Onlardan bir kısmı günahlarını itiraf ettiler. Ve iyi bir amelle kötü bir ameli karıştırdılar. Ola ki, Allah tevbelerini kabul eder. Çünkü Allah gafurdur, rahîmdir.

Ebulbabe çok üzgün ve utanmış vaziyette camiye gitti, yanında getirdiği bir iple kendini caminin sütunlarından birine bağladı. İnsanlar onun bu amelini şaşkınlıkla izliyordu. Medine halkı onu çok iyi tanırdı. Allah Resulü -s- hicretin ikinci yılında Medine’den çıkmak istediğinde Ebulbabe’yi siyasi işlerde halefi olarak atamıştı. İnsanlar birbirine soruyordu: acaba Ebulbabe nasıl bir günah işledi ki şimdi kendini bu cezaya mustahak görüyor?

 

Macera şöyleydi: İslam Peygamberi -s- Medine’ye geldiği ilk yılda iç ihilaflara son vermek üzere Os ve Hazrec aşiretleri ve özellikle bu iki aşiretin yahudileri ile bir anlaşma imzaladı. Anlaşmada bu iki aşiretin yahudileri Medine bölgesini savunma sözü verdi. Öte yandan Allah Resulü Medine yahudileri ile bir başka anlaşma da imzaladı. Bu anlaşmada yahudi aşiretler, Allah Resulü -s- ve arkadaşlarına bir zarar gelirse veya onlar silah ve merkeplerini düşmana verdikleri takdirde Allah Resulü’nün -s- onları cezalandırmakta serbest olduğu belirtilmişti.

 

Ancak tüm yahudi aşiretler bu anlaşmayı ihlal etti. Bu aşiretlerden biri de Kurayzaoğulları aşiretiydi ki Ahzab savaşında müşrik Arap ordusu ile İslam ordusunu yenmek üzere işbirliği yapmıştı. Ahzab savaşında Arap müşriklerle yahudiler İslam karşısında ittifak kurmuştu, ancak bu savaş müslümanların zaferi ile sonuçlandı.

 

İslam Peygamberi -s- yüce Allah’ın emri üzerine Kurayzaoğullarının işini bitirmekle görevlendirildi, zira bu zümrenin bir kez daha Arap müşriklerin ordusu ile yeterli teçhizat sunarak Medine’yi ele geçirmelerinde onlarla işbirliği yapabilir, nitekim Arap müşriklerin Medine’nin içinde yaşayan Kurayzaoğulları ile işbirliği yaparak bu kenti ele geçirmeleri daha kolay olacaktı. Bu yüzden müslümanlar Kurayzaoğullarının mahallesine gitti ve onların kalesini kuşatma altına aldı.

 

Kurayzaoğulları yahudileri İslam Peygamberi’nden -s- onların ihanetini gözardı etmesini istedi, fakat Allah Resulü -s- bu öneriyi reddetti. Bunun üzerine Saad bin Maaz’ın aralarında hekemiyette bulunmasını önerdiler. Yahudiler şöyle dediler: o zaman hanedanı ve mal varlığı bizim nezdimizde olan ve eskiden bizimle dostluk anlaşması bulunan Ebulbabe’ye izin verin bizim kalemize gelsin ki onunla istişarede bulunalım. Allah Resulü -s- bu öneriyi kabul etti ve Ebulbabe’yi onların yanına gönderdi.

 

Yahudiler Ebulbabe ile Saad bin Maaz’ın hekemiyetini kabul edip etmemeleri meselesini danıştı. Ebulbabe boynuna işaret etti ve onlara savaşta ihanet etmek ve anlaşmayı çiğnemenin cezası çok ağır olduğunu ve Saad bin Maaz’ın onlar için ağır bir ceza belirleyeceğini ve bu yüzden onun hekemiyetini kabul etmemelerini ima etti. O sırada vahiy meleği Hz. Cebrail nazil oldu ve Allah Resulü’nü -s- Ebulbabe’nin ihanetinden haberdar etti.

 

Öte yandan Ebulbabe henüz yahudilerle istişare oturumundan kalkmıştı ki yaptığı hatayı anladı ve İslam Peygamberi -s- ve müslümanlara ihanet ettiğini farketti ve büyük pişmanlık duymaya başladı ve titreyerek yahudilerin kalesinden çıktı. Ebulbabe kendini cezaya mustahak görüyordu ve bu yüzden camiye giderek kendini cami sütunlarından birine bağladı ve şöyle dedi: Allah’a and olsun ben yüce Allah tevbemi kabul etmeden ölünceye dek hiç bir şey yemem ve içmem.

 

Bu haber Allah Resulü’ne -s- ulaşınca şöyle buyurdu: eğer bunu yapmadan önce bana gelmiş olsaydı, onun için Allah’tan mağfiret talep ederdim ve Allah teala da onu bağışlardı, ama şimdi ilahi mağfireti beklemesi gerekir.

Ebulbabe’nin eşi namaz vaktinde gelir, Ebulbabe’nin kendini sütuna bağladığı ipi çözer ve namazdan sonra tekrar sütuna bağlardı.

 

Altı gün böyle geçti. Artık açlık ve susuzluk yüzünden Ebulbabe’nin gücü tükenmek üzereydi, ta ki seher vakti İslam Peygamberi’ne -s- ilahi vahiy nazil oldu:

Onlardan bir kısmı günahlarını itiraf ettiler. Ve iyi bir amelle kötü bir ameli karıştırdılar. Ola ki, Allah tevbelerini kabul eder. Çünkü Allah gafurdur, rahîmdir.

Allah Resulü -s- tebessüm ederek şöyle buyurdu: Rabbim Ebulbabe’nin günahını affetti.

 

Ebulbabe’nin affedildiği haberi duyulunca halk camiye gelip Ebulbabe’nin ipini çözmek istedi, ancak Ebulbabe kabul etmedi ve bu ipi Resulullah -s- çözmesi gerektiğini söyledi.

Allah Resulü -s- sabah namazı için camiye geliğinde, mübarek elleriyle ipi çözdü.

Jul 25, 2018 20:55 Europe/Istanbul
Görüşler