Jul 09, 2016 07:41 Europe/Istanbul

Batı’nın en bariz insan hakları ihlaliyle ilgili örneklerden biri, Batı toplumunda kadınların durumudur.

Her yıl dünya kadınlar gününde Batılı kadınlar sokaklara dökülerek erkeklerle eşit haklardan yararlanmak üzere yürüyüş düzenliyor. Ancak bu eylemlerin hiç biri şimdiye kadar somut sonuçlara ulaşmadığı ve Batılı devlet adamlarının kararları kadınlara yönelik ayrımcılığı daha da körüklediği gözleniyor.

Bu yıl yine 8 Mart tarihinde dünya kadınlar gününü geride bıraktık, ama Batılı toplumlarda kadın haklarında yaşanan haksızlıklar ve zulüm devam ediyor.

Batılı toplumlarda kadınlar hâla istihdamda ayrımcılık, maaşta ayrımcılık, iş ortamında uygunsuz davranışlar, cinsel taciz ve şiddete maruz kalmak gibi durumlarla karşı karşıya bulunuyor.

Kuşkusuz kadınlara yönelik cinsel taciz ve şiddet, Batılı toplumlarda sosyal sapkınlıklardan biri olarak bu toplumların kültürel ve sosyal güvenliğini ve sosyal düzenini tehdit eden önemli etkenlerden biridir ve bu yüzden çeşitli toplumlarda bu tür haksızlıklara karşı koymak için özel tedbirler uygulanmaya çalışılıyor.

Gerçekte kadınlara karşı şiddet, bir nevi küresel epidemi gibidir ve sessizce tırmanır ve hemen hemen tüm milliyetlerde bu hastalık vardır. Batılı toplumlarda yaşayan kadınlar da onlara uygulanan şiddet afetinden müstesna değildir. Örneğin bazı araştırmalar İngiltere’de 18 ila 24 yaşın arasında bulunan kadınların %85’i şiddete ve tacize maruz kaldığını gösteriyor. Yine İngiliz kadınların %45 kadarı da istemedikleri cinsel taciz ve tecavüzün kurbanı oluyor.

Kadınlara karşı şiddete son verme ittifakı adlı örgüt de yaptığını araştırmaların sonucunda İngiltere’de kadınların %64 kadarı tüm yaşlarda şiddet ve tacize maruz kaldığını ve yine tüm yaşların gözetildiği durumda %35 cinsel taciz ve tecavüze uğradıklarını ortaya çıkardı. Bu araştırma İngiltere’de kamu mekanlarında cinsel tacize uğrayan kadınların dörtte biri ilk taciz deneyimini 16 yaşın altında yaşadığını gösterdi. Hatta bu kadınların bazıları erkeklerin tacizinden korunmak için her gün geçtikleri yolu değiştirmek zorunda kaldığı belirtildi.

Bu araştırmaya katılan bazı kadınlar kamu mekanlarında hemen hemen her gün cinsel tacize maruz kaldıklarını belirtti. Yine erkeklerle aynı ortamda çalışmak zorunda olan bazı kadınların da sürekli erkeklerin sözlü veya fiziki tacizlerine maruz kaldığı ortaya çıktı.

Kadınlara karşı şiddete son verme ittifakı adlı örgütün Başkanı yaptığı açıklamada ise şu ifadelere yer verdi: cinsel taciz ve eziyet, her kadının veya her kızın alışması gereken bir durum haline geldi, ama  aynı zamanda bu sorunun sorgulanma zamanı geldiğini düşünüyorum.

Kornel üniversitesi ve sokaklarda kadınlara yönelik tacizle mücadele kampanyasının dünya genelinde 16 bin kadın üzerinde yaptığı araştırmalara göre sokak tacizleri hakkında korkunç veriler ortaya çıktı. Bu araştırmaya kadınlar İngiliz kadınların %90’ı 11 ila 17 yaşları arasında sokakta cinsel tacizin kurbanı olduklarını belirtti.

Kadınlara yönelik cinsel taciz hatta İngiltere’nin okullarında da yaşanıyor. İngiltere’de bir hayır kurumunun yaptığı araştırmanın sonuçları İngiliz kadınların en az beşte biri okul döneminde istemediği cinsel taciz durumunu yaşadığını ve bu tacizler bu kadınların yarısından fazlasında sürekli olduğunu ortaya koydu.

Uluslararası Plen çocuk hakları hayır kurumunun Britanya şubesi olan Plen UK kurumu iki bin İngiliz kadın üzerinde yaptığı araştırmanın ardından bu nüfusun %22’si okulda ve eğitim döneminde istemedikleri cinsel taciz veya tecavüze maruz kaldığını açıkladı. Araştırmada, cinsel taciz veya tecavüze uğrayan bu kesimin %60’ı da durumu ilgili yetkililere bildirmediği ortaya çıktı.

Plen UK kurumunun Başkanı Lucie Russell ise şöyle diyor: Okul ortamı tamamen güvenli bir ortam olması gerekiyor. Ancak okulda cinsel taciz yapıldığı zaman kızların sahip oldukları fırsatları değerlendirme yeteneği büyük oranda gerileme kaydediyor, zira bu konu tacize uğrayan kızın özgüven duygusunu şiddetle olumsuz yönde etkiliyor. Kuşkusuz bu mesele tacizin çeşitli ve şiddetine göre ciddi fiziksel hasarlara da yol açabiliyor, öyle ki belki de tacize uğrayan kız okulu bırakmak zorunda kalıyor. Bu durum kızların eğitim sürecinde uzun vadeli yıkıcı tesirleri olabilir.

Söz konusu araştırmaya göre İngiltere’de 18 ile 24 yaş arasında bulunun her üç kadından biri, okul döneminde istemediği cinsel temas durumunu yaşadığını belirtti. Oysa bu durum 65 yaşın üzerindeki kadınlarda onda birdir. Bayan Russell, üzerinde araştırma yapılan kadınların arasında daha yaşlı kadınların arasındaki araştırma İngiltere’de kız öğrencilerin cinsel tacize uğrama meselesi yeni bir mesele olmadığını da ortaya koyduğunu belirtiyor. Russell şöyle devam ediyor: kızlara bu tür davranışları beklemeleri gerektiği söylenmiş. Onlara siz bu tür durumlara alışmanız gerekir demişler. Bunun anlamı da şu ki bizler, başlarına gelenleri rapor etmeyen anneler ve büyükannelerle karşı karşıyayız. Dolaysıyla biz asla rapor edilmeyen daha geniş boyutlarda gizlenen cinsel taciz ve tecavüz vakalarla karşı karşıyayız.

Yine okullarda kızların cinsel sömürüye maruz kalma meselesi, dünya genelinde 66 kız çocuğun okula gitmemesinin başlıca nedenlerinden biri sayılıyor. Unisef’in raporuna göre dünya genelinde yaklaşık 150 milyon kız cinsel tacize maruz kaldığı anlaşılıyor.

İngiliz sosyolog Anthony Giddens, Batı’da iş ortamlarında kadınların cinsel tacize uğramasını çok yaygın bir mesele olarak tanımlıyor. Giddens’in belirttiğine göre, cinsel taciz çalışan kadınların büyük bir bölümünü doğrudan etkileyen bir olaydır. Giddens’e göre bir bakıma tüm kadınlar cinsel tecavüzün kurbanı sayılıyor, çünkü kadınlar kendilerini korumak için özel tedbirler çerçevesinde hareket etmeleri veya sürekli cinsel tecavüze uğrama korkusuyla yaşamak zorunda kalıyor.

İnsan hakları gözetleme örgütünün raporuna göre ise Amerika’da başta illegal göçmen kadınlar olmak üzere bir çok işçi kadın artan bir şekilde cinsel tecavüz gibi şiddet olaylarına maruz kalıyor. Bu kadınların büyük bir bölümü işini veya ikamet iznini kaybetme korkusundan maruz kaldıkları cinsel taciz veya tecavüz vakalarını polise rapor etmiyor. Amerika’nın California eyaleti göçmen işçi kadınlar ve kızların en önemli merkezlerinden biridir ve bu insanların büyük bir bölümü şiddete maruz kalıyor.

Yine Amerika’da işçi kadınların üzerinde yapılan araştırmalar, bu insanların en az bir kez işverenlerinin cinsel tecavüzüne veya şiddet uygulamasına maruz kaldığını gösteriyor. Bu kadınlar bu durumu çalıştıkları çiftliğin veya fabrikanın şaşmaz kuralı olarak görüyor. Amerika’da tarlalarda çalışan üç milyon kadın işçi bulunuyor ve bunlardan 63 bin kadarını illegal göçmen kadınlar ve kızlar oluşturuyor.

Göçmen kadınlara tecavüz, hakaret, darp olayları hiç bir zaman hiç bir yasal kuruma yansımıyor, çünkü bu insanlar aşırı yoksulluk ve işe olan ihtiyaçları yüzünden bu tür şiddet uygulamalarına katlanmaya razı oluyor.

Yine bir çok devlet temsilcisi de bu korkunç durumun farkında olduğu halde aldıkları rüşvet karşılığında bu tür durumları üstlerine rapor etmiyor ve bu yüzden yıllardır Amerika’da iş ortamlarında bu tür şiddet uygulamaları ve cinsel taciz ve tecavüz vakaları devam ediyor. Bu konu üzerinde yapılan araştırmalar ise Amerikalı kadın işçilerin %80 kadarı defalarca patronları ve işverenleri tarafından cinsel tecavüze uğradığını gösteriyor. Öte yandan göçmenlerle ilgili yasal boşluklar ve tarlaların ve fabrikaların üzerindeki denetim yetersizliği de bu durumu körüklüyor.

Kadınlara karşı şiddet, epidemik bir olay gibidir ve dünyanın her yerinde dini ve etnik ve kültürel kökleri söz konusudur. Bu karmaşık sorunu çözmek için ise uluslararası işbirliği şarttır.

1979 yılında kadınlara karşı şiddet başta olmak üzere her türlü ayrımcılığın bertaraf etme konvansiyonu BM üyelerince imzalandı. Gerçi bir çok Batılı ülke de bu konvansiyona katıldı, ama hâla her gün başta Avrupa olmak üzere Batılı ülkelerde kadınlara karşı şiddet olaylarıyla ilgili haberler medyaya yansıyor.

Her halükarda kadınlara gerekli destek verilmediği süreci onlara karşı şiddet de ortada duran bir gerçektir. Bu yüzden başkalarına kıyasla daha fazla kadın hakları ve erkeklerle eşitliği konusunda iddiada bulunan Batılı ülkelerin devlet adamları ve güvenlik ve sosyal ve yargı kurumları Batılı toplumlarda tırmanan cinsel fesat ve taciz ve tecavüz vakalarını gözeterek bu sorunlarla mücadele için daha ciddi tedbirler uygulamaları ve böylece bu afetin yayılmasını önlemeleri gerektiği anlaşılıyor.

Etiketler

Görüşler