarının varil başına 50 doların altına düşmesi bu ülkenin ekonomisine zarar veriyor. Gerçekte IŞİD’den başka petrol fiyatlarının düşmesi de Irak ekonomisi için ciddi sorunlara yol açtı.

Gerçekte petrol gelirlerinin azalması Irak ekonomisi için ciddi sıkıntılar yarattı. Örneğin Ninova valilik konseyi Başkan yardımcısı Nureddin Kaplan şu açıklamada bulundu: Irak yönetimi 2013 yılında Ninova eyaletine 738 milyar dinar tahsis etti, ancak bu rakam 2017 yılında 52 milyar dinara, yani 44.5 milyar dolara geriledi ki bir eyalet için çok azdır.

Sonuçta Irak’ta IŞİD terör örgütünün sürdürdüğü işgalin son bulması ile birlikte bu örgütün işgal ettiği bölgelerin yeniden inşa edilmesi Bağdat yönetiminin en önemli önceliği olması gerekiyor.

Gerçekte Irak’ın geleceği sadece Irak milleti için değil, aynı zamanda bölge ve dünya için de önemlidir. Her halükarda Irak’ta IŞİD’in işgalinden kurtarılan bölgelerin yeniden imarlı hale gelmesi yolunda önemli sorunlar vardır ki bu bölgelerin tahrip oranı, iktisadi kaynakların yetersizliği, kurumsal hale gelen fesat ve petrol fiyatlarının düşmesi bu sorunların başında yer alan sorunlardır.

Aug 12, 2017 07:27 Europe/Istanbul
Görüşler