• Semavi nidalar - 25

oruç ibadetinin en önemli ve en yapıcı getirilerinden biri takva merhalesine ulaşmaktır.

Takva bizi her türlü sapkınlıktan ve sapmalardan korur ve insani ve ahlaki yüce değerlere ve kerametlere ve paklığa doğru yönlendirir. Yüce Allah’tan bizi bu sıfatla onurlandırmasını niyaz ediyoruz. Bundan başka takva, her türlü ihtilafları ve kırgınlıkları gidererek kalpleri birbirine yaklaştırır ve aşk, sevgi ve dostluk dolu bir ortam oluşturur. Böylesine güzel ve cazip bir ortam ancak derin bağlar sayesinde oluşabilir. Kur'an'ı Kerim bu konuyu şöyle beyan ediyor: Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah'tan korkun ki esirgenesiniz.

Kur'an'ı Kerim kardeşlik bağı tabiri ile ortak inancı paylaşan müminlerin arasında en güçlü ve en samimi bağları kurmak istiyor. Kuşkusuz bu fıtri ve insani bağlar, aralarındaki ilişkilerde kardeşlik ilkelerine uyulduğu ve buna göre her biri diğerinin hayır ve iyiliğini istemesi durumunda kurulabilir. İki mümin birbirine zulmetmekten ve birbirinin haklarını çiğnemekten kaçınmalı ve yaşamın zorluklarında birbirine yardımcı olmalıdır. İki din kardeşi birbirinin gönlünü kazanmaya çalışmalı ve asla birbirini incitmemelidir. İki din kardeşi biri düşmanla karşılaştığında öteki hemen onun yardımına koşmalı ve özetle karşı tarafı tüm kalbi ile sevmelidir.

Kur'an'ı Kerim kardeşlik bağından ilahi nimet şeklinde söz ederek Al-i İmran suresinin 103. ayetinde şöyle buyuruyor:

Allah'ın size olan nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşman kişilerdiniz de O, gönüllerinizi birleştirmişti ve O'nun nimeti sayesinde kardeş kimseler olmuştunuz.

Bu ayette iki önemli nokta dikkat çekiyor. Birincisi, Allah teala kardeşlik bağını kendisinden kaynaklanan bir bağ olarak beyan ediyor, yani müminlerin arasında gönül birlikteliği ve kardeşlik konusunda asla ilahi takdirin rolünü unutmamak gerekir. Kuşkusuz bu durum gönülleri birbirine yakınlaştırmak üzere sarfedilen çabaları reddetmez ve sadece ilahi inayet ve lütuf olmadan hiç kimse bu konuda sonuca ulaşamayacağını hatırlatmak ister. Kur'an'ı Kerim de bu konuya temas ederek Enfal suresinin 63. ayetinde şöyle buyurmakta:

Ve (Allah), onların kalplerini birleştirmiştir. Sen yeryüzünde bulunan her şeyi verseydin, yine onların gönüllerini birleştiremezdin, fakat Allah onların aralarını bulup kaynaştırdı. Çünkü O, mutlak galiptir, hikmet sahibidir.

Bu ayette dikkat çeken ikinci nokta, bağların çıkış noktası kalplerin olmasıdır, yani insan kalbinin ta derinlerinden olmalı ve yüzeysel ve geçici bir duygu olmamalıdır. Dolaysıyla ırk, kavim, siyaset, coğrafya gibi durumlarda kökü bulunan bağlar yüzeysel oldukları için ve dini inançların temelinde olan bağlardan farklı olarak sırf çıkar temeline dayandığı için pek derin değildir ve bu yüzden de pek dayanmaz ve en ufak bahane ile kopar.

Burada mutlaka hatırlatılması gereken ve asla gaflete uğramaması gereken önemli bir nokta şu ki İslam’ın yeminli düşmanları böl yönet siyasetini izledikleri için İslam dünyasında birlik ve birlikteliğe asla tahammül etmez ve türlü kumpaslar ve entrikalarla Müslümanların sağlam dini yapısına zarar vermeye çalışır. Maalesef tarih bu tür acı deneyimlerin örnekleri ile doludur ve düşmanlar bu alanda bazı başarılar elde etmiş ve İslam topraklarına nifak tohumu serperek istediklerine kavuşmuştur.

Düşmanların komplolarını etkisiz hale getirmenin en iyi yolu ise Müslümanların vahdet ve birlikteliğini korumaları ve ilahi takvaya sarılarak hedeflerine ulaşmalarıdır. Kur'an'ı Kerim Al-i İmran suresinin 200. ayetinde şöyle buyuruyor:

Ey iman edenler! Sabredin; (düşman karşısında) sebat gösterin, (cihad için) hazırlıklı ve uyanık bulunun ve Allah'tan korkun ki başarıya erişebilesiniz.

Ayetin bir başka boyutu din ve inanç temelindeki kardeşlerin arasında barış sağlanmasıdır. İslam dininde barış ve dostluğun çok özel yeri vardır. İslam dini bireysel ve toplumsal ihtilafların kökünü kurutmaya çalışır. İslam Peygamberi –s– ilahi vahiyden ilham alarak barış ve dostluğun temeli atan bir Resul olarak bir rivayette şöyle buyurur: Acaba sizi namaz ve oruç ve sadaka vermekten daha faziletli olan bir amelden haberdar edeyim mi? O amel, halkın arasını düzeltmektir, zira halkın ilişkilerinin bozulması tehlikeli ve dini yıkıcıdır.

Gerçekte burada İslam Peygamberi’nin –s– kullandığı tabirler çok önemlidir. Bilindiği üzere namaz ve oruç ibadetleri İslam dininde fevkalade önemlidir, fakat Allah Resulü –s– insanların arasını düzeltmek ve aralarında barış yaratmanın bu iki ibadetten de üstün olduğunu buyuruyor. Bunun anlamı insan ilahi görev ve sorumluluklarını yerine getirmemesi değildir, zira insan her türlü şartlarda bu iki farizeyi yerine getirmesi gerekir. Ancak Allah Resulü –s– burada barışın ne denli önemli olduğunu beyan etmek için bu sözcükleri kullanmıştır.

Rivayette dikkat çeken bir başka nokta, Allah Resulü’nün –s– ihtilafı ve ilişkilerin bozulmasını İslamî toplumunda öldürücü bir zehir ve yok edici bir etken nitelemesidir. Bu vurgu ihtilaf ve düşmanlığın ciddi bir tehlike olduğunu ve her toplumun ve milletin izzet ve iktidarını çökertebileceğini göstermektedir, nitekim bir toplum iktidarını kaybedince, zafiyete ve zillete düşmesi kaçınılmazdır.

Rivayette yer alan son nokta ihtilaf ve düşmanlığın dini yıkıcı özelliği olmasıdır. Dolaysıyla asaletini ve kimliğini dine borçlu olan bir İslamî nizamda her ne sebeple olursa olsun, ihtilafın yakıcı alevleri yükselmeye başlarsa o dinin yok olma tehlikesi ile karşılaşması kaçınılmaz olur. Bu tam da İslam düşmanlarının pusuya yattıkları ve arzu ettikleri bir konudur. Yüce Allah Kur'an'ı Kerim’de bu konuya temas ederek düşman sürekli sizinle savaşacağını ve sizi dinden döndürmeye çalışacaklarını buyurur.

Bu gerçek günümüzde karşı karşıya bulunduğumuz gerçektir. Bugün küresel istikbar İslam dünyasına karşı tüm imkanlarını seferber etmiş ve direniş eksenini kırmaya ve Müslümanları İslamî ülkülerinden vazgeçirmeye çalışmaktadır. Ancak Müslümanların tek kurtuluş yolu Kur'an'ı Kerim’e kulak vermek, ihtilafları bir kenara bırakmak ve barış ve vahdet eli sıkışmak ve böylece ilahi lütuf ve sonsuz rahmetten yararlanmak ve kaybettikleri izzeti yeniden kazanmaktır.

Jul 25, 2018 20:41 Europe/Istanbul
Görüşler