Son günlerde Arabistan rejiminin ABD’nin destekleri ile Yemen milletine yönelik cinayetlerini şiddetlendirmesi, Suud elebaşılarının Yemen savaşında uğradıkları art arda hezimetlerden öfke duyduklarının açık delilidir.

Evet, Suud rejimi bir süredir masum ve savunmasız Yemen milletine karşı cinayetlerini şiddetlendiriyor. Suud rejimine bağlı savaş uçakları son cinayetlerinde Yemen’in Hadide eyaletinde bir bölgeyi bombardıman etti, bombardımanda 30 sivil şehit düştü. Bundan önce de Sana eyaletinde 25 sivil Suud rejiminin saldırılarında şehit düşmüştü.

Sana ve Hadide eyaletlerinden önce Suud rejimi en büyük cinayetlerinden birini Taaz eyaletinde gerçekleştirdi. Bu cinayette Suud rejimine bağlı savaş uçakları 100 kadar sivili şehit etti veya yaraladı.

Aslında Suud rejiminin vahşice Yemen topraklarında sivil yerleşim merkezlerini ve bu ülkenin altyapılarını hedef alması en başta bu rejimin Yemen savaşında ulaşmak istediği hedeflere ulaşmakta feci bir şekilde başarısız olduklarının işaretidir. Suud rejimi Yemen topraklarına saldırdığı ilk günlerde bir kaç gün içinde Yemen’in stratejik bölgelerini ele geçirebileceğini ve başta Ensarullah hareketi olmak üzere Yemen halkının direniş güçlerini yok etmeyi başarabileceğini zannediyordu. Fakat zamanla Suud rejimi Yemen’de duvara tosladı ve belirlediği hiç bir hedefine ulaşamadı ve kuruntuları bir bir çökmeye başladı.

Bugün ne Yemen’in stratejik bölgeleri Suud rejiminin eline geçti ne de Ensarullah hareketi ve halk direniş güçleri yok edildi. Bunun anlamı ise Suud rejiminin Yemen’de hiç bir başarı sağlayamadığıdır. Doğal olarak bu şartlarda Suud elebaşıları şom planlarında başarısız oldukları için mazlum Yemen milletine yönelik cinayetlerini şiddetlendirdi ve kendince bu milletin direnişi kırmak istedi.

Suud rejiminin elebaşıları son üç yılda ve Yemen savaşı sırasında mazlum Yemen milletine karşı her türlü cinayeti işleyerek Ortaçağda yaşanan cinayetlerin yüzünü akladı ve uluslararası camianın gözü önünde hiç bir cinayeti işlemekten de çekinmediklerini ortaya koydu. Buna göre de bugün Suud rejiminin mazlum Yemen milletine cinayetlerini şiddetlendirmesinin tek sebebi, Yemen’e yönelik şom hedeflerine ulaşamamış olmalarıdır.

Öte yandan Suud rejiminin mazlum Yemen milletine karşı cinayet zincirinin uzaması hatta BM’yi bile isyan ettirdiği gözleniyor. BM Yemen işleri koordinatörü Jimmy Mc Goldrick bir bildiri yayımlayarak Arabistan’ın başını çektiği ittifakın son günlerde düzenlediği hava akınlarında çok sayıda sivilin hayatını kaybettiğini, bu beyhude savaşın tek sonucu Yemen’in yıkılması ve Yemen milletinin sınırsız acıları olduğunu belirtti.

Ancak BM yetkilisinin bu açıklaması Yemen’in istifa eden kaçak yönetimini rahatsız etti. Yemen’in istifa eden yönetiminin dışişleri bakanlığından bir kaynak şu açıklamayı yaptı: Mc Goldrick’in son bildirisi, onun Yemen’le ilgili amaçları hakkında şüphelere yol açtı.

Yemen’in istifa eden yönetimi BM yetkilisini Ensarullah hareketinin tarafını tutmakla suçladı ve Ensarullah Yemen’de bir çok cinayet işlediğini, fakat Mc Goldrick bu cinayetlere değinmediğini iddia etti.

Her halükarda görünen o ki şimdi Suud rejimi ve başını çektiği ittifakın Yemen’de işlediği cinayetlerin hacmi hatta bundan önce Riyad’ın petrol dolarları yüzünden susan BM’yi bile isyan etmeye zorladı. Şimdi artık herkes Yemen savaşı, Suud rejiminin veliaht prensi Muhammed bin Salman’ın maceracılığının sonucu olduğunu ve bu savaş onun yönlendirmeleri de devam ettiğini itiraf ediyor. Ancak Suud rejiminin bu kibirli ve ham prensinin yıkıcı ve yakıcı Yemen savaşını sürdürmesi Arabistan’ın bölgesel ve küresel arenalarda daha da inzivaya itilmesinden başka hiç bir getirisi olmadığı anlaşılıyor. Oysa bin Salman Arabistan’da kraliyet tahtına oturmak istediği bir sırada Yemen savaşı kendisi için büyük getirileri olmasını ve Riyad bölgesel bir güç olarak gündeme getirmesini umuyordu.

Middle East bu doğrultuda şöyle yazıyor:

Arabistan’ın bölgesel politikaları tam bir hezimet olmuş ve bu ülkeyi büyük ölçüde inzivaya itmiştir. Arabistan veliaht prensinin Yemen’de insani faciadaki payından başka, bölge genelinde Suud hakimiyetine yönelik saygı duymama duygusu göze çarpıyor. Gerçi Suud hanedanı Yemen savaşında ağır hezimete uğradıklarını çok iyi biliyor. Bu yüzden bir süre önce Yemen’de bir iç komployu uygulamak istedikten sonra şimdi Yemen’de Suud hanedanı Ali Abdullah Salih’i kaybetmekle karşılaştığı büyük boşluktan kaynaklanan krizle karşı karşıya bulunuyor. Arabistan iç kriz yaratmak için Ali Abdullah Salih piyonu üzerinde oynadı, fakat bu komplo Salih’in ölümü ile sonuçlandı.

Öte yandan Arabistan ve BAE yetkililerinin tüm ısrarlarına rağmen Ali Abdullah Salih’in oğlu onlara hayır dedi ve Yemen’de milli kongrenin askeri ve siyasi liderliğini üstlenmek istemediğini belirtti. Bu karar saldırgan Suud rejimi üzerinde büyük şok etkisi yaptı. Suud rejimi şimdi Salih’in alternatifini bulmak için çaba harcıyor. Arabistan medyasından Akaz gazetesi, Ali Abdullah Salih’in başında bulunduğu halk kongresi partisinin başına Yemen’in istifa eden kaçak Cumhurbaşkanı Mansur Hadi’yi getirmek istediğini yazdı.

Akaz gazetesi Yemen halk kongresi partisinden bazı kaynaklardan naklen partinin genel sekreter yardımcısı Sultan Berkani ve partinin diğer bazı liderleri 2008 yılında düzenlenen kongrede alınan kararların çerçevesinde Mansur Hadi’yi partinin yeni Başkanı olarak ilan etmek istediklerini belirtti. Gazete ayrıca bu partinin istifa eden Mansur Hadi yönetimine destek vermekle beraber Suud rejiminin saflarına katılmak ve Yemen milletine saldırmak ve Yemen genelinde Ensarullah hareketi karşıtı protesto eylemleri düzenlemek istediğini kaydetti.

Bu arada uluslararası camianın sessizliği ve hatta destekleri Suud rejimini mazlum ve savunmasız Yemen halkına yönelik cinayetlerinde küstahlaştırdığı da ortadadır. Gerçekte eğer Suud rejimi Yemen’e yönelik barbarca cinayetlerinde uluslararası camianın desteklerinden yararlanmasaydı bugün her hür insanın yüreğini parçalayan bunca cinayeti işlemeye cesaret edemezdi. Nitekim uluslararası af örgütünün Arabistan’a silah desteğinin durdurulması yönündeki tüm çağrılarına rağmen başta ABD olmak üzere Batılı devletlerin Arabistan’a silah satışı devam ettiği gözleniyor. Amerika hala Arabistan’a en gelişmiş silahları satmaya devam ediyor. Ancak buna karşın Suud rejiminin Yemen’de hiç bir hedefine ulaşamadığı ve bu yüzden de öfkelendiği ve yanlış kararlar aldığı anlaşılıyor.

Lübnanlı siyaset meseleleri uzmanı Ömer Marabuni Norveç yönetiminin BAE’ine silah ihracatını durdurma kararını bu ülkenin Yemen’de işledikleri cinayetlerine bağlamasına gösterdiği tepkide şöyle dedi: Norveç’in BAE’ine silah ihracatını durdurma kararı iki boyutu vardır. Bunlardan biri siyasi ve diğeri askeri boyuttur. Bence Norveç’in bu kararı Yemen’de devam eden savaşın üzerinde pek fazla etkisi olmaz, fakat bu kararın siyasi açıdan ele alınması gerekir. BAE’nin Yemen savaşına katılımı belli bir düzeydedir ve esas taraf Arabistan rejimidir ama maalesef bir çok ülke Arabistan’ın Yemen’de ne gibi cinayetler işlediğini bildiği halde bu ülkeye silah ihracatına devam ediyor.

Lübnanlı siyaset meseleleri uzmanı Ömer Marabuni şöyle devam ediyor:

Amerika Arabistan’a silah ihraç eden ülkelerin başında yer alıyor ve Amerika bu tutumunu sürdürerek Arabistan ve BAE’nin Yemen tecavüzünde onların yanında yer aldığı müddetçe Norveç gibi ülkelerin silah ihracatını durdurma kararı bu savaşı pek etkilemeyecektir.

Marabuni başka ülkelerin de Norveç’i takip etme ihtimali konusunda da şöyle diyor: kuşkusuz olabilir. Bu durum siyasi alanda büyük etkisi olacaktır, çünkü Amerika ile Avrupa arasında bir çok mesele üzerinde anlaşmazlık bulunuyor. Öte yandan Norveç’in bu kararı AB eğilimleri ile örtüşüyor ve belki de bir sonraki aşamada diğer AB ülkeleri de benzer bir karar alabilir.

Lübnanlı siyaset meseleleri uzmanı Ömer Marabuni kriz yaşayan bölgelere silah satışı konusunda bir yasanın olup olmadığı konusunda da şöyle diyor: herkesin bildiği gibi silah ticareti hakkında yasalar var, fakat bu yasalar küresel siyonizmin kontrolündedir ve siyonistler ve ABD devleti tarafından yönetilen ağın bir parçası sayılır.

Marabuni dünyada silah ticareti hakkında hiç bir kesin yasa olmadığı yüzünden Yemen devleti saldırgan tarafa silah satan ülkelerin hakkında dava açıp açamayacağı konusunda da Yemenlilerin bunu yapabileceklerini ve ülkelerine tecavüz edildiğini ispat edebileceklerini ifade ediyor.

Öte yandan Yemen Ensarullah hareketi bir rapor yayımlayarak, Yemen ordusu ve Ensarullah hareketi ve halk direniş güçlerinin Suud rejiminin başını çektiği ittifakın üslerine 2017 yılında düzenledikleri operasyonları açıkladı.

Raporda Yemen ordusu ve halk direniş güçleri saldırgan Arap ittifakına ait 1569 askeri teçhizatı tahrip ettiği ve bu ittifaka bağlı 29 savaş uçağının düşürüldüğü ifade edildi.

Ensarullah hareketi 2017 yılı ile ilgili raporunda ayrıca hareketin füze birliği bu yılda Arabistan ve BAE topraklarına ve askeri üslerine 45 balistik füze fırlattığını belirtti. Raporda  Yemen ordusu ve halk direniş güçleri 8 tank, 196 zırhlı araç, 1337 askeri teçhizat, 2 askeri bot, dört gözlem kulesi, casusluk teçhizatı ve savaş gemisini imha ettikleri vurguladı. Raporda ayrıca 399 Suud askeri ve 1894 işbirlikçi piyonun etkisiz hale getirildiği vurgulandı.

Feb 04, 2018 23:37 Europe/Istanbul
Görüşler