Emevi hanedanının tüm propaganda sistemleri ve onlardan sonra iktidarın başına geçen Abbasiler, Aşura hadisesini münzevi etmek ve karanlıkta tutmak için çaba harcadı.

Bu zalimler, İmam Hüseyin’in sözde adalet düzeni ve İslamî hükümete karşı ve dünya menfaati uğruna kıyam ettiğini telkin etmeye çalışıyordu. Bazı insanlar da bu yalan propagandalara inanıyordu. Bu yüzden ilahi önderler bu büyük hadiseyi canlı tutmak için bazı talimatlar vermeye başladı ve Erbain ziyareti, İmam Hüseyin’in -s- adını ve yadını canlı tutmak ve unutmamak için verdikleri talimattan biriydi.

İmam Hasan Asgeri -s- şöyle buyuruyor: müminin işaretlerinden biri, beş şeydir: 51 rekat namazı kılmak, Erbain ziyareti, yüzüğü sağ elin parmağına takmak, secde sırasında alnını toprağa koymak  ve namaz sırasında besmeleyi yüksek sesle söylemek.

İmam Hasan Asgeri’nin -s- bu rivayeti, tavsiye edilen ziyaretlerin arasında Erbain ziyaretinin önemini  ortaya koyuyor. Buna göre namaz din ve şeriatin sütunu olduğu gibi Erbain ziyareti ve Kerbela hadisesi de velayet sütunu olduğu söylenebilir.

Bu ziyaretin önemi itibarı ile İmam Cafer Sadık -s- sahabesinden Safvan Cemmal’a Erbain ziyaretinin bazı önemli bileşenlerini yazmıştır.

İmam Cafer Sadık’ın -s- yazdığı Erbain ziyaretinin başında şöyle okumaktayız:

"اَلسَّلامُ عَلى وَلی الله و حَبیبهِ اَلسَّلامُ عَلى خَلیلِ الله و نجیبِه" 

Yani: Selam olsun Allah’ın veli ve has habibine. Selam olsun Allah’ın dostu ve seçkin kuluna.

 

Selam, yüce Allah’ın isimlerinden biridir. Ziyaretçi yüce Allah’ın bu adını beyan ettiğinde şöyle demek istiyor:

Ey İmam, Allah senin inancın ve mektebini korusun ve onu düşmanların zararından saklasın.

Ziyaretçi ayrıca selam arz ederek kendini o hazrete yaklaştırıyor ve bu sözcüğü tekrar ederek edebini, ruhunu ve canını o hazrete yakınlık itibarı ile her türlü alçaklıktan, rezillikten ve kirlilikten arındırıyor ve sadece kendi içindeki putla mücadele etmediği ve o büyük insan gibi tağutlar, zalimler, despotlar ve insanlara ihanet edenlerle savaştığını ilan ediyor.

İmam Cafer Sadık’ın -s- yazdığı Erbain ziyareti şöyle devam ediyor:

اَلسَّلامُ عَلى صَفِىِّ اللَّهِ وَابْنِ صَفِیِّهِ اَلسَّلامُ عَلىَ الْحُسَیْنِ الْمَظْلُومِ الشَّهیدِ

 

Yani: selam olsun Allah’ın veli ve dostuna. Selam olsun Allah’ın halili ve necip kuluna. Selam olsun Allah’ın halis kulu ve halis kulunun evladına. Selam olsun mazlum şehit Hüseyin’e.

Kulluk, İmam Hüseyin -s- ve izleyenlerinin özelliklerinden biridir. Bir insan Allah tealanın ihlaslı kulu olmadığı sürece asla kemal noktasına doğru hareket edemez. Yüce Allah Saffat suresinin başında şöyle buyurmakta:

Sıra sıra dizilmiş olanlara, (yanlışları) engellemeye çalışanlara ve anmak için okuyanlara andolsun ki kuşkusuz tanrınız birtekdir. O, göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. Doğuların da (Batıların da) Rabbidir.

Kehf suresinin 65. Ayetinde de ihlaslı kulluğun ilahi ilim ve rahmetin kaynağı olduğunu belirterek şöyle buyurmakta:

Derken kullarımızdan bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermiş, kendisine tarafımızdan bir ilim öğretmiştik.

Bu ayet insanın kulluk makamı onu ilahi rahmete kavuşturduğunu ve ilim kapılarını kalbinin yüzüne açtığını gösteriyor, nitekim İmam Hüseyin -s- da kulluk makamında kemalin doruğuna ulaştı ve Allah’ın seçkin kulu oldu.

İmam Cafer Sadık’ın -s- yazdığı Erbain ziyareti şöyle devam ediyor:

اَللّهُمَّ ... جَعَلْتَهُ سَیِّداً مِنَ السّادَةِ وَ قآئِداً مِنَ الْقادَةِ وَ ذآئِداً مِنْ الْذادَةِ وَ أَعْطَیْتَهُ مَوَارِیثَ الْأَنْبِیَاء.

 

Yani: Ey yüce Rabbim, ben şahadet ediyorum ki sen İmam Hüseyin’i -s- efendilerden bir efendi, öncülerden bir öncü ve hakkı savunanlardan bir savunucu yaptın ve peygamberlerin mirasını ona sundun.

Evliya ancak kendileri herkesten önde gittikleri bir yola insanları davet edebilir. Nitekim Emirülmüminin Ali bin Ebutalib -s- de şöyle buyurmuştur: Biz size asla kendimiz daha önce yapmadığımız bir amele emretmedik.

İmam Hüseyin -s- da halkın en önünde hareket ederek tehlikelere göğüs geren ve zindan, işkence, hicret ve şehadeti karşılayan bir önderdir ve ancak o zaman insanları kendisini izlemeye davet etmiştir.

İmam Cafer Sadık’ın -s- yazdığı Erbain ziyareti şöyle devam ediyor:

وَ بَذَلَ مُهْجَتَهُ فیکَ لِیَسْتَنْقِذَ عِبادَکَ مِنَ الْجَهالَةِ وَ حَیْرَةِ الضَّلالَةِ

 

Yani: Ey yüce Rabbim, o kalbinin pak kanını senin yolunda feda etti ki kulların cahillikten ve şaşkınlıktan ve sapkınlıktan kurtulsun.

Erbain ziyaretinin en önemli eksenlerinden biri Aşura kıyamının felsefesini beyan etmektir ki şu kısa cümlede İmam Hüseyin’in -s- tüm amaçlarını beyan etmiştir. İmam Cafer Sadık -s- burada açık bir şekilde İmam Hüseyin’in -s- kulları cahillik ve karanlık ve sapkınlık bağından kurtarmak, nur ve kemale doğru hidayete erdirmek için tüm varlığını feda ettiğini ifade ediyor, ki bu da tüm peygamberlerin ve ilahi resullerin tarih boyunca nihai hedefidir ve Aşura kıyamında doruk noktasına ulaşmıştır.

Kur'an'ı Kerim’e göre ilahi enbiyanın risalet amacı iki şeydir. Bunlardan biri insanları bilinçlendirmek ve diğeri de nefsin tehzibi ile akıllandırmaktır. Cahil insanlar Allah’ın tealimini anlamaz ve alim olanlar da akılları olmadığı için bildiklerine amel etmez ve kendilerini ve başkalarını terbiye edemez. Bu yüzden peygamberler insanların talim ve terbiyesi ve tezkiyeleri için seçilmiştir. Peygamberler insanlara iyilikleri öğretir ve pratikte onları iyiliğe ve saadete doğru hidayete erdirir.

Öte yandan İslam Peygamberi -s- sürekli şöyle buyururdu: Hüseyin benden ve ben Hüseyin’denim.

Gerçekte İmam Hüseyin dedesi Allah Resulü’nün -s- risaletinin devamında ve halkı hidayete erdirmekte mücadele meydanına ayak basmaktan başka çaresi yoktu. İmam Hüseyin -s- insanlara dinin ahkamını ve emirlerini öğretmesi ve onları amel ehli yapması gerekiyordu. Gerçi tüm ehli beyt -s- fertleri aynı görev ve sorumluluğu söz konusuydu ve ders vermek, hutbe okumak ve mektup yazmakla görevlerini yerine getiriyordu. Ancak İmam Hüseyin -s- kültürel mücadeleden başka cihat etmeye de ihtiyaç duyulan şartlarla karşı karşıya kalmıştı. Nitekim bu ziyarette şöyle buyurmakta: İmam Hüseyin -s-, davetinde hiç bir mazeret geride bırakmadı, hayırseverliğini esirgemedi ve canını senin yolunda feda etti ki kulların cahillikten ve şaşkınlıktan kurtulsun.

İmam Cafer Sadık’ın -s- yazdığı Erbain ziyareti şöyle devam ediyor:

فَجَاهَدَهُمْ فِیکَ صَابِراً مُحْتَسِباً حَتَّی سُفِکَ فِی طَاعَتِکَ دَمُهُ وَ اسْتُبِیحَ حَرِیمُه

 

Yani: Ey yüce Rabbim, İmam Hüseyin -s- sabırla  ve mükafatla nifak ehli olanlarla cihat etti ki kanı seni izleme uğruna dökülsün ve mukaddes hürmeti kırılsın.

İmam Hüseyin -s- gerçekleştirdiği kıyamın tüm aşamalarında sabırlı olmakla yetinmedi, aynı zamanda konuşmaları ile toplumu da sabır ve şükretmeye davet etmeye çalıştı. Ancak bunun için insanın dünya aşkını gönlünden söküp atması gerekir, zira insanın kalbinde dünyaya olan bağımlılık var olduğu müddetçe her türlü maddi hadise veya eksiklik onu sarsar ve asla sabredemez. Bu yüzden İmam Hüseyin -s- mektuplarında ve hutbelerinde insanların kalbinden dünya aşkını silmeye ve yüreklerinde şehadet ve ebedileşme şevkini canlandırmaya ve böylece sabırlı insanlar yapmaya çalışıyordu. İmam Hüseyin’den -s- bu doğrultuda şu fısıldama geride kalmıştır:

Of olsun senin aşkına ey dünya, ne kadar gece gündüz, dostlarını ve sevenlerini öldürdün ve dostları birbirinden ayırdın ve aynı zamanda devranı, onların yerine gelenlerle yetinmesini engelledin. Her halükarda işler büyük Allah’a geri döner ve her canlı sonunda bu yolu kateder, dünyadan göç etme zamanı ne kadar da yaklaştı ki sonu ya cennet veya cennetten başka bir yerdir.

İmam Cafer Sadık’ın -s- yazdığı Erbain ziyareti şöyle devam ediyor:

اَشْهَدُ اَنَّ اللَّهَ مُنْجِزٌ ما وَعَدَکَ وَ مُهْلِکٌ مَنْ خَذَلَکَ وَ مُعَذِّبٌ مَنْ قَتَلَکَ

 

Yani: Şahadet ediyorum, Allah teala sana verdiği sözünü tabi ki eda edecek ve seni horlayanların tümünü helak ederek katillerine ağır azabın tadını tattıracaktır.

Erbain ziyaretinin bir başka mesajı, Aşura hamasetinin ebedi oluşudur ve bu da gerçekte ilahi bir vaat ve gaybi bir mesajın ifadesidir ki Hz. Zeyneb -s- de Yezid meclisinde hutbesinde buna işaret ederek şöyle buyurdu:

Ey Yezid, istediğin hileyi yapabilirsin, istediğin her şeyi yapabilirsin ve istediğin çabayı harcayabilirsin, bunu esirgeme, ancak Allah’a and olsun ki bizim adımızı yok edemezsin, bizim vahiy nurumuzu söndüremezsin. Sen bizim azametimizi idrak edemezsin ve bu zulmün ayıbını da asla kendinden silemezsin. Yoksa senin planlarının gevşek ve hükümetinin süresi kısa ve etrafındaki kalabalığın dağılacağından başka bir şey olabilir mi?

Gerçekte Hz. Zeyneb -s- o hassas ve tarihi şartlarda öylesine büyük bir özgüvenle gelecekten haber verdi ve kesin öngörüde bulundu ki bugün asırların ardından bu öngörünün sonuçlarını görmek mümkün.

Ve son söz şu ki İmam Hüseyin -s- da ilahi peygamberler gibi önce kendisi önden gitti ve ardından başkalarını hareket etmeye çağırdı. İmam Mekke’den ayrılırken Allah’ın evini ziyarete gelenlere şöyle buyurdu: bugün bizim kurban edileceğimiz yer Kerbela diyarı ve ihramımız da kefenimizdir. İslam’ı kurtarmak için canımızı feda etmeliyiz. Bu yüzden ancak canını feda etmeye hazır olanlar benimle gelsin, ad, ekmek ve görece zafer isteyenler gelmesin. Bana eşlik etmek isteyenlerin amacı Allah’a kavuşmak olmalıdır.

Bu yüzden o hazrete eşlik eden arkadaşlarından en iyi sahabe şeklinde söz edilir ve bu insanlar şimdi o hazretin yanı başında ebediyen yatmaktadır ve biz de İmam Hüseyin’i -s- selamladıktan sonra onların hepsini selamlıyor ve şöyle diyoruz:

فَمَعَکُمْ مَعَکُمْ لَا مَعَ عَدُوِّکُمْ صَلَوَاتُ اللَّهِ عَلَیْکُمْ وَ عَلی أَرْوَاحِکُمْ وَ أَجْسَادِکُمْ وَ شَاهِدِکُمْ وَ غَائِبِکُمْ وَ ظَاهِرِکُمْ وَ بَاطِنِکُمْ آمِینَ رَبَّ الْعَالَمِین

 

Yani: Biz düşmanlarınızla değil, sizinleyiz. Allah’ın selamı sizlerin ve ruhunuzun ve cisminizin ve huzurunuzun ve yokluğunuzun ve zahiriniz ve batınınızın üzerine olsun. Amin ya Rabbül Alemin..

Nov 17, 2017 19:09 Europe/Istanbul
Görüşler