Suriye gelişmeleri 2017 yılında tekfirci IŞİD terör örgütünün bu ülkede son kalesi Ebu Kemal kentinin düşmesi ile bitmesi ve diğer tekfirci terör örgütlerinin işini bitirmek için düğmeye basılmasının etkisi altında kaldı.

Suriye devleti ve milletinin bu başarısı siyasi yankıları beraberinde getirdi, öyle ki gözlemciler bu yankıları Suriye’de teröristlerin hezimete uğramasının artçı depremleri şeklinde yorumladı. Bu artçı depremlerden biri, başta Arabistan’ın nüfuzu altında bulunan muhaliflerin saflarında çatlakların oluşmasıydı.

Suriye krizi 2011 yılında Arabistan, Amerika ve müttefiklerinin destekledikleri tekfirci terör örgütlerinin Suriye yönetimine karşı savaş açmasıyla başladı ve bölgede dengeleri korsan rejim İsrail lehine değiştirmeyi amaçlıyordu. Ancak Suriye ordusu direniş güçleri ve İran ve Rusya gibi müttefiklerinin yardımlarıyla 2017’de teröristlere ağır darbeler indirmeyi başardı.

Kuşkusuz Irak ve Suriye başta olmak üzere bölge milletlerinin şanlı direnişi bölgede dengelerin ciddi bir şekilde değişmesine vesile oldu. Irak ve Suriye milletlerinin başta IŞİD olmak üzere bölgedeki tekfirci terör örgütlerine karşı kader belirleyici zaferleri Ortadoğu bölgesinin gelişmelerini bölge milletlerinin isteği doğrultusunda ve direniş ekseninde bir Ortadoğu’nun şekillenmesine yöneltti ve zorba güçlerin elini bölge üzerinden kesti. Tüm bu gerçekler bölgenin terör kumpasını bozması ve bölgede istikrar ve güvenlik temelinde yeni bir düzen kurulması ve Amerika gibi bölge dışı aktörlerin devre dışı bırakılmasından başka bir şey değildir.

Genel bir değerlendirmede, Suriye ordusu ve halk güçlerinin değerli zaferleri terörle mücadelede aydın bir ufuk sergilediğini ve bu ülkeyi IŞİD sonrası döneme girmeye ve ülkeyi yeniden inşa etmeye hazır hale getirdiğini söyleyebiliriz.

Bu çerçevede Suriye yönetimi 2017 yılında bu ülkeyi saran krizden sonra ilk kez uluslararası ticari bir fuar düzenledi. Fuarın amacı gözleri bu ülkenin yeniden imar edilmesine çevirmeyi amaçlıyordu. Bu fuarın düzenlenmesi aynı zamanda Suriye yönetiminin ülkenin çeşitli bölgelerinde güvenliği sağlayabildiğini ortaya koydu. Bu bağlamda Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad’ın siyasi ve basın danışmanı Besine Şaban şöyle dedi: uluslararası Şam fuarının düzenlenmesinin mesajı ve iç ve dış çevrelerin ilgisi, Suriye’de savaşın sona erdiği, terörün bozguna uğradığı ve Suriye’de imar sürecinin başladığıdır. Uluslararası Şam fuarının düzenlenmesi Suriye milletinin yüksek iktisadi ve siyasi adımları atmaya hazır olduğu yönünde bir dönüm noktasıdır.

59. Uluslararası Şam fuarı başkentin fuar merkezinde 10 gün boyunca açıktı. Fuarı Suriye ve başta İran olmak üzere 43 ülkeden kamu ve özel sektörlerinin firmaları katıldı.

Uluslararası Şam fuarının başarılı bir şekilde düzenlenmesi Suriye yönetiminin uluslararası ve iktisadi alanlarda gelişen başarılarını bu ülkede terörle mücadelede sergilediği başarılara paralel olarak devam ettiğinin ifadesiydi. Uluslararası Şam fuarının düzenlenmesi aynı zamanda Suriye milleti IŞİD sonrası dönemde ülkelerinin yeniden inşa edilmesine esas konulardan biri olarak baktığını ortaya koydu.

Her halükarda fuara 43 ülkeden çeşitli firmaların katılması, Amerika’nın Suriye’ye yaptırım uygulayarak inzivaya itme çabalarının hezimete uğradığının işaretiydi. Şimdi Suriye gelişmeleri bu ülkenin ciddi bir krizi geride bıraktığını, imar ve yeniden ülkeyi inşa etme sürecine girdiğini gösteriyor. Bu durum aynı zamanda Suriye yönetiminin zaman ve mekan şartlarına göre doğru kararlar aldığını gözler önüne seriyor.

Suriye gelişmeleri bu ülkede siyasi, iktisadi ve askeri alanlarda inisiyatifin yasal yönetimin elinde olduğunu gösteriyor. Yine Suriye yönetimi ve Suriye halkının hazırlık çalışmaları ve programları da onların krizden sonra şimdi ülkenin iktisadi imar dönemine geçtiklerini ve Suriye’de reformları bir an önce hayata geçirmek istediklerini ve teröristlerin ve isyancıların bastırılması ve Suriye’yi güvensiz hale getirmelerinin engellenmesinden sonraki döneme hazırlandıklarını ortaya koyuyor.

Suriye krizi konusunda 2017 yılında dikkat çeken bir başka nokta Suriye krizinin çözümüne yardımcı olmak için düzenlenen siyasi müzakerelerin etkileridir. 2017 yılında Astana’da yeni tur müzakereleri tüm gözler bu yapıcı sürece çevrildikleri bir sırada düzenlendi. Uzmanlar ve siyasiler de bu süreçte olumlu değerlendirmeler sundu. Siyaset çevreleri Astana’da düzenlenen oturumları Suriye’de barışın inşa edilmesi ve siyasi çözüm yolunun ilerlemesinde etkili olduğunu açıkladı.

Astana müzakerelerine katılan taraflar Suriye krizinin çözümü için milli barış komitelerinin kurulması üzerine istişarelerde bulunuyor. Astana süresinde Rusya, Türkiye ve İran Suriye’de çatışmasızlık bölgelerinin sınırlarının belirlenmesi ve bu alanların gözetimi gibi konuları ele alıyor. Bu çabalar Suriye krizinin çözümünde bir dönüm noktası sayılıyor ve Astana’da düzenlenen bir kaç tur müzakerelerin ardından elde edilen sonuçlar sayılıyor.

Suriye’de çatışmasızlık bölgelerinin oluşturulması aslında her türlü siyasi entrika ve mülahazadan bağımsız olarak ve Suriye’de çatışmaların durdurulması için Astana müzakerelerinde gündeme gelen bir plandır.

Aslında Astana müzakerelerinin başarı sırlarını bu oturumların özellikleri ve has bileşenlerinde aramak gerekir. Astana müzakerelerinde dikkat çeken en önemli noktalardan biri, bu hareketin Avrupalılar veya Amerika’nın doğrudan hiç bir rolü olmaksızın düzenlenmiş olmasıdır. Suriye’de ilan edilen ateşkesleri pekiştirmek ve bu ülkenin yasal yönetimi ile muhalif grupların kalıcı bir barışın sağlanması için ciddi müzakerelerine zemin hazırlamak üzere düzenlenen Astana müzakereleri Suriye krizinin siyasi yollardan çözümlenmesinin altyapısı sayılır. Bu durum, Astana zirvesini Suriye krizinin siyasi yollardan çözümlenmesinde etkili bir harekete dönüştürdü. Suriye’de siyasi çözüm süreci özellikle tekfirci IŞİD terör örgütünün bu ülkede bozguna uğraması ve diğer terör örgütleri de hezimete uğrama eşiğine gelmesinden sonra ivme kazandığı anlaşılıyor, nitekim Suriye krizi üzerine bölgesel ve uluslararası zirvelerin düzenlenmesi de buna işaret ediyor.

Bu arada bir çok basın çevresi, Cenevre müzakerelerinde Suriye ve bölgede teröre destek veren malum devletlerin sürekli entrikalarına dikkat çekerek, bu müzakerelerin başarılı olabileceğine kuşku gözüyle baktıklarını belirtiyor. Gerçekte teröristlerin hamileri Cenevre müzakerelerini Suriye’ye yönelik illegal ve şom hedeflerini gerçekleştirme platformuna dönüştürmek istiyor. Bu yüzden Cenevre müzakereleri şimdiye kadar hiç bir somut sonuca ulaşamadı. Suriye’nin askeri sahasında destekledikleri teröristlerin art arda ağır hezimetlerine şahit olan terör hamileri bu devletler sürekli çeşitli provokasyonlarla siyasi yollardan hedeflerine ulaşmaya çalışıyor.

Bu şartlar altında terör hamileri teröristlerin Suriye’de faaliyet yürütmeleri için yeni bir ortak oluşturmayı gündemlerine aldıkları ve teröristlerin Suriye’nin geleceğinde rol ifa etmelerini sağlamaya çalıştıkları anlaşılıyor. Bu durum aynı zamanda teröristlerin hamileri Suriye’yi IŞİD sonrası dönemde de bir dizi komplo ile karşı karşıya bırakmak için çabalarını arttırdığını ortaya koyuyor. Bu gündem doğal olarak Cenevre müzakerelerini olumsuz etkiliyor.

Cenevre müzakereleri, İran, Rusya ve Türkiye Astana süreci çerçevesinde Suriye krizinin siyasi yollardan çözümü ve Suriye milli kongresinin Sochi’de düzenlenmesi yolunda önemli adımlar attıkları bir sırada devam ediyor. Oysa Suriye’de teröristlere ve muhalif gruplara destek veren Batılı devletler mevcut şartlarda sadece teröristleri askeri sahalarda Suriye ordusu ve halk güçleri karşısında korumaya ve onları kurtarmaya ve hedeflerine siyasi kanallardan ulaşmaya çalıştığı gözleniyor. Bu yüzden Cenevre müzakereleri Suriye krizinin çözümünde etkisiz ve faydasız bir sürece dönüşmüş bulunuyor.

Bu durum, Astana sürecinin sekizinci turu Kazakistan’da düzenlendiği bir sırada gündeme geliyor. Astana süreci İran, Rusya ve Türkiye’nin inisiyatifi ile şekillendi. Bu süreç Amerika ve müttefiklerinin iradesi dışındadır. Astana’da başlatılan Suriye barış müzakereleri bu ülkeyi saran krizin çözümünü doğru yörüngeye yerleştirdi ve Suriye milletinin görüş ve istekleri doğrultusunda devam ediyor. Astana müzakerelerinin ufku Suriye’nin yasal yönetiminin onayladığı bir ufuktur ve Suriye’de terörle ciddi mücadeleye paralel olarak Suriye krizinin siyasi çözüm süreci de devam etmektedir.

Bu çerçevede Astana’da geçen Mayıs ayında düzenlenen müzakerelerde çatışmasızlık bölgelerinin oluşturulması üzerinde önemli anlaşmalara varıldı. Bu anlaşmalar Suriye’de çatışmaların büyük oranda durdurulmasına vesile oldu. Şimdi ise İran, Rusya, Türkiye ve Suriye’nin işbirliği sonucunda Suriye’de yedi yıldır devam eden krizin çözüm ufku aydınlanmaya başladı. Astana sürecinin devam etmesi ve Suriyeli muhaliflerin de bu sürece ciddi olarak katılması, bu sürecin Suriye krizinin çözümünde başarı noktasına yaklaştığını gösteriyor. Bu süreç tamamen tarafsız bir şekilde ve sırf Suriyeli tarafların isteklerine ve Suriye gerçeklerine saygı çerçevesinde devam ediyor.

Astana sürecinin karşı noktası ise BM Suriye özel temsilcisi Stefan De Mistura’nın başını çektiği Cenevre müzakereleri yer alıyor. Cenevre müzakereleri de Astana süreci gibi sekizinci oturumunu düzenledi, ancak pratikte hiç bir başarı sağlayamadı. Bir başka ifade ile Cenevre müzakereleri sadece BM ve Suriye diyasporasının şovuna dönüşen bir süreçtir. Bu bağlamda Suriye Dışişleri Bakanı Yardımcısı Faysal Mikdad Cenevre’de düzenlenen 8. Tur müzakerelerde Arabistan kendine bağımlı muhalif grubunu kurduğunu, De Mistura da yalancı şahit rolünü üstlendiğini belirtti.

BM Suriye özel temsilcisi ve Arap ve Batılı hamileri ve Suriye diyasporası Şam yönetimini Cenevre müzakerelerinin başarısızlığından sorumlu tutuyor. Oysa gerçekte bu müzakerelerde muhalifler, Suriye milletinin iradesinin dışında olan ve daha çok Riyad’ın hedefleri doğrultusunda sayılan bazı talepleri gündeme getiriyor. Suriyeli muhalifler Kasım 2017’de Riyad’da bir oturum düzenleyerek Suriye’nin yasal Cumhurbaşkanı Beşar Esad’ın iktidardan çekilmesini istediler. Ancak bu talep Cenevre’de düzenlenen sekizinci tur müzakereleri başarısızlığa sürükledi.

Gerçekte Suriye krizinde çeşitli aktörlerin deneyimleri, Suriye’de ancak bu ülkenin askeri ve siyasi şartlarını doğru okuyan aktörlerin üstün konumda olduğunu gösteriyor. Nitekim Astana süreci de bu gerçeğin ürünüdür.

Jan 03, 2018 20:49 Europe/Istanbul
Görüşler