Uluslararası kurum ve kuruluşların yayımladığı raporlara göre Afganistan toprakları 2016 ve 2017 yılında gazeteciler ve medya mensupları için en kanlı yıllar olmuştur.

Gazetecilerin dokunulmazlık komisyonu raporuna göre bu kesim 2016 yılında Afganistan topraklarında, suikast, darp, tehdit, aşağılanma ve yaralanma gibi durumlarla karşı karşıya kalmıştır. Bu rapor 2016 ve 2017 yılında Afganistan’da 13 muhabirin öldürüldüğünü ve 88 muhabirin şiddete maruz kaldığını belirtiyor. Bu arada 2016 yılında Afganistan’da gazetecilere yönelik şiddetin 2015 yılına oranla %38 arttığı ve 2017 yılında da bu kesimin durumu iyileşmediği gibi daha da kötüleştiği ifade ediliyor.

Afganistan’da özgür medyaya destek bürosunun raporuna göre geçen sene Afganistan’da 11 muhabir öldürüldü ve yine 91 muhabir de şiddete maruz kaldı. Afganistan’da gazetecilere ve kültür çevrelerine yönelik kanlı şiddet uygulamalarının en son örneği 2017’nin sonlarına doğru Kabil’de Tebyan kültür merkezi ve Afgan sesi haber ajansına düzenlenen ve 40 kişinin hayatını kaybetmesi ile sonuçlanan kanlı terör saldırısıydı.

Afganistan’da ilgili kurumların ve yine uluslararası ilgili kurum ve kuruluşların gazetecilere ve medya mensuplarına saldırıları düzenleyenlerin hakkındaki raporlarında sırasıyla devlet, hükümet karşıtı milisler ve kimliği belirsiz saldırganlar, bu kesime saldıran ve onları katleden veya ölümle tehdit eden etkenler olarak ifade ediliyor. Gazetecilere ve medya mensuplarına düzenlenen saldırıların amaçları ise Afganistan’da ifade özgürlüğünü engellemek ve Afganistan milletinin sesini susturmak gibi durumlarla açıklanıyor.

Afganistan’da medya organları 2001 yılında ve Taliban rejimi devrildikten sonra gelişmeye başladı. Afganistan devlet adamları son 16 yılın getirilerinden birini ise bu ülkede görsel ve duysal medya ve basının mantar gibi gelişmesi şeklinde ifade ediyor ve Afganistan’da tüm siyasi akımların ve hareketlerin ve yine tüm dini, etnik ve kültürel grupların kendilerine özel medya organı bulunduğunu belirtiyor.

Gerçi Afganistan’da medyanın mantar gibi yayılması bu ülkede yaşayan insanların bilincinin gelişmesine katkı sağlaması da gerekiyor, fakat Afganistan’da bazı akımlar çıkarlarının tehlikeye düşmesinden kaygı duydukları için gazetecileri tehdit ederek onları kendi kendilerine sansür uygulamaya zorluyor ve kim bu güç odaklarının kırmızı çizgilerini aşacak olursa ortadan kaldırıyor. Bu yüzden Afganistan’da devlet adamları bu ülkede ifade özgürlüğünden kaygı duyan ilk kesim olduğu ifade ediliyor.

Afganistan’da özgür medyaya destek bürosu Başkanı Mucib Halvetger ise gazetecilere karşı şiddetin ifade özgürlüğü düşmanlığını yansıttığını ve devlet adamları bu düşmanlığın en ön saflarında yer aldığını belirtiyor.

Afganistan’da siyasi meselelerin yanında gazetecileri tehdit eden bir etken olarak etnik meselelere de değinmek gerekir. Afganistan’da her etnik akım medyayı kullanarak kendi görüş ve isteklerini kamuoyuna bildirmeye ve daha fazla taraftar kitlesi toplamaya çalışıyor ve bunun yaparken başka siyasi veya etnik grup hakkında bazı ifşaatta bulunuyor, fakat bu konu karşı tarafın tepkisi ile karşılaşıyor ve bu tepki gazetecilere yönelik şiddet şeklinde ortaya çıkıyor.

Afganistan’da gazetecilere karşı şiddet uygulayan ikinci kesim silahlı terör örgütleri ve milis yapılanmalardır. Zira gazeteciler ülkenin çeşitli onların işlediği cinayetleri ifşa ediyor. Bu arada Taliban terör örgütü gazetecilerin katledilmesi konusunda en çok zan altında bulunan örgüttür. Taliban’dan sonra tekfirci IŞİD terör örgütü de Afganistan’da etnikçiliği ve mezhepçiliği körüklemek için gazetecileri katleden ikinci örgüt sayılır.

Afganistan’ın medya meseleleri uzmanı Necib Şerif şöyle diyor: Taliban gazetecilere karşı en büyük tehdittir. Afganistan’ın güvensiz eyaletlerinde Taliban örgütü medyadan kadınların sesi, güvenlik bilgileri ve barışla ilgili gelişmelerin hakkında haberlere sansür uygulamalarını istiyor, ki bu da başlı başına Afganistan’da ifade özgürlüğü için en büyük tehdittir.

Afganistan’da uzmanlar gazetecilerin katledilmesi ve bu kesime yönelik tehditlerin artması bu ülkede tehditlerin mahiyetini değiştirmekle kalmadığını ve aynı zamanda ülkenin güvensiz bölgeleri olan Luger, Gazney, Verdek, Pektia ve Pektika gibi vilayetlerde gazetecileri zorunlu sansüre yönelttiğini belirtiyor.

Afganistan’da gazetecilere karşı şiddet uygulayan üçüncü kesim, kimliği belirsiz sayılan zümredir. Bu zümrenin daha çok kişisel husumetlerin çerçevesinde gazetecilere saldırdıkları söylenebilir. Yine bu zümre Afganistan’da güç odaklarının istihdam ettiği tetikçiler olabilir. söz konusu güç odakları işledikleri fesat ve cinayetleri örtbas etmek için gazeteleri hedef aldıkları anlaşılıyor. Bu yüzden Afganistan’de medya çevreleri yargı kurumu gazetecilerin katledilmesiyle ilgili dosyaları ciddi bir şekilde ele aldıkları takdirde bu suçu işleyen canilerin artık kendilerini güvende hissedemeyeceklerini belirtiyor.

Afganistan’ın medya uzmanlarından Ahmet Derviş bu konuda şöyle diyor: Afganistan’da cezadan muafiyet anlayışına son vermek ve gazetecilerin cinayet dosyalarını ciddi bir şekilde ele almak gerekir. Bugün bazı gazetecilerin katledilmesi üzerinden bir kaç yıl geçtiği halde dosyaları hala açık bulunuyor.

Afganistan’da ilgili kurumların ve uluslararası kurum ve kuruluşların raporlarında devlet adamları gazetecilere yönelik birinci dereceden tehdit olarak ilan edildiğine göre Kabil yönetimi medya mensuplarına tam dokunulmazlık sağlayarak bu ülkede ifade özgürlüğünün devam etmesine yardımcı olması gerekiyor. Uluslararası çevreler Afganistan’da şeffaflık ilkesinin tüm alanlarda söz konusu olması gerektiğine vurgu yaptıklarına göre medya organları bu konuda fesat durumlarını ve suç meselelerini ifşa ederek önemli katkı sağlayabilir.

Afganistan’da milli vahdet hükümeti 2014 yılında fesat ve yolsuzlukla mücadele sloganı ile işe başladı ve medyaya vereceği destekle bu sloganın gerçekleşmesi ve hedefine ulaşmasına katkı sağlayabilir.

Afganistan’ın medya meseleleri uzmanı Sıddikullah Tevhidi bu konuda şöyle diyor: gazetecilerin dokunulmazlığı ciddi bir şekilde milli vahdet hükümeti tarafından dikkate alınmalıdır. Eğer gazetecilerin cinayet dosyaları ciddiye alınmazsa, gazetecilerin moralini çökerteceği gibi son yılların kazanımlarını da yok edeceği kesindir.

Her halükarda Afganistan, dünyada gazeteciler için en tehlikeli ülkelerden biri olarak değerlendiriliyor ki bu da bu ülkede son yıllarda medyanın kaydettiği ilerlemeye asla uygun değildir.

Afganistan’da medya organlarının gelişmesi ancak bu ülkenin siyasi, sosyal ve iktisadi durumunu olumlu etkilediği zaman ve gazeteciler de özgür bir ortamda gerçek sorumluluklarını yerine getirdikleri ve tehdit unsurlarından korkmadıkları takdirde söz konusu olabilir.

Feb 04, 2018 22:56 Europe/Istanbul
Görüşler