Bugünkü sohbetimizde siyoniszm hareketi ve siyonistlerin 19. Yüzyılın sonlarına doğru sözde Yahudi bir devleti kurma çabalarını ele almak istiyoruz.

Amerika Başkanı Donald Trump Beytulmukaddes’i çakma rejim İsrail’in başkenti olarak tanıdığını ilan ederek bir kez daha Filistin ve Kudüs meselesini İslam dünyasının bir numaralı meselesi yaptı.

Gerçekte siyonistler işgal ettikleri Filistin toprakları üzerinde kurdukları çakma İsrail rejiminin üzerinden geçen yetmiş yılda, İslam ülkeleri ile ilişkilerini normalleştirmek ve Filistin ve kutsal Kudüs kentini işgal etmelerine meşruiyet kazandırmak için büyük uğraş verdi.

Bu arada uluslararası camianın ABD Başkanı Trump’ın Kudüs kararına gösterdiği tepkiler ise Amerika ve korsan İsrail’in dünya genelinde inzivaya itildiklerini ortaya koydu.

Beytulmukaddes ve Filistin toprakları İslam dünyasının kalbi olarak oldukça engebeli bir maziye sahiptir ve İslam düşmanları sürekli bu bölgeye musallat olmaya çalışmıştır.

Bundan önceki bölümlerde Kudüs’ün geride bıraktığı engebeli tarihini gözden geçirdik. En son bölümde ise Osmanlı imparatorluğunun Kudüs üzerindeki 4 asırlık hakimiyetini anlattık. Öte yandan Osmanlı imparatorluğunun zayıflaması ve başta Britanya olmak üzere Batılı sömürücü devletlerin İslam beldelerine müdahalelerinin ardından sonunda birinci dünya savaşı bitiminde Osmanlı imparatorluğunun parçalanması için zemin hazırlandı. Bu süreçte Britanya’ya bu parçalanmadan düşen pay ise Filistin, Irak ve Hicaz toprakları oldu.

Bu arada siyonistler 19. Yüzyılın sonlarına doğru sözde Yahudi bir devleti kurmak için uluslararası arenalarda büyük bir girişim başlattı ve Filistin toprakları Britanya tarafından gasbedilince, siyonistler Yahudi devletlerini kurmak için Filistin topraklarını hedef tahtasına yerleştirdi. Siyonistler Britanya devletinden Osmanlı imparatorluğu yenildikten sonra Filistin'in, onların istediği Yahudi devletin kurulacağı topraklar olması yönünde güvence istiyordu.

Uluslararası siyonizm örgütünün dönem Başkanı Vaizman’in çabaları sonucunda Britanya’nın dönem Dışişleri Bakanı Lord Balfour, 2 kasım 1917 tarihinde İngiliz Avam Kamarası üyesi ve Yahudi kökenli politikacı Wolter Routshield’e bir mektup yazdı. Balfour bildirisi adıyla ün yapan bu mektupta Britanya devletinin Filistin topraklarında Yahudiler için bir devlet kurma sözü yer alıyordu.

Aslında Balfour bildirisi Amerika ve Avrupa’da yaşayan siyonistlerin İslam dünyasının bir parçası olan Filistin topraklarında Müslümanların ilk kıblesi olan Kudüs başkentli İsrail adında ırkçı ve çakma bir rejim kurma yönündeki sinsi faaliyetleri ve komplolarının sonucuydu.

Siyonistlerin sözde Yahudi bir devlet kurma çabaları 19. Yüzyılın sonlarına doğru başlamıştı. Bu çabaların sonunda ise sömürücü devlet olan Britanya Filistin topraklarını siyonistlere hibe etti.

Gerçekte Balfour bildirisi o günlerde uluslararası siyonizm örgütünün dönem Başkanı Hayyim Vaizman, Avam Kamarası üyesi ve Britanya’nın büyük bankacısı Wolter Routshield ve Polonyalı ünlü gazeteci ve dil bilimcisi Nahom Sokolov’un lobi faaliyetlerinin ürünüydü. Bu üçlü, Balfour bildirisinin yayımlanması ile sonuçlanan müzakerelerde önemli rol ifa etmişti. Filistin topraklarında sözde Yahudi devletinin kurulmasında etkili olan bu üçlüden başka uluslararası siyonizm hareketinin kurucusu Teodor Hertzel’in rolünü ve etkisini de unutmamak gerekir.

Siyonizm sözcüğü ilk kez 1893 yılında Nathan Birmbaum tarafından gündeme getirildi. Ancak siyonizm ideolojisinin fikir babası Teodor Hertzel Yahudi devleti adında 1896 yılında yayımladığı kitabında bu düşünceye resmiyet kazandırdı. Hertzel dünyada anti semitizm duyguları hafifletmek için Yahudi bir devletin kurulması şart olduğunu iddia ediyordu.

Gerçekte siyonizm hareketi kendilerini dünyaya evrensel bir din olarak tanıtan bir avuç radikal ve ırkçı Yahudi'nin düşüncelerinin ürünüydü ve amacı da dünyadaki tüm Yahudileri Filistin topraklarına toplamak ve işgal ettikleri bu topraklarda Yahudi devleti kurmaktı.

Kısaca Teodor Hertzel olarak anılan Benyamin Zib Ben Jacob Hertzel 2 Mayıs 1860’ta Budapeşte kentinde dünyaya geldi. Teodor, Yahudi zengin bir ailenin ikinci çocuğuydu. Hertzel ailesi esasen sırplardan ve Avusturya ve Macaristan’ı kapsayan imparatorluğun Almanca konuşan vatandaşları sayılıyordu.

Hertzel’in en önemli özelliği siyonizm düşüncesiydi ki bu düşünceye siyasi eğilim kazandırmak, Hertzel’i siyonizm düşünce tarihinde seçkin bir şahsiyet yaptı.

Hertzel’in ünlü tezlerinden biri, "organımsı millet kabul edilemez" olduğu teziydi. Hertzel bu tezinde Yahudi karşıtlığı Batı kültürü ve medeniyetinin bir parçası olduğunu ve bundan kurtulmanın da mümkün olmadığını savunuyordu. Gerçekte Hertzel’in bu tezine göre, yıkılması bir zaruret olan Batı medeniyeti gibi daha büyük bir yapıda yer alan yabancı bir organ için nihai çözüm yolu bu yapıdan çıkmaktı.

Hertzel siyonist planını savunurken, gerçi Yahudi milleti yabancı ve dışlanan bir organ gibi olduğunu ve bu açıdan Avrupa toplumunda fazlalık sayıldığını, fakat Avrupa rönesansın başından itibaren Yahudilerin faydalı olduklarını ve onları Batı medeniyetinin çıkarları doğrultusunda kullanmanın mümkün olduğunu anladığını söylüyordu.

Hertzel’e göre bu sorunun emperyalist çözümü Yahudileri dünyanın dört bir yanından Filistin gibi bir yere göç ettirmekti ki bu da ilgili devletler ve ayrıca Avrupa ülkeleri için faydalı olacaktı.

Hertzel Yahudilerin Filistin’de Avrupa’nın Asya kıtasına karşı ön cephesinin bir parçası olması ve onun tabiri ile barbarlara karşı uygun bir üs olması gerekiyordu. Hertzel Filistin’i Doğu dünyasının yıkılmış ve afetzede bir köşesi olarak tanımlıyor ve şöyle diyordu: Yahudiler, yani Batı medeniyetinin temsilcileri beraberlerinde Batı kültürü, düzeni ve temizliğini bu viraneye, yani Filistin’e getirecektir.

Hertzel’in en belirgin siyasi faaliyeti, dünyanın dört bir yanından toplanan Yahudi temsilcilerin katılımı ile siyonist kongreyi düzenlemekti. Bu kongre 1897 yılında İsviçre’nin Bazel kentinde ve Hertzel’in başkanlığında çalışmalarına başladı. Uluslararası siyonizm kongresinde siyonizm hareketinin programı hazırlandı. Kongrede Yahudi devletinin kurulması için iki hedef açıklandı. Birinci hedef, Yahudilerin Filistin’de kalacakları bir yeri büyük güçler ve Osmanlılar ile müzakere ederek tedarik görmekti. İkinci hedef de uluslararası siyonizm örgütünü kurmak ve başka ülkelerle siyasi ve iktisadi alanlarda teamülünü takviye etmekti.

Ancak Osmanlı devletinin Hertzel’in İstanbul’u art arda ziyaret etmesi sırasında taleplerine hayır demesi, bu kez Hertzel’i Filistin topraklarında Yahudi devleti kurma hayalini gerçekleştirmek için Britanya devletine yöneltti.

Hertzel Britanya’da devlet adamlarının desteğini almak ve siyonizm düşüncesine yönelik güven duygusunu kazanmak için dördüncü kongresini Londra’da düzenledi. Hertzel aynı zamanda  Grenberg’in yardımları ile Britanya devleti ile güçlü ilişki kurdu. Ancak Hertzel hayalinin İngiliz sömürüsünün yardımları ile gerçekleştiğini görebilecek kadar yaşayamadı. Hertzel 3 Temmuz 1904 tarihinde öldü. Ancak Hertzel ölümünden sonra siyonistlerin arasında özel bir konum kazandı.

Ağustos 1949’da ve çakma İsrail rejimi kurulduktan kısa bir süre sonra Hertzel’in cesedinin kalıntıları Beytulmukaddes’de bir dağa, daha önce babasının cesedinin getirildiği yere getirildi ve burada Hertzel için aile müzesi açıldı. Hertzel öldüğü gün de İsrail’de milli gün ilan edildi.

Hertzel’in halefleri siyonizm hareketini sürdürdü ve Britanya da Filistin topraklarında çakma İsrail rejiminin kurulması için tüm istişarelerin merkezi oldu. 25 Nisan 1920 tarihinde müttefikler yüksek konseyi Filistin’i Britanya devletine devretti ve 22 Temmuz 1922 tarihinde de bu karar milletler cemiyeti tarafından Britanya devletine bildirildi.

Filistin’de Yahudi milli merkezinin açılması Britanya’nın Filistin üzerindeki mandalığının bir parçasıydı ve Balfour bildirisinde hemen hemen harfi harfine kaydedilmişti ve manda devletini bu merkezin bağımsızlığını ve özerkliğini ilan etmekle yükümlü hale getirmişti. 4. Maddede ise manda devleti ile milli merkezi kurmak üzere işbirliği yapan Yahudi teşekküle tanınmış ve bu teşekkülün Yahudi kurumu niteliğinde olduğu vurgulanmıştı. 6. Maddede de manda devletin Yahudilerin Filistin’e göç etme ve iskan imkanlarını hazırlaması belirtilmişti.

Feb 04, 2018 23:09 Europe/Istanbul
Görüşler